10 Ocak 2009 Cumartesi

Rachmaninov

Yanda 2008'in son haftalarında yaptığım bir Ankara yolculuğu sırasında aldığım bir CD kapağının resmi var.

Bir türlü sevmediğim bu şehrin, sonradan en özlediğim yerlerinden biri Dost Kitabevi oldu. İki CD'den oluşan bu kaydı da oradan almıştım. Alıp dinlediğime pişman olmadığım, son günlerde de en çok dinlediğim...



Klasik müzik dinlemeye bilinçli olarak başladığım ilk yıllarda, kendi harçlığımdan uzun süre biriktirerek ancak bir iki kaset ve CD alabiliyordum. Bu nedenle oldukça seçimli davranmam gerekiyordu. Ön bilgi edinmek açısından imkanlar bugünün internet yoğun ortamındaki gibi değildi; henüz YouTube yoktu, hatta Türkiye'ye henüz internet bile gelmemişti diyebilirim. :)

Adını ilk kez İshak Alaton'un bir söyleşisinde hafızama almıştım.
Eğer romantik ve sosyal ilişkileri iyi olan biri olsaydım veya savaş-geçiş dönemlerinde yaşamış biri; Rachmaninoff'u çok sevebilirdim. Hiçbiri değilim, yine de seviyorum.


Sergei Rachmaninoff melodileri, Debussy ile Chopin tarzının farklı bir harmanı gibi. Frederic Chopin'in eserlerindeki, kimilerinin zaman zaman "bunalımlı ve depresif" olarak nitelediği duygusal piano besteleri ile Debussy'deki yoğun duygusal, ihtiraslı ve ümit veren senfonilerin ruhu birleşmiş adeta. Tabii bunalım mı insana acı veriyor, yoksa ümit mi? Bu başlıbaşına bir soru.

Hiç yorum yok: