20 Mart 2009 Cuma

SOSYAL FOBİ-1


Sosyal Fobi (Social Phobia/Social Anxiety Association) denen rahatsızlıktan biraz bahsetmek istiyorum. Bugün dünyanın 3. büyük ruhsal sorunu olduğu söyleniyor. Bir kaç bölüm olmasını planladığım bu konuda; kafama göre uzman tavsiyeleri, tanım ve belirtileri, muzdarip olan kişilerin görüş ve paylaştıkları deneyimlerine yer vermeyi düşünüyorum.
---------------------------------------------------------------------------------

Sosyal fobi (Sosyal kaygı), çocukluk döneminden itibaren duyulan güven eksikliği ve bireyin kendini yeteri kadar tanıyamaması ile özdeşleştirilebiliyor. Kimi insanların kaygı bozukluğuna daha yatkın oluşu, hastalığın daha da gelişmesine neden oluyor. Kişilik olarak kaygıya daha eğilimli olanlar, sosyal sorunların üstesinden gelemeyeceklerine dair daha kuvvetli bir inanç besliyor.
Kişisel geçmişteki bazı stres verici olaylar da sosyal kaygıyı doğurabiliyor.

* Kişinin iç diyalogunda yer alan, kendini küçümseyen ve aşağılayan ifadeler
* Kişisel performansı değerlendirmede mükemmeliyetçi beklentiler
* Kişisel performansı değerlendirmede sadece olumsuz örneklere odaklanma
* Sosyal başarı ve başarısızlıklarının nedenlerini belirlemede patolojik bir örüntü geliştirme.
Negatif sosyal durumları (beceriksizlik, zayıflık); pozitif sosyal durumları (şans, kader, diğerlerinin olumlu tutumu.)

------------------------------------------------------------------------------


Sosyal Fobi Belirtileri:

Sosyal fobisi olan kişiler, sosyal etkinliklere girmekten kaçınırlar.
İş sahipleri gerekli atılımları yapamaz; çalışanlar kendilerini ortaya koyamaz, inisiyatif kullanamaz, öneri ve vikirlerini ileri süremez, kolay iş değiştiremez, genellikle de ulaşmaları gerekenden daha alt düzey işlere razı olup ilerleyemezler.

İş kayıpları artar ve okul başarıları azalır. Üniversiteyi bırakmak durumunda kalabilirler. İşsiz kalmak sık görülen bir durumdur.

Bazıları karşı cins ile ilişkilerinde benzer durumlar yaşadıklarından kendi başlarına arkadaş sahibi olamaz, bekâr kalabilirler. Bulundukları ve yetiştikleri ortamı değiştirmek istemez, yakın aile dışındaki kişiler haricindekiler ile iletişimlerini sınırlarlar.

'Sosyal heyecan'ı 'Sosyal fobi'den ayıran en önemli özellik, bireyin topluluk önünde bir şeyler yapmaya devam ettikçe, bu konuda deneyim kazandıkça sosyal heyecanı azalırken; fobik durumlarda deneyim kazanmanın heyecan üzerinde etkili olmaması, aksine kişilerin bu durumdan şiddetle kaçmaya çalışmalarıdır. Bu kaçınma da kişinin olağan günlük işlerini, mesleki ya da eğitimle ilgili işlevselliğini, toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozmalıdır ya da kişi fobisi olacağına ilişkin belirgin bir sıkıntı duymalıdır.




Sosyal Kaygıyla Savaşma Yolları

1. Sosyal Kaygıyı Anlama:

Kendi problemlerinizi net bir şekilde tanımlayabilmeniz, onlarla baş ederken oldukça yardımcı olacaktır.


2. Olumsuz Düşünce ve İnançları Azaltabilme:

Sosyal kaygıda kişilerin kaçınma davranışı göstermesine neden olan olumsuz düşünce ve davranışları kontrol altına alabilmek, bu rahatsızlıkla savaşımda büyük bir adım.

(Olumsuz Düşünce: "Onlara ne söylesem bilemiyorum. İnsanların hakkımda aptal diye düşünecek olmasından korkuyorum."
"Odaya girdiğimde herkes bana bakacak, titremeye başlayacağım."

Zihindeki Görsel Karşılığı: Kendini küçük, korkak biri olarak görür. Kendisi korkudan titrerken, diğerlerini ona gülen bir sahnede hayal eder. Yüzü kıpkırmızı kesilmiş, terlemiş bir görüntü düşünür.)


3. Herkesin size baktığı fikrinden nasıl sıyrılabilirsiniz?

Sosyal kaygıdan şikâyetçi kişiler kendi bedenlerine fazlasıyla odaklanıyorlar. Mesela, "Ellerim titriyor mu? Yüzüm kızardı mı? Terliyor muyum?..." gibi.

Kendileriyle ilişkili olumsuz düşüncelere saplanıp kalıyor; diğerlerinin gözünde nasıl göründüklerine fazlaca önem veriyorlar. Olumsuz ve eleştirel bakışların odağı olduklarına inanıyorlar. (ki öyleler de aslında)


Sonuçta sosyal kaygı, kişiyi zamanının çoğunu evde geçirmeye itebiliyor.

Tüm bunları azaltabilmek adına:
Sürekli kendilerine odaklanacaklarına, çevrede neler olup bittiğiyle ilgilenmeliler.
Ter, kızarma, titreme gibi fiziksel belirtilerin düşündükleri kadar ciddi olmadığı şeklinde kendilerini telkin edip; sosyal çevrelerinin odağı olmadıklarının farkına varmalılar.
İnsanların, yalnızca kaygı seviyeleri yüksek diye onları daha az sevecekleri düşüncesinden sıyrılmalılar.


4. Davranışlarda değişiklik yaratabilme:

Kendi kaçınma davranışlarınızın (Yeni kişilerle tanışılacak yerlere gitmeme, konuşmak istenildiği halde heyecandan herhangi bir iletişimden kaçma, hızlıca konuşup kısa zamanda bitirme, insanların gözüne bakmaktan kaçınma… vb.) tüm bunların istesini hazırlayıp, ilerleyen zamanlarda listedekileri daha az yapmaya çaba harcayabilirsiniz.


5. Fiziksel Belirtileri Önleyebilme:

Sosyal kaygıyı yenerken terleme, kızarma, titreme gibi fiziksel belirtiler rahatlama teknikleriyle aşılabilir. Bu aşamada müzik dinleme, kitap okuma, yazma, spor yapma gibi hobiler yardımcı olabileceği gibi, yoga veya nefes teknikleri de büyük destek olacaktır.


"Söylemesi ve madde madde sıralaması kolay" dediğinizi duyar gibiyim. :)

Bu yazının hazırlanmasında aşağıdaki linkten de yararlandım. Arzu edenler ve İngilizce bilgisi olanlar göz atabilirler:

http://www.nnt.nhs.uk/mh/leaflets/shy%20A5.pdf
Bir de şu var: (bkz)

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Ablacığım çok haklısnız. Bencede bu hastalığı olanlar ilk zamanlarda zor gelsede aşmaya çalışmalıdırlar neden mi? Yazık günah arkadaşlar aşılması bırazzor hastalık ama hayatımızı çok olumsuz etkileyecek, her zaman her şeyde geri kalıcağız hep içimizde ah olucak oysa ne gerek var ki deneyelim görelim nede olsa hatasız kul olmaz sonunda ne kadar azarlnsakta ne kadar kötü duruma düşsekte yapalım yapmaya çalışmayalım yapalım. Ya ikiüç gereksizkaygı hep hayatımızda olacağına hep geri planda kalıcağımıza hep ahlarla hayallerle kalıcağımıza bu hastalığın tedavisini araştırıp yenmeye çalışalım. Bide bu hastalığı yenmekiçin bir tek erkekler baş vuruyormuş doğrudur çünkü kadınlarımız bnde bu kadınların arasındayım ben napıcam kendımı neden one atıcam herkes tarafından sevıleyım bana yeter onların ısteklerını yapımda evde kapalı kalım bı sey olmaz yok bole seyye neden hep baskası tamm baskalrını dusunmek guzel ama dınımızce bıle zararlı kendı vucuduna her daim ezıyet edıosun gelın arkadaslar bızde kurtulalım su gereksız kaygılarımızdan davranıslarmızdan. kendimizi hic bı seyden gerı bırakmayarak vatanımıza mılletımıze hayrlı ve yararlı gencler olalım. Bu hastalıgı sakın önemsememezlıkten gelmeyın hayatınızın her alanında karsınıza cıkıcak buna emın olun ne bu hastalıgı yenmek ıcın su sanıyeden baslayın lutfen sevgılerımle guzel gozlu dılara: