Arınç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arınç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2018 Cuma

 Melih Gökçek  istifa


O dönem yoğunluktan yazamamıştım ama, bugün Melih Gökçek'in Cumhurbaşkanı iradesiyle görevden alınışının  1. yıl dönümü.
Buraya da not düşmek istedim.

5 dönemdir seçilen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, 23 küsür yıllık görevinden geçen sene bugün istifa etmişti.  (Daha doğrusu 5 Ekim'de istifası istendi,  28 Ekim 2017'de istifasını sundu.)


Kendisi 15 Temmuz sonrası Bülent Arınç'a karşı Twitter'dan giriştiği kampanyaya karşı,  Arınç trarafından bir Meclis basın açıklamasında
"Ankara'yı  parsel parsel  (cemaate)  sattın!"     (bakınız)
ifşası sonrası epeyce konuşulmuş; büyüyen ailesi, mal varlığı ve sülale boyu ihtirasları ile dikkatleri bir kez daha üzerine çekmişti.
Beştepe'ye Cumhurbaşkanı ile görüşmeye çağrılmış ve 15 Temmuz sonrası uzaklaştırılan  belediye başkanlarından birisi  olmuştu.

İstifa eden başkanlar: İstanbul (Kadir Topbaş), Düzce (Mehmet Keleş), Niğde (Faruk Akdoğan),  Bursa (Recep Altepe)  ve  Ankara (Gökçek).

Melih başkanın ayrılışı da kendi gibi nev-i şahsına münhasır şekilde olmuştu. Veda konuşmasında "Bizden görünüp bizden olmayan içimizdeki fitnecileri helak et Yarabbi"  diye dua dahi etmişti  Sayın parselci.

Olan biten hiçbir şey ne hızını ne gazını alamadığından,  halen Twitter'da POP salvolarına devam etmekte.  (ve eder de...)

Bu arada Ankara'nın mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna geçtiğimiz günlerde bir televizyon yayınında, geçmiş başkan zamanındaki vurgunlardan birini üstü kapalı duyurdu.  Özetle:
     Gidişinin ardından,  Belediye'nin hafriyat gelirleri  30.000 TL düzeyinden  15 milyon TL seviyesine çıkmış.

https://www.youtube.com/watch?v=AoW0vtNGMy0
Maalesef yüklediğim video silindiği için, yerine Halk tv haberini koymak durumunda kaldım)

30 Nisan 2015 Perşembe

 NİSAN 2015 - Her telden sesler


Kayahan öldü   (3 Nisan 2015  Cuma)
Odalarda Işıksızım, Denizlerde sen/ Hasretinde ben, Gözlerinin hapsindeyim, "Yemin ettim: Seni Versinler Ellere/ Beni vursunlar", tam bir evlilik-düğün şarkısı olan  "Seninle her şeye varım ben",  "Bir aslan miyav dedi":)  e bebeğim e,  "Beni anlamadın ya!";  ve Nilüfer'e verdiği  Canımın Yaprakları,  Kar taneleri,  ve Melankoli  gibi pek çok şarkısını mırıldanmaya devam edeceğiz.
     Ayrıca ben, Ankara'daki üniversite yıllarımdan birinde, bir Cumhuriyet Bayramı gecesi Kızılay Meydanı'nda büyük bir kalabalıkla kendisinin çıkışını beklediğimiz konseri ve o konserde Ankara'daki gençlik yılları üzerine söylediği coşkun ifadeleri ile de kendisini hatırlayacağım.
Tabii bir de sevimsiz,  fazla cicili bicili son evliliği var.



Seçimler yaklaşıyor...
7 Haziran 2015 genel seçimleri yaklaşırken, ülke genelinde zaten yüksek seviyede olan siyaset dozu (ve "riyaset" yani reislik/başkanlık tartışmaları) gittikçe artmaya devam ediyor. Gösteri yürüyüşleri, provakasyonlar sürüp giderken ülkedeki solcuların anlamlı bir bölümü "AkParti Meclis'te 400 sandalye alamasın diye HDP'yi destekleyelim" bayrağını açtı.   Hayrolsun diyelim.
Nisan ayı olaylarının bazılarını kısaca not düşüp, sosyal medyadan farklı görüşlerden çeşitli alıntılar yapmak istiyorum.   Tatilden yeni döndüğüm için,  fazla sayıda ve nitelikli görüşü toparlayamadım maalesef  :(


Adaylar başörtülü mü olacak  yoksa Ermeni mi?
Lgbti mi  Alevi mi?
Ünlü vegan hesaplara daha bakmadım.
Tavuk aday niye yok diye soran oldu mu?
(Kaan Doren  -  7 Nisan 2015, Facebook)

HDP'nin şanssızlığı:
Eğer bugün iktidarda 90'lardaki iktidarlar gibi bir iktidar olsaydı,  HDP özgürlükçü ve ötekinin yanında duran söylemleriyle yüzde 30'lara yakın oy alabilirdi.   HDP'nin şanssızlığı bugün iktidarda en az kendisi kadar reformcu ve kendisinden kat be kat icraatçı bir partinin olması.
(Barış Pirim  -  9 Mart 2015, Facebook)

         (Altına düşülen bir yorum:   Bir de sokak şiddetini kullanmaktan imtina etmeyen bir liderleri var.  Kürtler için kendilerinden başka siyasete tahammülsüzlükleri de cabası.)


Muhalif olduğunu sanan dangalaklar insanı zorla AKP'li yapabilir bu ülkede, dikkatli olun.   İlahiyatçı Akkuyu Santrali müdürü tweetleri ve Facebook paylaşımları 5 gündür tedavülde.  Kimbilir kaç share, kaç RT aldı.   Gerçeği ise 100,  bilemedin 300 kişi görecek.  Artık santral açılana ve müdür konuşma yapana kadar milyonlarca insan için nükleer santralin müdürü bir imam.       .......................................               (Kaan Doren  -  20 Nisan, FB)

CB çözüm istemiyor köpürtmesiyle HDP'yi gıdıklar,  AKAPE'den kurtulur muyuz derdindesiniz.  Yapın yapın, daha da tiksindirin kendinizden.  (1)
Tarihi fırsatlar karşısında anlaşılmaz bir hırsla  iktidarı ve seçmenini tahrik eden,  yanlışa zorlayan aydınlarımızı bu ülke hiç affetmeyecek.


"Türkiye'de siyaset yoktur,  SADECE gayrı-milli koalisyon vardır.  Türkiye'de siyaset bir yanılsamadan ibarettir. Siyaset yaptığını iddia edenlere -şayet ciddilerse- ancak üzülürüm. Şu andaki durum CHP-MHP destekli örtülü AKP-HDP koalisyonudur. Seçimlerden sonra da aynısı olacak. Ufak ayarlamalar konu dışıdır. Bunun içinde siyaset olmaz, sadece müsamereler ve ayak oyunları olur. Bu dört partinin dışındakiler fasulyeden figürandır. İçindekiler nasıl figürandır, taktirinize bırakırım. Bunu dahi göremeyenlerle siyaset mi yapılır?  Bir de diyorlar ki, niçin siyaset dışındasın?
Bütün hayatımız boşa geçti,  daha işin ABC'sini atlatamadık.   (*)

Hani olursa... Seçimlerden sonra HDP destekli AKP iktidarı veya AKP-HDP koalisyonu olursa...  HDP'yi destekleyen vicdanı kararmış sözde demokratlar...  bir daha nasıl insan içine çıkacaksınız.   (**)

Müteveffa solun ardından:
İntihar edenin cenaze namazı kılınır mı?
Sol,  etnik kabarmanın toplumcu akımları marjinalleştirmesini engelleyemediği gibi,  bir kısmıyla da buna hizmet etme aymazlığını göstermiştir. Siyasi olarak intihar etmiş,  ideolojik olarak da çıkmazlarda sürünmektedir."



"Son günlerde HDP’yi öne çıkaran yoğun bir kampanyayla karşı karşıyayız. Seçim yaklaştıkça gücünü ve etkisini arttıran bir kampanya bu. Öyle ki, politik arenada yan yana gelmeleri pek beklenmeyen sosyalist, devrimci, muhafazakâr, sosyal demokrat, İslamcı farklı çevrelerden çok sayıda namlı şahsiyetin ardı ardına kampanyaya eklemlendiğini biraz da şaşırarak izliyoruz.

Destek verenler bu denli çok ve farklı çevrelerden olunca neden HDP’ye oy vermemiz gerektiğine dair açıklamalar da farklı farklı hatta birbirinin zıddı olabiliyor.   Örneğin,  kimileri  HDP güçlü biçimde Meclise taşınırsa Kürt bağımsızlıkçılığının daha da etkinlik kazanacağını söyleyerek ikna etmeye çalışırken;  kimileri de tersine,  eğer HDP Meclise giremezse Kürt hareketinin daha da radikalleşeceğini söyleyerek başkalarını korkutuyor."

(Yazının devamını okumak isteyenler için adres:
“KAMPANYANIN FARKINDAYIZ”,  HDP’ye Verilecek Oyumuz Yok!,
Levent Yakış  -  11 Nisan 2015, Ana Fikir)


.

                Bülent Arınç - Melih Gökçek
Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın hükümet işlerine ve ekonomiye (Merkez Bankası Başkanı'na sözleri gibi)  fazla müdahaleci tavırlarına karşı memnuniyetsizliğini dile getirdi bir konuşmasında.   (Ak Parti'de üç dönem kuralına takılan isimlerden biri olan Bülent Arınç, Haziran ayı seçimlerinde aday olmayacak. Hükümet sözcüsü olarak son kez yaptığı açıklamada helallik isteyerek vedalaştı.)

Melih Gökçek tam da bu gitme zamanlarında, (birilerinin gözüne girmek için midir bilinmez) Twitter'dan Bülent Arınç'a karşı salvolar/efelenmeler başlattı.  Ak Parti'dekiler Arınç'ı artık istemiyorlarmış filan...  Ertesinde basına uzun ve tane tane bir konuşma yapan Arınç'ın sözleri, bu aya ve belki de önümüzdeki yıllara damgasını vuracak cinstendi:

«Ankara'yı parsel parsel sattı!»
(Basın açıklamasının tamamını izlemek isteyenler için:  Video)


Bülent Arınç'ın bu ayki bir diğer incisi,  özellikle  İsraf  konusuna vurgu yaptığı sözleri idi.  Ak Parti iktidarının 13 senede büyük başarılar elde ettiğini,  ama bir konuda notunun kırık olduğunu belirten  Arınç;
"Eğer bu kadar israf olmasa,  sizlerden vergi almaya gerek kalmaz"  dedi.
(Bu sözü Kuran okutulan bir ortamda diyerek, "Yemek duaları Türkçe yapılsa bir kısmımız bundan ders alacağız. İsraf o kadar ince bir şey ki Resulullah Efendimiz, 'Bir akarsuda abdest alsan bile israf etme' buyuruyor. Su akıp gidiyor, bunun israfından ne olacak? Bir şeye dikkatinizi çekiyor,  israf o kadar önemli"  diye konuşmasını sürdürdü.)




Bu gerilimi fırsat bilip AKP dağılıyor, bölünüyor goygoyuna başlayanlar da oldu elbet!  /  Hah tutunacak dal buldunuz:  "Arınç, Erdoğan'a atar yaptı"
O dal elinizde kalır yalnız:)
Ah güzel memleketim   ahmak sıkıntısı hiç çekilmez şükür.
(@erdemabaka)

Herifin Ankara'yı parsel parsel satması kimseyi şaşırtmadı elbet.
Beni şaşırtan,  o çirkin ve berbat yer için o kadar alıcı çıkması!
Roni Margulies


ÖZLEM  ve  ÖZENTİ KURBANI BİR ÜLKEYİZ
300.000 Euroluk Mersedes'e binen başkanlar var. Bu metaların kabul edilmesinin çevreden fazla yadırganmaması, kabulünden çok daha önemlidir. Zaten "düzgün" bir ülkede böyle bir şey söz konusu olamaz. Kaldı ki çevrelerindekilerin büyük bir kısmı da aynı kafada olduğu için yapabiliyorlar. Bal tutan parmağını yalar.
Mesele, bu zihniyette ve özlemde. Yani bugün 50 bin hatta 30 bin Euro ile de çok rahat arabalar alınabilir, niçin özeniyorsunuz? Buna binince daha iyi bir adam mı olacaksınız? Daha iyi mi hizmet vereceksiniz? Yoksa sadece şaşaası için mi?   Evet şaşaası için. Başka açıklaması olamaz.

Bu şaşaa için giden trilyonlardan çok daha önemlisi, bunun parasal olmayan karşılığıdır. Yani hizmet zihniyetidir. İnsanlarınızın, tatmini iyi hizmette değil, şaşaa sağlayacak anlayışta (ve dolayısıyla muhtemel hizmet kusurlarında) bulması ve çevrelerinin de bunu onaylamasıdır.

      Sendika ve belediyelerde başkanların etrafında garip bir blok oluşur. "Başkan, başkan, aman sayın başkanım, evet sayın başkanım, nasıl tensip buyurursanız başkanım" vs. gider. Bazı sendikalarda "sen söyle biz yapalım başkan, sağol başkan, başkan da başkan" diye biraz daha farklı bir hava olur. (...)   Toplumlar kolay değişmiyor. Politikacı da bu modelden farklı olmuyor. Zaten farklı olanlar uzun dayanmıyor.
(Mehmet Tanju Akad'dan  yaptığım bu alıntının tamamını okumak isteyen varsa:   link)


"Edebiyat falan yapmadan direkt görüşlerimi paylaşacağım. Reis son üç dört vakada haksız. Merkez Bankası başkanına vatan haini demeye getirdi adam istifa etse ekonomi baş aşağı giderdi etmedi, sonra konuştuk tatlıya bağladık dedi. Madem tatlıya bağlanacak bi meseleydi neden herkesin önünde adama vatan haini dedin?

Hakan Fidan olayında madem rahatsızdın istifa dahi etmeden o işi engelleseydin neden istifa etmesini bekledin?  Sonra gene herkesin önünde rahatsızım dedim Fidan'ın tüm itibarını sıfırladın ardından da adamı yerine geri atadın.  Son olay da bu gözcü heyet meselesi,  herkesin önünde Davutoğlu Hükümet'ini çocuk gibi azarladın.

Olmadı reis! Yakışmıyor bu tavırlar sana.  M Kemal'in tüm milli mücadele kahramanlarına bi kulp takıp hain ilan edip tek adam olmasına benzemesin bu iş.  Seni harbi adam mert adam yiğit adam diye sevdik.  Bu şerefsiz Fetullahçı ihanet çetesinin bile yapamadığını sen kendi kendine yapma.
Son bir de not:   Dindar muhafazakar vb. cenahın insanlarının Atatürk'ü olmak gibi bi derdin varsa bence burda bırak Reis,  en azından seni hep demokrasinin barışın kardeşliğin lideri olarak hatırlarız."
(Orhun Sağlam  -  23 Mart 2015,  Facebook AkBaba grubu sayfasından:  bkz)

       (Yazı altı yorumlardan biri:   Fatih Tezcan, Melih Gökçek, Yiğit Bulut tarzı adamlarla gıdebılecegı yer bir yere kadardır. /  Reis hatadan azade degıl. Gezi'nin bu kadar kutsallasmasını bir mite dönüşmesini sağlayan kendi inadı ve söylemleriydi. Dış politikada samimiyet ile reel politiğin arasındaki dengeyi kaçırdı.)




-Ekonomi-
Dolar  önce hızla arttı,   şimdilerde az biraz düşüyor gibi...
Benzin fiyatlarına ise dolardaki değişimlerden bağımsız olarak durmadan zam geliyor. (Kurşunsuz benzinin litre fiyatı İstanbul'da 4,72 liraya çıkmıştı en son.)

      İstanbul'daki gezilerimde, feribot geçişlerimde, parklarda, pazarlarda sürekli Suriyeliler ile karşılaşıyorum. TR son zamanlarda yüksek sayılarda göçler almakta.   (Son iki yılda 3 milyon göç aldığımız söyleniyor. Almanya'nın 55-60 yılda aldığı göçmen sayısı: 3-4 milyon.)  Suriyelilere karşı yabancı düşmanlığı, Arap karşıtı nefretler de yok değil.

Bu arada Ak Parti'nin nükleer enerji yatırımlarından tutun, metro yapımı vesaire... Her konu başlığında ne olduğuna dahi bakılmaksızın her şeye karşıt olan bir kesim ve yüksek öfkeler var.
Şu cümleyi  Ekim 2012 Gündemi'nde  alıntılamıştım:
Memlekete  "Sizi Ak Parti'den kurtaracağız"  diye düşman girse,  "hoşgeldiniz"  diyecek epey bi kitle var.

Kontrolsüz olarak milyonlarca insanı ülkeye almak insanlık değildir. Herhangi bir altyapı hazırlamadan, salgın hastalıklara karşı önlem almadan, diğer önemli dinamikleri göz önüne almadan toplu göç alamazsın.
AKP'nin milyonlarca Suriyeliyi direkt olarak ülkeye alması çok büyük bir hataydı. Suriyelilerin direkt olarak şehirlere yerleştirilmesini hatalı buluyorum,  yardım edilmesini değil.
(1, 2, 3, 4 -   Muhammed Eminoğlu)

Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış yüz binlerce, hatta milyonlarca insanı böylesine kontrolsüz bir şekilde doldurursan "şehirlerin" içine, "yaptım, oldu" mantığıyla devlet idare etmeye kalkışırsan yani, bu yaptığın toplumsal bir felakete dönüşür!
Türkiye'nin "Suriyeli mülteciler politikası", an itibariyle pimi çekilmiş sosyal bir bomba hâlindedir ve maalesef yakındır patlaması.   Unutmayın bu dediğimi; birkaç yıla kalmayacak, "Suriye mafyası" diye bir mefhumla tanışacağız bu topraklarda! Değil devlet,  apartman idare edilmez bu kafayla..!
(Osman Temizkan  -  Facebook)




  Fethullah GÜLEN
(Mavi Marmara açıklamaları), Dershanelerin kapatılması yönündeki girişimler ve 17-25 Aralık 2013 Operasyonları ile su yüzüne çıkan Ak Parti-Gülen Hareketi çatışması yeni konu başlıkları ile devam etmekte.   Çok sayıda polisin görevden alınması,   Hatay ve Adana'daki tır krizleri, (ÖYM) Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması, Ergenekon ve Balyoz tutuklularının salınması, sosyal medyaya düşen kasetler/tapeler,  HSYK kanununun değiştirilmesi,  ayyuka çıkan  2010 KPSS sorularının çalınarak  The Cemaat'in yüksek derece almış mensuplarının önemli yerlere yerleştirilmesi sonrası nihayet başlayan KPSS soruşturması...
Tam da bu aşamada bir gazete (Yeni Şafak), manşetinde Fethullah Gülen'in mason olduğu iddialarına yer verdi.
Ne gereği vardı,  bu haberin faidesi nedir şimdi?


"Haram lokma yemedik" diye şov yapanlar, sadece KPSS sorularını çalmadılar;  insanların maaşlarını, kariyerlerini, umutlarını da çaldılar
(@aydinunal06)


ah be yandaş medyam siz ne zaman gazeteciliği öğreneceksiniz.
tam kpss rezilliği iyice ortaya çıkacak  yeni bir dosya,  fethullah gülen masonmuş.   masonsa mason, mason olmak suç mu ülkede.  eğer eldeki en güçlü dosya olan kpss hadisesini bu tip saçma sapan haberlerle gölgelerseniz size de yazıklar olsun.  hiç mi aranızda akıllı bir adam yok.

halk devriminden cahil halka.  cemaatin bu savrulması gerçekten çok içler acısı. buna literatürde jakobenizm deniyor.  yani halk için halka rağmen. halk bilmez cahildir onlara ideoloji dikte etmek gerekir mantığı.  cumhuriyetin kuruluşunda yapılan en büyük hata buydu.  tek tip makbul bir vatandaş yaratmak. (...)  hizmetten, eğitimden, insan yetiştirmekten, insanlığa hizmet etmekten başla,  jakobenizmle bitir.  cemaatin çok acı yol hikayesi.
(Barış Pirim  -  sırasıyla:  30 Mart ve 30 Ocak 2015,  Facebook)


Gülenist çete  TR'yi dünyaya  "İslami terörizmi besleyen ülke" olarak lanse etmeye çalıştığı o gün bitti.  Bunlar hem TR hem İslam düşmanı.  Net
O gün  İsrail-Neocon çetenin darbesi püskürtüldü
ve Gülencilerin takke düştü...   (@hbk)



_Paralelcilere yapılan operasyonu kendilerine yapılmış gibi gören AKP düşmanları,  bakıyorum da işkencecilerinizi affetmişsiniz.     (1)

_Şişli Belediyesinde ayyuka çıkan mafyavari ve rant çeteleri hakkında HÜRRİYET gazetesinin tek satır yazmaması dikkatinizi çekti mi?   (2)
(İsmet İnönü'nün torunu,  Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü'nün eşi:  Mustafa Sarıgül bizi ölümle tehdit etti, demişti.)

_Gezi eylemlerinde  bayrak yakılmasına ses çıkartmayan insanlar, Diyarbakırda bayrak indirilince neden ortalığı savaşa çeviriyorsunuz.ADİSİNİZ (3)
_Apaçık gerçekleri görmez gibi davrananlar,  ALÇAK değilse AHMAK tır.   Başbakanı indireceğim diye ülkesini indirenler...  bu iki şıktan birisidir.   (4)

_CHP nin 6 okuna ilave-   1.Cumhuriyetçilik.  2.Halkçılık.  3.Milliyetçilik.  4.Laiklik.  5.Devletçilik.  6.İnkılapçılık.   7.Fethullahçılık.
(5,   atekin2)




"Paralel yapı" iddialarıyla ilgili başlatılan operasyonlar kapsamında verilen tahliye kararları ve ertesinde yükselen tepkiler de gündemdeydi. Fethullahçıların, Polis teşkilatı ve yargı kurumlarındaki örgütlenmesi, özellikle başarılı öğrencilerini hukuk fakültelerine göndermeleri malum.

Darbeci polis şefleri Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer, Yurt Atayün, Yakup Saygılı, Ömer Köse, Tufan Ergüder ve Hayati Başdağ'ın da aralarında olduğu tutuklu 75 şüpheli, önceki gün bir Yargı kumpasıyla tahliye edilmeye çalışıldı. Fethullah Gülen'in talimatı üzerine Yargı'daki paralel mensubu hâkimlerin verdiği bu usulsüz ve yetkisiz tahliye kararı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile 10. Sulh Ceza Mahkemesi'nin zamanında müdahalesiyle engellendi.
"Her şerde hayır vardır" misali, bu kumpasın da Yargı'daki paralel şebekenin varlığını göstermesi bakımından hayırlı sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Kamuoyu, paralel yapının devlet içindeki etkinliğini, bu olayla bir kez daha görme fırsatı buldu. Millet, bu ülkede "Terör örgütü lideri" konumundaki Fethullah Gülen'in talimatıyla hareket eden, cezaevinden adam kaçırmaya çalışan hâkimlerin olduğunu öğrendi.
("Hakim değil,  Haşhaşi",   Kurtuluş Tayiz   -  27 Nisan 2015, Akşam)


Son tahliye girişimi tam bir ‘kamikaze’ örneği… Eğer kısaca hatırlarsak, Cemaat’in bir yargıcı, üstelik nöbetçi olduğu bir günde, yetkilerini aşarak Cemaatçi tutukluların tahliyesine yönelik avukat dilekçelerini bizzat muhatap almış; Sulh Ceza Hakimliği’nin yetkisizliğine karar vermiş; bu hakimliklerin tümünü ‘by-pass’ ederek tahliye talebini başka bir Cemaatçi yargıcın başında olduğu bir Asliye Mahkemesi’ne sevk etmiş; bu yargıç da tutukluların tahliye edilmesi girişiminde bulunmuştu. Bütün bunlar olurken ilk yargıcın kâtibi odaya kilitlediğini, ikincisinin dosyaları incelemeden karar vermekle kalmayıp bunları UYAP sistemine işlemediğini ve zaten kendi yetkisinde olmayan bir karar aldığını ekleyelim… Bu açıklanmaya muhtaç bir durum. Söz konusu iki yargıcın meslek hayatları muhtemelen bitti. Bu iki kişi bu ‘eylemi’ sonuçlarını bilerek yaptılar… Eğer başarılı olsalardı da büyük ihtimalle meslek hayatları bitecekti. Demek ki bu kişiler zaten bildiğimiz anlamda ‘yargıç’ falan değiller. Bunlar yargı bürokrasisinin içine yerleştirilmiş ve zamanı geldiğinde pimi çekilebilir olan saatli bombalar. Kendi geleceklerini düşünerek iş yapmıyor görünebilirler ama tam aksine kendi geleceklerini düşünerek davranıyorlar. Çünkü bu kişilerin, yani ‘dikey’ hiyerarşi içindekilerin Cemaat dışında bir gelecekleri bulunmuyor.
("Cemaat’in intiharı"   Etyen Mahçupyan  -  07 Mayıs 2015, Akşam)



Bu gelişmeler hakkında Bülent Arınç'ın Hükümet sözcüsü olarak yaptığı açıklama şöyleydi:
"Bu belki yargı tarihinde ilk defa görülmektedir. Akla zarar bir iş. Gözü karalığın bu kadarına pes denir. Ama bunları yargıç kılıklı insanların yapması hakikaten yargıya duyulan güvenin gittikçe dip yaptığı ülkemizde örnek bir olay olarak anlatılsa da yeri vardır. Türk yargısı süratle kendisini yenilemelidir. Pensilvanya'dan talimat geldi mi, bu konuda yeterli bilgi sahibi değilim. Bilinen iki hakimin böyle bir kumpası kurabilmelerinin yukarıdan aşağıya bir irade birliliği içerisinde cereyan edebileceğini gösteriyor."



Ekrem Dumanlı Kışanak görüşmesi
Fethullah yayın organı Zaman Gazetesi'nin Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, geçtiğimiz günlerde Diyarbakır'a giderek HDP'li Belediye Başkanı Gülten Kışanak ile gizli bir görüşme yapmış.  "Belediye binasına arka kapıdan giren Dumanlı uzun süre içeride kaldı. Hayatında ilk kez HDP çizgisindeki bir belediye başkanını makamında ziyaret eden Dumanlı'nın, Kışanak ile ne görüştüğü ise henüz bilinmiyor"   diyor bir haber sitesi.

akp'nin oyu son günlerde biraz düşer gibi olmuştu ama bu haşhaşilerin oyunları yine toparlıyor tabanı. bu adamlar harbi süzme  :)
(Barış Pirim   -  29 Nisan, FB)

Demirtaş'ın Fetullah Gülen diliyle beddua etmesi, Fetullah Gülen medyasının da Demirtaş'ın sözlerine borazanlık yapması not edilmeli.
(@aydinunal06)


O değil de...   Ocak 2011'de Galatasaray Türk Telekom Arena stadının açılışında, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı yuhalayan tribünler için "millet dışı unsur" demişti Sayın Dumanlı.   Ahhhahaaa! :)))




Rektör  seçimleri
Cumhurbaşkanının Rektör seçimlerindeki tutumu konuşuldu.
İstanbul Üniversitesi rektörlük seçimlerinden birinci çıkan Raşit Tükel'i YÖK ikinci sıraya aldı, Cumhurbaşkanı Erdoğan da sandıktan ikinci çıkan Mahmut Ak'ı atadı. Bu ilk değil. Demirel, Sezer, Gül ve bugün de Erdoğan... Her Cumhurbaşkanında değişmeyen mevzu bu.

Şu İstanbul Üniversitesine Erdoğan'ın rektör olarak 2. adayı ataması şık olmadı.  Belki eskiden de böyle oluyordu,  ama o onları bağlıyor.   (*)

Bu Erdoğan'ın Sezer zamanında eleştirdiği bir konuydu. O zaman insanlar farklı bir tavır bekliyor,  artık "seçilmiş" Cumhurbaşkanı madem :)
(@alperrrrrrrrr)



Soykırım
1915 Ermeni tehciri  (zorunlu göç)  ve kırımının 100. yılına girdiğimiz bu sene yine o malum soru akıllara geldi: "ABD Başkanı ne diyecek? Soykırım diyecek mi?"
Mevzu bu Gündem başlığına sığmayacak, alıntıları ayrı bir başlıkta ileride yayınlayabilirim.



AĞRI olayı
Memlekette bir günümüz yok ki kanlı ya da spekülatif bir olay,  bir çalkantı,  bir kaos hali olmasın. Bu olay da ben üç-beş günlük tatildeyken gerçekleşmiş. Analiz edemediğim, anlayamadığım bir olay.  Okuduğum haberlerden alıntılarda ise şöyle diyor:

11 Nisan 2015 tarihinde Ağrı Diyadin'de PKK ile güvenlik güçleri arasında bir çatışma başlamış, bir (veya birkaç) PKK'lı ile bir sivil yaşamını yitirmiş, binlerce atış yapılmış, en az dört asker yaralanmış." (...)   Hatta sonra yaralı askerleri halkın kurtardığı videolar filan yayınlandı. (?)

"PKK'lıların silah ve roketatarlarla köyleri gezip,  halkı 7 Haziran seçimlerinde oylarını HDP'ye vermeye zorladığı ihbarı" alınmış. HDP heyeti ise "şenliğe katılmak için orada bulunan PKK'lilerin çatışmayı başlatmadığı, planlı bir şekilde askerlerin başlattığını" söylemiş.   PKK adına Yürütme Komitesi üyesi Duran Kalkan bir açıklama yaparak  "Ağrı'daki operasyon HDP'nin yükselişini durdurmak üzere planlanan derin bir provokasyon" demiş ve seçimi sabote etmek için (TSK) Genelkurmay'ın devreye konulduğunu iddia etmiş.



BU MEMLEKETİN ARTIK İYİCE ÇİVİSİ ÇIKTI
--- Senin topraklarında silahlı çeteler dolaşıyor,  tek çatışmada on bin mermi sıkıyor ve hala  "niye operasyon yapıldı?"  diye soruyorsan artık beynin dönmüştür,  bir daha iflah olmazsın.  Ama "niye o anda yapıldı" ve "niye o şekilde yapıldı"  diye sormalısın.
--- Silahların gölgesinde yapılan seçime katılıyorsan,  zaten rezilliği içselleştirmişsin demektir. Seçim sonuçları ne olursa olsun şimdiden başına çalabilirsin.
--- Operasyon alanına haber ajansının kameralarıyla gidiliyorsa,  sen bunun tezgah olmadığını sanıyorsan sıfır numara salaksın.  Naklen komplo.
--- Operasyona gidenler ellerinin kollarının bağlanmasına ses çıkarmıyorsa, onlar da salaktır.  Müsamereye mi çıkıyorsun?
--- Barış sürecine inananlar için söyleyecek laf bulamıyorum. Ne desem az gelir.
--- Yetkililer işi seçimle bağlantılı yapmışlar  ve  yüzlerine gözlerine bulaştırmışlarsa ve istifa etmiyorlarsa, onlar zaten bu rezilliğin diğer ayağıdır.
--- Rumeli atasözü:  "Kıç kıspetten çıkarsa, uçkur dokuz yerden çözülür." Hangisini alıp hangisine vuracaksın...
(Mehmet Tanju Akad   -  14 Nisan 2015,  Facebook)



Ak Parti 400 koltuk alamasın diye HDP'yi destekleyelim diyen solun da cenaze namazının kılınma zamanı yaklaşıyor gibi... Hangi arguman ile HDP'nin laik olduğuna kanaat getirmişler?
Eli silahlı bir örgütün tehditi ile halkını seçime sürmek ve "demokrasi"?

"HDP'yle ittifak kurmayı,  yükselen AKP faşizmini geriletmenin yolu olarak gören bir sol,  bu çizgisiyle kendi tabutuna son çiviyi çakmak üzeredir."    (Yavuz Alogan)




Nepal'de deprem
25 Nisan'da Nepal Katmandu yakınlarında 7,8 şiddetinde bir deprem meydana geldi.   On bine yakın ölü olabileceği söyleniyor.
Ağustos 99 depremini ve ertesinde Gölcük ve Ankara'daki depremi yaşamış ve hala oturduğum zamanlarda deprem olup olmadığını ayırt edemeyen biri olarak, dünyanın çeşitli yerlerindeki bu deprem haberlerine denk geldiğimde ürkerim hep.

Bir gazetede (Yeni Şafak, 29 Nisan 2015) "İsrailli eşcinsellerin Nepal'deki skandalı depremle ortaya çıktı" diye bir habere denk geldim.  "İsrail'in çocuk sahibi olmak isteyen eşcinsel vatandaşları için Nepal'de taşıyıcı anne pazarı oluşturduğu gün yüzüne çıktı" diye başlayıp,  depremi İlahi adalete bağlamışlar.   Kendilerine akıl-fikir ve izan diliyorum.   Ülkemizde seçimlerin yaklaştığı her tür travmadan ve zilletten belli olmakta maşallah.

Bu arada Leman Sam da binlerce kişinin öldüğü bu depremi "hayvan sevgisi" üzerinden yorumlamış ve "Cezasız mı kalacaktı?" diye yorumlamış.  İşte tweetleri:
"Nepal'de Hindu tanrıçası için yüzlerce hayvan katletmişlerdi, cezasız mı kalacaktı,  bugün binlercesi öldü, tanrıçaları kabul etsin artık..."
(Ben:  Ne zaman insan olacağız?)



KKTC-Türkiye ilişkileri              .
Kuzey Kıbrıs'ın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı:
"Türkiye'yle  ana vatan  yavru vatan ilişkisi bitmeli."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan:
"Ağzından çıkanı kulağı duymalı."

Mustafa Akıncı bu sözlere canlı yayında şöyle yanıt vermiş:
"İki kardeş ilişkisinden neden rahatsız olunuyor? Bu yavrunun büyümesini istemiyor mu Türkiye? Biz hep yavru mu kalalım? Ayaklarımızın üzerinde kalmayalım mı? Ben ne söylüyorsam söylediklerimin arkasındayım.   Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bazı şeyler anlatılmış, o düşüncelerle konuştu herhalde. Ben Türkiye ile ilişkileri istemeyen biri değilim. Farklı yaklaşımlar olabilir. Bunları oturur değerlendiririz. Kıbrıs Türk Halkı Anavatan sevgisini yüreğinde taşımaya devam edecektir. Bu topraklarda Rumlar'la baş edebilmek için bebeklikten yavruluktan kurtulmak zorundadır. Ben bunun Türkiye'nin de yararına olduğunu ısrarla söylüyorum."


Birkaç yorum:
_Kıbrıs Türk kesimi,  Rum kesimi'yle işbirliği yapıp tek ülke olarak AB'ye girerse ne komik olur ama :)
_F.K.:  AB'yle 8 müzakere başlığı donuk sırf kıbrıs cumhuriyetini tanımıyoruz diye.  adamlara üye olmaya çalışıyoruz sözüm ona,  ama üyelerinden birini tanımıyoruz.  tece usülü dış politika...

      Güçlü ülkelerin doğalgaz araştırmalarına milyarlarca dolar yatırım yaptığı Doğu Akdeniz'deki zenginliğe beleşten çöreklenmeye çalışan akepe + zihniyeti,  bir tokat da vatanını tekfirci köpeklerden kurtaran vatansever  Mısır lideri Sisi'den geldi.  Kıbrıs, Yunan ve Mısır +  ittifakı imzalandı..KKTC halkı da bu ittifaka destek verdi.  KKTC'de hiç kimse biat ederek aç yaşamak istemiyor artık..   (Shlomo Hayim)




28 Nisan 2015 - ABD Baltimore İsyanı
Toplumsal eşitsizlik, ırkçılık ve polis şiddeti, Freddie Gray adlı siyahi gencin gözaltında polis işkencesiyle katledilmesinin ardından Baltimore'daki olaylar ırkçılık karşıtı yeni bir ayaklanmaya dönüştü. Polis müdahalesiyle kent savaş alanına döndü, 15 polis yaralandı, 27 kişi gözaltına alındı, olağanüstü hal ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi.   Sonrasında Başkan Obama'nın çapulcu bunlar, yağmacı bunlar dediği dönemece girildi. Polise taş atmalar, market yagmalamalar gibi eylemleri yapan insanlar çıktı meydana.

(Dünya gittikçe aynılaşan bir polis devletine benziyor.)

Gezi'de kullanildi diye Turkiye'yi elestiren Amerikali, Baltimore'da biber gazını sinek ilaci gibi kullaniyor.   (*)
Gezi medyasinda Baltimore yok ozgur basin susturulamaz.
(@janetnahum)


Bir Ek$i Sözlük yazarının, bu ayaklanma olayları ile Gezi ve özellikle 31 Mart 2015'te Çağlayan Adliyesi'nde savcının katledilmesini harmanlaması üzerine yorumu:
Baltimore savcısının öldürülmesi - Aslında baltimore savcısının rehin alınması şeklinde başlayıp  eylemcilerin taleplerine karşı amerikan hükümetinin ''we don't negotiate with terrorists''  şeklinde cevap vermesi üzerine freddie gray'in intikamını almak için gerçekleştirilen eylem.
(avrasya - 28 Nisan 2015, Ek$i)




Ve son olarak:
Şaka maka baharı görmeden yaza girdik hakikaten.
Her sene aynı hikaye:
4 mevsim artık sadece ders kitaplarında ve turizm broşürlerinde!



Yazının maalesef sığmayan diğer  #etiketleri  şunlar:
AB,  Canlar,  ölüm,  CHP,  Dış İşleri,  Diyarbakır,  doğa, eğitim, hayvanlar, Kürtçe, Mahçupyan, Polis, Türk medyası, üniversite, Araplar, canilecanan, Demirel, YÖK,

3 Kasım 2012 Cumartesi

 Twitter'dan derlediklerim  (Ekim2012-IV)


Eylül ayında Afyon'daki askeri mühimmat deposunda gerçekleşen patlamada ölen 25 asker için "Doğal afet kurbanı"  dendi.   (Yorumsuz)

("Bu yıl Coğrafya'daki  Doğal afetler  konusuna Askeriye'deki ihmaller de eklendi."   -  Bir Twitter kullanıcısı)

Asker  27 Nisan 2007'de  e-muhtıra  verince  gazeteciler, siyasetçiler
ne demişti?  İşte Darbe yanlısı yanıtlar:   http://tinyurl.com/8frfsj5
(Amma germişler!)

28 Şubat ve Balyoz Darbe Planı üzerine  daha önce burada yazmıştım, bkz: Twitter'dan derlediklerim  (Ekim 2012-I)



Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'den  Fatih Altaylı'ya dava:
Afyon'daki patlamada ölen askerler sebebiyle kendisine eleştiriler yönelten Altaylı'ya tazminat davası açmış Sayın Genelkurmay Başkanımız.
Gurur duyabiliriz.

Orhan Kemal Cengiz'in  konu ile ilgili yazısı:
Bu toprakların altında, ortada ne savaş ne çatışma varken ‘zayi olmuş’  kaç genç çocuk yatıyor,  bilen var mı?"
(Necdet Özel  versus  Fatih Altaylı"   -  5.10.2012, Radikal)



3 Ekim 2012  -  Suriye'de sınıra yakın çatışmalar sırasında Akçakale'ye top mermisi düştü:   5 ölü,  çok sayıda yaralı.

Ve  4 Ekim 2012  -  Suriye'ye sınır ötesi tezkeresi  Meclis'ten geçti.
AKP ile MHP tezkereyi el ele geçirdi.

‏Afyon ne oldu?   Bir bucuk aydir Afyon'daki birlikte yasanani aydinlatamayanlar,  Akcakale'de sinir otesinden gelen mermiyi 1 gunde mi cozduler?   (@eksihabermas)

Ayşe Hür  -  ‏@HurAyse:  Önce topu kimin attığını tespit etmeye ne dersiniz? Ya muhalifler Turkiye'yi Suriye batağına çekmek için kasten atmışlarsa?
      @fatihusalan:  Merminin nereden, hangi mesafeden ve kim tarafindan atildigini silahli kuvvetlerimiz belirlemeden top atisi yapmaz takdir edersiniz.
Ayşe Hür:  Roboski'de 'yanlışlıkla' 34 vatandaşını bombalayan,  Afyon'da 'yanlışlıkla'  25 askerini öldüren  TSK'dan mı  söz ediyorsunuz?


Başbakanlık:  "Bu provokasyonu karşılıksız bırakmayacağız."

Provokasyon ise karşılık niye?  Karşılık veriyorsan niye provokasyon dedin!
(Servet Kocakaya  - ‏ @servetkocakaya)

"Urfa'ya paşa geldi",   blog neşriyatı...
(Ali Topuz  -  Radikal İnternet, 12 Ekim 2012)




Militarizm-Milliyetçilik-Cinsiyetçilik üçgeninde nefret böyle "normalleşiyor",
şiddete zemin oluşturuyor: pic.twitter.com/4z8OY17P

Sözde laik olduğunu iddia edip  her Kurban Bayramında bağış talep eden TSK Dernekleri'ne iki çift lafım var.  Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?  (‏@KapkaraMizah)

Yaa bu nasıl bir kafa yapısıdır,  kadın eş yine evlenebilir fln?  İnsan bu "İnsan"!
"Bakanlık:  O zaten mahkûm  ne tazminatı!"



Aziz ÜSTEL: "Ben de bacak bacak üstüne attığım için Kenan EVREN tarafından kovulmuştum TRT'den."

Kenan EVREN:  "Bu herif Devlet Başkanı izliyor mu diye düşünecek  ve bacak bacak üstüne atmayacak,  kovun gitsin!"

(Gerçekten kendini yeryüzünün/bölgesinin tek efendisi sanan kibirliler için Ötekileri kovmak çok kolay ve hak!  +  Güç nerde,  Şakşakçılarla ve emir kulları orda!)


.

Bir Diyalog    
Endişesiz Modern  -  @MehmedVII:   New York
LaGuardia Havaalani'nda  resmi militarist dua:
"God Bless Our Troops"
   @canilecanan: Benim az da olsa tanıdığım Amerikalıların önemli bir bölümünde ciddi bir militarist damar var. Ordularını sürekli kutsuyorlar.

@MehmedVII: Amerikalilar'daki militarizm bizimkinden çok daha kuvvetli birçok acidan. Toplum askere, gaziye vs. TR'dekinden çok çok daha+ / fazla sahip çıkıyor, Askeriyeyi kurumsal olarak destekliyor. Birçok kurum ve firma profesyonel askerlik yapmış olanlara destek+ / oluyor, indirim sağlıyor. İnsanlar askere zorla degil isteyerek gidiyor,  ordu gelişmişliğin ve gücün simgesi konumunda +
Yani militarizm konusunda ABD'den daha iyi bir konumdayiz diyebilirim  :)
@canilecanan:  Aynen, ben de böyle düşünüyordum :) Aslında biz yabancıları pek tanımıyoruz.  Bu Militarizm konusunu mesela..




Mehmet Ali Birand:  Bugun meclis darbeler komisyonuna 4 darbenin ortak yonlerini anlattim. Tek suclu asker degil, hepimiz sorumluyuz, dedim.
pic.twitter.com/7pfosvZC

Bir sabah kalkalim da sehitsiz, olumsuz, trafik kazasiz bir gune baslayalim.  Yetti... Yetti... Yettiiiiii....
Sehitlerimizin adlarina bakiyorum. Allah saklasin, ancak bir tek ust duzey veya zengin veya taninmis bir ailenin cocugu yok.  Garip degil mi?

Eger Hakim ve Savci adaylari da kopya cekip sinavin iptaline neden olabiliyorlarsa, vay halimize.  Yarginin nesine guvenelim?

Cemil Çicek plaket yalakaligindan vaz gecilmesini istemis. İmkansiz. Yasaklayana kadar kimse vazgecmez.  Yalakalik milletin ruhunda var!!!

Pespaye bir adamin yaptigi, gercekten pespaye bir film icin İslam dunyasi ayaklaniyorsa,  bu ummet aglanacak halde demektir.
(@mabirand32gun)




..........AK Parti  kongresi
30 Eylül Pazar - AK Parti 4. Olağan Büyük Kongresi yapılmıştı Ankara'da, onu atlamışım. "Hedef 2023" ve büyük hedef "2071" denmiş. Tayyip Erdoğan'ın hitabet sanatını daha da geliştirdiğinden, etkili bir konuşmacı olduğundan bahsedildi; "Türk-İslam sentezi"ne yapılan yüksek vurgudan dem vuruldu.
Pek çok yabancı konuk katılmış kongreye. Irak Kürt Bölgesel Yönetim Başkanı Mesud Barzani ve Hamas Lideri Halid Meşal konuşmalar yapmış. Meşal'in konuşmasının çok alkışlandığı söylendi. Bir de çeviri hatası olmuş galiba:   Salonda "İslam aleminin liderisin" şeklinde yapılan tercüme vatandaşları şahlandırmış.  (Esası: "Sen sadece bir Türk lider değilsin,  artık İslam aleminin de bir liderisin."  / "an Islamic leader")

Twitter'dan alıntılar ile devam ediyorum:


Bülent Arınç  -  ‏@bulent_arinc:
Liderimiz ve Milletimizin kahramanı Recep Tayyip Erdoğan  gönlünden, kalbinden gelen sözleri ve ufkuyla  bizleri 1071'den 2071'e götürdü.

Ayşe Hür  -  ‏@HurAyse:  AKP Kongresi'nde Barzani  "bilinmeyen bir dilde" konuşuyor.  "Gün ola harman ola" diye boşa dememişler.

Sincan'da  "Kudüs gecesi"  sahnelendi diye tankları yürütenlere, bir gün böyle bir kongre olacak deseler,  Çevik Bir   Ankara'yı bombalatırdı. (@mervesebnem)

Hilâl Kaplan ‏ -  @hilal_kaplan:
Ak Parti kongresini Netenyahu izliyordur, değil mi :))
      ‏@sucluyorum:   ÇATIM ÇATIM ÇATLYORDUR AYOL!   RT @hilal_kaplan Ak Parti kongresini Netenyahu izliyordur, değil mi :))
     @canilecanan: @sucluyorum @hilal_kaplan  Bayadır böyle gülmemiştim, sağolasınız.


Oya Baydar'dan hamaset eleştirisi:  Kof Hamasete Teslim Olmamak İçin (3.10.2012, T24)
Kof hamaset bizde ve benzeri Doğulu ülkelerde, özellikle de Arap ve İslam âleminde pek yadırganmaz; hatta beğenilir, alkışlanır. (...) Bunda derin kültürel kökler kadar kendini ezilmiş, aşağılanmış hissetmenin; toplumsal, tarihsel, sınıfsal mağduriyet duygusunun da payı vardır. Kitleler liderin hamasi nutuklarıyla kendilerinden geçerlerken yaralarına merhem sürüldüğünü hisseder, çok ihtiyaç duydukları umudu, kendilerine şanlı diye pazarlanan bir geçmiş üzerinden yeniden inşa eder.
...
Bizde hamasî nutukların ayrılmaz parçası: şehitlik edebiyatı, şanlı geçmiş, düşmana karşı Türklük ve îman gücüyle kazanılmış zaferler (her zaman bir düşman vardır, yoksa yaratılır) ve o şanlı geçmiş üzerine kurulacak parlak gelecek vaadleridir. Buna aldığı kadar dinî motif, bir tutam da milliyetçilik eklediniz mi hamaset yahninizin tadına doyum olmaz.
...
Yani Erdoğan'ın demokrasi, haklar, özgürlükler, kimlikler konusundaki ufku ve zihniyet dünyası; hamasî nutuklarla hitap ettiği kendi kitlesinin bir santim üstünde değil, hatta siyasal hesaplara bulandığı için, belki de birkaç santim altında.


Ahmet Altan da  "İkili Kırılma"  başlıklı yazısında konuya değindi, tümü dikkat çekici bir makale  (2 Ekim, Taraf)..  Ama kabul edelim ki eğitimli cahillerimiz de hamaseti seviyor.
Yabancı konukların kimlikleri, AKP'nin seçtiği yolu ve yeni müttefiklerini ortaya koyuyordu.
"Daha fazla demokrasi" diyen Batı'ya Kemalistlerin duyduğu nefretin benzerine şimdi AKP'de rastlıyoruz. "Demokrasiyi ve bireyi" merkeze alan bir demokrasi anlayışı artık onları tedirgin ediyor.


Sanırım bu kongre aslında AB'ye veda partisiydi aslında! Tek kelime AB geçmedi. Etrafa bakınca da izi bile yoktu. bye bye AB!   (@_ElifYilmaz)

Ali Topuz'un şu yazısı da dikkatimi çekti:
 Bütün sağ bir nutka sığdı  (2 Ekim 2012,  Radikal)




Bu arada dikkat çeken bir isim de Orhan Miroğlu oldu. Kendisini Taraf gazetesindeki yazıları ile tanımıştım, acı dolu bir kişisel hikaye üzerinden Kürtlerin yakın tarihini anlatıyordu. Ve gazeteyi düzenli okumayı bıraktığım dönemde galiba bir eksen kayması olmuş kendisinde... Ahmet Altan'ın Başbakan Erdoğan'a "tek adam zihniyeti" merkezli eleştirel üslübunu eleştirdi, Taraf'tan olaylı bir şekilde ayrıldı, zamanında kendisini ölümle tehdit ettiği söylenen  (bkz: Aralık 2010-2) PKK'ya karşı onu manşetlerle savunmuş Ahmet Altan'ın ve Yazı işlerinin örgüte hizmet ettiği gibi açıklamalar yaptı Yeni Akit ve Haber Vaktim'e...  Ve bir de baktık ki kongre öncesi AKP Merkezinde Erdoğan ile biraraya gelen bir Miroğlu vardı. AK Parti kongresine de katıldı. Şu an siyaseten yasaklı olduğu için parti bünyesine katılamadığı söyleniyor.
Bu arada HAS Parti Genel Bşk. Numan Kurtulmuş ve Anayasa Mahkemesi eski raportörü  Osman Can  artık resmen AKP'li!


Orhan Miroğlu  Akit'e konuşmuş.  şaka gibi bir içerik, dil.
KCK operasyonlarına da sahip çıkmış..  bu kadarını beklemezdim, onun adına da utanıyorum.   (@zd99)
Hayat ne tuhaf! İnsanlar nerden nereyee? Miroğlu sonradan mı değişti, yoksa başlangıçta mı bir yüzünü gizledi?  İlginç.

Miroğlu'nun AKP ile ilişkisi bana  (Mehmet) Metiner'in  HADEP yönetiminde yer almasını çağrıştırdı. Farklar mutlaka var ama arayışlar benzeşiyor.
(Ruşen Çakır  -  @cakir_rusen)



Nobel Ödülleri
Mo Yan,  winner of the Nobel Prize for Literature / Nobel Edebiyat Ödülü

Nobel Edebiyat Ödülü  2006'da Türkiyeli bir yazara verildi.  Ödülü salyalı küfürlerle ve yazarı ölümle tehdit ederek kutladık. (@ismailsancak)

2012 Nobel Barış Ödülü  Avrupa Birliği'nin!
#Norway granted #Nobel prize for peace to European Union. Quite ridiculous knowing that Norway itself rejected joining the #EU even TWICE! (‏@SyrianSunnyBoy)


Altın Portakal:  Tr.de putlar/yalanlar kırılmadığı sürece sinema sektörü gelişmez.  Jürinin reklamını yapmak,  adı belli aynı tipleri plaketlendirmek ve nostalji için düzenlenir törenler.


Semih Gümüş  -  @semihgumus:   Tanrım, sen bize hiç acımaz mısın! /
Kırk Dokuz yılda bir Ödül Töreni düzenlemeyi öğrenemediğimize göre...
     @zd99:  Soner Yalçın kalibresinde bir adama,  "Toplumsal Vicdan Ödülü" veren kurum/etkinlik, kendini lağvetse daha hayırlı bir yapmış olur.



Yeni Büyükşehirler
Bülent Arınç ‏ -  @bulent_arinc:
Kanun ile 13 ilimiz: Manisa, Malatya, Van, Aydın, Şanlıurfa, Trabzon, Balıkesir, Denizli, Hatay, K.Maraş, Mardin, Muğla, Tekirdağ Büyükşehir olacaktır.


Şehitlik
Devletin Kürt politikasını tamamen şehit aileleri ekseninde tutmaya çalışanlar başlıca duygu sömürücü savaş tacirleri.

Serdar Kaya ‏ -  @derinsular:  Devlet memuru din adamı,  duruma uygun masalı anlatarak görevini yapıyor:   Şehidin ablası, kadın binbaşıyı şaşırttı

İdeolojiler gazoz gibi  bekledikçe gazı kaçıyor,  içilmez oluyor. (@kuntakinteden)


İktidarın yeni ideolojisi:  Statükocu reformizm
"CHP, zaman tünelinden çıkamayan bir parti olarak kendini ve gündemi değiştirme konusundaki iktidarsızlığını sürdürürken ..."
...
"AK Parti'nin kendi ideolojisi militer devlet kültürüne son derece yatkın olduğundan, kendi icraatına dokunmayan bir militarist yapıyı ve sessizliği kendisine destek unsuru olarak kullanabilme esnekliğine sahip."



(Olaylı 29 Ekim Cumhuriyet kutlamaları ve birkaç gelişme daha eksik kaldı.)


1 Mart 2011 Salı

 Gündem Şubat 2011/3 . (Batum + OdaTv)

.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Zonguldak Şubesi'ni 5 Şubat'taki ziyareti sırasında Süheyl Batum'un sarf ettiği sözler, hem Genel başkan yardımcısı olduğu CHP'yi hem de ülkeyi karıştırdı. "Koca bir askeri yıktılar. Meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz. Meğer ABD içini oymuş. O koca ağacı hop diye yıktılar, ancak CHP'yi yıkamadılar."


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: "Anamuhalefet partisi geçmişinden bugüne darbe şakşakçılığından vazgeçmedi, ne yazık ki bugün de vazgeçmiyor", "Senin her yerin anayasa hukukçusu olsa ne olur!"  Erdoğan, Zonguldak savcılığının bu konuda soruşturma açtığını hatırlattı. Fakat bunun yetmeyeceğini, TSK'nın kendilerine bağlı bir kurum olduğunu ve gereğinin yapılması için suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.

Türk Silahlı Kuvvetleri,  yaptığı bir basın açıklaması ile (BA - 04 /11)  Batum'un sözlerini isim vermeden kınadı. Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner, CHP Genel Merkezi'ne sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi.  (Benzeri sözler bir başka parti mensubu siyasetçi tarafından söylenmiş olsa,  bu kadar ılımlı tepki verilir miydi?)

Kemal Kılıçdaroğlu: "TSK'yı ancak genel başkan eleştirebilir." ("Orduyu eleştirmek,  CHP Genel Başkanı katında olur ancak!")
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Batum'un sözleri hakkında inceleme başlatmasıyla ilgili olarak ise, Bülent Arınç'ın şu örneğini  (bkz: Mart 2009)  hatırlatan Kılıçdaroğlu  "Aynı savcı, merak ediyorum Bülent Arınç için neden bir şey yapmadı? O zaman bunu duymadılar mı?"  diye sordu.
"Batum istifa etmeli mi sizce?" sorusuna cevaben ise  "Bana böyle sorular sormayın"  demekle yetindi.

Batum için söylenebilecek tek şey veya en isabetli şey,
"Batum bir darbe meşrulaştırma-tetikleme hukukçusudur."
(kakavan - 8 Şubat 2011, Radikal Online)

CHP'deki iktidarın Sn. Kılıçdaroğlu'na geçtiğini zannetme hayalperestliği Süheyl Hocanın açıklamalarıyla su yüzüne çıkmıştır.  2011 seçimleri sonrası siyaset sahnesinde adını bile duyamayacağımız Sn. Kılıçdaroğlu değişme vaatleriyle bizleri aldatan lider olarak anılacaktır.  Ülkenin elitlerinin partisinin değişikliği rüyası kısa sürmüştür.
(megul)

Seçim sonuçlarının hayalkırıklığına yol açacağı anlaşılınca Kılıçdaroğlu sonrası dönem için kılıçlar çekildi bile.  Belli ki
28 Şubat  'Milli Görüş'  için ne ise,  12 Haziran  'Laik Görüş'  için o olacak.  Laikler arasındaki  demokrat-otoriter  bölünmesi
12 Haziran seçimlerinden sonra kurumsallaşacak.  CHP kimin elinde kalacak kavgası başladı.  Ben Süheyl Batum'un temsil ettiği otoriterlerle aynı fikirdeyim.  CHP otoriterlerin partisi olarak kalmalı ve laik demokratlar yeniden organize olmalı. Benim tercihim durmadan temcit pilavı gibi öne sürülen yeni oluşumlardan ziyade EDP'de birleşmektir.  Şimdiye kadar yapılan denemeler boşa çıktı çünkü zamanın ruhu uygun değildi.  12 Haziran'dan sonra uygun olacak.
Laik demokratlar uzlaşarak tek bir yapıda birleşmeli.
(İtaatsiz  -  9 Şubat 2011, Radikal Online)


Asıl "kağıt kaplan" asker değil,  siyasiler...
Geçmişimizi giderek daha sağlıklı şekilde inceleme olanağımız oluyor ve her olayda, asıl sınıfta kalanların siyasetçilerimiz olduğu daha çok ortaya çıkıyor.
(10.02.2011 - Posta)

(Mehmet Ali Birand'ın gündemdeki gelişmeleri yorumladığı çeşitli yazılarından ve twitlerinden kolajlar sunacağım önümüzdeki günlerde.)



(*)  chp aslında akp'nin süper iyi çalışan çocuk kolları teşkilatı olabilir mi? kafadan bi yüzde 15 katkıları var bence akp'ye.
(*)  kazara süheyl batum istifa etse akpliler çok üzülmez mi?
@Hakan_Toker

(*)  Süheyl Batum, "Elli bin kişiyle Silivri'ye gitseydik" demiş.  CHP hâlâ nerelerde.  Elli bin kişiyle Mutki'ye niçin gitmiyorsunuz?  @semihgumus

(*)  "İktidarı ancak CHP genel başkanı eleştirebilir", "TSK'yı ancak CHP genel başkanı eleştirebilir"... Sonra da AKP'lilere biatçı derler.
(*)  Sorbonne'da  demokrasi liberalizm kültür vb. üzerine tonlarca bilgi ediniliyor ama ruh bunları almıyor,  ruh askeri darbe hayalini sürdürüyor. @resatcalislar




14 Şubat 2011  -  OdaTv baskını
Ergenekon Terör Örgütü'nün medya yapılanması olduğu ve bu örgütün hedefleri doğrultusunda yayın yaptığı gerekçesiyle OdaTv Polis tarafından basıldı. Soner Yalçın ve ekibi gözaltına alındı.  Operasyonlarda OdaTv binasında ve Soner Yalçın'ın Levent'teki villasında Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından çeşitli aramalar yapıldı. Çok sayıda bilgisayar, harddisk ve dijital materyale el konulduğu söylendi.

OdaTv imtiyaz sahibi Soner Yalçın'ın yanı sıra Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Haber Müdürü Barış Terkoğlu tutuklandı. Sitenin Yayın Koordinatörü Doğan Yurdakul, polisin bulduğu Ergenekon belgelerinin bilgisayarlarına hacker tarafından yerleştirildiğini savundu.

Hem Türkiye hem de yabancı basında tepki ve şüphe ile karşılanan baskın hakkında ABD'nin Ankara yeni Büyükelçisi Francis Ricciardone'nin  "Bir tarafta basın özgürlüğü deniliyor, diğer yanda gazeteciler gözaltına alınıyor. Biz anlamıyoruz"  sözleri ise hükumet kanadında tepki ile karşılandı.


Kişisel yorumum:  Tabii basın özgürlüğü adına  ve  "Bu mu ileri demokrasi!"  benzeri pek çok karşı tepki geldi bu baskına ama... Ne var ki bence olması gereken veya olması beklenen derecede tepki de gelmedi gibi... Ve bunun böyle olmasında en önemli sebep OdaTv'nin bizzat kendi tutumu oldu.

Saldırgan,  kişileri hedef alan,  karalama amaçlı bu siteye yapılan polis baskınına karşı  "basın özgürlüğü" kartını öne sürmedi ahali.  Ben burada CHP'den bahsetmiyorum.  Sadece laik kesimden değil,  genel olarak Türkiye modernlerinden de güçlü bir tepki gelmedi.  Üstelik kendilerinden farklı düşünenleri karalayarak susturanların, oklar onlara döndüğünde demokratik söylemlere sarılması ne acıklı.

Ve ne ilginçtir ki... Başkalarına "Sorosçu", "Yahudi", "Ermeni", "şuraya buraya çalışıyor", "ABD yanlısı", "CIA/Mossad ajanı" gibi kodlamalar yapan,  (özde veya sözde)  soy sop güzellemeleri döşeyerek yabancı düşmanlığı yapan, ulusalcı yapılanmayı savunan OdaTv'nin savunucuları:  bir Dani Rodrik,
bir ABD Büyükelçisi ve bazı İsrailli Yahudiler oluyor.


"Gerçekten bu toplum, ırkçı faşist bir işadamının demokrasi ve fikir özgürlüğünü temsil ettiğine inanıyor mu?"  diye soruyordu Yıldırım Türker:
"Riyakârlığı bir kenara bırakın.
Faşist bir işadamının muhalif bir basın emekçisi olarak portresini yutturamayacaksınız."
(Soner Yalçın sınavı.  21/02/2011 - Radikal)

CHP Genel Başkanı Dersimli olmasına binaen kendisini Kürt sayanlara, yedi göbekten Türk olduğunu ispatlasın diye zamanında Soner Yalçın'ın yardımına başvurmuştu.
(Ertuğrul Kürkçü.  22/02/2011 - Bianet)


K.G. :  "Hangi terazi ile tartarsan, o terazi ile tartılırsın"  diye bir laf var hani. Soner Yalçın ve OdaTv'si,  çeşitli insanlar hakkında karalayıcı-hedef gösterici-milliyetçiliğin en zehirlisinden bir yayıncılık anlayışını yürüten;  cevap hakkına geçit vermeyen bir oluşum.  Olumlu ve alkışlanacak tarafları da var/vardır. Ancak artıların varlığı, dağ gibi olmuş eksileri görmezden gelmemize engel olmamalı.
AKP hükumeti  antidemokratik bazı uygulamalara girişmiştir;  gerek muhaletsizliğinin verdiği rahatlıkla,  gerek MHP çizgisine yanaşmasıyla olsun, gerek dış politikadaki hızlı ve tehlikeli geçişleriyle olsun;  soru işaretleri ve tepkilere gebe işler yapmaktadır.  Ama bunları eleştirelim derken adresi de doğru seçmek lazım diye düşünüyorum.  Soner Yalçın ve benzerleri, kendilerinin başkalarına reva gördüklerinin küçük bir benzerine maruz kalıyorlar sadece... Oysa ben dilerdim ki, ne "Ergenekon" ne başka bir şey; bu kişiler asıl  "nefret suçu"  ve  "halkı kışkırtma"  sebepleri ile kınansalardı.




(*)  Soner Yalçın kendisine sahip çıkan ABD elçisi hakkında ''bu Amerikalılar o emperyalistlere benzemiyor'' açıklaması yapacak mı?  (@mmulteci)

(*)  "Kayıtsız şartsız Oda TV'ye biat edeceksin, kusurunu görmeyeceksin" diye dayatırsanız;  o zaman siz de cemaat olmuşsunuz demektir.  (@umitalan)



Kemalizm tarikatının  Odatv kolunun tekkesine baskın yapılmış.  Kemalist tarikatlar giderek etkilerini yitiriyor.  (*)
Eğer fikir özgürlüğü sadece Soner Yalçın çizgisinde fikirler için talep edilecekse,  ne olur fikir özgürlüğü olmasın. *
Eğer fikir özgürlüğü Beyaz Türkleri, orduyu, zenginleri yüceltip halkı aşağılama özgürlüğüyse ne olur fikir özgürlüğü olmasın. **

Beyaz Türk medyası tarafından şişirilen mikroskobik düzeydeki hükümet muhaliflerine baskı uygulamak,  onların reklamını yapmaktır.  (*)
Kılıçdaroğlu  "OdaTV'deki Yürekli İnsanlara"  verdiği selamla,  AKP'ye biraz daha oy ve prestij hediye etti.*  Karşınızda Kılıçdaroğlu gibi bir solcu karikatürü olduğu sürece,  yaptığınız her operasyon lehinize çalışır. **

Beyaz Türkler'in  Soner Yalçın'ı  gerçekten "susturulmuş büyük aydın" olarak gördüklerini sanmıyorum.  Asıl mesele  dizi-alkol-dekolte-heykel.  (*)
Antiemperyalist Kemalist ideolojinin kahraman gazetecisi Soner'i, Amerikan büyükelçisi ve Beyaz Türk burjuvası korumaya alıyor.*  Tekrar söylüyorum: Soner Yalçın gibi bir insan üzerinden basın özgürlüğü söylemi üretilebilmesinin bir nedeni de AKP'nin alkol düzenlemeleri. **
@resatcalislar
.


  • Bu ay üzerinde durduğum bazı gündem başlıklarının toplu bir değerlendirmesi için bakınız:   ŞUBAT 2011


31 Ocak 2011 Pazartesi

 Gündem Ocak 2011-II

.
Heykeller ucube!
Başbakan Erdoğan, Kars'ta yapımı devam eden İnsanlık Anıtı adlı heykel çalışması için "Ucube" deyip bir de üstüne "Yıkılmalı!" şeklinde görüş-çıkış bildirince, gündeme yeni bir tartışma başlığı daha eklenmiş oldu.

RTE kendisini şöyle savundu: "Oradaki olayı değerlendirenler, TV'lere çıkanlar, o heykeli ve yeri gidip görmemişler. (...) Heykel ile ilgili takdir yetkisi kullanmak için illa güzel sanatlar mezunu olmak şart değil. Şarkı türkü için yoldan geçen vatandaşa 'Beğendin mi?' diye soruyorlar;  'Konservatuvar mezunu musun?'  diye sormuyorlar. (...) Heykelin olduğu yerde tarihi eserler var. Caminin kubbesi ile heykelin bulunduğu tepenin yüksekliği adeta eşit. Üzerine bir de 48 metrelik heykel var. Tarihi eseri gölgeleyecek bir inşaata izin veremezsiniz."

Bu konu üzerinde durmak istiyorum biraz. Önce ilgili çalışmanın heykeltıraşı Mehmet Aksoy'un  basın bildirisinden bir alıntı:

  "Heykel, ortadan ikiye bölünmüş bir insanın, bölünen parçalarının karşı karşıya konularak kendi kendine düşman edilmesini simgeliyor. Aralarındaki boşluk bir duvar gibi onları ayırıyor. Boşlukta uzanan el insanlığa uzanıyormuş gibi tutulmayı bekliyor. Bu el şu anda heykel yapımı durdurulduğu için yerde,  yerine takılmayı bekliyor.

Heykelin şu anda yarısının kabası bitmiş durumda, bu dört senelik bir emeğe mal oldu. Bu heykel yıkılır mı? Fizik olarak yıkılması çok zor. Öyle kepçeyle dozerle yıkılacak bir şey değil. Normal betondan üç misli daha dayanıklı akışkan beton içinde çelik borular ve güçlü bir demir konstriksiyon var. 1500 ton ağırlığında,  uçurumun kenarında bazalt kütlelerin üzerinde duruyor...
"


Kişisel yorumum:    Bu olay sonrası,  hazır  RTE ve Ak Parti de muhalefetsizliğinin verdiği rahatlıkla son zamanlarda dozu gittikçe artan çıkışlar yapıyor iken, fırsat bu fırsat deyip büyük bir karşı eleştiri ve yüklenme geldi bazı kesimlerden. Oysa ki savundukları heykellerin hali ve heykeltraşının açıklamaları ortada.

Kars deniyor.  Bu şehirde  Ani Harabeleri  gibi pek çok tarihi Ermeni yapısı var mesela... 'Sanat' ise,  'değer kavramı' ise bunları da es geçmek ayıp olur. (İlgili heykelin,  Türkler ve Ermeniler arasında yaklaşık yüzyıldır süren birbirine yabancılaşmayı,  dostluğun geri gelmesine duydukları özlemi simgelemesi amaçlanıyordu. Ve Türkiye-Ermenistan sınırına yakın bir bölgede inşa ediliyordu.)

Bu olay karşısında gösterilen tepkiler o şekilde sürüyor ki;  gören sanır Türk halkı heykele, sanata ve tarihe baya değer vermeye başladı.  Yok olmaya giden,  tarihsel değeri de bulunan sanat eserleri ile ilgili medyada tek bir patırtı göremezken,  (pop şahsiyetler bir çıkış yapmadığı takdirde)  tek bir kelam edilmiyorken;  sırf anti-AKP olmak adına her malzemeye durup düşünmeden sarılınırsa;  AKP ancak ve ancak "Türkiye'nin kaderi" olur,  başka da bir şey olmaz.  Çünkü desteksiz atışla hedef alınmaz.  Yanlış atış hedefi ıskalamaktan gayrı, "acemi" sıfatını da perçinler.

Ayrıntılı bir okurluk yapmadım ama  bir medya sitesinde bu heykellerin trilyondan fazlaya mal olduğu gibi şeyler okudum.
Yani bu ucubeler için 1 trilyon para harcamışlar!
Simgesel anlamı derin bir çalışma,  ama görsel olarak bu anlamdan çok uzak; ayrıca güzel olmaktan da...   (Ayrıca bu heykel ortadan ikiye bölünmüş bir insana benziyor mu allasen!)
Her sanat eseri göklere çıkarılacak diye bir şey yok. Bazı sanat akımları insan kanıyla ve çivilerle tablolar yapar mesela, beğenip beğenmemek sana kalmış. Sanat kolektif bir olay değildir.  "Yıktırılması talimatı vermek"  ise biraz düşündürücü tabi.

Asıl soru şu:   Kendi çevresindeki tarihi eserleri gölgeleyen bu gibi bir mühendislik tasarımının zamanında oraya yapılmasına karar veren ve bu yapılara 1 trilyon para gömüp sonradan (bugün) yıktırılmasına karar verenler kimdir?  Bu tarz çok masraflı yapıların inşasına başlanmadan önce gerekli ön incelemeler yapılmıyor mu? Yapılmıyorsa neden, ne hakla? Ayrıca başbakanın görevi kendisine vazife olmayan konularda gündem yaratmak mıdır? Belki de dikkati farklı yöne çekiyor bu yaklaşımlarla kim bilir. Ve heykelin "ucube" diye tanımlanmasına köpüren Kemalistlerde,  AKP'nin çıkardığı Sayıştay Kanunu noktasında tam bir  "kuzuların sessizliği"  hakim.

Bu heykel olayı hakkında okuduklarım arasında en dikkat çeken ve esaslı yorumu burada paylaşıyorum.  Bakınız heykeltıraşın ikircikli  (ikiyüzlü) tutumunu nasıl yakalamış.  Belki zaman ayırıp okumak isteyen olur:


«Heykeller dünyanın her yerinde duruşlarıyla anlam taşırlar. Çirkin, minyatür bir gökdelen formunda bir heykel her ülkede tepki çeker.
Bazı heykeller vardır ki, adeta bir şeyler anlatıyor gibidirler. Fransız heykeltraş Paul Landowski tarafından Rio de Janerio'da, Corcovado dağının aşağı kısmında Tijuca Milli Parkında bulunan Christo Redentor heykeli gibi.. Dünyanın yedi harikasından biridir. Bir harika heykel daha var hem de Türkiye'de.. Avusturyalı heykeltraş Kristen tarafından yapılan ilk Atatürk heykeli.  Sarayburnunda bulunan bu heykel çok şey anlatıyor aslında. Tabii ki anlayana.. Ancak enteresandır, "Kemalistiz, laikiz" diye atıp tutanlar ne bu heykelin yerini bilirler ne de hiçbir Cumhuriyet bayramında gidip bir çelenk veya çiçek koyup ziyaret ederler. Böylesine anlamlı bir heykel hakkında hiçbir fikri olmayan ve değerini bilmeyen bir toplum, hiç görmedikleri bir taş yığını için Mr. President çok haklı olarak "UCUBE" kelimesini kullanınca isyan eder, karşı gelip bu kelimeyi eleştirir. Burada Başbakanı eleştirenler hiç o heykeli gördüler mi? Görselerdi altında müteahhit zihniyeti olduğunu hemen anlarlardı.
Mr. President haklıdır.  Bu ucube heykel yıkılıp yerine park yapılacak diyen Başbakan bu söylemi yüzünden Mehmet Aksoy tarafından Taliban'ın Buda heykellerine yıkım eylemi ile aynı kefeye konup suçlanıyorsa, kendisini şu sözleri hakkında ne ile suçlamak gerekir, aynen aktarıyorum bu sözler Mehmet Aksoy'a ait:  "Anıtlar Türk heykel sanatının mezar taşlarıdır. Bu heykellerle Atatürk'ün saygınlığının bitirildiğini düşünüyorum. Hem Türk heykeline hem de Atatürk'e saygısızlık yapılıyor. Kaldırılmalı."

Anıtlar kaldırılmalı ancak ucube heykeller yaşatılmalı öyle mi? Bir de bu görüşüne Atatürk'ü de ortak ediyor. Başbakan'ı bu görüşünden dolayı kendi adıma kutluyorum. Bir an önce bu heykelin yıkılıp yerine topluma faydalı bir tesis yapılması fikrini de destekliyorum. Zaten bu görüşünü orada bulunan halkı da alkışlayarak desteklediğini göstermiştir.»
(Shlomo Hayim'in  10 Ocak 2011 tarihli  OdaTv yorumundan)




RTÜK'e tanınan yeni yetkiler
Mecliste yeni kabul edilen RTÜK Yasa Tasarısı ile  Başbakan veya Başbakanın görevlendireceği bir bakan, basın kuruluşlarına geçici yayın yasağı verebilecek.  İlgili sansür yetkisini gerekçeleme ise şöyle yapılmış:
"Milli güvenliğin açıkça gerekli kıldığı hallerde veya kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasının kuvvetle muhtemel olduğu durumlarda..."



...Konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor...
İktidarın ve kabinenin en önemli adamlarından biri olan Bülent Arınç, -gene nereden ilham aldı kimbilir- şöyle bir taze paylaşımda bulundu:
"Hayatta her şey seks ve içkiden ibaret değil."

Böylelikle, etliye sütlüye karışmayan güzide mizahçımız Cem Yılmaz tarafından dahi ti'ye alınma mertebesine erişmiş oldu. Arınç ayrıca yeni dönem tv dizilerinden, Kanuni ve ilişkileri üzerine kurulu olanı hakkındaki tartışmaları da güncelde fitilleyen kişi oldu.

"Muhteşem Yüzyıl"  adlı bir tv dizisi hakkında baya patırtı kopartıldı bu ay. Dizi, Kanuni Sultan Süleyman'ın yaşamını anlatıyormuş,  ben hiç izlemedim.
Şöyle buyurmuş Arınç hazretleri daha henüz sadece fragmanlarını izleyerek. Aynen aktarıyorum:

"Kanuni Sultan Süleyman gibi bütün dünyada ve Osmanlı döneminde büyüklüğü bilinen ve  'Muhteşem Süleyman'  olarak tanıtılan bir insanın harem, içki düşkünü, hatta bazı sahnelerinde söylemeye dilim varmayan bir ilişki içerisinde göstermeye matuf... Fragmanlarından böyle anlaşıldığı düşünülebiliyor. Böyle büyük bir masraflarla dizinin çekilmiş olması ve gösterilmeye birkaç gün önce başlanmış olmasından üzüntü duyuyorum. Ancak RTÜK yayına giren ve yayın sırasında yayın ilkelerine aykırı olduğu itirazıyla, şikayetiyle önüne gelen konular hakkında karar verebilmektedir. Önleyici bir imkanımız bulunmamaktadır; sadece tasarının 7. maddesinde kabul edilmiş olan milli menfaatler veya bu konudaki olağanüstü günlerde alınması gereken tedbirleri içermektedir. Kamuoyunun tepkilerini dikkate alarak televizyonun bunu kendiliğinden kaldırması belki düşünülebilir. Ancak bu tür yapımların reyting ve kâr amacıyla yapıldığını hepimiz bilmekteyiz.
Bu diziyi ilginç kılmak için senaryosunda farklı argümanlar kullanılmıştır. Sadece Atatürk ile ilgili, hatırasına alenen hakareti suç sayan bir kanun yürürlüktedir.  Bunu diğer tarihi şahsiyetler için de geçerli kılmak herhalde mümkün değil. Ancak gönlümüzden geçen, aklımızdan düşünebildiğimiz, tarihimizin önemli şahsiyetlerini,  olduğundan başka türlü görerek küçültmeye, aşağılamaya çalışan ne olursa olsun karşılığını bulmalıdır. Diziyle ilgili şikayetleri süratle dikkate alacağımızı ve kanun çerçevesinde gereğini yapacağımızı söyleyebilirim.
"


Kafa yapısına bak!  Gerçi bazılarının laf ola beri gele eleştirilerindeki gibi bu sadece Bülent Arınç'a ait değil,  genel olarak insanımızın kafa yapısına denk düşmekte.  Özellikle  "Bu halk cahil!"  diyenlerin hali içler acısı.  O halkın içinden çıkıp,  azıcık tahsil görüp,  eli paraya değince bu lafları edenlerin çoğunun hali:  İkiyüzlülük.  Tarih hakkında zerre bilgisi olmadan tabular koyanlardan bahsediyorum. Ve yine bir kaç üniversiteli gencin tartışmalarına uzaktan kulak misafiri oldum:  Yakışıksızmış, onurları kırılıyormuş filan filan... Bu kişilerin eline azıcık güç/yetki verilse,  "Tez yasaklana!"  da der.  Zaten bu baskıcı ve yasaklayıcı yapılar maşallah sol veya sağ fark etmeden her kesimde mevcut bizde.

Ben burada biraz daha farklı görüş ve bakış açılarına yer vermeye çalışıcam. İlki Hulki Cevizoğlu'nun açıklamalarından alıntı,  daha sonra da bir yorumcunun Kanuni hakkındaki yazısı:

"AKP'li politikacılar (ve tabii Bülent Arınç!), televizyoncuların reklam tuzağına düşüyor ve büyük bir tepkiyle konuyu ülke gündemine taşıyor. Yeni başlayan TV dizilerinin taktiğidir; ilk bölümde ya bir tecavüzle, ya para karşılığı büyük bir ayıpla, ya tartışma yaratacak bir absürdlükle -saçmalıkla- başlarlar ki reyting olsun,  para kazansın."

Kişisel görüşüm:   Özellikle  "diziler ve tanıtım çalışmaları"  konusundaki tespiti çok yerinde bence.  Zaten bir süredir bu teknik  (itinayla her defasında RTÜK'ü de içine çekerek) icra edilmekte.  Benzer örnekler daha önce de çeşitli diziler yeni başladığında  hatta henüz ekranlarda gösterilmeye başlanmadan denenmişti. İlginç olan her defasında -tercihen- bir bakanın sivri açıklamaları ile sos edilmesi.  Şahıslar bilerek buna katılıyorsa ayrı ayıp,  fark etmeden her defasında aynı perdeyi oynuyorlarsa bir başka tuhaflık.

Osmanlı padişahı olmak
(...) 16. yy'ın neresi muhteşem?  Süleyman anlamsız Avrupa seferlerinde yüzbinlerce canı telef edip o canların ailelerini tarumar etti.  Bu yetmezmiş gibi hazineyi de tamtakır edip bütün ülkeyi derin bir ekonomik krize soktu.  Osmanlı tarihinde halkın en çok sefalet çektiği, zulüm altında inlediği dönem 16. yy'dır.  150 yıl sürecek Celali isyanları boşuna başlamamıştır Süleyman döneminde. Kaldı ki Portekizliler'in ipek ve baharat yolunu ele geçirip Osmanlı'nın ana mali kaynağını eritmesini de seyretmekle yetinmiştir.  Aldığı önlem Hint Okyanusu'na gönderdiği Piri Reis'i  Portekiz donanmasına yenildiği için astırmak olmuştur.  O Piri Reis ki döneminin en iyi denizcilerinden biri idi.  Salsan Amerika'yı o bulurdu. Portekizliler'e yenilmesinin nedeni Portekiz donanmasının uzun süren bir Ar-Ge döneminden sonra dünyanın en ileri açık deniz gemilerini geliştirmiş olması idi.  Akdeniz tipi gemilerle Piri Reis'in yapabileceği hiç bir şey yoktu.  O zamanın en büyük Avrupa devleti olan Osmanlı,  Portekiz'in yaptığından daha iyisini yapıp daha iyi gemiler geliştirebilirdi.  Osmanlı'nın Rum tebası denizcilikte en ileri bilgilere sahipti. Ama Süleyman bunu yapmadı. Ya ne yaptı?  Piri Reis'i astırdı.  Aferin, sorun çözüldü böylece... Daha bitmediii:  Medreselerde Meşaiyye akımına son verip  bilimsel eğitimin dibine kibrit suyu döken de Süleyman'dır.  Esas bu yüzden bizim Gazali geleneğinden gelen muhafazakarlarımız pek beğenirler kendilerini.
Basiretsiz bir padişahtır Süleyman.
(İtaatsiz  -  14 Ocak, Radikal Online)




EKLER:
  • Baskın Oran:   İki Dinin Kıskacında Türkiye.
    Baskın Oran'dan güncel Türkiye portresi:  Kemalistler vs İslamcılar
    «Türkiye'de Kemalizm ve İslam adlarında iki tane din var.  Birincisi bitsin diye uğraşıyoruz, o bitmeden ikincisi başladı.  İkisinin de hamuru temelde aynı:  Çoğulcu hiçbir şey istemiyorlar;  laik veya İslami cemaat dışında 'insan' olunmasına tahammülleri yok.»

  • Heykel tartışmaları televizyon ekranlarına sıçramışken,  Ntv'de şöyle bir kare yaşandı:

    "Heykel sanatının haram olduğunu ve bunun tartışılmaması gerektiğini" söylüyordu dinci bir yönetmen (Mesut Uçakan). Tam o anda araya giren  Tarhan Erdem  şu çıkışıyla tepki gösterdi:
    "Haramsa haram efendim bana ne!"   (Video)

    Valla ben bayılıyorum:   Mizaha, aykırılığa, uyumsuzluğa...   Amman kimseyle kötü olmayalım, amman kötü görüntü vermeyelim, aman ha sakın huzurlar kaçmasın,  aman götü kollayalım!  diyen miskin adamlar yüzünden dünya böyle iken üstelik.


  • Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da bu ayın gündeminde kendine düşen nasibi aldı. Önce çıktı, "Başbakan heykele ucube demedi. Tarihi doku ile bağdaşmayan yapılaşmayı (gecekonduları) gösterdi, heykel sözü geçmedi. Yer seçimi konusunda sorunlar var"  gibi açıklamalar yaptı.  Bunun üzerine Başbakan da çıkıp bizzat heykellere ucube dediğinin altını çizdi.


  • Bu hengamede Atatürk heykelleri de nihayet yıllar sonra, ama artık son derece gecikmiş olarak ve belki de en olmaması gereken şimdilerde tartışmaya açıldı. Kemalistlerin ve sistemin yıllarca halkın ağzına tıktığı laflar ve gerçekler, en olmayacak zamanda dışarı boşalmaya başladı.  Şunlar da RTE'nin incileri:

      "Binlerce Atatürk heykeli var.  Sanat değeri olan beşi onu geçmez. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!"


  • Görüldüğü gibi, bu Gündem başlığı her seviyede insanımızdaki çene ishali  rahatsızlığını yansıtmakta.

  • Son olarak,  muhteşem bir analiz:

AKP'nin iktidardan düşmesini mi istiyorsunuz?
O zaman CHP'ye oy vermeyin. Yapısı ve rolü gereği değişmeyi beceremeyen CHP var olduğu sürece Etiler, Çankaya, Alsancak'ta oturan sosyal demokrat beyaz Türkler CHP'ye oy vermeye devam edecek.  Ama başka da kimse vermeyecek.  Türkiye'de anamuhalefet, çoğunluğu muhafazakar bir toplumda hayat tarzı üzerinden muhalefet yapmaya kalkan, darbecileri savunmaktan gayrı tek bir proje geliştiremeyen, %20-25 bandına takılmış, beceriksiz ve yeteneksiz bir partide kalacak. Bu durumda AKP'nin,  CHP'nin var olduğu her seçimde %45-50 alması kaçınılmaz. CHP'yi elinde tutan Ergenekon hala kaos yaratıp AKP'yi yıpratmayı ve bir punduna getirip AKP üst yönetimini hapse tıkmayı hesaplıyor.  Böylece ERdoğan'ın liderliğinden mahrum kalan partinin zayıflayıp yok olacağını düşünüyor. Öyle bir şey olmayacak çünkü Erdoğan bir sebep değil bir sonuç.  Türkiye'de,  devletle değil Dünya ile iş yapan bir kapitalist sınıf var artık.  Bu sınıfın hem toplumsal tabanı hem ekonomik gücü kemalist oligarşiden fazla.  Ergenekon, planlarında başarılı bile olsa şaşkınlıkla Erdoğan'ın bıraktığı boşluğun hemen yeni bir yenilikçi tarafından doldurulduğunu görecek. Türkiye'nin sosyo-ekonomik altyapısı değişti ve de kemalist düzen bitti. Önce bunu sindirin. Eğer yeni düzende söz sahibi olmak istiyorsanız yapılması gereken şudur:  önce CHP baraj altına inmeli.  Sonra CHP'nin bıraktığı boşluğa üşüşecek onlarca parti ve siyasiden sivrilen birinin çevresinde hayat tarzı polemiklerinden uzak duran, akılcı, proje üreten, AB yanlısı ve demokrat bir muhalefet organize edilip 2015 seçimleri hedeflenmeli. Bundan başka da bir seçenek yok. Beyaz Türkler CHP'de ısrar ettiği sürece giderek güçlenen ve uzayan bir AKP iktidarında yaşayacağız.
(İtaatsiz  -  28 Ocak,  Radikal Online)


.