26 Mart 2009 Perşembe

Uğur Dündar'ın ekran şovu


Uğur Dündar'ı, seneler öncesinde Azeri direnişçiler tarafından kaçırılan bir gemiye canlı yayında helikopterle inerken hatırlıyorum. Tabi çocuktuk, fazla kafamız basmıyordu. (Unutmayın, "Türkün aklı geç gelir".)
Amma velâkin gene de işin içinde bir bityeniği olduğu şüphemiz vardı. Öyle ya! Sen kaçırılan gemiye helikopterle in, yarım saate yakın çekim yap, gene de kimse senin güvertede olduğunu fark etmesin, yanına gelmesin! Üstelik hadi sen helikopterden atladın, o esnada aşağıdaki güvertede senin atlama görüntülerini çeken kamereman ve eşek kadar kamerası ne zaman, nasıl atladı? Fakat bunlar mühim değil, her şey açık. Yalnız belirtmek isterim ki Uğur Dündar'ın kaç metreden atlama taklidinde dahi, kravatı yarım santim kadar bile yana kaymamıştı. O kadar Hollywood'vari bir insan!

Sonra Gıda sektörüne el attı, iyi de oldu. Merdiven altı işletmelerin bazılarını ekrana taşıyarak insanlarda "Gıda" konusunda hassasiyet yarattı. Hoş Türk pazarında büyük firmalar tarafından üretilen ve kanserojen etkili nice maddeler var. AB'ye ve Amerika'ya gönderildiğinde sınırlardan dönenlerin nice beterini biz dünyanın parasını ödeyerek yemekteyiz ama BÜYÜK İŞLETME olunca dokunmak zor tabii...

Bir süredir de Star Haber'i sunuyor. Çevremde Dündar'ı izleyen çok kişi var. Doğrusu artık numaralara, zoraki taraflılıklara karnım tok. 80'lerde haddinden fazla Ertürk Yöndem izledim ve yetti. Ekstra bir yerim yok ruhumda...


Şimdi bu adam geçen gece ekranda 2. Ergenekon İddianamesi ile ilgili acınası bir şov yaptı. Daha şova başlamadan "Uğur Dündar'ın çıldırdığı" meâlindeki alt yazı belirdi ekranda ve belli ki önceden tasarlanmış bir konuşmaydı. Bence yapmasaydı ve her şeye rağmen "Saygın ve düzgün gazeteci" imajını devam ettirseydi daha güzel olacaktı. Velâkin kendini tutamadı veya bilerek tutmadı.
Savcıyı suçladı.
Söylendiğine göre, karısı ile ilgili dillendirilenler savcının iddiaları değil; bir başkasının beyanları. Bu beyanlara iddianamede olduğu gibi yer verildiğinden, kendisiyle ilgili bölüm de yer almış. Tabii ki hassasiyet göstererek tepki verilebilir, "Söylenmiş her şey iddianameye yazılmak zorunda mı?" diye eleştirebilir, bu da Uğur Dündar'ın saygı duyulası bir hakkıdır. Ancak o iddialar arasında, "Dündar'ın para vererek televizyona çıkardığı insanlara iktidarı kötületip Aydın Doğan'ın çıkarlarının savunuculuğunu yapması" gibi ciddi ithamlar varken, sadece karısı ile ilgili olanlara takılması bana "seçici algı" olgusunu hatırlattı.
Veya gene Ergenekon'u sulandırma tekniklerinden biri de olabilir. Her akşam yeni bir Ergenekon'u saptırma ve sulandırma yöntemi geliştirmesine tanığız nasılsa...

(Haa bir de 1 kadın neden tek başına veya arkadaşlarıyla Brezilya'ya gidemez? Anlamış değilim. Uğur Dündar öyle bir Brezilya tepkisi gösterdi ki! "Bu bir ahlak meselesi! Kanıtlanırsa intihar ederim" dedi üstüne basa basa! Sandım ki bir an 'Brezilya' dememişler de 'kerhane' demişler.)


-----
YAKLAŞIK BİR SENE KADAR SONRA GELEN EKLEME (Tarih 15 Nisan 2010):
Uğur Dündar bu akşamki Star Anahaber Bülteni'nin sonunda, aldıkları ödülleri gösterdi. (Taraflı haberciliğine üniversiteli gençler ödüller yağdırmış, kendisi de sevinçten dört köşe bir halde,) "Hürriyet gazetesi yazarı sevgili arkadaşı Yılmaz Özdil'e sevgilerini gönderdi". "Kafatasçısever, jilet gibi Jön gazetecilerimiz" diyelim.


.... --> Kendisi hakkındaki tüm bloglarım için rota: Uğur DÜNDAR

2 yorum:

Adsız dedi ki...

helal olsun harika yazı, bu aydın doğan pisliklerinden bıktık bu ülke bizim o pisliklerin değil. Uğur dündar ın ne olduğunu artık herkes öğrendi, para için cem uzan, aydın doğan köpeği oldu, bu adam para için karısını çocuğunu bile satar...

Amedonline dedi ki...

ellerin dert gormesin kurban.