20 Şubat 2009 Cuma

Üzeyir Garih Cinayetinde Yeni Gelişmeler


(Önbilgi:Üzeyir Garih cinayetinin ertesinde,  kendisinin kayıp cep telefonuna ait sinyalleri takip eden polis,  Hasdal Kışlası'ndan konuşma yapıldığını tespit etmiş;  alınan özel izinle kışlada arama yapan İstanbul polisi,  Garih'e ait cep telefonunu bir askerde bulmuştu.  Üzerinden Üzeyir Garih'in telefonu çıkan asker,  cep telefonunu aynı kışladaki  Yener Yermez'den  aldığını söyledi. Yener Yermez ise firardaydı.  Hırsızlıktan sabıkası olan ve geçmişte cinayetten hüküm giyen katil zanlısı, madde bağımlısı Yermez;  cinayetten 10 gün sonra memleketi Kayseri'ye giderken yakalanmış,  cinayeti para için işlediğini itiraf etmişti.)

Neler olmuş geçen dönemde, şöyle bir bakalım:

  • Alarko Holding'in eski yöneticilerinden avukat Doğan Kasadolu,  olayın aydınlatılması için yedi yıl sonra bir dilekçeyle mahkemeye başvurdu. Cinayetten sonra polis kıyafetli kişilerin Üzeyir Garih'in torunlarından birini kelepçeleyerek götürdüğünü; ertesinde aileye  "Olayı medyada duyurmaları halinde cinayeti bu çocuğun işlediğini açıklayacaklarını" söyleyerek yüklü miktar para talebinde bulunduklarını ve fidyenin ödendiğini,  Garih'in torunlarının da apar topar Amerika'ya yerleştirildiğini söylemesiyle  Garih cinayeti tekrar gündemde konuşulmaya başlandı.

  • Yener Yermez'in askerlik yaptığı dönem komutanının,  Ergenekon sanıklarından,  Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Albay
    Fikri Karadağ  olduğu yapılan incelemede ortaya çıktı.

  • Yener Yermez'in askerliği sırasında, yine Ergenekon davası sanıklarından  Murat Oğuz  ile aynı kışlada teğmenlik yaptığı ortaya çıktı.  (Murat Oğuz,  Garih cinayetinden yaklaşık beş ay kadar önce otomobil kaçakçılığı suçlamasıyla  Tuncay Güney  ile beraber gözaltına alınmış;  gazeteci (?) Güney'in  evi ve işyerinde Ergenekon örgütü hakkında bazı belgeler bulunmuş,  Tuncay Güney polis sorgusunda Ergenekon hakkında ayrıntılı bilgiler vermişti.  Güney'in gözaltında iken el yazısı ile çizdiği Ergenekon şemasında Üzeyir Garih, Veli Küçük ile bağlantılı olan işadamları arasında gösterilmekteydi.)


  • Üzeyir Garih'in gömleğindeki bıçak darbelerini gösteren, eldeki kayıtlarda yer almayan bir şema,
    Adli Tıp Kurumu'nda çalışan ve Ergenekon dünyası ile yakın ilişkiler içinde olduğu iddia edilen  Ümit Sayın'ın evinden çıktı.  Yine Dr. Ümit Sayın'ın ev bilgisayarındaki msn kayıtlarında, bir suikast sonucu öldürülmüş  Necip Hablemitoğlu  hakkında öldürülmesinden önce  "1 yıla kadar gidici. Tamamen bizim tarihimizden silinmeli"  ifadeleri Ergenekon iddianamesinde önemli yer tuttu.

  • Tüm Garih cinayeti soruşturması sırasında,  "Cinayetin 1'den fazla faille işlendiği  ve  olayda ikinci bir kesici alet kullanıldığının  Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edildiği"  bilgileri geçti.  Ancak 2. kişi kimdi, bulunamadı.  Ayrıca Yener Yermez'in para için öldürdüğünü söylediği Üzeyir Garih'in cüzdanı ve değerli saati üzerinden alınmamıştı.

  • Yeni bir iddia gündeme geldi:
    Üzeyir Garih,  Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı iken, Azerbaycan  ve  Rusya'daki işlerinde çıkan pürüzleri halletmesi karşılığında  Ergenekon örgütüne düzenli olarak bağış yapıyordu.
    Bu bağışlar zamanla çok ciddi meblağlara ulaşınca,  ortağı  İshak Alaton ile aralarında sorun çıktı.  Anlaşmazlık derinleşmeye başlayınca Üzeyir Garih  Ergenekon'a yaptığı para yardımını tamamen kesti.  Veli Küçük  ve kuryeler aracılığıyla iki kez uyarıda bulunulan Alarko grubu, Ergenekon'a açıkça tavır almıştı ve artık hiç para ödenmiyordu.

  • İddialar üzerine  Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı Zekeriya Öz, Yener Yermez'in ifadesini aldı.

  • Şubat 2009'da  Yener Yermez  yeni bir iddiada bulunarak  Garih cinayetinin kameraya alındığını söyledi.
    "Rolümü iyi ezberlemem için bana günlerce Garih öldürülürken çekilen görüntüleri izlettiler."  Bir mektubundaysa,  "Cinayeti işlediğimi söylemem karşılığında bana 1.5 milyon dolar vereceklerini,  kabul etmezsem beni ve ailemi yok edeceklerini söylediler" diyordu.  Olayı "Meral"  isimli ilişkide olduğu bir kadın ve tanımadığı bir adamın beraber işlediklerini,  yerde yatan adamın kim olduğunu bilmediğini,  cinayetten sonra adamdan aldıkları cep telefonunu kendisine verdiklerini ve Hasdal'daki birliğinin kapısına bırakıldığını söyledi. "Polislerin nizamiye kapısına kadar gelerek beni aradığını öğrendim. Komutanlarım,  'Polisler seni arıyor, istersen kaç git'  dediler;  ben de firar ettim."
Ayrıntılı bilgiler için  bkz:   'Garih Cinayeti kameraya alındı'


(Bu arada,  bir başka büyük Türk işadamı  (Çukurova Grubu'nun patronu ve Turkcell'in sahibi)  Mehmet Emin Karamehmet'in,  darbeci paşalarla çeşitli işbirliği ve özel yakınlıkları olduğu;  aralarındaki ilişki ve görüşmelerin ayrıntıları da son dönemde gündemde.


Konu hakkında yazılmış bazı makale ve yazılar:
1) 'Üzeyir Garih cinayeti  ve  Türkiye...'  Oral Çalışlar. Radikal, 16/12/2008
2) Hablemitoğlu Cinayeti  Ümit Sayın'ın  msn  kayıtlarında  20/07/2008 - Habervitrini.com
3) Garih cinayeti kameraya alındı  Radikal, 15/02/2009




EDIT:  Aradan yıllar geçti ve cinayet aydınlatılamadı.  Ama hakkında pek çok ihtimal baş döndürücü hızda söylendi.  "MOSSAD yaptırdı"dan tutun, Tapınakçılar, Masonlar, Ergenekon ile MOSSAD ortaklaşa çalışması'na kadar. Pınar Konuşkan dendi,  güzel Türkçe konuşan ama Türk olmayan güzel bir kadın Meral dendi...  "Musevi bir kadına ait kan izi bulduk"  bile diyecekti İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi eski Müdürü  Adil Serdar Saçan.
Kördüğüm olan cinayetteki çelişkili ifade ve iddialar diz boyu.
Gerçeğin ne olduğunu  ve  olay örgüsünü ise kim bilebilir?



Hiç yorum yok: