Şubat 2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şubat 2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2009 Cumartesi

Gündemdekiler  (Şubat 2009)

Kısa K ı s a... . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .


25 Şubat 2009'da,  Hollanda'daki uçak kazasında THY uçağı düştü.  Kazada 4 mürettebat ve 5 yolcu hayatını kaybetti.

Haber bültenlerinin reyting yarışında etkili bir duygu tırpanı olan bu kazanın, "hava boşluğu"ndan kaynaklandığı sanılıyor.  Ayrıca Boeing tipi uçakların güvenilirliği ile ilgili şüpheler tekrar uyandı.
Yanda THY önündeki cenaze töreninden bir görüntü.



26 Şubat 2009:  Ve Deniz Seki  Popstar'dan sonra şimdi de hapishanede!

Salak olduğunu bilirdim bu kadının. Ama kimsesi de yokmuş aynı zamanda.
Yani  'arkası'  ayol!





ERGENEKON :   Söylemeye gerek var mı?  Çoktan üzeri örtüldü.  Operasyon tamamdır!



ABD'nin yeni  Dış İşleri Bakanı  Hillary Clinton,  yemin töreni konuşmasında,  ABD eski başkanı Bill Clinton  ve  Monica Lewinsky skandalına göndermede bulundu.  Şakacı bir tonla,  "Eşime her türden deneyimle dolu bir yaşam için teşekkür ederim"  dedi.



Flaş flaş flaş!  Türk halkı Cem Yılmaz'a en az  Seda Sayan  kadar güveniyor!
MediaCat'in yayımladığı  Celebrity Güven Endeksi araştırmasında  uzun zamandır  1. olan  Seda Sayan,
bu dönem zirveyi  Cem Yılmaz  ile beraber paylaştı.
2. sırada  Uğur Dündar,   3. sırada ise  Beyazıt Öztürk  yer alıyor-muş.



Ergenekon davası tutuklusu  Hurşit Tolon,  "delil yetersizliği"  sebebiyle  6 Şubat'ta tahliye edildi. Böylece davada yargılanan  4 yıldızlı (****)  kimse kalmadı.  Ergenekon'un da,  zamanında Susurluk davasında olduğu gibi sembolik olarak devam edeceği belirginleşti.




Kurtlar Vadisi  ve  Vay Anam Vay  gibi diziler ile son dönemde dikkat çeken tiyatrocu  Atilla Olgaç,  katıldığı bir TV sohbet programında  "10 Rum öldürdüm zamanında..."  gibi ifadeler kullandı.  Olaylar büyüyünce herşeyi reddetti  ve  "Hepsini uydurdum"  ("Kafamda bir senaryo yazdım")  dedi.



CHP'nin Kocaeli adayı  Sefa Sirmen,
yeni mühim projesini açıkladı:
Her mahalleye bir Kur'an kursu!

(Yorum 1:  Her mahalleye yetmez, her eve lazım!)
(Yorum 2:  Çarşaf açılımı tutmadı, Kur'an açılımı versek?)




Aysel Tuğluk
 1.5 sene hapis cezası aldı.
Suçu malumu söylemek.
(bkz:  Ergenekon Yazıları-III)





Davos Fatihi RTE,  internet dilindeki tabirle ufak bir "ayar" aldı.  Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan'ın  Dış İşleri Bakanları Abu Dabi'de biraraya gelerek, "Arap olmayanların yıkıcı bir şekilde işimize karışmasından rahatsızız"  açıklaması yaptılar... Bu arada ABD Başkanı Barack Obama,  YouTube video paylaşım sitesini devletin resmi yayın organı olarak ilan etti.  Davos sonrası Obama'ya YouTube üzerinden mesaj yollayan liderlerden biri RTE idi.




Sokaktaki çöpçüden  köşebaşındaki fahişeye kadar herkesi Sabetayist ilan eden Yalçın Küçük, bombalarına devam ediyor. Kendi geliştirdiği bilimsel tekniği bir insan ancak bu kadar hırpalayabilir.



Ve savcı  Bülent Ersoy'un peşini yine bırakmadı. Bakırköy Cumhuriyet Savcısı, Bülent Ersoy'un beraat kararını temyiz etti.  Mal varlığını Mehmetçik Vakfı'na bağışlamaması bile sorun oldu.

İncir çekirdiğinden böyle baba baba iddianameler hazırlayan ulusalcı savcılarımız;  tahammülsüz, insani değerlerce maymunlardan geldiğimizi kanıtlar gibi milletin gözüne soka soka çıkışlar yaparken;  varın aynı orantıyı devlet meselesi addedilen olaylar konusunda,  derin devlet hususlarında,  hukukun üstünlüğü zırhını kuşanarak yaptıklarında  DOĞRU ORANTI  ile kendiniz bir hayal edin.



Türk Sineması  yine yapacağını yaptı ve bir sürü Türk filmi, yarı yıl tatilinin denk geldiği Şubat ayına sıkıştırıldı. Yanda sadece üçünün afişleri yer alıyor:  Güz Sancısı,  Kirpi  ve Pandora'nın Kutusu.




20 Şubat 2009 Cuma

Üzeyir Garih Cinayetinde Yeni Gelişmeler


(Önbilgi:Üzeyir Garih cinayetinin ertesinde,  kendisinin kayıp cep telefonuna ait sinyalleri takip eden polis,  Hasdal Kışlası'ndan konuşma yapıldığını tespit etmiş;  alınan özel izinle kışlada arama yapan İstanbul polisi,  Garih'e ait cep telefonunu bir askerde bulmuştu.  Üzerinden Üzeyir Garih'in telefonu çıkan asker,  cep telefonunu aynı kışladaki  Yener Yermez'den  aldığını söyledi. Yener Yermez ise firardaydı.  Hırsızlıktan sabıkası olan ve geçmişte cinayetten hüküm giyen katil zanlısı, madde bağımlısı Yermez;  cinayetten 10 gün sonra memleketi Kayseri'ye giderken yakalanmış,  cinayeti para için işlediğini itiraf etmişti.)

Neler olmuş geçen dönemde, şöyle bir bakalım:


  • Alarko Holding'in eski yöneticilerinden avukat Doğan Kasadolu,  olayın aydınlatılması için yedi yıl sonra bir dilekçeyle mahkemeye başvurdu. Cinayetten sonra polis kıyafetli kişilerin Üzeyir Garih'in torunlarından birini kelepçeleyerek götürdüğünü;  ertesinde aileye  "Olayı medyada duyurmaları halinde cinayeti bu çocuğun işlediğini açıklayacaklarını" söyleyerek yüklü miktar para talebinde bulunduklarını ve fidyenin ödendiğini,  Garih'in torunlarının da apar topar Amerika'ya yerleştirildiğini söylemesiyle  Garih cinayeti tekrar gündemde konuşulmaya başlandı.

  • Yener Yermez'in askerlik yaptığı dönem komutanının,  Ergenekon sanıklarından,  Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Albay
    Fikri Karadağ  olduğu yapılan incelemede ortaya çıktı.

  • Yener Yermez'in askerliği sırasında,  yine Ergenekon davası sanıklarından  Murat Oğuz  ile aynı kışlada teğmenlik yaptığı ortaya çıktı.   (Murat Oğuz,  Garih cinayetinden yaklaşık beş ay kadar önce otomobil kaçakçılığı suçlamasıyla   Tuncay Güney  ile beraber gözaltına alınmış;  gazeteci (?) Güney'in  evi ve işyerinde Ergenekon örgütü hakkında bazı belgeler bulunmuş,  Tuncay Güney polis sorgusunda Ergenekon hakkında ayrıntılı bilgiler vermişti.  Güney'in gözaltında iken el yazısı ile çizdiği Ergenekon şemasında Üzeyir Garih, Veli Küçük ile bağlantılı olan işadamları arasında gösterilmekteydi.)

  • Üzeyir Garih'in gömleğindeki bıçak darbelerini gösteren,  eldeki kayıtlarda yer almayan bir şema, Adli Tıp Kurumu'nda çalışan ve Ergenekon dünyası ile yakın ilişkiler içinde olduğu iddia edilen  Ümit Sayın'ın evinden çıktı.  Yine Dr. Ümit Sayın'ın ev bilgisayarındaki msn kayıtlarında, bir suikast sonucu öldürülmüş  Necip Hablemitoğlu  hakkında öldürülmesinden önce  "1 yıla kadar gidici. Tamamen bizim tarihimizden silinmeli"  ifadeleri Ergenekon iddianamesinde önemli yer tuttu.

  • Tüm Garih cinayeti soruşturması sırasında,   "Cinayetin 1'den fazla faille işlendiği  ve  olayda ikinci bir kesici alet kullanıldığının  Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edildiği"  bilgileri geçti.  Ancak 2. kişi kimdi, bulunamadı.  Ayrıca Yener Yermez'in para için öldürdüğünü söylediği Üzeyir Garih'in cüzdanı ve değerli saati üzerinden alınmamıştı.

  • Yeni bir iddia gündeme geldi:

    Üzeyir  GARİH,   Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı iken, Azerbaycan  ve  Rusya'daki işlerinde çıkan pürüzleri halletmesi karşılığında  Ergenekon örgütüne düzenli olarak bağış yapıyordu.
    Bu bağışlar zamanla çok ciddi meblağlara ulaşınca,  ortağı  İshak Alaton ile aralarında sorun çıktı.  Anlaşmazlık derinleşmeye başlayınca Üzeyir Garih  Ergenekon'a yaptığı para yardımını tamamen kesti.  Veli Küçük  ve kuryeler aracılığıyla iki kez uyarıda bulunulan Alarko grubu, Ergenekon'a açıkça tavır almıştı ve artık hiç para ödenmiyordu.

  • İddialar üzerine  Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı Zekeriya ÖZ, Yener Yermez'in ifadesini aldı.

  • Şubat 2009'da  Yener Yermez  yeni bir iddiada bulunarak  Garih cinayetinin kameraya alındığını söyledi.

    "Rolümü iyi ezberlemem için bana günlerce Garih öldürülürken çekilen görüntüleri izlettiler."   Bir mektubundaysa,  "Cinayeti işlediğimi söylemem karşılığında bana 1.5 milyon dolar vereceklerini,  kabul etmezsem beni ve ailemi yok edeceklerini söylediler" diyordu.  Olayı "Meral"  isimli ilişkide olduğu bir kadın ve tanımadığı bir adamın beraber işlediklerini,  yerde yatan adamın kim olduğunu bilmediğini,  cinayetten sonra adamdan aldıkları cep telefonunu kendisine verdiklerini ve Hasdal'daki birliğinin kapısına bırakıldığını söyledi. "Polislerin nizamiye kapısına kadar gelerek beni aradığını öğrendim. Komutanlarım,  'Polisler seni arıyor, istersen kaç git'  dediler;  ben de firar ettim."
Ayrıntılı bilgiler için  bkz:   'Garih Cinayeti kameraya alındı'


Bu arada,  bir başka büyük Türk işadamı  (Çukurova Grubu'nun patronu ve Turkcell'in sahibi)  Mehmet Emin Karamehmet'in,  darbeci paşalarla çeşitli işbirliği ve özel yakınlıkları olduğu;  aralarındaki ilişki ve görüşmelerin ayrıntıları da son dönemde gündemde.


Konu hakkında yazılmış bazı makale ve yazılar:
1) 'Üzeyir Garih cinayeti  ve  Türkiye...'  Oral Çalışlar. Radikal, 16/12/2008
2) Hablemitoğlu Cinayeti  Ümit Sayın'ın  msn  kayıtlarında  20/07/2008 - Habervitrini.com
3) Garih cinayeti kameraya alındı  Radikal, 15/02/2009




EDIT:   Aradan yıllar geçti ve cinayet aydınlatılamadı.  Ama hakkında pek çok ihtimal baş döndürücü hızda söylendi.  "MOSSAD yaptırdı"dan tutun; Tapınakçılar, Masonlar, Ergenekon ile MOSSAD ortaklaşa çalışmasına kadar... Pınar Konuşkan dendi,  güzel Türkçe konuşan ama Türk olmayan güzel bir kadın Meral dendi...  "Musevi bir kadına ait kan izi bulduk"  bile diyecekti İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi eski Müdürü  Adil Serdar Saçan.
Kördüğüm olan cinayetteki çelişkili ifade ve iddialar diz boyu.
The Cemaat'in  bu cinayette de payı ve örtbası varsa,  ona da şaşmam.
Gerçeğin ne olduğunu  ve  olay örgüsünü ise kim bilebilir?



15 Şubat 2009 Pazar

 KİM KİMDİR?

Ben çocukken  (80'ler),  televizyonda bu isimde bir program vardı. Cumartesi sabahları,  dönemin tek kanallı TRT'sinde çocuk kuşağında yayınlanırdı. Tarihteki ünlü bir kişinin hayatı ve yaptıkları,  bir spiker tarafından önündeki yazılı kısa metine bakarak  birinci tekil şahıs kipinde okunur,  bitiminde
"BEN KİMİM?"  diye sorulurdu.  5-10 saniye süren hafif müzik eşliğinde bizler tahmin yürütmeye çalışırken,  süre bitiminde ekranda bu kişinin vesikalık resmi belirirdi.   ("Cumartesiden Cumartesiye")

İşte son günlerde Ergenekon cephesinde olan yeni gelişmeler bana bu programı anımsattı.  Evet gerçekten, "KİM KİMDİR?"
Herşey ve görüntüler o kadar hızlı bir şekilde akıp gidiyor ki,  o kadar çok yalan-yanlış haber ortada dolaşıyor ki,  bu kez tahmin yürütmek için 5-10 saniyeniz bile olmayabiliyor.











Mesela günlerdir,  Susurluk davasının baş aktörlerinden  (Adli Tıbbın  "Hafıza kaybı geçirmiştir" raporuyla salıverilen)   İbrahim Şahin'in  (yukarıda sağda), bu kez Ergenekon davasındaki savcılık ifadeleri  ve  yeni gelişmeler facia boyutunda ilerliyor.  Bu ifadelere gecikmeli de olsa bir gazete  (Radikal)  yer verdi.  Özellikle Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak ismi göze çarpıyordu savcılık ifadelerinde.  Ertesi gün bir de ne görelim! Türk Silahlı Kuvvetleri,  "Vay! Ne haddinize!"  mealli bir basın açıklaması ile Radikal'in akreditasyonunun askıya aldığını duyurdu.

(Genelkurmay  Radikal'in akreditasyonunu askıya aldı:  "Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, Özel Harekât Dairesi eski başkanvekili ve Susurluk hükümlüsü  İbrahim Şahin'in,  Ergenekon soruşturması çerçevesinde tutuklanmasından önce verdiği ifadesine geniş yer veren Radikal gazetesinin akreditasyonunun askıya alındığını açıkladı.")

TSK'nın bu sert çıkışından sonra,  İbrahim Şahin de çıkıp günlerdir ortada dolanan ve hiçbir itirazda bulunmadığı savcılık ifadesini reddetti.  "Hepsi yalan!  Savcının kendisi yazdı"  şeklinde bir U-dönüşü yaptı.
İşte bu kadar!

(Ne nedir?,  sonradan hatırlayabilelim diye,  bir kaç dikkat çekici haber ve linklerini veriyorum)
bkz:  ‘ İbrahim Şahin’in sorgusu TSK’ya uzandı’  -  Radikal, 11/02/2009
bkz:  ‘Şahin’in ifadesi,  Genelkurmay’ın açıklaması’  -  İsmet Berkan. Radikal, 13/02/2009

İbrahim Şahin'in  ciddi iddiaları var  ve  evinde bulunan tuhaf/önemli evraklar... Yeni kurulacak Terörle Mücadele Müsteşarlığı'nda kendisine önemli bir görev önerildiğini,  bu amaçla 300 kişilik bir vurucu tim oluşturmaya çalıştığını söylüyor.  İç temizlik yapacak özel bir birimi TSK'nın en üstünden gelen talimatlarla kurmaktan, Genelkurmay'ın bilgisi dahilinde planlanan S-1 (Sefir) isimli bir örgütten,  emrinde polis ve askerlerin olmasından;  Alevi Cemaatleri,  Özür Diliyorum aydınları,  Ermeni cemaati önderleri  ve bir sürü kişi için hijyenik temizlik operasyonlarına başlanmasına ramak kalmasından... Tabii eğer yakalanmasaymış!

Evinde pek çok evrak,  suikast planı,  bazı caphaneliklerin krokileri vs bulunuyor.  Pek çok üst düzey askerle görüşmeleri de dinlenme kayıtlarına takılmış İbrahim Şahin'in.
bkz:  ‘Yakalanmasaydım bir hafta sonra operasyon başlıyordu’  -  Radikal, 12/02/2009
bkz:  ‘Genelkurmay: İbrahim Şahin’le görüşmedik


Bir de  Fatma Cengiz  meselesi var ki anlayana mavi boncuk! Kimdir bu kadın?
"Kayseri Hava İndirme Tugayı'nda  görevli olduğu iddia edilen tutuklu  Fatma CENGİZ"  deniyor haberlerde.  Genelkurmay ise yalanlıyor.  Ancak kimdir sorusuna cevaben halen medyada anlamlı bir bilgi mevcut değil.  Hakkında "meczup" deniyor,  "dengesiz" deniyor...  "Haftasonları komutan pantalonu giyerdi,  deliydi"  denmiş bir yerde mesela ki ona çok güldüm. Hani şu geçen yazın sosyetesinde pek bir meşhur olan asker kıyafetleri modasını takip ediyormuş ayol bu Fatma!  Ne kadar yeterli bilgiler bir insanı karalamak için, öyle değil mi?

Fatma Cengiz,  İbrahim Şahin  ile  üst düzey generallerin  gizli hattan görüşmelerini sağlıyormuş.  Şahin öyle diyor.  Fatma Cengiz'in,  elindeki bazı CD'leri kullanarak  İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ı  tehdit etmesi iddiası var bir de...  (Akla ziyan iddialar var  Fatma Cengiz  hakkında,  bkz:  Fatma Cengiz ulak mı,  yoksa yönlendirici mi? - Radikal, 12/02/2009)

Eğer  İbrahim Şahin  bunları uyduruyorsa;  bu kadar büyük bir cesareti,
("İlker Başbuğ'un haberdar olduğu"  iddiası mesela),  gerçekten bu devasa cesareti nereden buluyor?  Hafızasını kaybeden İbrahim Şahin'in bu olduğuna emin misiniz?  300 kişilik ölüm listeleri oluşturan bu adam mı?)


Bu noktada bir de  Orgeneral Şener Eruygur'un eşi Mukaddes Eruygur'a ait olan bir dinleme kaydı ortaya çıktı. Dinlenen dinlenene yani!  Öncelikle bu şekilde telekulakların ve ortam dinlemelerinin alıp başını gitmesinden bu ülkenin bir vatandaşı olarak kaygı duyuyorum, hoş bir şey değil.

Ancak söylenen şeyler de az buz değil; yani "kamu menfaati var" bu bilgilerin kamu ile paylaşılmasında.
Burada bir es koyup  Bayan Eruygur'un  GATA'daki bir sohbeti  ve iki doktorun kendi aralarındaki konuşmalarına kulak verelim.
bkz:  Dinleyiniz/izleyiniz.

Maalesef bu kayıttan da öğreniyoruz ki,  artık güvenebileceğimiz hiç bir kurum kalmamış buralarda. Moral bozucu bu şeyin ayrıntılarına, eğlence ve paylaşım amacı ile açmış olduğum bu blogda değinmek dahi istemiyorum şu an.  İyisi mi,  en kör gözüm parmağına nokta  ("12. ve 14. Ağır Ceza Mahkemeleri bizdenmiş")  hakkında yazılmış iki makaleden alıntı yapma kolaycılığı ile yetineyim.

1.Hasan Celal Güzel'in  13 Şubat tarihli Radikal gazetesindeki duygusal yazısından kısa bir alıntı,  (‘Yazıklar Olsun Size!’):

"... ‘Yok canım, hiç öyle şey olur mu?’  diye düşünürken,  birkaç gün önce diğer emekli orgeneral Hurşit Tolon’un,  tartışmalı bir şekilde tahliyesini hatırlıyoruz.
İddiaya göre,  Tolon’un avukatları,  tahliye talebi için 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin nöbetini beklemişler ve bunu ayarlamak için ellerinden geleni yapmışlar…
İşte bu nokta, yargının iflâs ettiği noktadır."

2.  ‘Genelkurmay Radikal’e kızacağına...  Oral Çalışlar. 14/02/2009, Radikal

"Şener Eruygur’un eşinin, bir askeri doktorla konuşmaları medyanın önemli bir bölümünde nedense önemsenmedi.  İki mahkemenin kendilerinden olduğunu söylüyordu bayan Eruygur.  Nitekim bu ‘bizden’ mahkemelerdeki hâkimlerden birisi, ‘akla ziyan’ bir gerekçeyle Hurşit Tolon’u tahliye etmişti."

Garih cinayeti  ile  devam edecek...


7 Şubat 2009 Cumartesi

ERGENEKON Yazıları-III

Kişisel Yorumlarım:
Bu ülkede askere hiçbir şey olmaz.
Sözüm,  görevini kötüye kullananlara gitsin.

Çeyrek asırdır bir PKK sorunu bitmiyorsa bu ülkede,
mutlaka değerlendirilmesi gereken bir sorun vardır demektir. _____________________________________________________

Neler oluyor Türkiye'de?

Savaşın devam etmesini isteyen bir derin devlet,  etnik temizlikçiler,  ülke gelirlerinin ezici çoğunluğunun gittiği bir savunma sanayi;  ve doğudaki çatışmalarda erlerin silahları patlamıyor ha?  Defalarca basılan karakollar basılmaya devam ediyor bu arada.

Neden kimse yargılanmıyor?
Hakkında  Susurluk  ve  Ergenekon davaları  dahil  ciddi iddialar olan,  Ergenekon olayları sürerken intihar eden  Albay Abdülkerim Kırca;  hakkında süren davalar olmasına rağmen  16 sene boyunca mahkemeye çıkmamış, çıkarılmamış.  12 sene bir davasının soruşturması sürmüş,  4 yıldır da yargılanacak mahkeme aranıyormuş.
Şimdi bu nedir?

Peki Şemdinli'deki olay neyin nesiydi?
Bir askere ceza verildi diye duyduk önce.  Sonra dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt  dava sürerken çıkıp  "İyi çocuktur"  dedi.  Verilen karar düştü ve dava Askeri Mahkemeye yönlendirildi.  Oradan da elbette "beraat".
Bu kadar.  İşte budur.


Peki aynı ülkede başkalarına ne oldu?

* Savcı,  Bülent Ersoy'un peşini bırakmadı.  Bakırköy Cumhuriyet Savcısı Bülent Ersoy'un beraat kararını temyiz etti.
“Tıbben çocuk doğuramayacak bir insanın  Türk annelerini  provake etmesi”
ile suçlandı.  Bülent Ersoy'un,  mal varlığını Mehmetçik Vakfı'na bağışlamaması bile temyiz sebebi edildi.  "Düşüncelerini sebepsiz yere ifade etti"  denerek yeniden dava açılması istendi.

(Bülent Ersoy,  bir televizyon programında söylediği  "Çocuğum olsa askere göndermem"  sözleri nedeniyle halkı askerlikten soğutma gerekçesiyle  9 aydan iki buçuk yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davadan beraat etmişti)    (bkz:  Savcı,  Bülent Ersoy'un peşini bırakmıyor)

(İncir çekirdiğinden böyle baba baba iddianameler hazırlayan ulusalcı savcılarımız;  tahammülsüz,  maymunlardan geldiğimizi kanıtlar gibi milletin gözüne soka soka çıkışlar yaparken;  varın aynı orantıyı devlet meselesi addedilen olaylar konusunda, derin devlet hususlarında,  hukukun üstünlüğü zırhını kuşanarak yaptıklarında  DOĞRU ORANTI  ile  kendiniz bir hayal edin.)

* Aysel Tuğluk  1,5 sene hapis cezası aldı.  Suçu şunu söylemek:
Sayın Başbakan  "PKK’yı terörist ilan edin sizinle görüşelim"  diyor.  Bununla mesele çözülmez.  Sizin terörist olarak nitelendirdiğiniz insanlar kimine göre de kahramandırlar.


Sol ve Medya

Peki ya  CHP'nin ve Türk solunun  Ergenekon konusundaki yaklaşımına ne demeli?   Ya bunların medya ayağını oluşturanlara?
Bir şey demeye gerek yok.

"17 bin 500  faili meçhul dosyanın olduğu bir ülkede,  insanı şok eden siyasi suikastlerin periyodik biçimde gerçekleştiği bir atmosferde şaşırtıcı olan,  Ergenekon davasını önemsizleştirmeye çalışan solcuların varlığı."

"Diktatörleri askerler,  politikacıları gazeteciler devirir.  Yıllardır kokuşmuş ve dar alanlarda süren ülke siyasetimizi,  bu ülkenin merkez medyasına borçluyuz biraz da"  diyordu  Ahmet Altan.


Hurşit Tolon Paşa

Delil yetmezliği sebebiyle Ergenekon davasından dün tahliye edilen  Hurşit Tolon  ile ilgili bir anekdot düşmek istiyorum burada.  Cumhuriyet mitingleri üzerine kendisinin bir konuşmasını izlemiştim geçmişte.  Kişisel yorumum şu:
Bu ülkede  bağnaz dinci kesimin kadına yaklaşımı ile,  koyu Kemalistlerin kadına yaklaşımı arasında temelde bir fark yok.  O kadar çakışıyorlar ki hatta birbirleriyle!

Birinin derdi:  Kadını kapatmak,  türban veya çarşafa sokmak,  tek telini göstertmemek.  Diğerinin derdi:  Kadının kafasını açmak ve yakasına Atatürk rozeti takmak.  İşte bu kadar!  Kadın = Beden.
Kadının adı yok,  kişiliği yok,  kişisel tercihleri yok.   (Varsa da yok sayılıyor)

Tuhaf bir şekilde aynı kadın,  ekonomik hayata da katılıyor bizde.  Para kazanıyor yanii. Arap ülkelerinden farklı olarak daha yüksek eğitim de alıyor. Ama sonra dönüyor dolaşıyor,  oralardaki kadınlarlardan daha meşakkatli yollardan geçtikten sonra,  onlarla aynı değerler potasında tartılıyor.
Bu söylediklerimden ve  (sözde)  kadın adına sürdürülen bitmez siyasi tartışmalarımızdan pek çok sonuç çıkartmak mümkün.


Yazımı,  geçenlerde bir sitede gördüğüm kısa Ergenekon yorumu ile tamamlıyorum.
"İktidarda olan hemen her partinin varlığından haberdar olduğu bir oluşumun  (derin devlet) ,  bu dönemdeki iktidarın menfaati gereği,  ülke gündemi ve ekonomisine ciddi hasarlar bırakmayacak ölçüde, şimdilerde etkisiz kişiler üzerinden yürüttüğü ve açığa çıkardığı operasyondur nitekim Ergenekon.
Şaşkınlıkla izlemiyoruz.
"
(rotinda  /  20.09.2008,  Private Sözlük)
_________________________________________________________



(bkz:  ERGENEKON Yazıları-II)