24 Ağustos 2014 Pazar

İsrail-3 (Seçkiler)


"Peki Türkiye kimin İsraili?" başlıklı yazısına bir dizi Soru ile başlıyordu Serdar Kaya:
İsrail çok sayıda masum insanın ölümüyle sonuçlanacağı belli olan saldırılarda bulunmaktan neden çekinmiyor? İsrail halkının çoğunluğu bu saldırıları neden destekliyor? Hatta bazı İsrailliler bu saldırıları nasıl oluyor da kutlayabiliyorlar? Kimi İsrailli siyasetçi, akademisyen ya da din adamlarının Filistinlileri tamamen dehümanize eden ve katledilmelerini sıradanlaştıran beyanlarda bulunmaları nasıl mümkün olabiliyor?
Yazının devamından bazı bölümler şöyle:
"Müslümanların mazlum durumda oldukları her katliamı (şartlarını inceleme ihtiyacı dahi hissetmeksizin) soykırım olarak nitelendirmeyi çok seviyoruz. (...) Batı ülkelerindeki pek çok şehirde Filistin'e destek adına geniş katılımlı yürüyüşler düzenlendi. Türk olmayan ya da Müslüman olmayan insanlara yönelik zulümleri kınayan kaç büyük yürüyüş düzenlendi bugüne dek Türkiye'de? (...) Asıl sorun, her etnik kimliğe doğuştan gelen kimi özellikler atfetmek suretiyle bu gibi nefret söylemlerine temel teşkil eden özcü algılar taşıyor olmak. (...) 90'lı yıllarda Türk ordusunun PKK'ya yaptığı saldırıları televizyon karşısında haber alan Türkler neden “Oh olsun” diyor idilerse, onlar da (İsrailliler) aşağı yukarı aynı sebeplerden ötürü öyle yapıyorlar. Ya da, Türkiyeliler, Suriyeli sığınmacılara neden utanç verici şeyler yapıyorlarsa, onlar da aşağı yukarı aynı sebeplerden ötürü (Filistinlilere) benzeri tavırlar sergiliyorlar."




İsmail Beşikçi Twitter Gönüllü Fan sayfasından şu tweetler atıldı:
IŞİD çetesi, Kürd kadınlarını, çocuklarını esir alıyor. Bu canilere, barbarlara destek verenler bunun sorumlusudur. (1)
İŞİD çetesinin, Kürd Kadın ve çocukları esir alıyor dememizden rahatsız olanlar var. Bunu İŞİD çetesi bile red etmiyor, size ne oluyor? (2)
Türkiye'deki İslamcı İŞİD sempatizanlarına göre İŞİD Kürd kadınlarını kaçırmıyor. Onlara göre tek mağdur "Filistinliler". (3)
Filistinli çocuğun İsrailli askerlere taş atmasından destanlar çıkaran Türk islamcıları, Türk askerine taş atan Kürd çocuğuna Terörist der. (4)




Tom Doran adlı genç liberal bir Siyonist blog yazarının, "War is war: Why I stand with Israel / Savaş Savaştır: Neden İsrail'in tarafındayım" başlıklı yazısının giriş bölümünü alıntılıyorum:

1. Üç İsrailli gencin kaçırılması ve öldürülmesi menfur/iğrenç bir suçtu.
2. Filistinli gencin kaçırılıp öldürülmesi de.
3. Filistinliler kendi devletlerini kurma ve sınırları içerisinde güvenliği sağlama hakkına sahipler.
4. Aynı şekilde İsrail de.
5. Hamas, eğer beyaz Hristiyanlardan oluşuyor olsaydı neo-Naziler olarak tanımlanabilecek, tam anlamıyla art niyetli bir organizasyon.
6. İsrail hükümeti, katılmadığım özelliklerine rağmen, hala liberal bir demokrasi ve oldukça olumsuz çevre koşulları altında en iyisini yapmakta.
7. Bu demek değildir ki öldürülen her masum Filistinli bir trajedi değildir (trajedidir), fakat...
8. Savaş Savaştır.





Birleşmiş Milletler, Israel'in savaş suçları işlemiş olabileceğini söyledi. "Olabileceğini" söylemiş olması bile sıradışı. "Israel", adı geçtiğinde tarafların köpekler gibi birbirini ısırdığı, sanki yasaklı bir ülke adı... Eğer silinmezse, bu videoda Amerikalı komedyen ve sunucu Jon Stewart ile ekibi bu durumu hicvetmiş:
Jon Stewart On Gaza: 'The Daily Show' Host Bucks Criticism Regarding Israel-Palestine Discussion - Vidéo Dailymotion


Amerikalı bir programcı olan Max Keiser BBC'den ayrılma kararını şöyle dile getiriyordu:
The reason I quit my BBC show; got strict orders not to mention Israel in any context. This kind of censorship leads to #Gaza horror. (*)
(BBC'deki şovuma son verme nedenim İsrail adını içerikte geçirmemem konusunda kesin emirler almamdır. Bu tarz sansür anlayışı #Gazze'de dehşete yol açıyor.)
Aynı programcı İsrail'in Temmuz-Ağustos 2014 Gazze operasyonu hakkında şöyle diyordu:
Once you get a taste for genocide, you just can't quit. (*)
(Bir kere soykırım tadını aldığınızda, ondan hemen vazgeçemezsiniz.)




Facebook ve sosyal medya üzerinden İsrail'e verilen destek mesajları arasında, özellikle Amerikan halkında, muhafazakar ve dindar kesimde dini metinler üzerinden yorumlar yapılmakta. Aşağıda Amerikalı bir ev kadınının iletisinden (Türkçe'ye çevirerek) bazı bölümler paylaşıyorum:

....... "İncil'i (Mukaddes Kitabı kastediyor) okuduysanız eğer, İsrail'in Tanrı'nın seçilmiş ülkesi ve (Yahudilerin) seçilmiş halkı olduğunu bilirsiniz, ve Tanrı İsrail'i koruyacağını söyler. Tanrı neden İsrail hakkında bu kadar çok konuştu? Haritada zar zor görebilecek kadar küçük bir ülke. Fakat buna rağmen çevresindeki tüm ülkelerden ona doğru yönelmiş silahlarla yok edilmek isteniyor, neden daha büyük bir ülkeye karşı değil de İsrail'e karşı bu büyük egemenlik mücadelesi? Bu durum bana Tanrının sözünün doğruluğunu gösteriyor. Bütün bunları çok önceden anlattı ve şimdi gerçekleşiyor, bugün gittikçe daha çok insan kör ya da gerçeği görmek istemiyor, günahları içinde yaşayıp Tanrı yokmuş gibi davranıyorlar.
Neden İsrail'e karşı bu kadar şiddetle saldırmak istiyorlar sanıyorsunuz? Bunlar tamamen şeytanın işleri, oranın Tanrının seçilmiş ülkesi olduğunu biliyor, geri döndüğünde dünya üzerindeki zamanının az olduğunu biliyor. Çevrenize bakın. Dünya üzerinde pek çok felaket, Hristiyanlara karşı nefret (aynı İncil'de İsa'nın dönüşünden önce olacaklarda anlatıldığı gibi) ve dünya daha önce görülmediği kadar kaos içerisinde. Tartışmak istiyorsanız önce İncil'i okuyun, bazı bölümleri bugünün gazete manşetleri gibi ya da dünya haberlerini izliyormuşsunuz gibi.. Ve bu felaketlerden dolayı Tanrıyı suçlamak istiyorsanız Size Eski Ahit'teki Job (Eyüp Peygamber) bölümünü okumanızı tavsiye ederim, şeytan hava ve doğa ile ilgili felaketler gerçekleştirebiliyor. Ve madem kendisine inanmıyorsunuz, o zaman nasıl Tanrıyı suçlayabilyorsunuz?..." diye devam ediyor. Bu gibi o kadar yorum okudum ki, bir de böyle bir bakış açısı var, bunu da not düşmek istedim.
.......... Mukaddes Kitabın yüzyıllar hatta bin yıllar önceki metinlerinde adı geçen "Israil" ile günümüzün İsrail devletini bir tutmak ne kadar doğru? İsrail devletinin kuruluşu ve sürdürdüğü politikalar ile ilgili tonlarca eleştiri mevcut. Bu noktada Siyonizmi "Yahudileri öne sürerken (ve onları şeytanlaştırırken), kendi şeytani planlarını gerçekleştiren bir ideoloji" olarak tanımlayanlar da var. "Siyonistlerin; devlet kurmaya pek istekli gözükmeyen dağılmış Yahudileri bu yönde isteklendirme-yönlendirme amacıyla, Hitler'e ve Avrupa'da ırkçılığın yayılmasına destek vermeleri" gibi şeyler vesaire... Kimilerine göre ise Siyonizm "Tevrat'ta bahsi geçen İsrail Diyarında Yahudilerin bir devlet kurma hakkı ve bu yöndeki siyasetleri"dir. Yorumu okurlara bırakıyorum.





Dünyadaki Müslümanların çoğunun Filistinlileri destekledikleri, çoğu Yahudinin de İsrail'i desteklediği söyleniyor. Bu tabi ki doğal-- fakat aynı zamanda da problemli. Yani buradaki itişme kimin haklı kimin haksız olmasından çok sizin hangi kabile ya da millete ait olmanızla ilgili. Bugünün Filistin destekçileri eğer İsrail'de doğmuş olsalardı ya da Yahudi ailelerde, şevkle İsrail yanlısı olacaklardı, tabi tersi de doğru. Öyleyse son İsrail-Filistin çekişmesinde tarafınızı seçmeden önce şu 7 soruyu göz önünde bulundurun.
Temmuz ayında Huffington Post Blog'da yayınlanan "7 Things to Consider Before Choosing Sides in the Middle East Conflict / Ortadoğu'daki gerginlikte tarafınızı seçmeden önce dikkate alınacak 7 Şey" başlıklı yazı ile devam edelim:

1. Neden herşey işin içinde Yahudiler olduğunda daha da zorlaşıyor?/ Why is everything so much worse when there are Jews involved?
...........700'den fazla insan Gazze'de öldü, tüm dünyada Müslümanlar ayağa kalktı. Fakat gerçekten rakamlar yüzünden mi?
Beşar Esad iki yıl içinde çoğu Müslüman olmak üzere 180.000'den çok Suriyeli'yi öldürdü-- son yirmi yıldır Filistin'de öldürülenlerden daha fazla. Son iki aydır da binlerce Müslüman, Irak ve Suriye'de ISIS/IŞİD tarafından öldürülmekte. Onbinlercesi Taliban tarafından öldürüldü. Yarım milyona yakın siyah Müslüman Sudan'da Müslüman Araplar taraflar öldürüldü vesaire... Fakat sadece Gazze, Sunni ya da Şii ayırt etmeden tüm dünya Müslümanlarını harekete geçiriyor ve hiç bir konuda duymadıkları tepkiyi götermelerine neden oluyor.
Şaşırtıcı bir şekilde, İsrail bombardımanı sonucu öldürülen çocuklar ile ilgili internette dolaşan görüntü ve resimlerin çoğunun Suriye kaynaklı olduğu bir BBC raporunda geçmekte. Gördüğünüz çoğu resim, Hizbullah ve Hamas'a da el veren İran tarafından desteklenmekte olan Esad tarafından öldürülen çocuklara ait. Bu durum İsrail güçlerinin dikkatsizlik, ihmalcilik ve bazen açıkça zalimliklerini mazur göstermez. Fakat Müslüman dünyanın İsrail karşıtlığının öldürme ve ölü sayıları nedeniyle olmadığını açıkça gösterir.
Evet, orada haksız ve illegal bir işgal/occupation var. Bu bir insan hakları ihlalidir. Bununla birlikte diğer tarafın derin bir anti-Semizitizm yönelimine sahip olduğu da gerçek.


2. Neden herkes bunun bir din savaşı olmadığını söyleyip duruyor?/ Why does everyone keep saying this is not a religious conflict?
...........Ortalıkta çokça dolaşan bazı mitler: Yahudiliğin Siyonizm ile alakası yoktur. İslamın Cihad ve anti-Semizitzm ile ilişkisi yoktur. Ortadoğu'daki çekişmenin özünde dinler yoktur.

"Ben Siyonizme karşıyım, Yahudiliğe değil!" diyenler, acaba Eski Ahit'te geçen metinlerin bugün yaşanmakta olanlarla bu kadar benzeşmesi tesadüf olabilir mi?
"Sınırlarınızı Kızıldeniz'den Akdeniz'e, çölden Fırat Irmağı'na kadar genişleteceğim. Ülke halkını elinize teslim edeceğim. Onları önünüzden kovacaksınız. Onlarla ya da ilahlarıyla antlaşma yapmayacaksınız. " (Çıkış/Exodus 23:31-32)
"Bu toprakları size verdim. Gidin ve atalarınıza, İbrahim'e, İshak'a, Yakup'a ve onlardan gelen soylara ant içerek söz verdiğim bu toprakları mülk edinin." (Tesniye 1:8)
Mukaddes Kitap Sayılar 34'te sınırlar konusunda daha çok ayrıntı bulabilirsiniz. ... Peki "Tüm bunlar İslam'la alakalı değil, politikalar ile alakalı!" diyenlere Kuran'daki bu bölüm anlamsız mı gelmekte?
"Ey inananlar, Yahûdilerle Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur ve sizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki o da onlardandır. Şüphe yok ki Allah, zâlim olan kavmi doğru yola sevk etmez." (Kuran 5/Mâide-51)

Ya Hamas'ın gönderme yaptığı pek çok ayet ve hadise ne demeli? Söyler misiniz, bunun kökünde dinin olmadığı sonucuna nasıl ulaşabiliyorsunuz veya anahtar itici güç olmadığına? Siz bu ve benzeri ayetleri görmezden gelebilirsiniz, fakat bunlar bölgedeki pek çok aktör açısından ciddiyetle önem taşıyor, her iki taraf için de.
İnsanların çeşit çeşit inançları var, dünyanın düz olduğunda ısrardan tutun Holokost'un inkarına kadar. İnsanların inanma haklarına saygı duyabilirsiniz, fakat bu düşüncelere inanmaya zorlanamazsınız. 2014'teyiz, dinlerin daha fazla saygı duyulmaya ihtiyaçları yok. İnsanların hakları var. İbrahim dinlerindeki politika-din dikotomisi kötü ve yanlışa götürür özelliklerde. Bütün İbrahimi dinler kalıtsal olarak politik.


3. İsrail neden kasten sivilleri öldürmek istesin?/ Why would Israel deliberately want to kill civilians?
........... Masum Gazzeli insanların ölmesine gerekçe bulunamaz. Gazze sahilinde oynayan dört çocuğun öldürülmesi olayında İsrail'in ihmalkarlığının özrü olamaz. Fakat bir an için düşünelim. İsrail ne demeye kasten sivil öldürsün? Siviller öldükçe İsrail canavarlaşıyor. En yakın müttefiklerinin bile eleştirilerine neden oluyor, yaralı ve ölü sivillerin dehşet verici görüntüleri medyada dolaşıyor. Norveç'ten New York'a her yerde artan İsrail protestoları düzenleniyor. İsrail'in görece çok daha az olan kayıpları "orantısızlık" tepkisine yol açıyor. En önemlisi de sivil ölümler Hamas'ın elini güçlendiriyor. Bu koşullar nasıl İsrail'in menfaatine olabilir?
Eğer İsrail sivilleri öldürmek isteseydi, bunda gerçekten korkunç olurdu. ISIS sadece iki günde İsrail'in bölgede iki haftada öldürdüğünden daha fazla (+700) insan öldürdü. İsrail'in elindeki tüm bu silahlar, ordu, hava gücü, ABD desteği ve nükleer imkanların ISIS veya Hamas'ta olduğunu hayal edin. Tüm düşmanları çok önce tamamen yok edilmiş olurdu. Eğer İsrail gerçekten Gazze'yi yok etmek isteseydi, ki bu bir günde hava yoluyla yapılabilir, neden kendi askerlerini de riske atacak şekilde daha sancılı ve pahalı olan kara harekatını seçsin?


4. Hamas kendi tarafının sivillerini gerçekten kalkan olarak kullanıyor mu?/ Does Hamas really use its own civilians as human shields?
...........Filistin devlet başkanı Mahmut Abbas, Hamas'ın taktikleri konusunda ne hissettiği sorulduğunda "Roket atışları ile ne elde etmeye çalışıyorsunuz?" diye soruyor. Hamas sözcüsü Sami Abu Zuhri, Gazze ulusal tv kanalında insan kalkan stratejisinin çok etkili olduğunun kanıtlandığını açıkça itiraf etti. Yani Hamas'ın ateş hattına kendi sivillerini koyması bundan böyle sadece bir spekülasyon değil. Birleşmiş Milletler geçen hafta çocukların gittiği iki okula saklanmış roketlerini tespit edince Hamas'a şiddetli bir kınamada bulundu.
Hamas İsrail tarafına binlerce roket atışı yapıyor, hastane ve okulların da olduğu yoğun nüfuslu bölgelerden yapılan bu atışlar İsrail'de nadiren ölümlere veya ciddi zarara neden oluyor. Neden diğer tarafta hiç bir gerçek zarara sebep olmayacak roketler sürekli atılarak kendi halkına büyük zarar verilmesine davet çıkartılır, ve dahi karşılık geldiğinde siviller ateş hattına konulur? IDF (İsrail Savunma Kuvvetleri) hava saldırısına karşı Filistinlilerin evlerini boşaltmaları uyarısında bulunurken bile Hamas neden insanlara kalmalarını söyler?
Çünkü Hamas Gazzelilerin ölmesinin kendisine yardımcı olduğunun farkında. Hamas'ın en çok işine yarayan, ve ona meşruluk kazandıran tek şey ölü sivillerdir. Okullarda roketler... Hamas çocuk ölümlerini dünyanın sempatisini kazanmak için kullanıyor, onları bir silah olarak kullanıyor.


5. Neden insanlar İsrail'den Gazze'deki "işgal"in sonlandırılmasını istiyor?/ Why are people asking for Israel to end the "occupation" in Gaza?
........... Çünkü insanların zayıf hafızaları var. 2005'te İsrail Gazze'deki işgali bitirmiş, tüm askerlerini geri çekmişti. Ayrılmayı reddeden pek çok İsrailli yerleşimci evlerinden çıkartılmıştı. Bu İsrail tarafından yürütülen tek taraflı bir yaklaşımdı, İsrailliler ve Filistinliler arasındaki sürtüşmelerin azaltılması hedefleniyordu. Mükemmel ve tam değildi --İsrail hala Gazze'nin sınırlarını, sahil şeridini ve hava sahasını kontrol ediyordu-- ancak bölgenin yakın geçmişi göz önüne alındığında dikkate değer bir ilk adımdı. (Bu noktada yazıda araya girerek, 2005'te adı geçen İsrail işgalinin bitişini göstermelik ve işlevsiz bir yaklaşım olarak niteleyenlerin var olduğunu söylemek isterim.)
Çekilmeden sonra İsrail sınır kapılarını ticarete olanak sağlamak üzere açtı. İhraç edilmek üzere yıllardır meyve ve çiçek üretimi yapılan 3000 sera Filistinlilere verildi. Fakat Hamas okullara, ticarete veya altyapıya yatırım yapmak istemedi. Onun yerine binlerce roket ve silahı barındıracak şekilde geniş bir tünel ağı oluşturdu, İran ve Suriye'den daha yeni ve ileri teknolojiler aldı. Bütün seralar yok edildi. Hamas kendi tarafındaki insanlar için hiç bir sığınak inşa etmezken liderlerinin hava saldırıları sırasında saklanmaları için bir kaç tane inşa etti. Sivillerin bu sığınaklara erişimi mümkün kılınmazken, onlara bir de bombalar gelirken evlerinde oturmaları söylendi. Kısacası 2005'te Gazze'ye verilen büyük fırsatı, Hamas bölgeyi İsrail'e karşı silah deposu haline getirerek harcadı.


6. Neden Gazze tarafında İsrail'den çok daha fazla kayıp var?/ Why are there so many more casualties in Gaza than in Israel?
........... Çok az İsrailli sivilin ölmesinin sebebi onların üzerine daha az roket yağması değil, devletlerinin kendilerini daha iyi koruması.
Hamas füzeleri İsrail'e doğru yöneldiğinde sirenler çalıyor, Iron Dome/Demir Kubbe devreye giriyor ve insanlar sığınaklara koşuyor. İsrail füzeleri Gazze'ye yöneldiğinde ise Hamas sivillere evlerinde kalmalarını ve geleni yüklenmelerini söylüyor. Yani İsrail yönetimi sivillerini, onları hedef almış roketlerden kaçmaya teşvik ederken Gazze yönetimi roket saldırılarının önüne itiyor.
Bu yaklaşım farkı konusunda getirilen popüler açıklama, Hamas'ın daha fakir olması ve İsrail'in yaptığı gibi halkı koruyacak kaynak ve bilgiye sahip olmaması. Gerçek sebep ise kaynak eksikliğindense öncelik sapmasıdır (5 nolu bölüme bakınız). Bu niyet ile ilgili bir durum, yetenekler ile değil. Bütün bu roketler, uzun atarlar, tüneller inşa edilmesi ya da satın alınması ucuz olan şeyler değil. Fakat bunlar öncelikler. Kaldı ki İsrail'e ABD desteği gibi Filistinliler de petrol zengini komşulara sahipler.
Sorun şu ki Gazze'deki sivil kayıplar azalırsa, Hamas PR savaşında en etkili tek silahını kaybetmiş olur. Kendi vatandaşlarını korumanın yanı sıra Gazze'deki ölümleri azaltmak İsrail'in ulusal çıkarları arasındayken Hamas'ın çıkarları tam tersini gerektiriyor.


7. Madem Hamas bu kadar kötü, neden herkes İsrail yanlısı değil? / If Hamas is so bad, why isn't everyone pro-Israel in this conflict?
........... Çünkü İsrail'in kusurları sayıca az ise de etkisi büyük.
........... Çoğu İsrailli, Filistinli karşıtları ile aynı kabile mantığına sahip gibi gözüküyor. Arapların 9/11'i kutladıkları gibi İsrailliler Gazze'nin bombalanmasını kutluyor. Bir BM raporuna göre, İsrail kuvvetleri Filistinli çocuklara işkence uyguladı ve onları kalkan olarak kullandı. Gençleri dövüyorlar. Hava saldırıları sırasında acımazsız davranıyorlar. (Dört tane Filistinli çocuğun sahilde top oynarken bombalanması?) Öyle bazı akedemisyenleri var ki, tecavüzün düşmanlarına karşı etkili tek gerçek silahları olabileceğini açıklıyor. (Bütün dünya insanlığı gerçekten delirdi de gayet başarılı şekilde normali mi oynuyoruzdur ne?) (Ve insanlıktan nasibini almamış) Pek çok Yahudi, masum Filistinli çocukların ölümünü neşe içerisinde kutluyor. (Bunun da bir linki vardı, ancak nedense İsrailli Yahudilerin "Nuh der Peygamber demez" çatlak kafa yapılarını ortaya koyan bazı materyaller gibi bu sayfa da silinmiş. Bu maddedeki parantez içleri bana aittir. canilecanan)

Bunlar kaç jenerasyon boyunca ve son 65 yıldır birbirine karşı nefretle yetiştirilmiş nesillerin doğal sonuçları. İsrail'i daha yüksek bir standartta tutmak için Filistinlilerin de daha azalmış bir ırkçılığa geçmeleri gerekiyor. İsrail kendisini gittikçe artan bir uluslararası izolasyon ve ulusal intihara sürüklüyor, şu iki sebeple: İşgalin devamı ve yerleşim yerlerinin genişlemeye devam etmesi. Özellikle ikincisi anlaşılamaz durumda, neden bunun yapıldığını anlamak zor. Neredeyse bütün Birleşik Devletler yönetimleri-- Nixon'dan Bush'a ve Obama'ya-- buna karşı çıktılar. Mukaddes Kitaptaki bir bölüm (2. soruya cevaben not düşülmüş ayetler) hariç buna gösterilebilecek gerekçe yok.
........... Bir alıntı: --İsrail'in, adına her ne dersek diyelim, bölgedeki dini barbarlık, teokratik termonükleer agresyon, veya her neyse, buna karşı olan ittifakın bir parçası olması için işgali durdurması gerekiyor. Bu kadar basit. Avrupa stili, adeta Batı normlarında gelişmiş modern bir ülke olduğunu düşünmeye devam edebilirsiniz, fakat halklara kendi iradelerine karşıt olacak şekilde hükmedemezsiniz. Onların topraklarını çalmaya devam edemezsiniz. Ve korkarım bu mücadelenin tarihi hakkında, İsrail'in yırtıcı aç kurtlarla çevrili küçük bir ada olduğunu düşünmeyecek kadar çok şey biliyorum. O ülkenin nasıl kurulduğunu, ne kadar şiddet ve mülksüzleştirme barındırdığını iyi biliyorum. Bunları bilmemezlikten gelemem.--

Eğer İsrail iki devletli (belki de Hamas yüzünden üç devletli) bir çözüm üzerine yoğun olarak çalışmazsa, sonunda bir Yahudi devleti olmak ile bir demokrasi olmak arasında iğrenç bir seçim yağmak zorunda kalacak. Barış görüşmeleri için belirlenen sürenin dolmasına bir gün kala ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, İsrail-Filistin sorununda iki devletli çözüm başarısız olursa İsrail'in "ırkçı devlet/apartheid" olma riskiyle karşı karşıya kalacağını söyledi. (Sonra bu sözlerin doğru olmadığını, reddettiğini söyledi. "İsrail" söz konusu olduğunda kimse ağzını açamıyor. Neyse, parantezi kapatıp yazarının uzun makalesinden çeviri yapmaya devam edeyim.)
Hadi bununla yüzleşelim. Toprak bugün her ikisine de ait. İsrail 1940'ların sonlarına doğru İngiltere'nin yardımıyla Filistin bölgesinden oluşturuldu, benim doğum yerim olan Pakistan'ın aynı dönemde Hindistan'dan Müslümanlar için kopartılması gibi. Süreç acı vericiydi, milyonlarca insanı yerinden etti. Fakat artık 70 sene geçti. Şu anda iki veya üç nesil İsrail'de doğdu ve büyüdü, artık burası onların vatanı, ve kendi suçları olmayan tarihsel mezalimler yüzünden sorumlu tutulmaktalar. "Diğerine" karşı olmaya programlılar, aynı Filistinli çocuklar gibi. Özünde bu dini bir kabile mücadelesi ve insanlar taraf tutmayı bırakana kadar da çözülmeyecek. Dolayısıyla "İsrail taraftarı" ya da "Filistin yanlısı" olmanıza gerek yok. Sekülerizmi, demokrasiyi, iki devletli çözümü destekliyor-- ve Hamas'a, yerleşim yerlerinin genişletilmesine, işgale karşı çıkıyorsanız-- her ikisi de olabilirsiniz.
(7 Things to Consider Before Choosing Sides in the Middle East Conflict,
Ali A. Rizvi. 07/28/2014 - Huffington Post Blog)





Kendisinden bazı blog yazılarımda alıntı yaptığım Furkan Katkak adlı genç adamın bir paylaşımı:
Haçlı zihniyetiymiş de, Israil Hitler'in izinden gidiyormuş da, özellikle Ramazan'da vuruyormuş da, BU BİR SOYKIRIMMIŞ! Hassiktirin diyorum artık sadece. Oruç ağız diyorum bunu. Biraz izan çağrısı yapayım:
...........1- Haçlı seferlerinin amacı Kudüs'e hakim olmak ve orayı gayrı Hristiyanlardan temizlemekti. Anti müslüman olduğu kadar anti yahudiydi de bu hareket.
...........2- Medenî ülkelerde Hitler'in adını anmak bile tabudur. Bizde her kesimden insanın ağzından düşmez oldu herif. Islamcilar yahudi öldürdü diye sever, milliyetçiler zaten sever, kemalistler falih rifki'nin övündüğü gibi nazizm ve faşizm kemalizmden ilham almış olduğu için (tabiî ki tam tersi doğru) sever... ne âlâ memleket.
(gezi zamanı bi takım yavşakların "ay Hitler gaz odaları kurmuştu, bu tayyip tüm ülkeyi gaz odasına çevirdi" sığlığıyla tayyibi hitlere eşitleme terbiyesizliğini de unutmayalım, biber gazı hardal gazıyla aynı şeyse rte de hitlerle aynı şey olabilir ancak, bayılmayı ölmek sanıyor davarlar)
...........3- Israil kasten Ramazan'da mı saldırıyor bilemiyorum ama bu geleneği Araplar Israil'e kasten (o yıl Ramazan'a denk gelen) yahudilerce kutsal Yom Kippur günü saldırarak başlatmış oldular. http://en.m.wikipedia.org/wiki/Yom_Kippur_War
...........4- Bu soykırımsa 1915te bizim yaptığımız neydi? Kıyametti herhalde? Holocaust neydi? Bosna? Ruanda? Dersim? Bayılmayı ölmek sanmayın. Allah'tan bu ak zihniyet de biraz ipe sapa gelir gibi oldu: rte, diskurunu "bunlar Hitler'den zalim" noktasından, "Hitler'in izinden giden Israil'e karşıyız" noktasına çekti (ilk pozisyonda "Hitler'in yaptıklarını hakediyorlardı" düsturu içkin, ikincisinde "Hitler de kötüydü bunlar da kötü" düsturu). TECE vatandaşı yahudiler tenzih edildi, ki onu da yapmasan öl zaten. yahudilerin anadolu topraklarında sadece 5 asırdır yaşadığını mı sanıyorlar? Ve diyanet ilk defa hayırlı bir iş yaparak öldürülen müslümanların 10da 9unun yine müslümanlarca öldürüldüğünü açıkladı. Hadi bu ak zihniyet, karşısındaki davarlar ne diyor?: "Akp de Israil de kendinden olmayanı öldürüyor"!!! he canım he, gezi zamanı Hitler olan rte şimdi de Israil oldu öyle mi? Biraz izan aq.
........... Gazze ne kadar İsrail'in yerleşimlerini yıkıp çekildiği bir yer olsa da fiilen işgal altındadır. Tüm giriş çıkış ve hava sahası İsrail kontrolündedir. Buradaki şartlar insanı gerçekten de terörist yapar. Ama bu Hamas mensuplarının "terörist" oldukları gerçeğini değiştirmiyor. Hem de berbat bir zihniyete (anti semitizm) sahip bir terör örgütüne mensuplar.
Son seçime Gezi gazıyla girmiştik, bu Cumhurbaşkanı seçimine de Gazze gazıyla giriyoruz. Du bakalım noolcak?

Aynı kişinin bir köşe yazısına tepkisi:
Kimmiş bu oç? Bu yeni şafuck da aynı fuck-it gibi rezil bir neşriyata döndü aq.
(Yeni Şafak'taki bir köşe yazısından alıntı yapıyor) "Hazır kitabı elimize almışken, Nurettin Topçu'nun 'Para ve Yahudi' başlıklı yazısından biraz daha alıntı yapalım: 'Esasen insanoğlunun iki düşmanı, iki şeytanı vardır: Para ve yahudi. Yahudi paraya, para yahudiye tapar. Zira yahudi olmasa, para, belki de sahipsiz kalacaktı."
Vay arkadaş, yahudiler olmasa takas ekonomisinde yaşayacakmışız meğer! Lidyalılar yahudiymiş.





İsrail'in Gazze'ye son saldırısı sırasında gerekçelerini "üç gencin kaçırılması ve öldürülmesi"nden başlayıp "Hamas'ın roketlerine" ve yüzlerce sivili öldürdükten sonra da yıllardır varlığını bildiği "tünellere" çektiğini seri bir şekilde anlatıyor bu video: "İsrail'in Gazze üzerinde değişen hikayesi."
(Tek bir şey söylemek isterim ki politikacılar hangi milletten olurlarsa olsunlar, yüzüne ve sözüne bakılmayacak insanlar.)

Bu arada Hamas'ın askeri kanadı İzeddin el Kassam Tugayları'nın kurucularından Salih el Aruri, (İsrail'de 15 yıl esir tutulup 2010'da serbest kaldıktan sonra Türkiye'ye geldiği söyleniyor) ilginç bir açıklama yaptı. Hamas'ın Türkiye'deki en önde gelen temsilcisi konumundaki Aruri, son İsrail-Filistin krizini tetikleyen olay olan işgal altındaki Batı Şeria'da üç Yahudi yerleşimcisi gencin kaçırılıp ölü bulunmasının arkasında Hamas militanlarının olduğunu söyledi. (Türkiye nasıl insanlara misafirlik sunan bir ülke haline geldi?)











17 Temmuz akşamı İsrail'in Gazze'ye kara harekâtı başlatmasının ardından Levent'teki İsrail Konsolosluğu önünde başlatılan protesto gösterileri sırasında bazı göstericiler binanın yakınındaki, Türk heykeltraş İlhan Koman'ın eseri Akdeniz heykeli'ne saldırıp sağ kolunu kopartmışlar. İsrail ile bu heykel arasında nasıl bir bağ kurduklarını anlayamadığım bu vandalların bir kadın heykeline saldırmasına şaşırmamak gerek. Vikipedi'de "Cepheden bakıldığında kadının yüzünde sert bir ifade vardır. Burada bir bakıma insanlardan gördüğü eziyet protesto edilmiştir" yazıyor. Güler misin ağlar mısın?



Azınlık hakları üzerine çalışan, Güncel Hukuk dergisi ve Agos gazetesinde yazılar yazan bir avukat olan Rita Ender şöyle yazdı:
Peki, biz gittikten sonra bu ülkede ne değişecek? ... Türkiye'de ne değişecek?
Sayıları 17.000 civarında olup hepsinin, hepimizin zengin, "işini bilen", korkak, acımasız, şeytan, lobici, "fitne satan" ve iyi pozisyonlarda duran insanlar olmadığını anlatmaktan yorulduğumuz bu insanlar, biz, Türkiye'den gitmiş olacak, olacağız. Yerlerimiz dolacak belki ama yokluğumuz boşluk yaratacak. Mutlaka yaratacak çünkü kimse vazgeçilmez değil ama, kimsenin yerini de bir başkasıyla doldurmak mümkün değil… Mümkün olan halleri içinde hayat devam edecek. Burada hayat her zamanki kargaşası, iniş-çıkışları ve tüm duygu yoğunluğu ile sürerken, Türkiye'deki Yahudi düşmanlığı bitecek mi?
Bitmeyecek. Ve maalesef, Yahudi düşmanlığının Türkiye'de hiçbir zaman bitmeyeceğini söylemek için geleceği görmeye veya karamsar olmaya gerek yok.
...
Yüzlerce yıldır buralı olan bizler, tüm bu asılsız suçlamalarla nasıl mücadele edeceğimizi şaşırıyoruz. İlk akla gelen, ilk yapılan "vatan, millet, Sakarya" dörtlüklerine sarılmak oluyor. Sadakat bağlarımızı birilerinin gözüne böyle sokuyoruz.
Çok çok çok azı mahkeme kararlarına konu olmuş olan bu ülkedeki Yahudi düşmanlığının bir başka özelliği ise, Yahudi düşmanlığı yapmanın bir suç olarak görülmemesi.
Türkiye'deki Yahudilerin bir kısmı soykırım kurbanı olmadıklarına şükrederler. Soykırım kurbanı olmak yerine o dönemde Varlık Vergisi ödedikleri için, askere alındıkları için, Aşkale'ye gönderildikleri için vs…




Umur Talu'nun Temmuz ayında yazdığı "Hangi yüzle, hangi yüzsüzlükle?" başlıklı yazısından çeşitli bölümler aktarmak istiyorum:
Muhammedler; (Öldürülen üç Yahudi genç sonrasında, kaçırılıp dövülen ve canlı canlı yakılarak öldürülen Mohammed Abu Khdeir'den bahsediyor. Birden aklıma hakkında bir blog yazısı yazdığım öldürülmüş Filistinli genç Muhammed Salaymah da geldi) boyunlarında ölüm fermanıyla, birer esir yahut rehine, her an mülteci ve her an toplu bir suçun failleri olarak doğuyor ve sığındıkları o adlarıyla öldürülüyorlar.
İsrail devletinin, çoğu zaman Batı işbirlikçiliğiyle vuku bulan “tarih boyu katliam”ını kınayan “Müslüman elemanlar”ın çoğu da, epeydir birbirlerini katletmekle meşgul zaten. Böyle de bir yüz ve ikiyüzlülük meselesi var, “mazlumlar”ın.

İsrail’in katlettiğinden fazlasını Iraklı “Müslümanlar” birbirini keserek, paramparça ederek kafa kopararak katletti; Suriye’de rejim ile ayaklananlar ve başka İslam ülkelerince doldurulanlar bir o kadar katletti. “Şia’dan beter” diyen, öldürülenleri ayıran Müslümanlıklar, “Şiiler İsrail’den daha büyük düşman” diyen Suudi Sarayı filan var bu dünyada. Sünni-Şii kırımını inancının emri sayanlar.
Mısır’da meydanlarda katledilenler Müslüman’dı; katleden paşalar da öyle. O paşaları besleyenler de Müslüman’dı; şimdi kutlamaya koşanlar da.
***
“Biz”e gelince.
Gazze’ye vardık mı? Yok. Attık tuttuk. Mısır ve İsrail arasında sıkışmasını unuttuk.
Hamas’ın Esad’ı 2014 itibariyle (yeniden) tanıması; Abbas’ın Sisi’yi kucaklaması karşısında şaşkın ördek misali, şimdi zaten hepsini desteklemiş İran’a koşuyoruz yine. Üstelik bir elinde, “İsrail’e sevk edilen Kürt petrolü”, bir elinde “İsrail’le özür mözür sayesinde artan ticaret” ile. Yıldızlı, yaldızlı bildik nefret diliyle.
S. Arabistan ve Katar ittirmesiyle, “Sünni Blok” diyerek müthiş bir yarılmanın ateşine odun taşımışsın; TIR’lamışsın… Şimdi fırlamışsın da, ne diyeceksin ki zaten!
***
Cezaevlerindeki binlerce Filistinli dışında, bir halkın tamamının hapishane gibi kapatıldığı bir topraktan, “üç genci katleden failler” bir yana, cinayet yüzünden bir halkı bombalayan, başka çocukları kolayca katleden bir devlet vahşetinden söz ediyoruz. Bir Nazi askeri öldürülünce, yerel halktan yüz kişiyi kurşuna dizenlerden bakiye toplu cezalandırma vahşetinden. Fakat hakikaten ne diyeceğiz biz? Hangi yüzle, hangi yüzümüzle, hangi yüzsüzlüğümüzle!





Biraz da İsrail vatandaşları üzerine bazı haberlere bakalım:
İsrailli bir profesörün "tecavüz en iyi çözüm" benzeri yumurtaları, yukarıdaki 7 maddelik sorular bölümünde kısaca geçtiğinden adını tekrar anmak istemiyorum.
İsrail Hükümetinden bir bakan "Arap öldürmek yanlış değil" demiş.

Yanda güzel bir kadın fotoğrafı var, siyasetçi olduğuna inanmak istemezdim. İsrail Parlementosu Knesset'te dinci milliyetçi Siyonist çizgideki Jewish Home Partisinden milletvekili olan bir bilgisayar mühendisi. Adı: Ayelet Shaked. Yaptığı bir konuşmada Filistinli annelerin ve çocuklarının ölümünü talihsiz bir durum olarak sunmamış, bilakis annelerin "küçük yılanlar" doğurduğu için öldürülmesi gerektiğini söylemiş.
"Kelimelerin anlamları vardır. Bu bir savaş. Bu savaş teröre karşı değil, aşırı uçlara karşı değil, hatta Filistin otoritesine karşı da değil. Bunlar gerçekleri bertaraf etmek için oluşturulmuş formlar. Bu, iki toplum arasında bir savaş. Düşman kim? Filistin halkı. (...) Başka küçük yılanların doğmasını durdurmak için (Filistinli) anneleri öldürün. Neden? Onlara sorun, onlar başlattı."


"Solcular Gazze'ye. Solcular ve Araplara ölüm."
Sanırım İsrailli bazı Yahudi kızlar arasında da bizdeki gibi "İzmirli kızlar sendromu"ndan var. Bu hasta kafatasçı kafayapısının bir devası yok.
Yaz tatilleri sırasında onları erkenden uyandıran roket sirenleri yüzünden Arapların ve Filistinlilerin asıp kesilmesi için Twitter'da fetva veren İsrailli gençler... "Araplardan nefret etmek ırkçılık değil Tanrı'nın emri" imiş. Biri de kalkıp bu hanım kızımıza Gargat ağacından bahsetse kesin "ırkçı" olur ama :)
Soldaki kızımız "Bir orospunun oğlu olan tüm Araplara ölüm" gibi bişeyler yazmış Twitter'da. Bu blogda, İsrailli bazı gençlerin tweetleri ve fotolarına yer verilmiş. Konu başlığı ile ilgili değil ama, selfie denen şey baya midemi bulandıran birşey. Bu selfie'yi sıradanlaştıran herkesin üstüne kusmak vaciptir ey canilecanan okurları :)
(Nasipse bu selfie ve kafadan buzlu su dolu kova dökme saçmalığına değineceğim önümüzdeki günlerde)



Üstünkörü yaptığım tıklamalar ile bazı Yahudilerin özeleştirilerine de denk geldim. Twitter'daki 140 harf kısıtlaması nedeniyle düşünceler iyi aktarılamıyor bence, kısaca tepkiyi, mottoyu, espriyi aktarabiliyorsun sadece.

Bu tweette bir kadın şöyle diyor, bu kadar yabancı dil çevirisinden sonra yorgun düşmüş bir bünye olarak hatalarım varsa affola:
İsrail, uzun Yahudi felaketleri listesinde bir diğeri olma yolunda iyice ilerlemekte ve bunda sadece kendisi & bizim (Yahudi) toplumumuz kabahatlidir. (*)
Burada ise bir başka kadın, "Gazze'de çocukları öldürmek Yahudi değerlerimi kirletiyor!" diyor. (**)

Bu foto Gazze şehri Shijaia'da çekilmiş. Önceden burada güzel evler vardı ve bölge hareketli idi. İsrail buna çevirdi demiş birisi.
"İsrail'in bu soykırımı iki aya yakındır devam ediyor ve hala Hamas isteğe bağlı roket atışı yapmakta. Belki de IDF o kadar güçlü değil" diyor, profilinde insan hakları destekçisi bir Yahudi olduğunu yazmış olan bir troll. (***)


Morel Malka adlı İsrailli genç bir kadının Filistinli Müslüman bir adamla (Mahmud Mansur) evliliği İsrailli aşırı sağcıların tepki ve gösterilerine neden olmuş. Düğünü basmak isteyenler kadar çifte "Free Love" yazılı pankartlarla destek veren sorumsuz kişiler de varmış. ;)

Nazi soykırımdan kurtulmuş (Holocaust survivors) bir grup, New York Times'a Gazze'deki Filistinlilere yönelik katliamı kınadıkları yönünde reklam vermiş. (i)

İyi bir çeviri yapamadığımın farkındayım, yine de yaklaşık bir fikir vermesi bakımından son olarak İsrail'in mevcut politikalarını uzun zamandır istikrarla eleştiren bir Yahudi'den (@MJayRosenberg) alıntılıyorum:
ISIS'i durdurmanın bir yolu İsrail-Filistin çekişmesine son vermektir. Bu da işgalin sonlandırılması, karşılıklı tanıma demek. Gerçek düşmanla savaşın: ISIS. (ii)




Arap olduğunu tahmin ettiğim bir Müslüman, Facebook'ta şöyle yazmıştı: (İngilizceden çevirdim)
Hepimiz adına, ve tüm dünyadaki insanlar adına, özellikle de Filistinlileri desteklemek ve ayağa kalkmak için hiçbir şey yapmayan tüm Arap ülkeleri adına utanç duyuyorum. Filistinlileri sadece medya aracılığı ile değil, askeri yardımla da desteklemeliydiler. Onların birbirlerini koruyacaklarını sanabilirsiniz; fakat hepsi kirlenmiş, ahlaken bozulmuş ve kendilerini "Şeytan" adlı iblise satmışlardır.
Her sabah uyanıyorum ve düşününce bu dünyanın parçası olduğum için utanıyorum. Hepimiz oturuyoruz ve suçluların (politikacılar) bizim için seçimler yapışını izliyoruz. ve insanların öldürülmesini... yine de hiç bir şey yapmıyoruz tüm bunlar için. Bir yalan içinde yaşıyoruz. Ve hiçkimsenin birşeyler yapmaya götü yemiyor.
........... İletisinin altındaki yorumlardan biri şuydu: Neden Arap ülkelerinin Filistinliler için tek parmaklarını dahi kaldırmadıklarını biliyor musun? Mesela Ortadoğu'da barış olursa petrol fiyatları düşüşe geçer. Filistinlileri kendi ülkelerine dahi almazlar, onların İsrail'de tutulması çok daha işlerine gelir.


Müslüman müslümanı keserken başkası da öldürmüş çok mu! Kimden, kimin sessizliğinden cesaret alınıyor sanıyorsunuz ‪#‎katilisrail‬ (@YamanOgut)



"İsrail, askeri kontrol noktalarında Filistinli hamile kadınları zorla bekleterek, su ve ilaçtan yoksun bırakarak, insanlık dışı uygulamalarla düşük oranlarının artmasını sağlayacak bir alt yapıyı oluşturmuştur.
George W. Bush yönetimi kadınları Taliban'dan kurtararak özgürleştirmeyi kendisine görev edinmişti. Ancak bizler Afganistan, İran, Irak, Cezayir ya da Filistin'de savaşların kadınları özgürleştirdiğini göremedik.
Gazze şeridine yapılan son kanlı saldırılarda sadece yüzlerce Filistinli ölmemiştir; pre-term(erken) doğum, ölü doğum ve düşükler de artmıştır. Aynı zamanda Etiyopyalı-İsrail kadınlar -çoğu Yahudi- kendi rızaları olmadan zorunlu kontraseptif enjeksiyona tabi olmuştur. Siyonizmi bitirmek, üreme sağlığı hakkı ve feminizmle ilgili bir meseledir!"




Bu arada tesadüfen, on küsür sene öncesinden bir haber buldum. Bir suikaste kurban giden İsrail Başbakanı İshak Rabin'in eşi Leah Rabin, yıllar önceki bir mektubunda, "Benjamin Netanyahu, toplumumuzla ilgili güzel olan herşeyi mahveden yozlaşmış bir yalancıdır. Umarım, dua ediyorum ki bu hükümetin günleri sayılıdır. Parçalarına kadar ayırıyor, ve gelecekte hepsini tekrar inşa etmek zorunda kalacağız" yazmış.
Yahudilerin çok güçlü takıntıları ve inatçılıkları var. Yüzyıllar önce Roma askerleri sınırlarına çok yaklaştığı bir dönemde dahi kalkıp Filistinle savaşan Yahudiler; neredeyse iki bin sene sonra tekrar devlet kurdukları Ortadoğu'da --bir savaşın tam eşiğinizde miyiz bilmiyorum ama-- ISİS adlı bir örgüt bir anda hortladığında, Suriye meselesi tam bir çıkmaza doğru sürüklenmekte iken, halklar yerlerinden sürülürken; yine kalkıp Filistin'i bombalıyor, ırkçılığı sıradanlaştırıyor ve barıştan insan haklarından bahseden kendi insanlarını "hain" ilan ediyorlar. Bu sayede belki de yüzümüze ayna tutuluyor, her neyse...

Yazı o kadar uzadı ki, İsrail-TR ilişkileri üzerine ve Twitter'da bazı önemli Türk siyasetçi danışmanlarının sorumsuzca paylaştığı, akıllara seza yaklaşım ve yön göstermeler bir başka yazıya kaldı.
"İnsan olarak bir ömür misafir olduğumuz şu dünyada Tanrı'nın yüzüne bakacak yüzümüz varsa; Bayramımız mübarek olsun!" diye yazmıştı biri Ramazan Bayramını kutlarken.
Görüşmek üzere

Hiç yorum yok: