20 Kasım 2010 Cumartesi

Gündem Kasım 2010

Kasım ayı gündeminde yer alan haberlerden bir kolaj sunmayı seçtim bu blog yazımda.



Kasım gündemine CHP'deki yeni gelişmeler damgasını vurdu.
Parti tüzük değişimi, bu değişimin ne yönde olacağı ve Parti Meclisi toplantısı gibi ancak siyasetle uğraşan birinin anlayabileceği bazı iç zıtlaşmalar sonrasında, CHP üst kademesinde ani bir kopuş yaşandı. Yargıtay'a kadar uzanan bu süreç ertesinde bir de baktık ki Genel Başkan Deniz Baykal'ın istifasını sağlayıp yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nu getirten Önder Sav ile elinden tuttuğu Kılıçdaroğlu'nun arası açılmış!

(Bu konu biraz ayrıntılı olduğundan, devamını ilerleyen günlerdeki "CHP'deki değişim" yazımda irdeliyeceğim.)






TSK ve Fuhuş Çetesi Operasyonu
Son yıllarda TSK içerisinde santajla bir takım faaliyetler gösteren fuhuş çetelerinden bahsediliyor. Ülke gündeminde yer alan, kuruluş ve varoluş amacıyla ilgili olsun olmasın neredeyse her konuyla ilgili açıklama ve yorumlarını kamuoyu ile paylaşan Askeriyemiz, kendisi ile ilgili çoğu haberde olduğu gibi bu konuda da sessizliğini sürdürmeye ve sorunu önemsizleştirmeye devam ediyor.

Genelkurmay'ın açıklamasına göre, "Ele geçirilen belgeler, devletin güvenliğine ilişkin derecede ve gizli". İstanbul Organize Suçlarla Mücadele polisince yapılan operasyondaki aramalarda ele geçirilen şifreli CD'ler, Emniyet tarafından çözüldü ve içinde devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeler, askeri planlar ve Türkiye'de faaliyet gösteren terör örgütlerine ilişkin kriptolu bilgilerin olduğu ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında Merkez Komutanlığı'nda 180 askerin mağdur sıfatıyla ifade verdiği, ifadeleri alınan askerlerin hiçbirinin şikayetçi olmadığı kaydedildi.

Kişisel yorumum:
Aslında bakarsanız ülkemizde yaşama dair her alanda bir "miş gibilik" sorunu yok mu? Aile hayatında, üniversite eğitiminde, adalet işlerinde, tüm devlet-vatandaş ilişkileri, belediyecilik, kadın... Bu liste uzayıp giderken askerlerin de bu yozlaşmadan etkilenmemesi zaten düşünülemez. "Susması gerektiği zaman susmayan, konuşması gerektiği zaman konuşmayan generaller" demişti Baskın Oran geçen günlerde kaleme aldığı Âdâb, yâ hû! yazısında.






Fanatizm, Irkçılık ve Linç kültürü
Geçen yıl Diyarbakırspor maçında ırkçı tezahuratlar nedeniyle ceza alan Bursaspor'un hedefinde bu kez Trabzonlular vardı.
13 Kasım'daki Bursaspor-Trabzonspor maçındaki mağlubiyet sonrasında, internetten yayın yapan Bursaspor'un resmi yayın organı Bursaspor TV'de bir bayan sunucunun sözleri iğneleyiciydi.
"Bursa'da bağrımızda yaşayan Trabzonlular tribündeydi. Onları hep benimsedik. Burada ekmek yediler, okudular, burada kazandılar... Onlara artık hemşehri demeyeceğiz" diye başlayıp devam eden gereksiz, pespaye laflar...

(Kişisel Yorumum:
Bu kadar fanatiklik iyi değil. Maşallah insanımızda futboldu, takımdı, siyasettii etnisiteydi... Her alanda tam bir fanatiklik ve gözükaralık hakim.
Türkiye'de artık birilerinin şunu anlaması gerekiyor ki, ırkçılık bugün bir millete karşı ise yarın bir başkasına! Zamanında Ermenilere karşıymış, sonra Kürtlere döndü, yarın başkasına da döner. Hatta illere göre bile ırkçılık yapılabilir, bunu başarmak kolay bu ülkede... Barış ve huzur için yapılması gereken ırkçılığı yıkmak ve milliyetçilik yapmadan milletlerin var olmasına izin vermek iken tam tersi yapılıyor. Bu anlayışın spordaki yansımaları da ortada.)





10 Kasım'daki saygı duruşu
10 Kasım sabahında sirenler çalarken bir kara çocuk ayağa kalkıp hazırol'a geçti diye, itaat kültürünü "fevkaladenin de fevkinde" benimsemiş olan Kemalistlerin gözleri yaşardı. En son olarak okulunu bırakmak zorunda kalmış gence burs ayarlamakla meşguldüler... Gevezelik bir yana, ben bu haberde asıl Türk Medyası üzerinde durmak istiyorum.

Benim anlayamadığım bir habercilik anlayışı var Türkiye'de. Son yıllarda Uğur Dündar bu alandaki sembol isimlerden biri oldu mesela... Bu haberi de ilk duyduğumda çok şaşırdığımı söylemek isterim. "İlelebet payidar kalacağı" söylenen Cumhuriyet'in kuruluşunun neredeyse 90. senesine girecekken, 10 Kasım'daki saygı duruşuna biçilen bu değer, "Padişahım sen çok yaşa!" anlayışından zerre kadar ileri gidemediğimizin de bir başka göstergesi... Ve ancak böyle şekilsel, göstermelik şeylerle sistemin gençleri kaale almasına da bir diğer örnek... Yıldırım Türker de zaten "Çocukları ancak hazırolda gördüğü zaman sevebilen bir zalim cumhuriyetin yeni kahramanı Aykut" diye tanıtmış onu. Ve eklemiş:
"Yoksa nereden bilecekti, itilip kakılan, her halükârda hırsız-uğursuz muamelesi gören bir garip şopar olarak günün birinde şanlı Türk ulusu albümünde Türk gençliğine örnek gösterileceğini?"
("Cumhuriyetin riya albümünden". 14/11/2010, Radikal)


-Habere yapılan bazı okur yorumları-
Varlığımız varlığınıza armağan olsun!
İnsanlık onuru için bir dakika saygı duruşu lütfen. Normal hayatında esamesi okunmayacak bir "çingene" çocuğunu bu yüzden ödüllendirdiğini sanan zeka, hayatiyetini en başından itibaren sorgulamak zorunda.
(bozkırın tezenesi)

SIRADAN FAŞİZM
Sıradan faşizm böyle bir şey işte, herkesi hazırola geçirmekle yetinmez, bir de bunu övünç kaynağı yapar hele bir de hazırolda duran her zaman başını ezdikleriyse, deyme keyfine faşizmin.
(cengizkahn)

Hizaya gelin
Cocuk hazirola gecmis gecmesine de karsisindaki ihtiyar da hizaya gecmis. Yaslisindan gencine tum vatandaslarin zihinlerine kodlanan bir diktatorluk ve ona biat etme sekli... Ilkokul bir'den terk bile olsan bunu buyuk bir basariyla gerceklestismislerdir artik uzerinde. Istiklal marsi okunurken, Ata icin siren calinirken yahut rejimi kutsayan herhangi bir rituel gerceklesirken ellerini kollarini sallayarak gez de goreyim seni. Alimallah adamin alnini karislarlar..
(deryadeniz79 - Radikal Online)






Bu ay dikkat çeken bir diğer haberse, Almanya'da yayınlanan Der Spiegel dergisindeki bir yazı idi: "Dünyanın en büyük gay porno arşivi TSK'da olmalı".
Haberde, askerlik çağı geldiğinde göreve çağrılan Türk erkeklerinden eşcinsel olanların, durumlarını kanıtlamak için video görüntülerini de itirazlarına sunmaları gerektiği gibi bazı detaylar var.



Trafik canavarına pozitif bakabilmek
9 günlük Kurban Bayramı tatilinde ülke genelinde 147 kişi trafik kurbanı olmuş! Nüfus planlaması bizde böyle sağlanıyor kuzucuklarım. Senin kendine koymadığın sınırı ya doğa sana çiziyor (deprem, sel, heyelan, kene...) veya terör/savaş oluyor veya trafik devreye giriyor bu şekilde fazla nüfus atılıyor.
İnşallah herkes "en az 3" çektiğinde, daha güzel bir ülkede yaşıyor olacağız yani.
.

Hiç yorum yok: