7 Eylül 2009 Pazartesi

Sansür karşısında Türk Medyası'ndaki İkiyüzlülük

.
Başlığa bakarsanız çok derin ve çetrefilli bir konu. Üzerinde araştırma tezleri yazılması gereken, Türk toplumundaki iletişimi tıkayan, şah damarımızdaki damar tıkanıklığı.
Örneklerini sıralayalım desek nereye kadar? (Zaten Türk okurunun pek okumayı sevmediği de ortada.)

Sadece son günlerdeki güncel iki örneği vermek istiyorum, zira yazmazsam çatlayacağım artık. Feci şekilde midemi bulandırıyor. Elimde gücüm olsa, ezmek isterim bunu yapanları, hepsini... Maalesef ki tek gücüm yazmak. Ben de bunu yapıyorum. Vicdanımın ve sinirlerimin yatışması için yapabileceğim tek şey: Yazmak.


Güncel iki haber:
Haber 1) Taraf gazetesi, Tuğçe Kazaz'ın bir defile fotosunu sansürlemiş. Sağdaki gibiyken soldaki gibi yapmış.

Şaka mı, ironi amaçlı yapılmış bir fotoşop mu belli değil.
Ve fakat o da ne? O dakka medya siteleri ayaklandı:
Vay efendim nası yaparsınız siz bunu? Sansürlediler! Rezil oldular! Tukaka!... (Arada "Ne mal oldukları belli. Pis dinciler!" diyen zeka pırıltıları da çıktı tabi.)

İlginçtir ki Taraf'ın yazdığı nice ayaklanası haberde bunlar ayaklanmadı ama Tuğçe Kazaz'da ayaklandılar.
Memleketteki nice haber değeri taşıyan önemli haberleri yıllar boyu ve hala sansürlerken; hatta sansürlemek ne kelime, hiç vermezken; Tuğçe Kazaz'ın defile sansürünü dillerine doladılar.

Demek ki "Türkler okumuyor" derken yanlış söylemişim yukarıda. Düzelteyim öyleyse:
"Türkler okuyorlar. Ama karı-kız haberlerini okuyorlar. Karı-kızla ilgililer. Tabandan tavana kadar... Okurundan yöneticisine kadar... Önemsedikleri haberler de (doğal olarak) karı-kız haberleri."

Neyse konuyu dağıtmayalım.
Ahmet Altan çıktı dedi ki: "Sayfa sekreteri Ramazan diye bu tercihi yapmış. Hatalıyız. Ya o fotoğrafı kullanmamamız ya da kullanacaksak olduğu gibi kullanmamız gerekirdi."
O kadar saçma sapan ve salakça birşey yapmışlar ki zaten, ne skime ve nasıl mantıklı bir açıklama yapacaklar şu saatten sonra?


PEKİ SONRA NE OLDU DERSİNİZ?
Yılmadılar. Radikal gibi, boyalı basınımızdan nispeten daha uzak olan bir gazetenin internet sitesi bile uzun uzun, ballandıra ballandıra bu "Tarafın Sansürü" haberini verdi.

PEKİ SONRA NE YAPTILAR DERSİNİZ?
Aynı günlerde, bu haberin az yanında şöyle bir haber yer alıyordu:


Haber 2)
"Barselona sokaklarında şok eden görüntüler!"
Ve yandaki sansürlü foto!



Bu haberin, "Tuğçe Kazaz'ın defile fotosunu sansürleyen Taraf'ın yaptığından ne farkı var?

Biri en azından "Hatalıyız" dedi.
Öbürü, bu durumu dillendiren üyelerinin yorumlarının editör onayından geçmesine dahi izin vermedi! Yani sadece haberdeki resme değil, okur yorumlarına da sansür uyguladı.
Üstelik ikinci haber gerçekten de ahlaksız bir haber.
Radikal Online ve diğer ulusal gazete siteleri birer porno sitesi değil; herkese açık internet siteleri. Her yaşa, her insana legal... (İşin bu yönü hakkında ileriki günlerde de yazmaya devam edicem. Sansürlenen veya çarpıtılarak verilen, haber değeri taşıyan bazı haber örnekleri ile beraber.)


Ayrıca takip edenler bilir. Radikal İnternet Sitesi'nde bir haber en fazla 1 gün durur. (Hatta çoğu zaman o kadar bile durmaz. 6-7 saat sonra kayar gider.)
Ama bu "Barselona fahişeleri" gidemedi nedense bir türlü! Kaç gündür demirbaş gibi!
Onlar gitmediği gibi, habere yazılan eleştiriler de bir türlü editörden geçemedi. Her nedense...


Bir kere yabancı bir gazeteyi refere ederek veriyorlardı bu haberi. Oysaki haberi refere ettikleri yabancı gazetenin işaret ettiğinden farklı bir şekilde olayı (eklemeli, kişisel yorumlu, çarpıtmalı) aktardıkları şeklinde bir iddia var. Çevirmenler baksınlar.
Sonuçta iddia iddiadır. Her üyenin, hem de saçma sapan yazılarını yayınlayan editör mekanizması, sıra medya eleştirisine gelince geçit vermiyor. Adeta ince eleyip sık dokuyor.

Ben de medya sitelerinin bu ikircikli tutumunu sevmiyorum işte. Siyasetten Kürt sorununa nice uçlardaki yazılarımız yayınlanıyor; ama medya eleştirilerimize çoğu zaman yer verilmiyor.
Bu da Medya'nın; artık siyasetin, TSK'nın, bizatihi devletin, yargının, hepsinin de üstünde egemen bir güç olduğunu gösteriyor sanırım.
Ve yazılı gazete sayfalarından daha fazla imkan + özgürlük sunan internet sitelerinde bile sansürleniyoruz, iyi mi?

Üstelik bu senelerdir böyle...
Şu bloğa belli aralıklarla yazan ben bile bunu daha önceden, (hem de "kaç sene öncesinde yaşadıklarım" diye) irdelemiştim kısaca: (bkz: Gazete Siteleri)




EK: Vakti zamanında, Aydın Doğan beyler ve kızları ile, Tayyip beyler ve grubunun güzel güzel anlaştığı; birbirlerini aklar, paklar ve gazlar iken (develer tellal iken, pireler berber iken); Kanal D Haber'in başında Fatih Altaylı var iken; ayda bir sayın RTE özel bir program ile tek başına canlı yayın konuğu olur, saatlerce konuşurdu... Hürriyet gazetesi ve Kanal D haber bültenleri "Emine Erdoğan'ın şık başörtüsü göz kamaştırdı", "First Lady'nin baş örtülüleri" konulu haberlerler yaparak kamu görevini yerine getirirken (oha!) kimse bunlara yandaş, yunduş demedi... Tostunu yedi yattı.
Emin çölaşan'ı yıllarca ben mi kadroda tuttum?
İktidarla işler iyi giderken adamın (Çölaşan'ın) ipini sağlam tut, kötüye gitmeye başlayınca salı salıver üzerlerine gitsin.
Çölaşan yıllar sonra bunları kendi yazdığı kitabında da dile getirdi. Sansürendiğini filan... (Ne hikmetse kovulana kadar sansürü sineye çekmiş; ama kovulma eylemine maruz kalmasını onuru yedirememiş. O da n'apsın? Kaleme sarılıp hemencecik Aydın Bey ve Ertuğrul Bey'in hiç bilmediğimiz bu yöntemini ifşa edi edi verdi! "Yersen" diyeceğim ama, bu halk bunu da yedi.)

AKP, Meclis'ten AB kriterlerine uygun olmayan, yolsuzluğa kapı aralayan "İhale Yasası"nı geçirirken ne CHP ses verdi ne MHP. Taraf eleştirdi günlerce... Ama pardon, yandaş medya idi doğru Taraf, ben karıştırdım gene herhalde pardon...

Ben de bu ikiyüzlü tutumları ve Türklerin ikiyüzlülüğüne katlanamıyorum artık, maalesef. Toplumun midesi, bağırsakları, etleri...yalanlarla örülü.

Hiç yorum yok: