7 Mayıs 2009 Perşembe

Romantik


Uzun zamandan beri ilk defa bugün bir bahar havası vardı dışarıda. Sevmediğim sıcaklara ve yaz ayına bizi ulaştıracak olan bu sayılı özlenen bahar günlerinde, biraz da Sinema üzerine yazmak istiyorum. Vizyondaki X-Men Başlangıç: Wolverine'a gidecektim bugün sözde... Ancak heyhat! Zamansızlık + Depresyon.
İyisi mi Sinan Çetin'in seneler boyunca çekimlerini sürdürüp ancak 2007'de vizyona girebilen Romantik filminden bahsetmek... (Nerden aklıma geldiyse şimdi?...)


Bir sinema salonunda, çoğu zaman yaptığım gibi tek başına gidip izlediğim bu filmde, psikolojik gerginlik anlamında öyle sahneler vardı ki, bazı insanlar ortamı derhal terk etti. Filmden sonra izleyiciler ne yazmış diye sözlüklere baktığımda bazı eleştirilerle karşılaştım. Mantıksızlığından dem vuranlar olmuştu, kötü demişlerdi vs...

Tipik Sinan Çetin tarzında bir yapımdı bence. Bu adamın kendine özgü fantastik bir sinema dili var ve filmlerine de -doğal olarak- yansıyor bu fantazi anlayışı. Amerikan filmlerinden (özellikle yönetmenin gençlik dönemi Amerikan filmlerinden), Hollywood film klişelerinden de besleniyor bu anlayış. Bunu daha önceki filmlerinden Komiser Şekspir'de de görmüştük.

Vizyona girdiği dönemki bir sözlük yazımda şöyle demiştim:

"Romantik, içinde mantık aramanın son derece mantıksız olduğu bir film. Fantazileri uğruna kendilerini hiç etmeyi veya öldürmeyi seçebilen adamların anlatıldığı bir yerde neyin mantığı aranıyor, bilemiyorum. Üstelik bu bir Sinan Çetin filmi! (Sinan Çetin'i küçümsediğim için demedim. Sadece adamın kendine özgü fantastik bir tarzı var, üstüne bir de Amerikan sosunu ilave ederek ürünlerini piyasaya sunuyor.)

Komser Şekspir'i anlamış olanlar; bu tuhaf Amerikan soslu fantastik sinema anlayışı ile tanıştıklarından, Romantik filmini de mantığın bir kriter olarak ele alınmadığını bilerek izleyeceklerdir. Yalnız bu filmde Sinan Çetin kendini de aşmış (tarzının gereksiz de olsa altını üstünü çizme konusunda) ve bu tarzdan hoşlananlara hoş kareler sunmuş. Hoşlanmayanlar içinse boktan bir şey yapmış elbette. Sonuçta sinema bir sanat dalı olduğundan, iyi sinema/kötü sinema kavramı da kişiden kişiye ve beklentilere göre değişebilir.

Filmden kısa notlar olarak denebilir ki içinde yoğun bir cinsellik ögesi var, hem konuyla alakalı hem de alakasız/bağımsız olarak. (Sinan Çetin'in reklamcı olmasının bununla bir alakası var mı acaba?)
Oyunculuk yok denmiş. Bence Teoman şarkıcılığından çok daha fazlasıyla katılmış bu filme... Okan Bayülgen ise Okan Bayülgen olduğunu unutturacak kadar iyi oynamış. Eğer insanların dış görünüşleri estetik ise, ses tellerinden çıkandan da bu kriteri bekleyenlerden değilseniz; Yasemin Kozanoğlu bile iyi olmuş -ki ben kendisinin gereksiz manken oyuncu olarak kadroya alındığı gibi bir önyargıyla gittim filme-. Bir de filmin onca yıllık tarihini ucundan köşesinden takip edenler anlayacaktır ki konusu defalarca yazılıp çizilip değiştirilmiş, nerden nereye gelmiş. Zaten castingde ilkin Okan Bayülgen'in adı geçmesine rağmen Teoman'ın daha uzun sahnelerinin olması bile bunu kanıtlıyor."


Hiç yorum yok: