12 Temmuz 2009 Pazar

Michael JACKSON

Michael Jackson'ın ölümünün ardından okuduğum en etkileyici yazı, Ekşi Sözlük'te katil balina'nın yorumuydu.
"Michael Jackson uzunca bir süre önce ölmüştü. Bugün bir kalp krizi ile tekrar yaşamaya başlamış."
(katil balina -  26.06.2009 02:08, #16393120)

"Ölümüyle kendi içimizdeki acımasızlıkla bir anlık yüzleşmemizi de sağlayan bu adam (çünkü onun artık ölmesini istiyorduk), hafızasında 80leri canlı olarak barındıran ben ve nesildaşlarım için 80lerin artık iyice uzağımızda olduğunu ve giderek yaşlandığımızı, varlığının yanı sıra gidişi ile de hissettirdi" demiştim daha önce.

Ne var ki MJ'in ölümüne üzülmedim hatta sevindim bile, zira ölmesini diliyordum içimden. Daha ne kadar düşecekti ki? Bundan fazlasını görmeye katlanamazdık bence. Ölümünün ertesi günü sekreterinin çıkıp  "Michael'ın herkese borcu vardı" dediği bir adamdan bahsediyoruz. Yaşasaydı daha da batacaktı, üretemedikçe eriyecekti...
Hatta bilerek kendini bu kadar ilaçlara zorladığına inanıyorum ben.


"Kendisi 90'ların ortasında ölmüştü. Neden arkasından şimdi ağlandığını anlamadım. Arada gazetelere hilkat garibesi kıvamında resimleri, hakkında birbirinden saçma dedikodular çıkan, eski yaratıcılığından yoksun bir iki albüme imza atan bir adam vardı evet.
Ama o adam Michael Jackson değildi.
Sanatçı hayatı bittiğinde değil, sanatından uzaklaştığında ölür.
Artık son 15 yıldır inzivaya çekilmiş, sanatından kopmuş insanlar ölünce "Aaayyy vayyy vah vah!" demeyi bırakın, yeter."
(ssg -  08.07.2009 18:45 ~ 19:18, #16454736)


Şahsi görüşüm, 1995 yılında çıkardığı HIStory albümü ile bittiğidir. Ki bunu o zaman da söylemiştim. Ne var ki kızların "Maaaykıl Mayyyykıılllllll!!!" diye inlediği, medyanın var gücüyle MJ'i Pepsi turlamalarıyla pompaladığı dönemlerdi. Medyanın gazı kesilince kızların çığlıkları da dindi tabii... Sonra da aynı medya üzerinden Jackson'ın çocuk tacizinden sağlık sorunlarına uzanan çöküş haberleriyle donatılmaya başladık.

Neyse, konuyu dağıtmayalım.  Sene 95'te Jackson  yukarıdaki albümü çıkarmıştı. Tam adı:  "HIStory: Past, Present and Future, Book I"
Breh breh!  :p
Acayip reklamının yapıldığını ve pompalandığını iyi hatırlıyorum.
Ahmet San aracılığıyla Türkiye'ye de gelince  (23 Eylül 1993), yerel medyanın da ilgisi arttı doğal olarak şarkıcıya. Çok sükse yapmış olan Dangerous albümü ve Pepsi konser turlarından hemen sonraki albümdü. Beklentinin çok yüksek olduğu, devasa pazarlama bütçelerine sahip bir albümdü.    Türkçe'deki matematik karşılığıyla:
"Best Of + bir kaç yeni şarkı = 2 CD"  formülasyonu idi.
Söz konusu albüm çok çok büyük paralar harcanarak, her klip çekilen şarkısına çok büyük paralar akıtılarak yapıldı. Zaten görüntüsü yeter şöyle bir alıcı gözüyle bakarsanız. İki CD'den oluşan kutu, megalomanyak bir kapak... "Bir sanatçının asla 'oldum' dememesi gerek"  diyerek bu konuyu kapatayım, zira açıklayamadığımı fark ettim şimdi :P

Sonuç olarak albüm beklenen ilgiyi görmedi.  (Ne kadar bekleniyordu biliemiyorum tabii ama o kadar masraf için "Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez" diye düşünmüştür kapitalizmin çarkları.) Ve bir Allahın kulu da çıkıp, "Böyle albüm ismi mi olur la?!" dememiş olacak ki, 80'lere ait olan bu abartma özelliği, adeta boku çıkarılarak 90ların sonunda icra edildi Michael Jackson tarafından ve üzerinden.
Ancak ben burada asıl, albümdeki bir parçadan bahsetmek istiyorum.

Adı  "Scream".
Dünyadaki en pahalı video klip bu şarkıya çekildi.
(7 milyon dolar bütçeli, sayıyla 7.000.000$)
Ve gerçekten ilginç bir klip. Zira bu kadar masrafa ne bilindik bir parça oldu ne de bir şeye benziyordu.
Ama bana asıl tuhaf gelen, şarkının adı "Çığlık" olmasına rağmen, klipte Michael'ın da kız kardeşinin de zerre çığlık taklidi yapamamış olması, sadece dişlerini göstermekle yetinmiş olmalarıdır. YouTube'ta bu şarkıyla ilgili yapılmış bazı yorumlar:

"Bu videonun neresinde 7 milyon gitmiş?"; "Bu kadar para, en pahalı klip, ama sadece 700.000 izleyici ha?"; "Klip güzel değil çok karışık. Ama şarkı güzel."
(Merak eden için liste gelsin:  Most Expensive Videos)


Velhasıl uzun lafın kısası, Michael abartılıca şişirilmeye başlanmıştı 90larda. Buna bir de estetiklerle şişen, büzüşen, delinen, rengine renk katan derisi ve virtigello muydu neydi o hastalığı da eklendi.
Living With Michael Jackson adlı belgeselde kendisiyle yapılan söyleşide  "Ömründe sadece iki kez estetik operasyon geçirdiğini (burnu için)" söylemiş bir Ademoğlu.  "Kendi yalanınıza inanmaya başladığınız an batmaya başladığınız andır" diyerek sıkıcı bir tespit yapalım bu noktada.
Ve Michael zokayı yutunca her adımında batmaya başladı. Bu tarihten sonra bir tek "Stranger in the Moskow" şarkısı dikkat çekiciydi bence. Ki onun klibinde de bir kadından farkı yoktur. Görüntüsü iğrençtir, adeta metamorfoz geçirmiştir. Görüntüsü ve şarkılarında belirgin veya belli belirsiz bir uyumsuzluk vardır.


Ve bütün büyüklerde belli bir zamandan sonra böyle bir yalnızlaşma, tanrılaşma, kısaca gerçeklikten kopuş gerçekleşiyor galiba.
Ben bir Michael Jackson hayranı değilim ama kendisinin çoğu zaman çocukluğuyla ilgili şeyler anlattığını biliyorum.  "Arabamla bir parkın yanından geçiyorsam, çocukları izleyip ağlarım" gibi laflar ediyordu söyleşilerinde mesela. Çocukluğunu özlediğini filan.
Onun esas özlemi çocukluğuydu zira...
Burada durup biraz "yalnızlık"tan bahsetmek istiyorum. İster Jackson gibi bir star olun, isterse sıradan bir insan fark etmez;  bir insan hayatında anlamlı bir şekilde yalnızlık yaşıyor ise, depresyona an be an sıkı bağlarla yakınlaşmaya başlar.  Hafızamız neşeli ve güzel anlarımızdansa acılarımızı, hayal kırıklıklarımızı, onurumuzu kıran şeyleri, elde edemediklerimizi ve özlem duyduklarımızı anımsatır bize. Bu dönemde paylaşabileceğimiz, beraber eğlenebileceğimiz, zaman geçirebileceğimiz doğru kişiler yoksa, iş hayatı da kötü gidiyorsa; bunlara bir de sağlık sorunları eklenince durum vahim olur. Michael Jackson için de böyle bir durum olduğuna inanıyorum.


Henüz anaokul çağındayken sahneye çıkıp şarkılar söyleyen, turnelere çıkan bir çocuktan bahsediyoruz. Abileriyle birlikte yer aldığı  The Jacksons grubunun maskotu gibi gözüküyor YouTube'daki kliplerde. Sadece görsel olarak değil, işitsel (ses) olarak da sevimli bir maskot.  Çok duyarlı ve yumuşak bir ses tonu var. Çocukken bile insan duygularını etkileyen aşk şarkılarını ince bir hisle, etkileyici ama bağırmadan okuması, hareketli yapısı ve ilginç dansları dikkat çekmiş sanırım.  20 yaşında dünya çapında bir star olan bu adamın 40larına gelip yalnızlaştığında da çocukluğunu ve ilk ergenlik çağlarını şiddetle özlemesi şaşırtıcı değil.

Sonuçta her sanatçı gibi o da kendi yapıtlarıyla hatırlanacak.
Biliyorsunuz Michael Jackson Amerika'da çok daha büyük bir fan kitlesine sahipti.  ABD'nin temsil ettiği olumlu değerleri en iyi ve en masum şekilde, hem de en popüler olacak şekilde anlatmış olması dikkat çekici özelliğidir. Sevdiğim ve özel bulduğum bazı şarkılarını liste halinde toparlıyorum şimdilerde. Aşağıda bu listeden bazı alıntılar bulacaksınız.




MISCELLANEOUS

"Sadece 2 kez burun ameliyatı olduğunu, başka bir estetiği olmadığını" doğalmış gibi davranarak söylemiş biri. Psikolojik ruh halini yansıtan şaşırtıcı bir görseldir yandaki.




* "İnsanlar bronzlaşmak için solaryuma gidiyor. Burada bir endüstri akıyor, büyük büyük paralar... Ve insanlar beyazken siyah oluyor. Tüm bunlar sorun edilmezken ve doğal olarak gerçekleşirken benim beyazlaşmam da..."   gibi bir cümle kurdu ki bu da enstantane kıvamında idi.
Bu kadar patalojik olduğuna inanamadım bir an.



* Çocukken ağaçlara tırmanmayı çok severmiş ama babası buna izin vermezmiş. Kendisine "baba" olarak değil ismiyle hitap etmelerini istermiş çocuklarından. Karşı konulmaz bir şekilde içimden ona "daddy" demek isterdim ama hiç diyemezdim, gibi cümleler söylerdi.
Bazı şeyler sadece psikiyatristinizle sizin aranızda veya yalnız sizde kalmalı. Eğlence sektörü açısından önemli bir vurgu. İnsanlar acımaya başladıkları biriyle artık eğlenemezler.



* Annesi Yehova Şahidi imiş.


* Çok duyarlı yapısı olan, ince biri (idi).

Ergenliğe girişinde kızların hoyratça bazı tavırlarıyla karşılaşmış sanırım. Ki kızlar sosyal hayatta çizilen tablolardaki gibi incelikli ve narin olmayabiliyorlar. Kendi gözünde ise "Bir çocuk işçi" gibiydi sanki. Yani çocukluğunu hiç yaşama fırsatı verilmemiş gibi anlatırdı. İnsanların ellerinden tutup çocuklarını anaokuluna götürdüğü yaşlarda o stüdyolarda imiş bir yerde. İlkokul çağlarında da turnelerde...
Görüldüğü gibi kimseye nimetler altın tepsiler içinde sunulmuyor. Bedelini ödüyorsun bir yerde. Sonra yıllar geçip çok yalnız kaldığında, o bedeller ve nimetler depresyon olarak tekrar geri çıkartılıyor senden.



* Dangerous  albümü konser turlarını
Pepsi sponsorluğunda yapmıştı.
Sürekli reklamlardaydı. Özellikle Türkiye'ye gelme zamanlarında içimiz dışımız Pepsi reklamları ile dolmuştu.
Bir yandan Claudia Schiffer'lı  Cindy Crawford'lı Pepsi reklamları, bir yandan Maykıllı... Yerle yeksan olmuştuk adeta!

Kampanya sözleşmesi bittikten sonra yaptığı bir röportajında,  
"Hayatı boyunca Pepsi'yi ilk ve son kez reklam filmleri çekilirken içtiğini"  söylemişti.  Sanatçılar sponsorların kuklası olmamalı tabe, yazık.



* MJ belli bir dönemden sonra sahne kıyafetleri ve giysilerinde askeri çizgileri fazlaca kullanmaya başladı.

Yanda, şimdinin Alzheimer hastası Reaganlar ile Beyaz Saray'da  (1984'te)...


(Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.)




* Henüz anaokul çağındaki küçük bir çocukken sahne ve ışıklar ile tanışan Michael Jackson,  15 yaşlarındayken söylediği şarkılar ile insanları (ve bugün teknoloji sayesinde bu eski şarkıları dinleyebilen bizleri) ağlatırken;  o yakışıklı/kendi halinde çok yetenekli başarılı bireyin yerine neden  bembeyaz tenli ve inanılmaz yapay burunlu beyaz bir ucubeyi koydu?  Bunu kendi adıma hiçbir zaman anlayamayacağım.




* İşte benim kendi zevkime göre öluşturduğum MICHAEL JACKSON listesi. Linkler YouTube'a açılıyor.

  1. Thriller
  2. I Just Can't Stop Loving You
  3. One Day in Your Life   (Benim için özel bir şarkısıdır. Ne yazık ki Türkiye'den YouTube izleyenlere sürekli copyright sorunları veren, mecburen bu çirkin videolara bizi hapseden bir oluşum var)
  4. Liberian Girl
  5. Gone too soon
  6. The Way You Make Me Feel
  7. Don't Stop Til You Get Enough  (MJ bir pop şarkıcısıydı ama söylediği bazı şarkılar ve şarkı söyleme şekli farklılıklar içeriyordu)
  8. Smooth Criminal  (Bad albümünden-1987)
  9. Stranger in Moskow (1997)
  10. Billie Jean
  11. Dangerous
  12. In the Closet   (Naomi Campbell hiç yaşlanmayan bi kadın)
  13. Will You Be There
  14. Leave Me Alone
  15. Michael Jackson & Paul Mccartney - Say Say Say
    Yıllar sonra (2006) bu parçayı Hi-Tack grubu cover'ladı (bkz). Arada kalmış bu şarkıyı da böylece keşfettim. Ayrıca Michael'ın en kendi halinde olduğu klip.
  16. Human Nature
  17. Beat It
  18. Kafadan bir MJ karması-Tribute
Ve bonus olarak:   We are the World  klibi :)



NOTLAR:  Yazıdaki alıntılarda geçen imla düzenlemeleri bana aittir.
Ve Wikipedia çok faideli bir kaynak :)
MJ hakkında yazılmış bir iki yazı da bonus olarak gelsin:
1) "Ölümünün tam zamanıydı"   Yıldırım Türker, 12/07/2009, Radikal İki
2) "Jackson'ın dünyaya sunacak kendi ölümü kalmıştı sadece"   Neslihan Acu, Medyatava.


3 yorum:

canilecanan dedi ki...

Ne kadar doğrudur bilmiyorum ama, az önce takip ettiğim bir Facebook hesabında Michael Jackson ile ilgili şöyle bir bilgiye denk geldim:

"Yıllar önce MJ'nin Türkiye'ye gelip Topkapı Sarayı'nda bulunan padişah tahtına oturarak klip çekmek istemesi ancak devlet büyüklerimizin MJ'ı bu harika reklam fırsatını teperek reddetmesi, MJ'ın sinirlenip gitmesi ve aradan bir kaç yıl geçince o tahtın saray müdürü tarafından yağmurlu bir havada lojmanına taşınarak sıradan bir koltuk haline getirilmesi? Bunlar ancak Türkiye'de olur."
http://www.facebook.com/arzach/

Cantürk Doğan dedi ki...

Bu adam hakkinda gercekten kayda deger hic bir sey bilmedigin belli.Ne diye cok biliyormus gibi bu yaziyi yazmissin anlamadim.Cok ama cok yuzeysel ve onyargili kulaktan dolma bilgiler ile ve objektif olmayan bir dusunce ile ukala sekilde yazilmis sinir bozucu bir yazi okudum sadece.

canilecanan dedi ki...

Ben 80'lerde bir çocuk olarak MJ'in sevdiğim şarkıları, 80-90'larda çıkardığı çok meşhur albümleri ve konser turları üzerine kendi blog sayfamda resimli bir yazı derledim. 80'lerin ikonlarından birini anmadan geçmek istemedim. Hala da arada bu sayfayı açar, bazı şarkılarını linkler sayesinde arama yapmadan kolayca dinlerim. Dangerous albümü kapak tasarımına bakarım, (91'de ilk elime aldığımda da yapmıştım bunu), ve her baktığımda değişik şeyler görürüm, asla sıradan değildir.
Neylersiniz ki "Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var", benim payıma da gıcıklık düşmüşse ne âlâ!
Objektif bakış açınızla sizin not düşmek istediğiniz bir bilgi varsa çekinmeyiniz güzel insan.