Madonna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Madonna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2012 Cumartesi

 Gündem  HAZİRAN 2012 -devam

Hani hep denir ya,  "Türkiye kıtalar arası bir geçit/köprü ve buluşma noktası" diye...   Sanırım Türkiye Gündemi üzerine ucundan da olsa düzenli takibe başladığınızda,  her an kendini hatırlatan bir demirbaş bu tespit.
Gündem ve veriler o kadar hızlı akıyor ki,  yetişebilene aşk olsun!

Mesela benim niyetim bu ayın olaylarından daha önce değindiklerim  (Gündem Haziran 2012)  harici birkaç başlık ve Ortadoğu'daki gelişmeleri kısa bir yazıda toparlayıp yayınlamaktı.  Ancak ne mümkün!
Ben yoğunluktan birkaç gün bu toparlamayı erteleyince  ülkede neler olmuş arkadaş?

Suriye,  Türk savaş uçağını düşürmüş...
Aysel Tuğluk'a hapis...
Hapishaneler yanıyor...
PKK, yine karakol basıyor ve barış dilini dışlıyor...
THY'de cep mesajla gelen işten çıkartmalar...
Polisler dövdükçe dövüyor...
Madonna geldi de gitti bile!
İsrail ve Mavi Marmara özeleştirisi...
Kürtaj ve Sezaryen yasağı,  Çamlıca'ya cami,  Opera ve balelere mescit,  Pierre Loti Tepesi'nin ismini değiştirelim kampanyası...
Tayyip Erdoğan,  Türkçe Olimpiyatları kapanışında Fethullah Gülen'e ülkesine dönmesi için çağrı yaptı.
Deniz Seki'ye uzun bir hapis kararı...
Jak Kamhi'nin büyük oğlu Hayati Kamhi intihar etmiş.  (DYP'den İstanbul milletvekili olarak meclise girmiş bir isimdi.)
Suriye,  katliamlar (Hula, Humus),  Annan,  İsrail-İran hattı ve Türkiye...  İsrail Genelkurmay Başkanı'nın açıklamaları...
Demirel -bence ilk defa- konuştu:  Darbe Komisyonu'na...
"Parasız eğitim" pankartı açan öğrencilere ceza yağdı.
İşçi ölümleri gündelik mutat mukadderiyatlar olmaya devam ediyor. Yangınlar, patlamalar...
Kadına karşı şiddet, yaralama, öldürme, tecavüz haberleri...  Verilen cezalar "dostlar alışverişte görsün" kabilinden...

Ve bu böyle akıp gidiyor!
(Başlığa eklemelerim -şüphesiz- devam edecek)
Hiç bir zaman stabil bir zemin yok.  Çevresindeki savaşlarla birlikte gündemin bu kadar hızla değiştiği bir coğrafyada doğrusu ben bu hıza yetişemiyorum,  zaten zamanla da kavgalıyım!
Bir de buna  Depremler (Muğla, Kütahya, Van...)  eklensin:
İyice  SALLANTIDAYIZ!

.

28 Aralık 2010 Salı

Sertab gibi...

.
Sertab Erener: Belli bir tarzı olmayan güçlü bir ses. Müzik kariyerindeki ilk kaseti (o zamanlar kaset vardı)  Sakin Ol (1992) ile bir anda patlamış ve milyon üstünde albüm satışı yapmış  bir isim.

Sezen Aksu imzalı 'Vurulduk', 'Aldırma deli gönlüm', 'Oyun bitti', 'Yalnızlık senfonisi'  gibi nitelikli, hareketli ve esaslı pop müzik şarkıları ile dolu o dönemi; yıllar sonra izlediğim bir söyleşisinde küçümsüyordu gibi sanki...
"Kalite"nin yerli-yersiz kullanımı ile zehirlenmiş insancıkların pop olanlarından biri gibi gözükmüştü bu laflarına şahit olunca... Bana göre çok itici bir doğası var açıkçası.


Bir sonraki albümünde (La'l, 1994) gençliğinde aldığı opera eğitimini ön plana çıkaran şarkılar;

(Özellikle 'Rüya', 'La'l' ve 'Masal' kayda değer dikkat çekici parçalardı bu albümdeki.)


Bir başka albümünde (Sertab gibi, 1997) yoğun biçimde harika dramatik şarkılar...

(Sertab Erener'in adı anıldığında aklıma ilk gelen 'İncelikler yüzünden' bu albümde idi.)


Sonra adeta bir misyonu çağrıştıran "Tanrı unutmuş olsa da..." diye başlayan 'Vur yüreğim' gibi parçaları içeren, zıt tarzları içinde barındıran bir albüm ve gelen ödüller...

('Vur yüreğim', 'Zor kadın', 'Makber' ve 'Gece kraliçesi'...   Ne alaka gerçekten?)




'Zor kadın'ın ardından, 'Kumsalda' ve 'Güle Güle Şekerim' gibi şarkılarla ilk çıkışındaki pop tarzına dönüş (Turuncu, 2001) (bana sorarsanız beğenmediği ilk döneminden çok daha pespaye bir müzikal duruş ile); "Önce resimleri duvardan kaldırdım" gibi sözleri olan 'Yolun başında' benzeri seçimlerle tekrar değişen tınılar, "yeni bir aşk, yeni bir iş..." dediği yeni dönem şarkıları  ('Kendime Yeni Bir Ben Lazım'), sürekli değişen daldan dala müzikal tarzlar ve giyim tarzı derken 2003'teki Eurovision başarısından sonra fiziksel görünüşü de sürekli değişerek (°bkz: Estetik) karşımıza çıkan ve artık İngilizce şarkılar okumaya başlayan...  Sertab goes to the club  ismini verdiği şaka gibi albüm çalışmasıyla eski muhteşem parçalarını diskolayıp (?) rezil etmiş bir tuhaf ego.


Sonrasında tutmayan ve olmamış bir Aşk ölmez ('Satılık kalpler şehri',  'Aşk ölmez biz ölürüz') ve bu blogu yazdığım şimdilerde de 'Rengârenk' ve 'Koparılan çiçekler' diyen...

(Bu kadar basit pop şarkılara böylesi zıttı albüm kapak tasarımları ve klipler yapmaya sanırım "kalite" diyor Sertab hanım.)



- Miscellaneous -

_Abisi: Serdar Erener. Ünlü bir reklamcı. Turkcell, Hazırkart vs vs... Sertab'ın bazı kliplerine yönetmenlik de yapmış. Nil Karaibrahimgil ile birlikteliklerini evliliğe dönüştürdüler. Aralarında kan bağı olan veya olmayan, hayatındaki kadınlarla reklamlarda bolca ses-görüntü sıkıcılığı yaratarak bendenizi bayan; yaratıcılığı törpülenmiş gibi bir pazarlamacı-reklamcı.
_Sertab'ın eski eşi:  Levent Yüksel. Ve biri daha...
_Demir Demirkan  ile uzun süreli bir aşk yaşıyorlar,  diye biliyorum.
Aşk Ölmez  albümünde  her ikisinin de  söz ve besteleri var.
_Son söz:  Güzel şarkıları vardır kendisinin.



EK:  Rengârenk albümünde 'Bir Damla Gözlerimde' adlı insanın aklına kazınan bir parça var. Şarkı çok güzel, Sertab da çok güzel yorumlamış. Ama opera eğitimimi açığa çıkarıcam, kalitemi konuşturucam diye bazı yerlerde komik komik ve yersiz çıkışlar (bağırmalar?) da yapmamış değil.
Ayrıca bu şarkının klibinden bir kez daha anlamış olduk ki: Fırsat buldukça dile getirdiği Madonna hayranlığı, dış görünüş olarak kendisine benzeme hırsına da dönüşmüş durumda.  İnanılmaz yapay ve nahoş bir kopya olduğunun farkında değil herhalde.

Velhasıl Madonna olmaya özendi,  Nil olmaya özendi... Bi kendine özenemedi.  Kaynağı Sezen Aksu'dansa  ne kopabildi  ne onunla yürüdü.



Sertab Erener  -  Yolun Başı




Sertab Erener  -  Kendime yeni bir ben lazım

HERKESE İYİ YILLAR.
.