5 Şubat 2011 Cumartesi

Gündem Ocak 2011-III

.
Bir karşı dava da Başbakan'dan
Recep Tayyip Erdoğan, 15 Ocak tarihli 'Erdoğan ve Kof Kabadayılık' başlıklı köşe yazısını konu ederek, Ahmet Altan'a yüklü bir tazminat davası açtı. Şikayetin bazı ayrıntıları şöyle:
Şahsiyet haklarına saldırı ve ağır hakaretler.
50 bin (50 milyar) liralık tazminat...

AKP'nin son zamanlarda orduya açıkça göz kırpması ve Avrupa Birliği rotasını tersine çevirircesine çıkardığı yeni kanunların, aslında Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığına giden yolu şimdiden döşemeye başlamış olmasına ve bir anlamda işbirlikçiliğine işaret ettiği gibi iddialar ile örülü Ahmet Altan yazıları sorun oldu yani. Partinin oylarını arttırmak + Cumhurbaşkanı olmak adına MHP'lileşerek, yasakçılığa yönelerek, Kürtlerin haklarını inkâr ederek o kanadın gözüne girme fırsatçılığına, seçimlere giden şu yolda ayna tutmuş olması da cabası. Taraf'ın Sayıştay Kanunu'ndaki değişimlere gösterdiği tepkiye Erdoğan'ın duyduğu öfke ve içinde bulunduğumuz seçim hazırlıkları evresinde zihin açıcı yazıları dizginlemek olarak görüyorum ben bu çıkışı. Altan, gelişmelerle ilgili görüşlerini 'Dava' yazısında kaleme aldı. Son zamanlardaki makalelerinden bir derleme yayınlamayı da düşünüyorum önümüzdeki günlerde.






Universiade 2011 - Erzurum Kış Oyunları
25. Dünya Üniversiteler Kış Oyunları bu yıl Türkiye Erzurum'da yapıldı. Erzurum ile Doğu bölgelerindeki kış sporları ve kış turizminin gelişebilmesi adına "Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarının yapıldığı" söyleniyor bazı medya sitelerinde. Türkiye'nin düzenlediği organizasyonların resmi açılış grubu unvanını elinde tutan Anadolu Ateşi yapmış gösterileri. Sağ üstteki fotoda ise semâzenler "Mevlânâsız olmaz abi!" diyorlar.
Erdoğan yine gazlayıcı Kasımpaşalı dilini kullanmış açılışta:
"Erzurum'a bu yakışır, yakışanı da gerçekleştireceğiz. (...) Sporcu kardeşlerim, Dadaşlar diyarı Erzurum'a hoşgeldiniz!" (Ertesinde "Türkiye seninle gurur duyuyor" haykırışları...)

Türkiye-Çek Cumhuriyeti buz hokeyi maçında yarım saat kadar bir elektrik kesintisi yaşanmış. O kadar yatırım yapmışlar ama Enerjiyi hesaba katmamışlar anlayacağınız. (Dile kolay 16-0 yenilmişiz Çek'lere. Kızlar grubu da başarı gösterememiş.) Erzurumluların ise aktivitelere pek ilgi göstermedikleri söyleniyor. Maç sırasında stadın üçte biri doluymuş; zamanla olan izleyiciler de gidince organizasyon görevlileri boş yerleri doldurmaya çalışmış.
Erzurumlular uyuyor mu?
Şehrinizin geleceği söz konusu. Siz maçlara bile gitmiyorsunuz. Ne iş?
(İtaatsiz - 28 0cak, Radikal Online)


Yunan Başbakanı Yorgo Papandreu Erzurum'da Başbakan Erdoğan'la birlikte Kış Oyunları tesislerini incelerken yaptığı konuşmasında, gezisinden bir gün önce 8 Türk savaş uçağının bir Yunan adasının üzerinden uçtuğunu belirterek sert sözler sarf etti. Papandreu: "Anlamı neydi bunun, Türkiye neyi ispatlamak istiyor? Bu Türkiye için rutin olabilir ama Yunanistan için rutin değil. Benzer hareketler gerginlik oluşturuyor. Küçük bir hareketle ortadan kaldıracak mıyız? Buna inansam bugün burada olmazdım. Ülkemiz arasında önce güveni, sonra kalıcı barışı tesis edebiliriz diye düşünüyorum. İlişkilerimiz sağlam temeller üzerine oturmalı, böylece şüphecilikten kurtuluruz." (9 Ocak 2011)

Tayyip Erdoğan ise Papandreu'nun eleştirileri ve şikayetine net bir yanıt vermedi. Öte yandan Wikileaks kaynaklı şöyle bir iddia gündeme geldi: 2004 senesinde Erdoğan, o tarihteki AB Dönem Başkanı ülke olan Hollanda'nın Dışişleri Bakanı Bernard Bot'a "Ordu benim kontrolümde olmadığı için uçuşları durduramıyorum" demiş.


Almanya Başbakanı Angela Merkel
ile de bir sorun, bir dayılanma yaşandı. Kendisi "Türkiye'nin Kıbrıs'ta işgalci olduğunu" söyleyince RTE devreye girip "Tarih bilgisini gözden geçirmesini ve Türk tarafından özür dilemesini beklediklerini" söyledi.

Baydı.. Önüne gelenden özür bekliyoruz yaa, ne bu kompleks?!?   İsrail özür dilesin, Ermeniler özür dilesin, Barzani özür dilesin, Almanya özür dilesin, Rasmussen özür dilesin....                         (antiext - 14 Ocak 2011, R)




Hizbullah affedildi
AB uyum yasaları kapsamında çıkartılan ve 31 Aralık'ta yürürlüğe girerek tutukluluk sürelerine belirli sınırlamalar getiren CMK'nın (Ceza Muhakemeleri Kanunu) 102. Maddesi, Hizbullah üyeleri dahil birçok eli kanlıya özgürlük kapısını araladı. Kararı ise Yargıtay 9. Dairesi verdi. Davaları yıllarca sürüncemede bırakılan 150'den fazla cinayetle suçlanan bu şahıslar böylelikle kanunen suçsuz ve yeniden aramızda. (5 Ocak 2011)

"Uzun yargılama, uzun tutukluluk ve somut delillerle desteklenmeyen iddianameler" diyordu Dilek Kurban ('CHP'nin KCK sınavı', 8 Ocak, R). Perşembenin gelişi çarşambadan belli iken; Başbakanımız da topu sadece yargıya attı ve şöyle dedi: "Neden önemli dosyaları öne almıyorlar? Ben bizzat yaşadım. Benim dosyamı bir günde Diyarbakır'dan getirtip karar alıp beni seçime sokmadılar. Madem o kadar mahirdiniz; neden şimdi yapmıyorsunuz?"

Yakın zamandaki gelişimleri özetleyelim:   17 Aralık'taki Genelkurmay Basın Duyurusu ile "iki dil" tartışmalarına sert bir çıkış yapılmıştı hatırlarsanız. Ve TSK'nın bir taraf olduğu hatırlatılmıştı (not düşmüştüm Aralık gündeminde: bkz). Öte yandan süren KCK davalarıdır, AKP'nin pastadan nemalanmak isteyen Kürtlere göz kırpan yaklaşımlarıdır, bu blogu açtığım ilk senelerde değindiğim Cemil Çiçek'in tutum-çıkışlarıdır... Yeni yıla girerken Rize'de yaptığı bir konuşmasında Tayyip Erdoğan "Tek millet, tek bayrak!" demişti hatırlarsanız. Şimdi de devlet tarafından zamanında palazlanmış olan gruplar, PKK'ya ve Kürtlere karşı kullanılmak üzere seçime gidilen yolda serbest bırakılıyor. "Neden bizde merhamet edileceklere değil de, edilmese de olabileceklere şefkat eli uzanır hep?" diye sorarım bu tarz af haberleri ile karşılaştıkça. Bu durum tüm hakim egemenlerin çıkarına gibi. Ara ara "AKP bu eli kanlı pis şeriatçileri serbest bıraktı!" gibi bazı yorumlara denk geliyorum kamuoyunda, ki unutulmak için gün sayıyor.

Hizbullah (Hizbulkontra) ve Korucular. Bir halka, Kürd Halkına İnkar İmha ve Asimilasyon politikaları yürüten Oligarşik Devlet'in bu halk nezdinde başarısıdır. MGK'nin aldığı karar ile birlikte AKePe'nin ve yandaş çevresinin ne kadar Devlet olduğununda göstergesidir bu tahliyeler. Akşam Nazlı ILICAK hanımefendi NTV'de güzel güzel ılıcak ılıcak anlatıyordu Yeni Devlet'in halini. Devlet'in yeni "Hürriyetleri" Zaman, Yeni Şafak vb. yayın organları yandaş medyası da yeni gibi duran ama bilindik başlıkları atmaya başladı. (...) Bu tahliyeler "Hesap" "Denge" işidir.
(blueknife - 6 Ocak, R)
AKP Demokratik Açılım yapıp, KCK davası diye Kürd Halkının temsilcilerini tutsak etti cezaevlerinde. CeMeHaPe'de açılım yapmış baksanıza Oktay EKŞİ begefendiyi partilerine böyük törenle katmışlar. Sırada Ertuğrul ÖZKÖK ve Özdil Yılmaz varmış peşisıra Mehmet AĞAR Cindoruk Demirel ve Çiller, tahliye edilirlerse de Silivri sakinleri...
(blueknife - 12 Ocak, R)




Galatasaray (Türk Telekom Arena) Stadı'nın açılışına katılan Başbakan Erdoğan, taraftarların tepki ve yuhalamaları üzerine ortamı terk etti. (Not: Aynı Davos'taki gibi.) Onun ertesinden kulüp yöneticileri de kendi statlarını terk ettiler. TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar'ın konuşmasında Galatasaray yönetimini eleştirmesiyle başlayan karşıt protestolar, devamında Başbakan'ın gidişine neden oldu ve hükumetten sert tepkiler geldi. GS Kulüp Başkanı Adnan Polat, yuhaladıkları kameralarla tespit edilenlerin bir daha stada alınmayacakları gibi açıklamalar yaptı.
("200 stat ve 40 polis kamerasının görüntüleri var elimizde. İncelemeleri Emniyet'le birlikte yapacağız ve bu insanları stadımıza sokmayacağız."
Olayla ilgili: (Video NTV) (Video Mehmet Ali Birand: "Eyvah!")

Ne diyordu Yıldırım Türker bu gelişmeler sonrasında, ilginç biraz bakalım:
Referandum sonrası AKP, ordunun diline sarılmakla kalmadı, MHP'nin tabanına da oynuyor. (Bitlis) Mutki'deki jandarma çöplüğünden çıkan ölülerin sayısı 20'yi geçti. Hükümetten bir açıklama gelmediği gibi oturup Başbakan'ın yeni açılan stadyumda gördüğü 'nankörlük' üstüne hayıflanalım isteniyor.




...... Kurtlar Filistin'e indi
Bu ay vizyona giren Türk filmlerinden biri de Kurtlar Vadisi Filistin oldu. Biliyorsunuz Ocak ve Şubat ayları, Türk Sineması'nın en bol mahsullü zamanlarıdır; zira öğrencilerin ve hedef kitle 'liseliler'in Şubat tatilini yakalamaya çalışırlar. Son aylarda Mavi Marmara gemi baskını ve hakim egemen görüş nedeniyle depreşen İsrail nefreti de malum canlı iken; Kurtlar konuya bir de kendilerince el atmak istemişler gibi... Hayır ben filmi izlemedim, bu tarz filmleri izlemek hoşuma gitmediğimden izlemeyeceğim de. Zaten bol reklamla sunulan Türk sinema filmlerine karşı olan ön yargımı daha önce Güneşi gördüm blog yazımda da paylaşmıştım. O değil de... Filmin galasının (Nazi soykırımı yani Holocaust/Holokost'u 2005'ten beri anma günü olarak kutlanan) 27 Ocak tarihine denk gelmesi ilginç bir tesadüftü. Malum gemi baskını ile ilgili canlandırma üzerine kurulu bir jenerikten sonra alakasız bir konusu olduğu da söyleniyor. Maalesef dikkat çekmek adına böylesi "fırsatçılıklar" yapabiliyoruz; ki bu gerçekten kan dökülmüş böylesi bir olay için hoş değil.
İsrail Ankara Büyükelçisi Gaby Levy'nin bazı açıklamalarını merak edenler şu linkten okuyabilir. "James Bond gibi dünyayı kolayca kurtaran kahramanların bulunduğu filmler"den hoşlanmazmış kendisi. Yani ucuz kahramanlar ve kahramanlıklar, diyor. Bu konuda katılıyorum, kahramanlık konusundaki görüşlerimiz uyuşuyor. Aynı Mavi Marmara'da silahsız insanlarımızın, üzerlerine tam tekmil teçhizatla gelen İsrail askerleri tarafından öldürülmesi ve bu eylemin kendi liderlerince "bir kahramanlık işi" olarak sunulmasına tepki duyduğum gibi. Bu konulara zaten daha önce İsrail gemi saldırısı ve devam yazılarımda değinmiştim.





Öğrencilerin AKP Genel Merkez'e yürümesine izin verilmedi
5 Ocak 2011 ODTÜ gerginliğine, daha önce resimli olarak başka bir yazımda da kısaca değinmiştim hatırlarsanız (bkz). Hayatımda hiç bu kadar polis ve panzeri bir arada görmemiştim doğrusu, Tekel'in işçi eylemleri sırasında bile böylesi yığınak yapılmamıştı. Anadolu Ajansı ve çoğu ulusal kanalın haber daireleri, bu konudaki yayınlarını yanlı ve iktidardan yana yaptılar. İktidarın eleştiriye ve anayasal bir hak olan gösteri yürüyüşlerine tahammülü yok, malum.   Haa "Türbana özgürlük" yürüyüşü yaparsan ne ala! Gerçi artık üniversitelere türban ile girmenin önünde herhangi bir engel kalmadığına göre, ona da gerek kalmadı demektir.

Ankara'nın nefes kesen soğuğunda buz gibi tazyikli suyu ve biber gazını yiyen öğrenci; ama bakın Anadolu Ajansı nasıl haber yapıyor: "Polisin üniversitelere müdahalesini protesto etmek için AK Parti Genel Merkezi'ne yürümek isteyen öğrenciler, polise taş ve sopalarla saldırdı."
İşin bu kısmı çok vahim çünkü 12 Eylül'ün en kanlı döneminde bile böylesine alçakçasına faşist propoganda yapılmamıştı.
(ŞeytanınAvukatı - 5 Ocak, R)
Manifesto
Öğrenciler "ENGELLENEN AÇIKLAMA METİNLERİNDE" ülkenin tüm sorunlarına ülkenin çocukları olarak parmak basmış ve AKEPE'sinden CEMEHAPE'sine düzen partilerinin tümüne gerekli cevabı vermişler. Ulaştıkları bu duyarlılık ülkemiz demokrasisi adına, halkların eşitliği kardeşliği ve birlikteliği adına sadece ve sadece tüm Türkiye Halklarının beklediği umuda işaret eder. Bu metin bir manifesto gibidir, ülkemiz Çocuklarının herkese verdiği bir büyük "manifesto". Bu bilinç, düzenin sahiplerince köreltilmeye provoke edilmeye ve şiddete yöneltilmeye çalışılacaktır bundan kimsenin şüphesi olmasın. Öğrencilere düşen her ne şart altında olursa olsun "Silah ve Şiddet"ten uzak durmaktır. Hepimize düşen görev ise onlara sahip çıkmak.
(blueknife - 6 Ocak, R)




Ankara'da helikopter kazası
10 Ocak 2011'de TSK internet sitesinde konuyla ilgili yer alan Basın açıklamasından alıntıdır:
"Kara Havacılık Okul Komutanlığına ait, gece eğitimi için uçuşa çıkan UH-1 tipi bir helikopterin henüz bilinmeyen bir nedenle Ankara'nın Tuluntaş Köyü civarına düşmesi sonucu beş kara pilot subayımız şehit olmuştur."
(BA - 01 / 11)



19 Ocak'ta Hrant Dink'in faili belli suikastının mahkemesi 4. senesini de tamamlandı. Davanın sürüncemesi ve devletçe üstünün örtülmesi devam ediyor, aynı diğer benzerlerinde olduğu gibi.



  • Yeni yılın ilk ayındaki tüm güncel gelişmelerin toplu bir değerlendirmesi için: OCAK 2011


1 yorum:

kayyo dedi ki...

Bu aralar ortalık bayağı bir karışık