17 Mart 2009 Salı

Gündemdekiler (Mart 2009)

.
Bilim ve Teknik dergisi editörü Çiğdem Atakuman ile Başkan Yardımcısı Prof. Ömer Cebeci arasında bir gerginlik vuku buldu bu ay içerisinde. Darwin makalesi iptal edilip yerine başka bir kapak konusu konması istenmiş, tarzı şeyler...

Bir tartışmadır gidiyor.
Gene "dinciler ve lâikler" olarak bölündük. Bu arada TÜBİTAK'ın başkanı olan Nüket Yetiş hanımefendiden çıt çıkmıyor. Atasözünde de dediği gibi, "Balık baştan kokuyor".



Konuyla ilgili Murat Belge'nin bu ay içinde yayınlanan Darwin başlıklı yazısından alıntıdır:
TÜBİTAK'ın başındaki kişi, "Bu kapağı değiştirmeye kim kalkıştı?" sorusunu sormuyor ve o sorunun gerektirdiği işleri yapmıyorsa, onun kavgasını da sonuna kadar veririm. "Kavgası" gene de çok önemli değil. Öyle bir Başkan hakkında kararımı ve "not"umu veririm ki, bu benim için gerçekten önemli.



5 Mart 2009 - Yusuf Hayaloğlu vefat etti.

Ajda Pekkan bir Kürtçe şarkı söyledi (Güldünya Konseri, Keje Kürdi), Merkez Medya yalamalara doy(a)madı. Moda olunca, "trendy" olunca, düz yola çıkınca ne de kolaymış barışsever olmak, kardeş sevgisiyle dolmak! Yusuf Hayaloğlu demişken, olan Ahmet Kaya ve benzerlerine oldu. Sen çok yaşa Ajda ve Doğan Medyası emi!

(Gerçi Kürtçe şarkı söylemekten Ajda'ya da dava açılmış, muhtemelen gene kendinden menkul ulusalcı savcılarımız tarafından ya neyse. Onlar hakkındaki yorumumu Şubat 2009 Gündemindekiler'de söylemiştim.)

Doğan Medyası demişken, Aydın Doğan'ın "vergi borçları"nı ileri sürerek köşeye sıkıştırılma süreci devam ediyor; aynen bir zamanlar Uzan'larda olduğu gibi... Bu işler böyle sanırım. Bu gün sana, yarın bana. O zaman ellerini ovuşturarak masturbasyonunu çeken Doğan ve üst yönetimi, bakalım bu dönemden nasıl etkilenecek?




Yıldız Tilbe'nin katıldığı İbo Şov'da tantanalı olaylar olmuş. Mevzu neymiş diye azıcık kulak kabartınca tam bizim kültür ve değer karşılığımıza denk bir bahane çıktı. İbo, Yıldız şarkı söylerken araya girmek istemiş, Yıldız da şarkısını kesmemiş. İbo da -her zamanki gibi- açmış ağzını yummuş gözünü... Değişen birşey yok, aynı tas aynı hamam günlerimiz/haberlerimiz.


Mart'ın 2. haftası (7 Mart 09) - Hillary Clinton ABD Dış İşleri Bakanı (Secretary of State) olarak Türkiye'de.

NTV-Haydi Gel Bizimle Ol programında çekilmiş bir foto.



Fark göremiyorum, ya siz?



Davos fatihi/Filistin güvercini RTE, Darfur'daki katliamlara ve katliamcılara sahip çıktı! Biliyorsunuz, "Müslümanlar katliam yapmaz" vecizesinin sahibi.



10 Mart - Ergenekon 2. iddianamesi açıklandı. İddianamede, emekli paşalar Şener Eruygur ve Hurşit Tolon hakkındaki iddialar + Ergenekon-PKK ilişkileri yer alıyor.




Bülent Arınç'ın: "İyi ki bu paşalar zamanında savaşa filan girmemişiz. Yoksa bunların savaşacak halleri yok. Askerlikten başka her şeyi yapmışlar. Siyasetle uğraşmışlar, darbelerle uğraşmışlar..." benzeri sözleri üzerine, Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Metin Gürak'ın cevap vermesi ile vuku bulan bir tatsızlık yaşandı. Yorumsuz olarak, bir askeri iletişim sorumlusunun sözlerini ve ardından Bülent Arınç'ın savunmasını aktarıyorum.
Kaynak: Vatan ve çeşitli gazeteler + televizyon haberleri)
-----------------------------------------------------------------------

Tuğgeneral Metin Gürak:

"Eğer gerçekten bu sözler söylenmiş ise, söz konusu kişinin Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri personeline ilişkin düşünce ve görüşleri çok iyi bilinmektedir. Aslında bu tip kişilerin ön yargılı, saptırıcı düşünce ve ifadeleri üzerinde fazla durulmasına da gerek yok. Çünkü bu tip konuşmalar hiçbir zaman doğruları değiştirmez. Ancak bu konuşmalarda önemli bir husus var, o da hukuk fakültesi mezunu bir kişinin yargı kararı olmadan hiçbir kimseyi suçlamaya, dolaylı olarak da bir kurumu hedef almaya hakkı ve yetkisi olmadığını hâlâ anlayamamış olmasıdır."

Bülent Arınç:
"Siyasetçi paspas değildir, siyasetçi şamar oğlanı da değildir. Ben siyasetçinin hukukunu muhafaza etmekle yükümlüyüm. Kim yanlış yaparsa bunların hesabı sorulmalıdır...
Biz paşalarımızı, siyasi açıklamalar yapan değil; zaferler kazanan büyük komutanlar olarak görmek isteriz. İttihat ve Terakkici paşaların imparatorluğu ne hale getirdiğini hepimiz biliyoruz. Binlerce vatan evladını siyasi hırsları için dağda bayırda nasıl ölüme terk ettiğini hepimiz biliyoruz. Büyük Atatürk, Meclis'i kurduktan sonra siyaset yapmak isteyenlere bir yol gösterdi. Siyaset yapmak isteyen üniformasını çıkarsın dedi. Benim açıklamalarım bu tavrı göstermeyenleredir."

"Yanlış bir açıklama yapılmış. Genelkurmay'ın yapması gereken, her kurumda olduğu gibi Askeriye'de de hata yapanlar olmuştur ve biz bunların ayıklanmaları için gerekli olanı yapıyoruz şeklinde olmalıydı, Ergenekon'u savunmak değil."

Fark ortada sanırım.


Devamı: Gündemdekiler (Mart 2009)-II


Hiç yorum yok: