5 Eylül 2009 Cumartesi

 Sezen AKSU


Çocukluğumuzdan, ilk gençlik kıpırdanışlarımızdan tutun; acılı, hüzünlü, neşeli nice anılarımız yeşerirken; bize kimi zaman yalnız kimi zaman hep beraberken eşlik eden nice parçayı söylemiş, yazmış bir büyük ego. Dolu dolu yetenek...
Sezen Aksu hakkında konuşalım bugün biraz.


Nâm-ı diğer "Minik Serçe" hakkında yıllardır basında yeterince haber ve övgü yer aldığından; eksilerinin ve etkisindeki Türk Pop müziğinin boşluklu yanlarının sağlıklı bir şekilde dile getiril(e)mediğini düşünmüşümdür hep. Ertuğrul Özkök'ün can ciğerlerinden olmasının da sayesinde; her konserinden, her eylediğinden düzenli olarak ve fazlasıyla haberimiz olmadı mı sürekli bizim?
"Eleştirilemezliğini, onu eleştirenin bu piyasada barınamadığını, iktidarını, dokunulmazlığını ve Türkiye'nin en sağlam tabularından biri oldugunu düşünürsek;  ona gerçekten kraliçedir diyebiliriz"  demiş Ekşi Sözlük'te bir yorumcu.  (zenizedi)


Bense Sezen Aksu'yu kişilik olarak kararsız ve ikilemli bulmuşumdur. Önemli bir albümünde yer alan, aynı zamanda albüme ismini de veren "Deli Kızın Türküsü" isimli derin şarkıyı söylerken;  Gülten Akın'ın yazdığı şiirdeki  "Bu Allahsız bu yağmur/ İşlemez karanlıkta" dizeleri yerine,   üstüne basa basa  "Bu anlamsız bu yağmur..."  demesi...
Bu kadar hesaplaması... Evet bu tavrı,  adı geçen şarkıya özel anlamlar yüklemiş beni derinden üzmüştür.
Kemal Burkay'ın sözlerini yazdığı Gülümse'de, "İşçiler iyi çalışsın" satırının çıkarıldığını duyduğumda şaşırdığımı mı sanıyorsunuz?
Belki zamanım olan bir gün, total bir Sezen Aksu değerlendirmesine de girişirim.  Şarkı sözleri, albümleri, stili, aşkları, yetiştirdikleri, ekolü, Türk pop müziğine etkileri... Epey zaman ve yürek koymak gereken bir şey olduğu ortada.


Bu kadar hararetli günlerin ortasında durup bir Sezen Aksu yazısını bana yazdıran ise Ağustos ayında dillendirilmeye başlanan "Kürt Açılımı" mevzusu ve akabinde olan gelişmeler... Ağustos 2009 Gündemdekiler'den aynen aktaralım:
"Bu ortamda iki arada bir derede Sezen Aksu da tutup Başbakanlığı aradı ve Özel Kalem'e not bırakarak Kürt açılımını desteklediğini belirtti. Barışın karşısında olanlara mesajı: "İki cihanda da lekeli" oldu. Sonrasında o da nasibini aldı tabi..."


Anlayamadığım şeylerden biri şu:  Sezen Aksu'nun son senelerde Kürt sorununa karşı takındığı tavır ortadayken, şimdi tekrar aynı tavrı sergiliyor diye bir anda dillere gelmiş olması.
Gerçi kibirli elit (?) kesimin  (şimdilerde bunlara "Beyaz Türkler" veya kısaca "elitler" demek daha revaçta sanırım),  haa ne diyorum, kibirli tabaka bir süredir ufaktan söyleniyordu zaten. Ama böylesi bir hareketi beklemiyorlardı sanırım Minik Serçe'lerinden... "Telefon faktörü"nün de bu ters tepki dalgasında etkisi olsa gerek.

Sonuçta bu ülkede "değer" kavramında bir sorun var. Hoşuna gideni söyleyip yaptığı sürece insanlar "değerli". Hoşuna gitmeyeni söyleyip yaptığında ise yakılsa da yıkılsa da tukaka edilse de mübah!



Yıllardır bu topraklarda süregelen "popülerlerin suya sabuna dokunmama geleneği"ni  -kendi kararsız ruh haline rağmen-  Kürt sorununda yıkmış bir kadındır Sezen Aksu. Popüler kişilerimizin, şöhret ve birikimlerini tehlikeye sokacak netameli konularda radikal çıkışlar yapmayı tercih etmedikleri bilinen bir şey sonuçta.
Zamanında (tam zamanını bilen veya görüş ileten olursa eklerim) İzmir'de verdiği Türkiye Şarkıları Konserinde; Kürtçe, Ermenice, Rumca şarkıların okunması ve Kürtçe şarkı söyleyen bir çocuk korusu ile sahneye çıkması nedeniyle  Hurşit Tolon Paşa  tarafından uyarılmıştı Sezen Aksu.   (Gerçi tüm bunların tarihsel zamanlarına bakarsak, artık Kürt meselesinde faili meçhullerin ve şiddetin azaldığı dönemler olduğunu görürüz. Ortalık nispeten sakinliğe doğru giderken.
Bizde böyledir. Dünya yıkılsa, sen cebini düşünürsün. Gördüğünü de görmedin yapıverirsin.)


Eksikli gedikli de olsa, demokrasi hakkında nitelikli bir bakış açısı olmayan ama lafını dilinden düşürmeyen bir siyasi parti tarafından da olsa;  çözüm süreci ile barış girişimleri sürdürülüyor şimdilerde... Ve Sezen Aksu da (herhangi başka birinin yapabileceği gibi) "Sürece destek verdiğini"  belirtiyor.  Belli ki zamanlamayı gene çok iyi seçmiş.
MGK'nın bile sürece destek verdiği şu ortamda, her yeni şeye baştan tepkili olanlar şimdi de Sezen Aksu'ya tepki veriyor.

Barıştan yana kişilerin, sürece destek vererek  el vermelerinden daha aşina ne olabilir?
Ama burası Türkiye değil mi? Pardon.




EKLER:

* "Masum değiliz,  hiçbirimiz"
diye şarkı yaparken bu kadın, (Deli Kızın Türküsü albümü, 1993); sen neden bahsediyor sanıyordun, sadece Bosna Hersek'teki olayların doğurduğu acıdan mı?

* Bir insan aynı anda nasıl hem Ertuğrul Özkök'ün en sevdiği kadın hem de Yıldırım Türker'in dostu olabilir bilemiyorum.
İnsan, insan kalacaksa taraf olmak zorundadır. Olmayanlar Sezen Aksu olur ve herkesin sevgilisi olarak ölür.  Bence insanın tarihine yazılan en büyük kara leke de budur.   (zenizedi  -  #11211426, 18.09.2007 ~ 29.08.2009)


(Ertuğrul Özkök  ile  Yıldırım Türker arasında,  bu yazarın zihninde varsaydığı kadar büyük bir zıtlık ve ayrılık görmüyorum şahsen. Bunu da not düşeyim burada.)


* Sezen Aksu'nun açıklaması:
   "Ben, Sayın Başbakan'ın açılımını önemli ve cesurca bulduğum için sadece ve sadece 'Vatandaş Sezen' olarak aradım. Bu konuda en azından adım atılmasının bile güzel olduğunu düşündüm. Benim de tabii ki bu gelişmeler yaşanırken güzel ülkem ve tüm vicdanlar adına karşı çıkabileceğim veya tamamen destekleyebileceğim noktalar olacaktır. Tek isteğim bu ülkede kardeşçe, birlik beraberlik içinde yaşamak ve gepegenç çocukların artık ölmemesi. Ama nerede durulacağını da çok iyi bilirim. Burada duruyorum. Başka da bir amacım yok. Lütfen bütün bunları, bu duygularımı Başbakanına iletmek isteyen ana kalbi taşıyan bir vatandaşınızın düşünceleri olarak alın."



* Türkiye'de belirli bir alana en çok zarar vermiş kişiler,  aynı zamanda en çok sevilen ve en plaketlendirilen/ödüllendirilen/ölümsüzleştirilen kişiler olabilir.  Şahsi olarak Sezen Aksu'nun bende hep özel bir yeri oldu. Kendisini takdir de ederim,  ama bugün Türk Pop Müziği'nin salt duygular-şehvet-aşk çemberindeki sözleri ve sıradanlaşması-pespayeleşmesinde;  "biraz Arabesk, biraz funk, biraz hip-hop, biraz biraz opera katılmış pop şarkıları" şeklinde "ortaya karışık menü"nün yaygınlaşmasında,  kendisinin hem şarkıcı,  hem söz-müzik yazarı,
hem de "ana kraliçe" olarak ciddi bir payı var.
Bu kadarını da mı söyleyemeyeceğiz yoksa?




EK:  12 Eylül Referandumu'nda tarafını "Yetmez ama Evet" olarak seçmesi nedeniyle,  bayağı hırpalama ve saldırıların öznesi haline geldi Sezen Aksu.


.

4 yorum:

nihat dedi ki...

Ülke ve dunya hakkında elle tutulur hic bir bilginiz olmadığı goruluyor. Gordugum kadarı ile çok kolay manüpile edilen orta sınıf içinde oraya buraya savruluyorsunuz. En komiği de Zulfi Livaneli ve Sezen Aksu'yu sol bile goruyor olabileceğinizi düşünmem.

nihat dedi ki...

"okuduğunuzu anlamadığınız ortada" demişsiniz ya..
Bakın ben ne yazmışım,
"En komiği de Zulfi Livaneli ve Sezen Aksu'yu sol bile goruyor olabileceğinizi düşünmem."
Yani komik olan benim öyle düşünmem... :)

canilecanan dedi ki...

Eleştirileriniz çok değerli.  Yıllar sonra gelen bir cevap dahi olsa,  yazdığınız yahut bulunduğunuz bir ortam varsa takip etmeyi gerçekten isterim.

Emre Bora dedi ki...

Günümüzün beş para etmez şairleri su bile dökemez bu kadının eline. Kelime dağarcıkları yanından bile geçemez Sezen'in. Bir şarkısının klibi:
Sezen Aksu - Onu alma beni al - http://www.youtube.com/watch?v=XTNWD9FeZ20