Yalçın K etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yalçın K etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2009 Cumartesi

Gündemdekiler  (Şubat 2009)

Kısa K ı s a... . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .


25 Şubat 2009'da,  Hollanda'daki uçak kazasında THY uçağı düştü.  Kazada 4 mürettebat ve 5 yolcu hayatını kaybetti.

Haber bültenlerinin reyting yarışında etkili bir duygu tırpanı olan bu kazanın, "hava boşluğu"ndan kaynaklandığı sanılıyor.  Ayrıca Boeing tipi uçakların güvenilirliği ile ilgili şüpheler tekrar uyandı.
Yanda THY önündeki cenaze töreninden bir görüntü.



26 Şubat 2009:  Ve Deniz Seki  Popstar'dan sonra şimdi de hapishanede!

Salak olduğunu bilirdim bu kadının. Ama kimsesi de yokmuş aynı zamanda.
Yani  'arkası'  ayol!





ERGENEKON :   Söylemeye gerek var mı?  Çoktan üzeri örtüldü.  Operasyon tamamdır!



ABD'nin yeni  Dış İşleri Bakanı  Hillary Clinton,  yemin töreni konuşmasında,  ABD eski başkanı Bill Clinton  ve  Monica Lewinsky skandalına göndermede bulundu.  Şakacı bir tonla,  "Eşime her türden deneyimle dolu bir yaşam için teşekkür ederim"  dedi.



Flaş flaş flaş!  Türk halkı Cem Yılmaz'a en az  Seda Sayan  kadar güveniyor!
MediaCat'in yayımladığı  Celebrity Güven Endeksi araştırmasında  uzun zamandır  1. olan  Seda Sayan,
bu dönem zirveyi  Cem Yılmaz  ile beraber paylaştı.
2. sırada  Uğur Dündar,   3. sırada ise  Beyazıt Öztürk  yer alıyor-muş.



Ergenekon davası tutuklusu  Hurşit Tolon,  "delil yetersizliği"  sebebiyle  6 Şubat'ta tahliye edildi. Böylece davada yargılanan  4 yıldızlı (****)  kimse kalmadı.  Ergenekon'un da,  zamanında Susurluk davasında olduğu gibi sembolik olarak devam edeceği belirginleşti.




Kurtlar Vadisi  ve  Vay Anam Vay  gibi diziler ile son dönemde dikkat çeken tiyatrocu  Atilla Olgaç,  katıldığı bir TV sohbet programında  "10 Rum öldürdüm zamanında..."  gibi ifadeler kullandı.  Olaylar büyüyünce herşeyi reddetti  ve  "Hepsini uydurdum"  ("Kafamda bir senaryo yazdım")  dedi.



CHP'nin Kocaeli adayı  Sefa Sirmen,
yeni mühim projesini açıkladı:
Her mahalleye bir Kur'an kursu!

(Yorum 1:  Her mahalleye yetmez, her eve lazım!)
(Yorum 2:  Çarşaf açılımı tutmadı, Kur'an açılımı versek?)




Aysel Tuğluk
 1.5 sene hapis cezası aldı.
Suçu malumu söylemek.
(bkz:  Ergenekon Yazıları-III)





Davos Fatihi RTE,  internet dilindeki tabirle ufak bir "ayar" aldı.  Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan'ın  Dış İşleri Bakanları Abu Dabi'de biraraya gelerek, "Arap olmayanların yıkıcı bir şekilde işimize karışmasından rahatsızız"  açıklaması yaptılar... Bu arada ABD Başkanı Barack Obama,  YouTube video paylaşım sitesini devletin resmi yayın organı olarak ilan etti.  Davos sonrası Obama'ya YouTube üzerinden mesaj yollayan liderlerden biri RTE idi.




Sokaktaki çöpçüden  köşebaşındaki fahişeye kadar herkesi Sabetayist ilan eden Yalçın Küçük, bombalarına devam ediyor. Kendi geliştirdiği bilimsel tekniği bir insan ancak bu kadar hırpalayabilir.



Ve savcı  Bülent Ersoy'un peşini yine bırakmadı. Bakırköy Cumhuriyet Savcısı, Bülent Ersoy'un beraat kararını temyiz etti.  Mal varlığını Mehmetçik Vakfı'na bağışlamaması bile sorun oldu.

İncir çekirdiğinden böyle baba baba iddianameler hazırlayan ulusalcı savcılarımız;  tahammülsüz, insani değerlerce maymunlardan geldiğimizi kanıtlar gibi milletin gözüne soka soka çıkışlar yaparken;  varın aynı orantıyı devlet meselesi addedilen olaylar konusunda,  derin devlet hususlarında,  hukukun üstünlüğü zırhını kuşanarak yaptıklarında  DOĞRU ORANTI  ile kendiniz bir hayal edin.



Türk Sineması  yine yapacağını yaptı ve bir sürü Türk filmi, yarı yıl tatilinin denk geldiği Şubat ayına sıkıştırıldı. Yanda sadece üçünün afişleri yer alıyor:  Güz Sancısı,  Kirpi  ve Pandora'nın Kutusu.




1 Şubat 2009 Pazar

Gündemdekiler  (Ocak 2009)




Semra Yücel  (Kaynana Semra Hanım):
Flash TV'de  "Semra Kaynana ile Dest-i İzdivaç"  isimli programı sunuyor.  Reytingleri ne durumda bilmiyorum ama izleyeni var,  evlenmek üzere yayına başvuranı da...

Bendeniz şahitliğin önemine  ve  arabuluculuğa inanan biriyimdir.  Semra Yücel'in şahitliği ve aracılığıyla kurulan bir evlilikte her zaman korku ve cinnet ihtimalinin/korkusunun var olacağı kimsenin aklına gelmiyor mu acaba?

Gidenler sanırım ya yukarıda sözünü ettiğim kavramlara pek saygı duymuyor  ya da  zaten fazla düşünmeyen insanlar.  Burada dengesiz,  sinir hastası,
tek oğlu  altın vuruşla  bu dünyadan çekip gitmiş,  kızını da medya önünde binbir lafla eşinden boşatmış bir kadın var.  Belki de bir zamanlarki eşinden bu şekilde öç alıyordur kendisi.

Sonuç itibariyle;  "Dinmeyen ego, bitmeyen arzu, bakınız bir televizyon starı yaratıyor."   (Okan Bayülgen, Disko Kralı)

"Parayı görünce dengesizliğinden eser kalmamış kaynana.  Aslında hala dengesiz ama çıkar için dengeli taklidi yapıyor.

Siz onu sunduğu evlilik programının dışında görün bir de.
Kim bu kadınla aynı ortamda bulunmak ister?"   (enel hakki, Private Sözlük)
____________________________________________________________


Arif Verimli:
Özellikle bir dönem  (aslında hâlâ da devam eden epeyce uzun bir dönemdir)  televizyon ekranlarında boy gösteren milli akademisyenimiz.  Pardon, sinir hastalıkları şeysimiz.

Kendisi yıllar boyunca
Esra Ceyhanprogramlarının kadrolu elemanı tadında ekranlarda arz-ı endam ederken;  beri yandan Reha Muhtar'la Ateş Hattı,   Savaş Ay'ın meşhur programı  A Takımı
ve burada yazmakla bitmeyecek bilimum tartışma programından geldik günümüze...  Seda Sayan ve
Müge Anlı'nın sabah programlarında düzenli kadrolu olarak görevini sürdürmekte.  Farklı yayınlardaki kimi mesailerini de y0k saymamak lazım tabi.

Allah sağlık sıhhat versin,   düşüncelerini açıklarken sanki gazından kıvranıyormuş gibi acayip hareketler yapan bu değerli doktorumuz, medya ile arayı iyi tutayım derken aşırı popülarite kazanmış birisi.  Televizyona çıkmaktan ve basına demeçler vermekten arta kalan hangi zamanında   (Cidden yani! Hangi zamanda?)   bir uzman olarak araştırmalarını  ve çalışmalarını sürdürüyor,  hastalarıyla ne vakit gerçekten ilgileniyor?  diye merak etmiyor değilim bazen.

Türk psikiyatristlerin en nefret ettiğim ve en zararlı bulduğum davranışı olan ekranlardan peçete,  ay pardon,  'reçete' dağıtma yanlışını yapanlardan biri. Bir de evladının uyuşturucudan öldüğünü canlı yayında annelere söyleyip hengamede bağrışıp çığrışanları teselli ediyor. Yaptığı zor bir iş gerçekten.

____________________________________________________________

Perihan Mağden:

Radikal gazetesindeki yazılarına ara vereceğini açıkladı.
(Son iki yazısı için:  Derken  ve
Hesap veriyorum)
____________________________________________________________


Yalçın Küçük:
Ergenekon Davası sırasında o da tutuklandı ve sorgulandı. Dolayısıyla sıklıkla ekranlarda.  Bir zamanlar bu adam hiç televizyona çıkmazdı, orucunu bir bozdu tam bozdu doğrusu. Son olarak bu haftaki  32. Gün  programında denk geldim kendisine.  Şamil Tayyar denen,  konuşma yeteneği ve bilgi derinliği olmayan  (heyhat!)  bir adam vardı karşısında;  aklınca Yalçın Küçük'ü iğneledi durdu yayın boyunca.  İşte böyle değerlinin karşısına değersizi koyduğunda  değerli olan sanki daha bir Hint kumaşı gözükür ya kuzgunun gözüne,  aynen öyle oldu.
Bu arada Yalçın Küçük'teki kafa karışıklığını da gözlemleme şansım oldu.
Bu tarz adamlar konuştukça, koskoca insanlık tarihi boyunca Ademoğlunun 'yönetim'i yüzüne gözüne bulaştırdığı yönünde karamsar bir görüş sardıkça sarıyor beni.
Yalçın Küçük kendini ısrarla "orducu" diye niteledi.  Ancak Kenan Evren'e de Hilmi Özkök'e de eleştirileri var.  Savunduğu 'ordu'nun;  solcuları ve milliyetçileri,  bu ülkenin itici gücü olabilecek insanları  ve  nitelikli eğitim ümidini defalarca baltaladığı için bugün gelip Kasımpaşalı ekolüne dayandığımızı göremeyecek kadar saf bir adam değilse eğer;  o da bir
"
kafa karıştıralog".  Sokaktaki çöpçüden köşebaşındaki fahişeye kadar herkesi Sabetayist ilan eden Yalçın Küçük,  bombalarına devam ediyor.

____________________________________________________________


Ali Babacan:   ...
Mevcut Dış İşleri Bakanımız. Ama daha çok Sanayi Bakanı veya Ulaştırma Bakanı gibi geliyor bana veya Enerji Bakanı gibi... Dış görünüş, hal ve hareketlerine bakın. Tam bir Arap yöneticiyi andırmıyor mu?  Diplomasi ve dış ilişkilerimizde, şekilsel düzeyde bile oldukça şeyin değiştiğini, kendisi ve türbanlı genç eşinden çıkarımsamak kolaylıkla mümkün.


(Irak Dış İşleri Bakanı Hoşyar Zebari  ile  Ali Babacan)

____________________________________________________________


Recep Tayyip Erdoğan:


Nâm-ı değerDavos fatihimiz.  Ne fetih ama,  adamın Türkiye'ye dönüşü bile ücretsiz metro seferleriyle karşılandı. Gönüllerde taht kurdu!  Öte yandan bizzat  İsrail'in tepki çeken aşırı hareketleri  ve saldırganlığı sebebiyle bir facia olarak nitelenmedi bu durum/fevriliği dünyada.

Hatırlarsanız bir ara ülkemizde "delikanlılığın kitabını yazan" arkadaşlar türemişti ekranlarda;  oturdukları yerden rutin tavır ve hareketleriyle kitap yazardı bu Kasımpaşalı arkadaşlar.  RTE de kışkırtıldığında kolaylıkla o eşiğe yanaşıyor.

Murat Belge şöyle  diyor bugünkü yazısında  (
1 Şubat, Taraf) :
"Öfkeli ve vakur,  öfkeli ve zarif olmak mümkündür."

Başbakanımız bu noktaya artık gereğince yoğunlaşmalı.  Başparmağını her sinirlendiğinde dikine dikine kameralara sallamamalı.  Yoksa İsrael Cumhurbaşkanı Peres'in münasebetsiz benzetmesi  (İstanbul'a bombalar yağması örneği)  birgün gerçek olabilir.
____________________________________________________________