6 Kasım 2012 Salı

 Bir Sansür Hikayesi: Hastürk


Adının "Has" ve "Türk" kelimelerinden oluşması bilmeyenleri yanıltmasın; HΛSTÜRK zamanında Türkiye'den İsrail'e göç etmiş, veya Türkçe bilen Yahudiler tarafından kurulmuş bir sivil toplum kuruluşu.   Amaçlarını şu şekilde açıklıyorlar:
"İsrail-Türkiye arasındaki ilişkilerin korunması ve geliştirilmesine katkıda bulunmak. İsrail ve Yahudiler hakkındaki gerçeklerin Türk kamuoyuna duyurulabilmesini sağlamak;  önyargılı, yanlış veya bilgisizliğe dayanarak yapılan suçlama ve karalamalara karşı objektif bir görüş getirmek."   (Kaynak  bkz:  Biz Kimiz?)

Bu siteye bazen göz atar(d)ım. Böyle bir projenin varlığından haberdar olmam, tam da İsrail'in Mavi Marmara gemisine düzenlediği kanlı operasyon zamanlarına rastlıyor aslında.   İsrail'den güncel haberler, Nefret konfeksiyon (Türk medyası ve kamuoyundan Yahudi karşıtı nefret ifadeleri kolajı), başta Ahmet Davutoğlu ve Tayyip Erdoğan olmak üzere Ak Parti hükumetinin politika ve söylemlerine eleştirel yazılar  ana konuları/malzemeleri arasında. Sanki "ilişkilerin korunması"ndan ziyade,  Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan eleştirisi için kurulmuşlar gibi.  Özellikle yorumcularının bizim topluma karşı bakışları Kemalistleri aratmayacak cinsten. Seçilmiş ırk  vs  hamam böcekleri ile barbarlar koalisyonu!  :p



Bir yazı yayınlandı geçtiğimiz ay sitede.  10 Nisan 2012'de  The Jerusalem Post  gazetesinde yayınlanan eski bir makalenin Türkçe çevirisi.  Yazı başlığı, Star Wars serisi 5. bölüme yapılan atıfla  "The Empire Strikes Back".   Hastürktv'nin Türkçe çevirisi de şu:  "İMPARATORLUĞUN DÖNÜŞÜ".

Okunması kolay ve akıcı bir yazı. Yükselen Türk-İslam Sentezi yaklaşımı, popüler kültür, özellikle de Türk dizileri (Muhteşem Yüzyıl) üzerinden bir Ak Parti ve "yeni Türkiye" yönelimi olarak Yeni Osmanlıcılık/Neo-Ottomanism akımına işaret ediyor. İlgimi çekti. Yazıdaki Silivri göndermesini ise itici buldum. Üstelik bu bölüm Türkçe'ye çevrilirken bazı ifadeler tamamen çıkarılmış ve düşük bir anlatım sergilenmiş.
Bir çeviri sansürü.  Esası ve kırpılmış çevirisi şöyle:
"(Sultan) Suleiman's execution of the rebelling Janissaries may parallel the government's response to the TSK coups and Ergenekon trials, in which many TSK generals have been arrested, accused of organizing a coup d'etat against Erdogan's government."
"Süleyman'ın isyan eden yeniçerilerin başlarını vurdurması hala devam eden Ergenekon davalarında askerlerin tutuklanarak cezaevinde tutulmasıyla paralellik kurulmak isteniyor olabilir."


Hastürk'te yayınlanan yorumlara bakıldığında, Türkler ve Yahudiler arasında hakaret, küfür, tarihsel nefret yükleri, bir dolu ötekileştirmeyi rahatlıkla bulabilirsiniz. Şahsen ben farklı bir metod denedim ve editör onayından geçtikten sonra yayınlanmak üzere; darbe aklayıcılığına karşıt, küfür içermeyen bir yorum gönderdim;  önceden kopyasını da aldım:  (Yayınlanmadı tabi ki)
Yazar, Türkiye güncelini, özellikle de yoğun olarak popüler kültür üzerinden değerlendirirken; eğreti duracak şekilde lafı tek bir cümle ile Ergenekon'a getirmiş.
...
Anadolu halkları ve yaşanmışlıkların kendisini zerre kadar enterese etmediği, bu topraklar üzerindeki hiç bir acı ve kardeşlikte birleşmeyen insanların bir Silivri bir Ergenekon konusunda cansiparane kenetlenmesi de esef verici bir tutum bana göre.

Yorumlar bölümünde "Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin" yazıyor. İlginçtir, Türk-Yahudi taraflarının karşılıklı küfürlerinin (küfrün üzerine xxxxx yazarak veya o bölümün silinerek)  ve hakaretlerin, İsrail/Türk düşmanlığının ve nefret söylemlerinin, tehditlerin dahi yayınlandığı bir yerde; bu yorum yayınlanmadı.  Belki onlar da Türkleri sadece hakaret eden ve saldıran barbarlar olarak göstermek istiyorlardır, kim bilir?



Biz bu sansürcü yaklaşımları, tek tip taşlamayı ve Ergenekon sürecini değersizleştirme çabalarını Ulusalcı sitelerden biliyoruz aslında. AK Parti ve Tayyip Erdoğan'ı   "demokrasi düşmanı sansürcüler"  olarak sunan bu oluşumlar; ne hikmetse, Kemalizm'e yönelik hiçbir eleştirel içeriği yayınlamadığı gibi;  Türkiye'de sansürün AK Parti ile başlamadığı, bizde hep olduğu, bir zihniyet meselesi, içselleştirilmiş bir tek tipçilik, farklı görüşler düşmanlığı olduğuna dikkat çektiğimizdeyse hiçleştirerek bundan böyle hiç bir yorumumuzu da yayınlamadı.
Ulusalcı sitelerin ikircikli tutumlarını daha önce de yazmıştım. Hasturktv.com ne alaka tabi ilk bakışta?

Acaba bazı Yahudilerin en kutsalı Silivri, Ergenekon, Mavi Marmara, 12 Eylül Referandumu filan mı diye düşünüyor insan. Bu konuda hiç bir karşıt görüşe yer vermiyor/tahammül edemiyorlar da...

İsrail basınına Mavi Marmara ile ilgili bir yorum gönderin;  İsrail'in tutumunu eleştiriyorsa kesinlikle yayınlanmaz. Ama onlar bunu yapabiliyor bizim medyamızda.
AK Parti'yi sansürcü ve gerici olmak ile suçlayan, Türk halkına cahil diyen bu kafa yapısı, kendi duymak istemediği her şeyi  neden sansürler?
Peki bazı Yahudilere ne oluyor,  neden bu kadar Türkiye'nin iç işlerine ve siyasetine karışıyorlar?  Onlara ne Türkiye seçimlerinden?

Bir halkın içerisinde anlamlı sayıda insanın artık ülkelerinde yeni bir darbe istememesi, askeri vesayetten taraf olmaması, tepeden inmeci bir modernizme karşı çıkması onları neden rahatsız ediyor acaba?  Veya  12 Eylül Referandumu'ndan  "Evet"  çıkması?
Bir halk olarak darbe girişimlerinin yargılanmasını dahi isteyemeyeceğiz, öyle mi?  İstediğimizde de satılmış, ihanet eden, takunyalı filan olacağız yani?
İsrail'i kan gölüne çevirmeyi, ne bileyim hahamlarının ibadet saatindeyken savaş uçaklarınca sinagogların bombalanması, sokak ortası cinayetleri, binlerce faili meçhuller ve değerli gençlerinin birbirini kırması gibi "masum" şeyleri planlayanlara karşı İsrail vatandaşlarının tepkisi ne olurdu?  Ya bazı Türkler bunları planlayan kişileri "kahraman" olarak ilan etselerdi?



Bugün 6 Kasım 2012 Salı. İstanbul Çağlayan Adliyesi 7. Ağır Ceza Mahkemesi büyük salonunda Mavi Marmara sorumluları yargılanıyor. Mahkeme kararının nasıl bir caydırıcılığı ve geçerliğinin olacağı ise tam bir muamma!

31 Mayıs 2010'da 9 tane silahsız Türk vatandaşının, "kahraman" olduklarını öğrendiğimiz İsrail askerlerince öldürülmesi ve pek çok kişinin yaralanması olayı (Gaza Flotilla Raid) sonrasında, İsrail Başbakanı Benjamin Netenyahu'nun açıklamalarını duyduğumda çok şaşırmıştım. Dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Gabi Ashkenazi  "Mavi Marmara'da ölmesi gerekenler öldü"  dediğinde de...  Ama Dış İşleri Bakanımız  Ahmet Davutoğlu "Türkiye'nin hiçbir sorumluluğunun olmadığını" söylediğinde daha da çok şaşırmıştım.   (bakınız: Mavi Marmara baskınında yeni perde)

Fikriyat olarak Mavi Marmara güvertesindeki Radikal İslamcıların çok uzağındayım ve yöntemlerini desteklemiyorum. Ama öldürülen vatandaşlarımız için İsraillilerin "Silahlı teröristler" demesiyle onlar nasıl öyle olacak değilse,  onları öldüren İsrailli askerler de "kahraman" değil.

Bu arada: Öldürüleceğini bilmesine rağmen bu yola çıkan ve güvertede gemiden söktüğü parçalarla "zalim"e meydan okuyan bu insanların imanını görmezden gelmek mümkün mü?


EK:İHH  Başkanı Bülent Yıldırım,  bugün İstanbul Adalet Sarayı önünde yaptığı konuşmada şöyle demiş:
"Gazze'de Yahudiler olsa ve Müslümanlar aynı zulmü işlese yine giderdik."
Şaşkınlık mı demiştim?



......... - EKİM 2014'te gelen EDİT -
Hastürktv'de çeşitli yazıları yayınlanmakta olan, (sanırım T.C. kimliği taşıyan bir İsrail vatandaşı) "Rafael Sadi" adlı "gazeteci" olduğu söylenen birinin OdaTv'de de arasıra bazı yazıları yayınlanmakta biliyorsunuz, Ergenekon soruşturması ve Mavi Marmara saldırısından beri...   Son günlerde Türk Yahudi toplumunu CHP safında toplanmaya açıkça davet etmekte kendisi. Zaten kendine "gazeteci" diyen herkes istediği gibi at koşturuyor Türkiye'de.
"Anti-semitizm (Yahudi düşmanlığı) Türkiye'de yükselişte, öyleyse çözüm bir siyasi partide ve dahi CHP'de!"  konulu bir yazısı geçtiğimiz günlerde OdaTV'de de yayınlandı:
"Yahudiler CHP'yle barışıyor mu"  (26.09.2014)

İlgili yazıyı okuduğunuzda, belirgin bir CHP sempatisine çağrının yanı sıra, CHP'nin yeni lider adayı olarak Tuncay Özkan ve Muammer İnce'ye mavi boncuk yollanmakta... Ancak Tuncay Özkan, bizzat yazar tarafından "inançlı ve yeminli idealist biri"  olarak iltifatlandırılmakta...
Tuncay ÖZKAN  ve  "idealizm"?
Elbette insanlar istediklerine inanmakta özgür, çoğu zaman da işine geldiği gibi... Gene de bir insan birine kefil olurken biraz temkinli olmaz mı?

Bunları diyecektim ama bu yöndeki eleştirel yorumlarımı Hastürk'te yayınlamadılar. Daha önce de ima ettiğim gibi,  Siyonist siyasetin bambaşka öncelikleri ve kutsalları var.
Öyle ise: "Yaşasın Rafael Sadi ve CHP kardeşliği!"


1 yorum:

Hastürk sitesi webmaster dedi ki...

Sitemize gösterdiğiniz ilgiye teşekkürler. Size sitemizin darbeler ve darbecilerle ilgilenmediğini söylememiz boş, çünkü siz zaten kararınızı vermişsiniz. "Muhteşem Yüzyıl" yazısı İngilizceden yazarın kendisi tarafında tercüme edildi. Eksiğini fazlasını ona sorabilirsiniz. Yorumunuza gelince, herhalde teknik bir hata yüzünden elimize geçmedi. Yazıldığı gibi küfür ve hakaret içermeyen HER yorum yayınlanır. Hatta gördüğünüz gibi "az küfür" olan yorumları da sansürleyerek yayınlıyoruz. Bundan sonraki yorumlarınızı da bekleyeceğiz. Saygılar