9 Mart 2009 Pazartesi

 Sözlük Tarihçem

.

Üniversite gençliğinin popüler kültür ve magazin ihtiyacını yazılı formda doyuran bir site işlevini görmekte şimdilerde. Bu durum değerini azaltmıyor tabii ki, hatta popülaritesini arttırıyor. Yine de adam gibi bir yorum okumak için çok uzun zamanlar boyunca sitede kasmak yıldırıcı olabilmekte.

Aslında gelişimi açısından göze batan bir evrimi söz konusu. İlk çıkışındaki bir-iki cümlelik kesin ifadelerden ve kısa entry'lerden, yaygın ve döngülü forum tartışmalarına  ve  gelişim süreci içerisinde bugünlere...

Gözüm iyi yazdıklarını hatırladığım bazı eski yazarları arıyor,  ama pek
bulamıyorum onları artık. Yazar sayısı çok fazla,  toplam yazar sayısına oranla özdisiplin ve yazı kültürü sahibi olanlarsa oldukça az.
Gerçi ben de kendimce yöntemler geliştirdim artık.  Zaten hiçbir zaman
sol frame'e endeksli olmadım. Herhangi bir başlığını okuyacaksam da şimdilerde "seçimli okuma" yapıyorum mesela,  tavsiye ederim.  İlkin entrynin altındaki yazar ismine bakıyorsun, ona göre okuyorsun/okumuyorsun. Yeni nesillerden nick'ine aşina olmadıklarımı atlıyorum şu günlerde.
Henüz konsepti anlamamış ve okumaktan çok yazan, kendilerini sözlük için "tam zamanında" hisseden,  başlıklar altında aynı görüşün "suyunun suyunun suyu"nu  icra etmek üzere sistematik olarak  Voltran'ı oluşturanlardansa oldum olası haz etmedim. Buna rağmen ara sıra yenilerin yazılarına da zaman ayırıyorum. Çok az yeni suser'a aşinâ oluyorum, kimilerini ise hiç okumam bile.  Gereksiz gerginlikten, ağız dalaşlarından hoşlanmıyorum.


Medyanın gereksiz gündemine karşı,  90ların ortalarından beri süren pasif direnişimin bittiğini kim söyledi?
Bir nevi değişik,  yaratıcı ve özgün,  demokratik ortamın çeşitliliğini barındıran yüzen bir liman gibiydi  Ekşi Sözlük.  Türk Medyası'nın, 'medya'yı tanımlayan kelimeler ve temsil ettiği değerlerin hepsinden zıt yöne doğru at koşturduğu bir dönemindeki  ("Magazin Saltanatı  ve  Ört-pas etme dönemi" diyorum ben buna)  yegane sığınma ve eğlence yerimiz idi.  Bir hayalimizdi. Şimdi daha iyi anlıyorum bunu:  Ortamındaki  80'ler-90'lar  edinim ve birikimi göz ardı edilemeyecek seviyede idi.  "Benim fikrim vs  Onun fikri" zıtlaşmasından çok,  farklı savunma tekniklerinin okunup geliştirildiği bir yer olmasıyla değerliydi benim için.
Sonra o limana da demir atıldı.


...
Kendi bloguna dahi şu güne kadar din, siyaset gibi konulardaki görüşlerimle ilgili birşey yazmış değilim.  Varın Ekşi Sözlük'te ne kadar suya sabuna dokunmuş olabileceğim hakkında bir fikir yürütün.
...
Sıradan bir yazardım. Buna rağmen gerginlikten sıkılmıştım. Beni aşmaya başlamıştı. En son genç yetenek Şahan Gökbakar ve yaptığı bir tv programının mizah anlayışı üzerine eleştirel bir yaklaşımda bulununca, yaşadığım gerginlik daha da arttı.  "Zaten senin gibi bir gerizekâlının bunu anlaması beklenmezdi"  tarzı mesaj ve yaklaşımlardan gına geldi. Hem birebir bunları yaşamak hem başkalarının da benzeri süreçleri yaşadıklarına şahit olmak hoşuma gitmedi.  Hiç tanımadığınız insanlar bir anda sizin zekânız, kişiliğiniz, benliğiniz ile ilgili tahlil ve yargılamalarda bulunmaya başlayabiliyor.  VELEV Kİ  ben bir kıt zekâlıyım, bir karaktersizim, espriden anlamıyor da olabilirim... "Ekşi Sözlük'te denyolar, karaktersizler, espri anlama özürlüler  ve  uzaylılar yazamaz"  gibi yeni bir kural ve yaklaşım mı icat edildi yoksa?

Elbette kalabalıklaşma arttıkça sözlükler de "ortalamalaşıyor" ve bu tarz yaklaşımlar sıradanlaşmaya başlıyor. Kendi kusmuğunda başkalarını bir çırpıda gömme telaşesi yükselişe geçiyor.


Sonuçta bir yerde gördüm ki  Ekşi Sözlük ortamı beni geriyor.  Ki zaten gergin bir insanımdır.  Olumsuz yüklenmeyle sanki kendimin de başkalarını germek gibi bir çirkinliği yapıyor olduğumu fark ettim.  Belki gözümde fazla büyütmüş de olabilirdim.  Bir yerde durup  Ek$i'nin  yazarlığını değil okurluğunu tercih ettim, aynı eskiden olduğu gibi... Yazdıklarımı da tamamen silip gittim.



P.S. :
+ Bu yazıyı yazdığım tarihlerde  Ekşi Sözlük'te  Atesitler-İslâmcılar kavgası mı var ne?  Birileri de Ekşi Sözlüğü mahkemeye vereceğini söylüyor,  "Toplumu rencide ediyor,  Kutsal değerlere hakaret!"  benzeri argümanlar ile...  :p


+ ...99'un yaz döneminde,  gene üniversitede bir ödev  ve  o zamanın normal telefon hatlarından bağlanıp  (dial-up modem)  sonradan şeyime giren bir telefon faturası dönemlerinde karşılaşmıştım bu Ekşın Sözlük ile...
Gri bir fona sahip tuhaf bir şeydi.  Arattığım ibareyi Google taraması sırasında yakalamış garip bir oluşum!  Lakin paylaşımlardaki cümleler sayıyla 1, bilemedin 2 adet uzunluğunda.  İfadelerse tuhaf.

"Gene dönemin  trendy  dalındaki  üç beş bilgisayarcı  +  birkaç coder
bir mekanda toplaşmış"  yeri idi benim için.   Bir de sitede yazanlardan (*) çoğunun Türkiye'de yaşamadıklarını düşünmüştüm.  Çoğu Amerika'daki tiplemelerin arasında bir kaç tane de Almancı mevcudiyeti idi sanki ilkin.  Uzun zaman boyunca bu gözle baktığım bir yerdi.  (Çok pis genelleme yaparım.)  Cinsellik, küfür, tartışmalar...  Şimdilerde ise "topluma kötü örnek olmamak" telkinlerinden filan bahsediliyor burada!
[(*)  Dışarıdan bakınca "yazan" diye gözükür;  "yazar" diye değil.]


+ "Okur ve yazar"  olarak çekim alanında bulunmaktan en zevk aldığım  ve
en eğlendiğim internet oluşumu  Kolikler'dir.   Ekşi Sözlük yazarlığımdan daha öncesidir  ve  benim için bir başlangıçtır.  Zamanım, sağlığım ve imkânım olsa; günlerce okumak, ciddi zaman ayırmak istediğim,  içindekilerin gerçekliğini araştırmaya yöneleceğim bir yerdir.  (Yani öyleydi.)
Belki bir gün onu da yazarım veya bu yazıları birleştiririm.  Zira Kolikler de aslen özgün bir tasarımken,  Ekşi Sözlük rüzgârını yanlış yorumlayıp savrulan popüler Türk sitelerindendir.


+ Ekşi Sözlük'le ilgili olup da  kendisi dışında okuduğum en iyi yorum, tesadüfen internette denk geldiğim bir eleştiri yazısıydı.  Nerede idi, yazan kimdi,  şu anda hatırlamam mümkün değil.  Sadece  Ekşi dergisinin  yayına başladığı zamanlar olduğunu hatırlıyorum.  Şuna benziyordu:
"Doğru kavramının aslında ne kadar değişken olabileceği  ve
ne kadar farklı açılardan bakılabileceği"  bakışından doğup-gelişip,  "Her şeyi yalnız ben bilirim"  noktasına dayanmıştır.
Bu yaklaşım belirginken Ekşi tutmayacaktır."


+ Kurallar  devreye girdiğinde,  bir hassas denge de beraberinde geliyor sanki... Kelimeye bakarak elifi elifine yargıçlık yaparken,  o kurallardaki ruhu kaçırmamak gerek.  Ekşi Sözlük'te böyle bazı modlar oldu,  birkaçıyla bazı yazışmalarımız ve tartışmalarımız da oldu.  Yazarlıklarındaki entry kalitesi ve yazı dili ile,  moderatörlüklerindeki özen ve yaklaşım tarzlarının ters orantılı seyretmesi beni şaşırtmıştır mesela.


+ 2010  ilk aylarında  Ekşi Sözlük'te nesil ayrımı kaldırıldı.  Yani artık 1. nesil, 4. nesil,  6. Nesil (miğferdibi),  9. Nesil gibi sınıflandırmalar yok.  Bu radikal karar üzerine çeşitli yorumlar yapıldı tabii.  Sözlük dışı bir eleştiri ve benim kısa bir yorumuma şuradan ulaşabilirsiniz:
Bir internet sitesinde birinci nesil olmak  ve  şahsi görüşüm.






Private Sözlük'te özellikle din ile ilgili konularda ve bazı popüler kişi başlıklarında kendimce değerli entrylere denk gelmiştim. Sıcak bir dili vardı bu sözlüğün ve temeli güzel atılmıştı.  İyi yazarları vardı.  (İlk taramalarımdan edindiğim izlenim)
Bu nitelikleri  ve  "yeni olması nedeniyle daha kolay geliştirilebilir olması" gibi çekicilikleriyle  burayı da incelemeye başladım.

Ne var ki  çok uzun süren ara verişleri  (tükkan ve kepenk kapatmaları), yavaşlığı,  yönetimin kör gözüm parmağına mevzulara göz yumuşları derken orası da banalleşti.  Sanki benim aktif yazarlığımı bekliyorlarmış gibi...
(Ne beter bir tanım oldu bu ya neyse...)

Aslında ortamdaki yazarların yazı dili,  yazar sayısı ve yazarlık anlayışı değildi asıl sorun. Yani aşılamayacak bir sorun değildi bence.  Sadece yönetimin bazı şeyleri gözden geçirmesi ve aslen bir vizyonlarının olması gerekiyordu.
Ancak vizyon,  salt toplantı kararlarıyla sağlanacak bir şey olmadığından; zamanla anladım ki  "bazı şeyler ya vardır  ya da  yoktur".

Kendi çıkışındaki fikir kaynağı olan,  kodunu aldığı/çaldığı bir sözlük ile  (Ekşi Sözlük oluyor bu)  arasındaki bağı ve ilişkiyi,  klonlamanın üzerinden seneler geçmesine rağmen hâlâ tanımla(ya)mamış ve herhangi bir tanımlama gayreti de olmayan bir oluşumdan vizyon beklemek de ancak benim gibi bir zekâ yoksununa düşerdi doğrusu.



Yazarların başka yazarlara  özelden/sözlük üzerinden  yazmalı-silmeli küfürlerine sessiz kalan,  sözlük denen şeyin temelini oluşturan  formata ilgisiz kalan  ("format" kelimesinden gıcık kapıyorsanız burada 'maya' deyin, 'yapı' deyin,  'öz' deyin);   "tek-tipleştirmeci",  sözlüğün asal değerlerine özensiz davranan;   "Aman bünyemizden eleman kaybetmeyelim!" derdindeki Private Sözlük yönetimi;  pek çok şeyi gereksiz yere tolere ederek (ve beri yandan kafasına göre yazar harcayarak)  moderasyon kavramını daha da tuhaflaştırmaya başladı.
Sanırım tüm bunlar Ekşi Sözlüğü sadece bir kod,  sadece bir tasarım olarak görenlerin;  onun ruhu ve düşüncesi ile neredeyse hiç ilgilenmemiş olmaları yüzünden yaşanan doğal hallerdi.



...Ve bir gün gereksiz bir entry girdim Private'a.  (Şaka gibi! Durup durup gereksiz çıkışlar yapabilen biriyimdir zaten.)  Neyse efendim.  Bir gün tutup Ekşi Sözlük'teki bir şahsın,  "Özür Diliyoruz kampanyası" ve "Ermeni Soykırımı iddiaları"  sonrası kitlenin tepkisel tavırlarına karşı getirdiği bir eleştirisinden bahsettim.  Normalde  "relaxlıktan relaxlık beğen"  kıvamındaki Private moderasyonu tarafından,   (abarttım, sadece bir taneydiler  :p)  "Sözlük formatına uygun değil"  gerekçesiyle bu entrim anında silindi.  Neresi formata uygun değil?  keşfetme ve anlama sürecimde  (ki format'ın ne olduğu ile ilgili Private Sözlük bünyesinde neredeyse tek bir entrye denk gelememiştim bu süreçte)  çeşitli mod ve yazarlarından nihayet öğrendim ki:  "Formata uygun değil sebepli silme nedeni  uzun zaman önce Private Sözlük yönetimi tarafından kaldırılmıştır."


Entry'mi silen moderatör  (nisan hakları);  "Bu konunun bizim sözlüğümüzle bir alakası yok. Yani o nedenle formata uygun değil. Daha açıklamaya gerek var mı?"  gibi bir yaklaşım getirmişti "sözlük formatına aykırı" gerekçesi hakkında...  Ve kendisine güzel güzel özelden mesaj atmak varken, ne diye "Format nedir belirtilmemişken nasıl formata aykırı olabilirim?"  şeklinde bir entry ile mevzuyu sözlüğe taşıdığımı sorgulamıştı.


Ekşi Sözlük ile ilgili söz konusu silinen entry'mden az önce,  silen mod'un bir yazar arkadaşının başlığına kısa bir eleştiri 'yazı'sı girmiştim.
(Vakti zamanında bir Ekşi Sözlük moderatörü olan  bleufonce,  "Sen daha Ekşi Sözlük'te buna 'yazı' değil,  'entry' dendiğini bile öğrenememişsin"  diye kendince bir ayar vermişti bana.  Yazarlığında çok "seviyeli" entryler yazan bir mod idi kendisi.  Genelde suya sabuna ve güncel şeylere dokunmaz,  hep güzel yazardı.  Bir de kimi raikkonen vardı mesela, ortaklaşan bir kafa yapısında olduklarını zannediyorum.
Ama işte n'aparsınız ki benim de obsesyonlarım ve yerleşik alışkanlıklarım var.  Canım ister 'entry' derim,  canım ister 'yazı'... Yanlış anlaşılmasın, yoksa her birimiz çok seviyeli insanlarız.  lol)


Ha ne diyordum?  Aynı zamanda Private'ın ünlü yazarlarından olan  ve moderatör kankisi olan bir yazarın başlığına:  "Private Sözlük'teki yeni yazarları da içine alacak şekilde,  gelişim süreci içinde olumsuz etkileyen bir yazarlık alışkanlığına sahip olduğunu"ndan bahsetmiş olmam  dikkat çekmeme neden oldu sanırım.  Ki Sözlükler,  kişi ve olay başlıklarına sistematik olarak çeşitli online ansiklopedi ve biyografilerde yazan her şeyi copy-paste  (Kopyala!-Yapıştırrrr!)  çalımıyla döşeme yerleri değildir,  olmamalıdır.  Bu tezimi belirtip bir de ertesinde haddimi bilmeyerek Ekşi Sözlük'ten bir haber verince;  bir anda,  (sözde) olmayan format kılınçı,  aslında herkesin bildiği gizli yerinden çıkıp gelmişti.


Gelelim sadede...
George W. Bush'tan,  Afrika'daki hipotalamlara  ve  at sineklerine kadar her şey Private Sözlük'ün formatına uygundu;  ancak Ekşi Sözlük'teki gelişmeler ve tepkiler  Private'ın formatına uygun değildi.



Aslında yine gördüm ki,  bilmemek  insana tarifsiz mutluluk veriyor.
Mesela bu örnekte eğer böyle bir silinme gerekçesinin olmadığını bizzat birinci ağızlardan öğrenmemiş olsaydım,  sorun yoktu.   "Moderatör öyle uygun görmüş ve öyle yapmış"  idi neticede.
Ama olmadığını öğrendikten sonra,  moderatörlerin bu şahsi tavırlarını sorun etmeden ve standardize etme çabası gütmeden  tolere eden  bir yönetim olduğunu anladıktan sonra;  hele üyesi olan diğer yazarların  bu tarz örneklerdeki sessizliğini ve suskunluğunu  (üç maymunluğunu)  gördükten sonra;  yazar olarak içinde bulunmaktan memnunluk duyduğum bu ortamda yazmak cazibesini yitirmeye başladı.  Artık huzursuz ve gergindim.
İyi niyetli yapım  ve insanları özünde  "iyi"  olarak görme ütopyamdan dolayı, başlangıçtaki makul yaklaşımım zamanla ve gözlemlerle yerini realitelere bıraktı.  Uzun lafın kısası:  "Private Sözlük Yönetimi-Ezik Moderatör kontenjanı"nda  epey bir doluluk var  ve  düz mantığın buyurduğunun aksine,  bir siteye en çok zarar verebilecek olanlar moderatörleridir.  Zamanında bunu Kolikler'de de görmüştüm, üye olduğum bazı forum sitelerinde de... Bazı Ekşi Sözlük moderatörlerini taklit edenler filan...  Tabii Private çok daha rahatsız edici bir durumda.

Gene yazdıklarımı sildim teker teker.  Ama bu sefer Ekşi Sözlük'te yaptığım gibi tümünü silmedim;  numunelik bir kaç tane yazımı bıraktım,  tamamen kafama göre  (sik gibi)  bir seçimle...
Tabii son ana kadar rahat durmadım  ve  "Bu sözlükte yazmanın zaman kaybından başka bir şey olmadığı"  meâlli yönetimi eleştiren iki entry daha yazdım,  birkaç gün sonra onları da silmek kaydıyla...  (Nasıl bir mantık idiyse?)


İşte ele!

Ara ara dönüp bakıyorum hâlâ Private Sözlüğe.  Ekşi Sözlük gibi görece düzenli okuduğum bir yer değil.  İçinde yazmayı sevdiğim,  emek verilmiş, insancıl bir yerdi.  Neredeyse hiçbir anlamı yok şimdi bu sözlüğü okumanın benim için.  Vaktim oldukça  enel hakkı'nın mesajlarını okuyorum fln...  (Ki onu bile pek okumuyorum artık.)  Kendimi kasmama rağmen,  bünyesinde denk geldiğim yeni entryler silme zaman kaybı.  Şu an hem yazı kalitesi, hem içerik, hem konu ve fikir zenginliği bakımından çok kötü bir durumda.  Yine de yıllar önce kaybolmuş  ke(n)dimi  hâlâ aradığım gibi;  ara ara bir içgüdüyle dönüp şöyle bir bakıyorum oraya da...
Bir ara geri dönüş yapıp,  kimi başlıklarda  -çoğu zaman kendi bloguma yönlenecek şekilde-  linkler vermek esasına dayanan bir yazarlık dönemim de oldu.  Sonra o da bitti.



P.S. :   + "Ekşi sözlük  vs  Private sözlük"  başlığından bir alıntıdır:
Ekşi Sözlük'te  Private Sözlük hakkında olumlu bir entry yazarsanız entryniz silinmez, hatta beğenilen entryleriniz listenizde ilk 10'a girer. Private Sözlük'te  Ekşi Sözlüğü öven bir entry yazarsanız abuk bir sebepten  "Kurallara uygun değil canım gocunduğumuzdan yaramız olduğundan silmiyoruz valla billa"  diyerekten silinir.
(ivy,  #4105337 Ek$i Sözlük)

+  Private Sözlük:
Hijyenik bir oluşum. Bu nedenle gerçek değil.
Dildeki argo kullanıma tahammülü yok.
Cemaat anlayışı son safhada.  "Ulusalcılar vs Fetocular" gibi bir şey mi acaba?
Başlık altlarında yazarlar çekinmeden tartışma yapıyor. Sanırsın sözlük değil, açık oturum.
İşin ilginci... Çok fazla niyet okuyor.

(can ile canan,  Private Sözlük)


+  Şubat 2011:  Private Sözlük alt yapısı yenilendi.  Görünüm değişmiş, siteye erişim hızı artmışa benziyor.  Bilgilendirme amaçlı atılan e-mail'lerin de etkisiyle ortam biraz hareketlenmiş gibi.
Ne var ki site yönetimini  ve  moderasyon anlayışını revize etmek akıllarından bile geçmemiş yine.   -Yine- ortamdaki birileri,  ortamdaki başka birilerini pervasızca kovma hakkını kendinde görüyor,  -yine- farklı görüşlere ve gerçeklere asla tahammül yok...  Moderasyon,  tanımadığı ve/veya sevmediği yazarlara yapılan hakaret ve lince sessiz kalmaya yine devam ediyor,  hatta sesi çok çıkandan ve yalakalardan yana taraf oluyor,  yine.

Sitenin moderatörlerinden  masterwork  bana bir mesaj atarak,  "Artık yazmamamı istediğini, eleştirilerimle insanları gerdiğimi, oysa pek çok insanın sistemden çok memnun olduğunu ilettiğini,  kendilerine teşekkür üstüne teşekkürler edildiğini söyledi  ve ekledi:   "Atatürk'ü bile sevmeyenler vardı."
Hiç okumadan ve değerlendirmeden,  sırf moderasyona yakın bir isimden gönderilmiş ispitleri görünce entrymi nasıl ve neden sildiğine ise bir açıklama getirmedi.  Daha doğrusu,  sadece "özelden özür dilemek" ile yetindi. Ertesinde sözlükte ise, bana hakaret eden bir yazarın entrysini refere ederek, "anlayana" dedi.


+  Eylül 2012'de  sitenin kapanacağı duyurulmuş.
Ortamda sadece tek tip bir görüşün sesinin yükselmesine izin verilen,  özellikle bir kişinin alışkanlık edindiği   keyfine göre saygısızlıklarına göz yumulan,  teknik sorunlarını aşamadığı açıkça görülen bir sözlük oluşumu ne kadar devam edebilirdi ki?
Bunları Ekşi Sözlük'e yazınca deli gibi kötülendim yine.  :)


*Yazı Şubat 2011 ve son olarak Mart 2014'de güncellenmiştir.


Hiç yorum yok: