12 Ağustos 2010 Perşembe

Gündem Ağustos 2010/2

(Ağustos ayı içerisinde o kadar gelişme yaşandı ki, yazmakla bitmiyor doğrusu.)


2010 YAŞ gerginliği şu tabloyla sonlandı/sonlandırıldı:
Kara Kuvvetleri Komutanı Işık Koşaner (ortadaki resim), beklendiği üzre Genelkurmay Başkanı oluyor. Bu demektir ki ortadaki adam önümüzdeki üç senenin gündeminde bizimle birlikte olucak. 1. Ordu Komutanı olan Erdal Ceylanoğlu ise Kara Kuvvetleri Komutanı (KKK) yapıldı (Hasan Iğsız için bu makamın hükümet tarafından uygun bulunmaması ile...) Boş kalan 1. Ordu Komutanlığı'na ise 1998-2002 döneminde Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun yeğeni, Ege Ordusu komutanı Orgeneneral Hayri Kıvrıkoğlu (sağdaki resim) getirildi.
Orgeneral Necdet Özel ise Jandarma Genel Komutanlığı'na atandı. (Bir sorun çıkmazsa, kendisine üç yıl sonra Genelkurmay Başkanı diyeceğiz.)





Balyoz'da 'yakalama kararı' kaldırıldı
Balyoz Harekât Planı davası kapsamında, 101 emekli asker ve muvazzaf hakkında çıkarılan yakalama kararlarına yapılan itirazlar kabul edildi ve gözaltına alınanlar tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

(Kişisel yorumum: Son bir kaç yıldır birileri halk ile adeta dalga geçiyor. İçeri girenler bir giriyor, bir çıkıyor... Dursun Çiçek hapishaneye üç kere girip çıktıktan sonra, İrtica ile Mücadele Eylem Planı ile ilgili haberleri takip etmemeye başlamıştım. Sonrasında bir kaç kez daha sorgulama geçirmiş meğerse... Şimdi bu insanlar suçlu ise neden serbest; masumlarsa neden herkes isimlerini belleyecek kadar bu kadar Gündem'deler ve ikide birde içeri-dışarı halindeler?
Bu ülkenin insanına olan inancım zaten seneler önce bitmişti. Meğer insanlar bitince -doğal olarak- kurumlar da bitmiş, haberimiz olmamış.)

Balyoz zaten amacına ulaştı. Amaç Yüksek Askeri Şura'da atamalara yön vermekti. Koca hukuk sistemi bunun için hükümet tarafından idare edildi. Şura tamamlandı, anlaşmalara varıldı belli oluyor. Balyoz tutuklamaları gereksizleşti ya da anlaşama gereği kaldırıldılar. Açıkça yargının bazı kanatlarının hükümetin emrinde olduğu görülüyor. Ülke yine hukuk devleti değil. Geçmişten farkımız yok. Türkiye ne zaman hukuk devleti sıfatına gerçekten sahip olur, o da belli değil.
(serversev - 7 Ağustos, Radikal Online)

AKP YİNE ÇARK ETTİ
Bu ülkenin acil olarak demokratikleşmesi lazım ama anlaşılan bu iş AKP ile olamayacak. Çünkü bu parti demokratikleşmenin önündeki daimi engel olan askeri her köşeye sıkıştırdığında, kendisi için bir şeyler kopararak üzerlerine gitmedi ve yine aynı şeyi yapıyor. Benim bu karardan anladığım Erdoğan'ın Başbuğ ile anlaşmasıdır. Kimse bana bağımsız yargı falan demesin, T.C.'de bu işlerin farklı yürüdüğünü hepimiz biliyoruz!
(HISEYN - Radikal Online)

Hala sanıklar ve dava devam ediyor.
Yakalama kararının kaldırılması bu adamları temize çıkarmıyor. Dava devam ediyor ve 5 ay sonra duruşmaları var. Ama asıl mesele bir mahkemenin niye sürekli tutuklaması ve diğerinin salması... Adamlar günlerce saklandılar ve saklatıldılar. TSK'nın imkan ve kurumlarını kullanarak hukuktan kaçtılar. Bu dikkat çeken bir nokta. Diğeri ise böylesine ciddi bir davada tutuklanmaları zaten normal. Tutuklu yargılanmaları zaten normal. Çünkü darbe teşebbüsü yapmakla suçlananlardan her türlü Ali Cengiz oyununu beklemen lazım. Şimdi bunlar serbest yargılanacaklar. 5 ay sonra emin olun yine hepsi ya hastlanacak, ya rapor alacak, bir şekilde davayı sürüncemede bırakacaklar. Bu yüzden böylesine ülke kaderiyle oynamak isteyen darbe teşebbüsü ile suçlanan sanıkların serbest bırakılması çok garip. Yok efendim bunlar kaçmazlarmış, niye tutuklu yargılansınlarmış. Adamlar asker olunca yalakası da, emir kulu da çok oluyor. TSK'yı ve askerleri bu kadar tanrılaştıştırıp toplumdan ayrı bir yere koyanları günlerdir izliyoruz. "Komutan atamaları krize dönüştü" diyenleri, günlerdir Genelkurmay önünde yatıp kalkan basını izledikçe daha bir nefret edesim geliyor. Seçilmişler her zaman atanmışlardan önce gelir. Başbakan ve hükümet bu askerleri atar yada atamaz. TSK'ya komutan seçip atamayı ülke sorunu haline getirenlerin çıkarı nedir acaba?
Ayrıca keşke gidip bu kadar okuyacağımıza ve risk alıp ticaret yapacağımıza, gidip asker olsaymışık. Ne hesap sorabilen var ne alabilen. Yargıya da rest, hükümete de rest! Oh ne güzel hayat be.
(ozkulas - Radikal Online)




Saçmalardan Seçmeler Siyaseti (SSS)

RTE: "Baban sağ olsaydı derdi ki; Başkan olmuşsun amma..."

Kılıçdaroğlu: "Dokunulmazlığa sığınana adam denmez."


Takip edenler bilir, bu blogda siyasetimizin genel üslubu ile ilgili bazı notlar da düşüyorum, sonuncusu şuydu mesela: (Ankara'nın yeni LOGOsu)
Referandum öncesi liderler arası bu atışmalar da o zincirin devamı niteliğinde... İnşallah önümüzdeki günlerde Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili ayrıntılı bir yazı da yayınlayacağım.
"Lafın altında kalmamak bizim siyasetçilerimizin temel düsturudur, biliyoruz; ama bunu yaparken hangi üsluba teslim olduğuna da bakmaz mı insan.
Başbakan'ın üslubu hoş değil, sürekli kavga ve polemik araması hoş değil, bunu biliyoruz, öteden beri de herkes söylüyor. Ancak bu üsluba aynı biçimde cevap vermek veya aynen o üslupta kavga başlatmak doğru mu? Bunu yapmak, güreşi de Başbakanın minderinde yapmayı kabul etmek demek değil mi?"
(İsmet Berkan - 11 Ağustos 2010, Radikal)


"Siyasetin üslubu"ndan laf açılmışken...
SSS devam (to be continued...)
BDP'li Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, "Türk bayrağının yanında sarı-kırmızı-yeşil bayrak da belediye önlerine asılsın" önerisinde bulununca, karşı tepki Cemil Çiçek Bey'den geldi:
"Organları yer değiştiren bir adam yerli yersiz konuşmuş yine."


Bir de Osman Baydemir'e bombalı saldırı hazırlandığı iddiası gündeme geldi. Baydemir, geçtiğimiz hafta sonu Tunceli'de çeşitli ziyaretlerde bulunmuş, Tunceli Belediyesi'nin hizmet binasında konuşma yapmış. Binanın 4. katında, zaman ayarı yapılmamış bir bomba bulunduğu söyleniyor.





Dün: ABD-Irak
Bugünler: ABD-İran

ABD Genelkurmay Başkanı Oramiral Michael Mullen, ABD'nin İran'a karşı bir saldırı planı bulunduğunu, ancak saldırının pek iyi bir fikir olmadığını düşündüğünü söyledi.

(Yorumsuz)

Hiç yorum yok: