3 Ocak 2009 Cumartesi

Ravenhearst Sözlüğü

Daha önce de biraz bahsettiğim Ravenhearst oyununda, aşina olunmayan ve onlarca kez sözlüğe bakmama rağmen hala afallayabildiğim bazı kelimeler ile Türkçe karşılıkları, kafama göre bir sırada (bir nevi dictionary hizmeti):

anchor: Çapa. (Niye anchorman demişler acaba?)
arrowhead: 'Okbaşı' demek aslında, ama pena benzeri birşey de çıkabiliyor. Çok küçük olduğundan oyunda en zorlandığım parça bu oldu. Bulmanız gereken şunlara benzeyen şeyler: (bkz: arrowhead)
badge: Rozet.
beetle/bug: Böcek. (bugle ile karıştırılabiliyor)
bugle: Borazan
burrito: Gavurcası nedir bilmiyorum, "Meksika mutfağında bir yemek" diye bile kayıt var. Ama bizim bildiğimiz 'dürüm' ayol bu! Kırk yıllık dürüm olmuş burrito!
broom head: Annelerimiz zamanının, zaman zaman farklı işlevler de gören sarı çalı süpürgeleri.
chalice: Kadeh.
-
chestnut: Kestane.
doughnut: Donut
peanut: Yer fıstığı. (Sözlük işini biraz abarttık galiba! :P)
acorn: Meşe palamudu
artichoke:
Enginar
eggplant:
Patlıcan.
radish: Turp
squash: (oyunda) Kabak.
-
caduceus: Tıp biliminin sembolü. (bkz: caduceus)
compass:
Aslında 'pusula' demek bilindiği üzre. Ancak oyunda bir plural hilesi ile compasses olan 'pergel' de aynı isimle aranıyor. Boşuna pusula aramaya kasmamak lazım)
crayon:
Mumsu çocuk boyaları olur ya kalem şeklinde. (bkz: crayon)
crescent moon
: Hilâl.
crutch: Koltuk değneği
dagger: Hançer. (bir odada bir kaç tane bulmanız istenebilen parçalardan biri)
dumbell: Kol kaslarını geliştirmek için kaldırılan ağırlıklar. (oyunda siyah-gri renkiler) (bkz: dumbell)
flask: (oyunda) Cep şişesi (bkz: flask). Vacuum flask dediği de Termos.
gavel: Amerikan filmlerinde hakimlerin gürültü yapan kalabalığı susturmak için tutup vurduğu bir parça vardır ya, işte o. (bkz: gavel)
gear/cog: Dişli
goggles: (bkz: goggles)
grasshopper: Çekirge.
grenade
: El bombası.
helmet: Kasket.
lawnmover: Çim biçme makinası.
lantern: Fener. (Lanterngarden, pöh! Almanca konuşuyoruz gibi sanki)
lure: Yem, tuzak. (Oyunda balık avlarken kullanılan tuzak amaçlı olta uçları, bkz: lure)
lobster: İstakoz
shrimp: Karides
moth: Güve kelebeği
-
mitt: Parmaksız eldiven (bkz: mitt). (Çocukken bunların yeşil yün olanlarından vardı bende) (oyunda beyzbol eldiveni çıkıyor genelde)
muffin: (bkz: muffin)
nest: Kuş yuvası
noose: İlmik, kement. (izci düğümü yada hani insanlar asılırken çıkarılan parçalar)
oars: Sandal kürekleri. (Attic'te, sağ ön sırada oturan bebeğin arkaplanında)
pacifier:
Emzik.
padlock
: Kilit ama ambar kilidine benzeyenler. (bkz: padlock)
pheasant: Bir çeşit kuş, sülün demekmiş. Oyunda bahçede karşılaşıyoruz.
pretzel: Arrowhead kadar hiçbiri olamasa da, çok küçük olduğundan bu da yorabilir. Ne var ki bir kere aşina olunca pretzel sizden kaçamaz. (bkz: pretzel)

pick: Kürdan. Kazma. (oyunda Kazma. bkz: pick)
pickle: Salatalık turşusu, kornişon.
plunger: (oyunda) Lavabo pombası.
rake: Tırmık
scoop: Daha çok kuruyemişçilerde görürüz hani, küçük kürekler.
scythe:
Tırpan (Bahçe işleriyle alakalı zevattan biri daha)
shovel:
Kürek, faraş (bir bahçe işi edevat daha)
skillet
: Tava.
sled: Kızak
slingshot/sling: İnsanoğlunun kuşları vurmak için kullandığı alet, sapan.
spear: Mızrak, zıpkın.
spigot/spout/faucet: Musluk.
Sombrero: İspanyol şapkası.
syringe: Şırınga, enjektör.
trophy: Ödül, kupa. (Parlor isimli odada şöminenin içinde, dumbell'in solunda) :)
trowel: Mala
urn: Yakılan ölünün küllerinin saklandığı kap. (bkz: urn)
vertebrae: (plural) Omur
whip: Kamçı, kırbaç.
whisk/eggbeater:
Yumurta çırpıcısı.
wig:
Peruk.
-
clamp: Mengene (stapler ile de benzeşiyorlar onca eşyanın arasında)
stapler: Zımba
-
auger: Matkap
calipers: (bkz: calipers)
pliers: Kerpeten
wrench: İngiliz anahtarı. (Anlamını bilmekte ve auger, calipers, pliers, wrench kelimelerinin en azından takım taklavat olduğunu hatırda tutmakta fayda var.)

1 yorum:

Sanne dedi ki...

It's a pity Ravenhearst can't be translated into Turkish!
I've tried to translate the keywords of some other hidden object games into Turkish:

http://turkishcorner.fortunecity.com/