21 Haziran 2016 Salı

  KİBİR NELERE KÂDİR?

Türkiye'de "hendekler" ve hendeklere müdahale ile başlayan yeni dönemde,  Cemaat krizinden sonra  PYD'ye Amerika'nın desteği ve sanki ABD-TR gerginliğinin eşiğine gelmemiz ile içeride beklenti başladı.  Özellikle azınlık mensuplarının bazı sözleri çok kırıcı ve mağrur bir ruhun meyvesi olabiliyor.   Aşağıda,  sırf aşina (yani alışık) olmadığı bir övgüde bulundum diye,  ağzına gelen hakaretleri eden kibirli bir genç adamın cevap hakkıma müsaade etmemesi ve arkamdan mesnetsiz laflar etme gayreti sonrası yazdığım bir Facebook yorumunu paylaşıyorum.  Sevimsiz bir olay üzerinden, bazı milliyetçi Rumlarda gördüğüm bir ruh halini göz önüne alarak içimi döktüğüm bir yazı:



Durmadan eleştirdiği Kemalistlerdeki kibri kat kat aştığının farkında olmayanlar var sanırım,  az kaldı kendilerini yarı-ölümsüz Yunan Tanrılarından ilan edecekler.
İnanılmaz küfürler hakaretler ediyorlar bir topluma, bir ulusa... Etnikçiliğe destek vermeyen her insanı  "tecavüzcü, pislik, uğursuzun destekçisi, sessizce yanında..."  gibi sözlerle itham etmekten çekinmeyecek derecede terbiye ve gerçekçilikteler.
Patlayan bombalar hakkında  "geçmişte yaptıklarınızın meyvesi"  diyebilecek tıynette insanlar.

Dünyanın hiçbir yerinde ölen sivil insanlar için böyle yorum yapılmaz.  Ölen kim? Ölen yine "biz"iz.  Benim okul arkadaşım, eski komşum...
Yabancılar, "kırk yabancı" diyeceğin başka ülkelerin vatandaşı insanlar dahi olaylar sonrası başsağlığı iletirken; nefret ve kin ile yanıp tutuşan içimizdeki azınlık mensuplarının sözleri insanı gerçekten kırabiliyor.

Bir de sürekli
"bu toprakların gerçek sahipleri"
gibi laflar etmekteler.   Helen ve Roma-Bizans kültürünü dışlamamızın, toplumumuzda büyük bir kültürel erozyona ve tarihsel bir kopuşa neden olduğu bugün açıkça görülüyor.  Ancak bunda Rumların kibirli ve milliyetçilik ile değişen mizacının da etkisi olmuştur herhalde.

Toprak kimsenin tapulu malı değildir.  Tarih boyunca göçler, yer değiştirmeler, savaşlar ve istilalarla değişimler yaşanmıştır. Son derece milliyetçi, kof ve ırkçı söylemler ile Türkleri,
  (Kürtleri, ya da vesaire...)  aşağılamak ile insan kaliteli olmuyor. Bu saçma milliyetçi dil ve baskıcı devlet düzeni de böyle yıkılmıyor. Ancak Türkiye'de işler böyle gidiyor.
"Milliyetçiliğe dur de!"  diyeceksin;  sonra da durmadan milliyetçi ve ırkçı söylemlerle karşı olduğuna saldıracaksın ki milliyetçilik ve ırkçılık bu sayede kendiliğinden ortadan kalksın. :D

Henüz hendek siyaseti yeni başlamış ve bölge halkı ayaklanma yönünde kışkırtılırken,  
(düzenek ve Amerika'nın destekleyici tutumundan hareketle mi?)   herhalde artık Türklerin defteri dürüldü diye mi düşündüler nedir;
"Hepiniz Orta Asya'ya şimdi!  :)"
diye paylaşım yapmak mıdır yüksek insan tavrı?
"Halkımız cahil!"  diye alay edenlerdeki kuzuların sessizliği niyedir böylesi ırkçı tavırlara karşı?
Sonra ne "Orta Asya"sı?
Türkler buraya Malazgirt ile kesin giriş sağladıklarında,  Anadolu toprakları bakir kimsesiz ıssız topraklar değilmiş ki? Burada yaşayan insanlar, halklar,  geçmişte kurulmuş medeniyetler varmış ki   "medeniyetler beşiği Anadolu"  denmiş.  Beraber kaynaşarak ortak bir dil ve kültürde yoğrulmuşuz. Yemekler karışmış, gelenekler karışmış...
Ne Orta Asya'ya geri dönüşü?

Ve eğer ufacık bir nüktedanlık ile iletilmiş iyi dileğe karşı bile patlanıyorsa... Ancak  "Halk cahil, cühela, tecavüzcü, biz yüksek millet..."  dillerindeki ezber ise...
(Sanırım Yunanlılardan hiç tecavüzcü filan çıkmamış tarih boyunca, yapmaz onlar öyle şeyler,  dediği bu.)
Bu kadar kof bir kıyas ve tespit seviyesindeyseler...  Kusura bakmasınlar, onların da kendilerini gözden geçirmeleri gerekir.

Bir de  "kutsal değerlere hakaret edilmez diye bir şey yoktur, her kutsalla alay edilebilir"  tezini savunup her şeye sövüp sayarken;  bir İsrail bir Yahudilere asla toz kondurmayan bir kitle var Türkiye'de.  O da ayrı bir inceleme konusu. Ve apayrı bir çelişkiler yumağı.


Fikirler, onları yazanı silip sürekli kendinizi övenlere yer açarak değer kazanmaz.   RTE'ye, AKP'ye, ona buna  "sansürcü"  deyip yerden yere vuranların;  ufak bir eleştiride  -hatta aşina olmadığı bir övgüde dahi-  ağzından çıkanı kulağı duymayacak ithamlara sarılıp neler yaptığını defalarca ve defalarca gözlemledik.  Bir de yönetici filan olsalar demek ki neler olacak?
Amaç yalakalık ile ego tatmini ise, dillerinden düşmeyen  "hakikat"  ancak arka fon olabilir buna.  Önce kendinizi terazide bir tartacaksınız, eğer yargıçlık oynamaya bu kadar istekliyseniz.
-Kaiser Z. Beyner  takma adlı bir Yunan Tanrısına ithafen-


1 yorum:

canilecanan dedi ki...

Sevimsiz bir olay üzerinden, bazı milliyetçi Rumlarda gördüğüm bir ruh halini göz önüne alarak yazılmış bir yazı idi.

Önemli olan şu: Hayat devam ederken belli aralıklarla durup kendimizi tartalım, ve kendimize şunu soralım:
Ruhumda kibri yeşertiyor muyum? Kibrin etkisiyle neler yapıyorum?...