3 Şubat 2016 Çarşamba

  İSRAİL  Çarkı


One Munite tiyatrosu ve Mavi Marmara filmi sonucunda 20 milyon $ hasılat yapmış bir sinema filminin Türk milleti olarak figüranı olduk.
(@urnina_lagas)




Her şey Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan ziyareti dönüşü (31 Aralık 2015) "İsrail bölgede bize muhtaç, bizim de İsrail'e ihtiyacımızın olduğunu kabul etmemiz lazım" sözleriyle başladı. Hükümetin Siyonist rejimle “ilişkileri normalleştirmesi” gündemde.   Gelen yorumlar:
Rus savaş uçağının düşürülmesi, Rus ve İran doğalgazının yerine alternatif kaynak bulma ihtiyacı, Ortadoğu'daki sefil yalnızlığımızı giderme güdüsü, BOP buna yol açtı, vs.

Türk dış siyaseti ve onunla ilişkili iç dengeler çok çabuk renk-yön değiştirilebiliyor, bu durum son zamanlarda giderek belirginleşti.
Hayretler içerisindeyim. Daha dün "Rusya ile vizler kalkıyor, cici Putin" kıvamındalardı, hale bak! Asıl tehlike bu omurgasız beyinsiz uğursuzlar.

"Mezhepçi katil İrana karşı 100 kat daha İsraile güvenirim" demekteler şimdilerde.   İki ay önce   "katil İsrail! Ortadoğu planlarımızı engelleyen Siyonistlerdir!!"   diyordu bunlar. Hep notlar alırım, ve ne dediğimi biliyorum, kitle bu şekilde. Bir değil, iki değil.   Binler binler, tek bir işaretle başka yöne havlamaya başladı.   "İsrail ile yeniden" der demez,
eş zamanlı olarak Şiilere ve İran'a karşı saldırgan salvolara başlandı. "Siyasi çıkarlar ve koşullar duruşları değiştiriyor, ancak halklara karşı nefret yaymayalım"   dedim diye beni “içimizdeki İrancılar” diyerek kırdı birisi.
Bir AK troll ise "Katolik" ilan etmiş bendenizi.   "İsrail'e yaklaşınca neden rahatsız oluyormuşuz!?"




"İsrail Türkiye ortaklığı konusunda   AK Parti trolleri neden sus puslar? Hani (Ç)ağlayan Adliyesi'nde hesap soracaklardı gemi baskını gerçekleştirenlere?   Sanki hiç böyle birşey olmamış ve hacı yolu bekler gibi gündemin değişmesini bekliyorlar? Van Minüt'i   'kahramanlık' olarak gördüğünden bu partiye oy verenler, mevcut duruma 'ihanet' diyerek karşı çıkmalı ve seslerini yükseltmeliler. Tabii eğer şerefli iseler"     demiş bir yorumcu Facebook'ta.
İsrail konusunda "kuzuların sessizliği"ni oynamaktalar. Bu kadar yalpalamak gerçekten her baba yiğidin harcı değil.
Sahi nerede parmaklar?   Ne oldu o Rabia işaretleri?  :)





İlke yok, vizyon yok, çark -el mahkum- çok, ama özgüven patlaması maşallah gıpta seviyesinde.


Bu da geçmişten bir özgüven patlaması:
Türk Silahlı Kuvvetleri,  İsrail'e saldıracakmış-mış da...
Ah yok mu o paralelciler!!?




"AKP'lileri tarif etmek için kullanılabilecek en iyi kelimelerden biri => riya."
        Hilal Kaplan, iki sene önce Zaman gazetesinin "Ortadoğu'daki gücü geri kazanmak için Türkiye'nin İsrail ile barışmak zorunda olduğu" şeklindeki haberi ile alay ederken; şimdilerde   "İsrail ile teması süren Türkiye, Filistin davasına daha aktif hizmet edebilir" demeye başlamış.   (Sanki -her ne demekse bu-   "Filistin Davası" çok umrundaymış gibi.)

Alay etmek, iki uçlu bir ok gibidir. Aşağıda Hilal Bayrak adlı "trolliçe" ile ilgili görsel derlemede, sol sütunda (Mavi Marmara ölümleri sonrasında) hararetli şekilde İsrail mallarını boykot çağrısı ve hemen yanında yeni gündem doğrultusunda güncellenmiş (up-date edilmiş) U-dönüşü :)   (Karaktere dair sağlam ipuçları içerir.   Anlayana)





"Cemaat"   2-0 öne geçti
Ahan da yazdım :)
    (1)

İslam ülkelerinde BAHAR diye başlayan süreçte biz de baş roldeydik ve yüzümüze gözümüze bulaştırdık.   Ya da rolümüz böyleydi.   (2)

2016, Türkiye'nin taviz patlaması yapacağı yıl olacak. Mecbur   (3)

Çapına göre hareket edeceksin
Haddini, kuvvetini bileceksin
Hayal güzeldir
Ama gerçekler acıdır
(4,   @Cem_MELiTA)





Kim derdi ki bu lağım çukuru bir gün "Ha İsrail ha İran!" diye haber yapacak?   Daha neler göreceğiz kim bilir.
(Ağzından salyalar akıtarak sağa sola saldıranlardan itinayla kaçınınız, kuduz olma ihtimalleri vardır.)


"Barış görüşmeleri" derken o da yalan oldu. Neyse ki HDP'nin başarısız ve kışkırtıcı siyasetine Kürtlerden anlamlı destek gelmedi -şimdilik-.   Ancak
bu kadar mezhepçilik, etnikçilik, ırkçılık, hedef gösterme, taşkınlık, ona buna saldırarak dış politikada yol alma...bence iyi değil.   "Son seçimlerde %49,48 oy almış bir partinin ve tabanının, eceli gelmişcesine saldırganlaşması altı çizilmesi gereken bir durum."   Ortada değişen bir Mezopotamya ve çevresi haritası, öyle sert bir İsrail çarkı, öyle bir Suriye rezaleti var ki; saldırganlaşmadan belki de duvara bindirmeden durması zor belki de.
"Batı'ya yanaşıldı; Batı'nın Orta Doğu'daki uzantıları Suudi Arabistan ve İsrail ile barışıldı; Rusya'yla bozuşuldu.   Bu dış politikanın neresi yeni?"
Prof. Hakan Yılmaz, Boğaziçi Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler




Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yarın çıkıp "İsrail'le yeni anlaşmayı biz değil, Paralel yapı yaptı!" dese;   %49,5'un kaçı buna inanır acaba?
Olur mu olur!   Araya da patlat bir Gazze ziyareti! Troll gazeteciler de yazıverir artık birkaç "Filistin Davası" soslu İslamcı yazı,   oh mis!

"İsrail'le her türlü ekonomik, siyasi ve askeri işbirliği yapıp   kadim düşmanlık kodları üzerinden muhalefete Yahudi mason yaftası yapıştırmak"
(@m_emin_kurnaz)



...........


Bağımsız Kürdistan'a bir destek de ISRAEL Adalet Bakanı Ayelet Shaked'den.
Bu kadın siyasetçiye daha önce İsrail-3 (Seçkiler) yazımda da yer vermiştim. Filistinli annelerin ve çocuklarının ölümünü talihsiz bir durum olarak görmediğini, bilakis annelerin "küçük yılanlar" doğurduğu için öldürülmeleri gerektiğini söyleyen,   Filistin halkına topyekün savaş ilan edilmesini isteyen birisi.

Ara ara inanılmaz açıklamaları ile haber olan bu genç güzel kadın, "Kurulacak Bağımsız Kürdistan'ı ülkemizin desteklemesi gerekir" benzeri açıklamalar yaptı geçen günlerde. Zaten İsrail'in Kürt özgürleşme hareketine destekleri malum.   "Kürtler IŞİD'i yenme konusunda en ciddi taraf. Kürtleri devletsiz en büyük ulus yapan adaletsizliği düzeltecek adımlar atmalıyız.  Mükemmel bir demokrasileri var. Üstelik kadınlara da eşit davranıyorlar..."
gibi şizofrenik laflar.   (bkz)

                    Bir adalet bakanı olarak  "adalet"  üzerine konuşulacaksa, kendi ülkesinin topraklarını gasp ettiği (onlar "satın aldık" diyorlar) Filistinlilerin devlet kurma hakkı üzerine düşünceleri nedir ne değildir acaba?   Tek/İki devletli çözüm?   İşgal altında tutulan Batı Şeria'da durmadan genişlettikleri Yahudi yerleşim yerleri ve aşırı radikal gruplarının sebep olduğu vahşetlerle ilgili ne der?
"Bazı üst düzey İsrailli kurmay subayların Kürt ordusunun kurulmasını ve eğitimini yönlendirdiği" dile getirilmekte. Peki bu kişiler PKK terör örgütü ile ne kadar temastalar?   "Uğruna ne canlara kıyılan, çocukların bile terörist ilan edildiği, hümanizmin anlamının dünyaca değiştiği idealleri Siyonizm"in bölgede ve dünyada sebep olduğu adaletsizlik, döktüğü insan kanıyla ilgili sorular saklı kalsın.
"Kadınlar bir çiçektir" değerli okurlar. Gördüğünüz gibi dünyanın daha güzel bir yer olması için politik doğrucular ve feministlerin de savunduğu gibi, kadın siyasetçilerin sayısı artmalı!



"IŞİD saldırıları yüzünden, son on yılın en büyük Yahudi göçü gerçekleşti İsrail'e" deniyor. En fazla göç edenlerse (şaşırtıcı değil) Fransız Yahudileri olmuş.

Bu arada İsrail Savunma Bakanı   Moshe Ya'alon:
"İsrail'in baş düşmanı İran'dır. İran ve IŞİD arasında tercih yapmam istense IŞİD'i seçerim.   IŞİD,  İran'dan iyi"   demiş.

"Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve bu gruptaki diğerleri ile İsrail arasında büyük ölçüde ortak noktalar bulunduğunu;
İran, Müslüman Kardeşler ve uluslararası cihat güçlerinin ortak düşmanları olduğunu" anlatmış.     "Türkiye IŞİD'e destek veriyor" demeyi de ihmal etmemiş.   "IŞİD uzun süre Türk parasıyla finanse edildi" vesaire.

Tek ses tek nefes! Tek bir ağızdan borazancıbaşılık yapan ne çok?
Aslında bir taraftan da teşekkür etmemiz gerekir. Bize liderlerimizin çapını ve realitesini görme fırsatı sunuyorlar.





Türkiye ve İsrail'in anlaşma maddeleri şöyle listeleniyor:
  1. Mavi Marmara için tazminat   (20 milyon dolar, ölenlerin yakınlarına ait bir fona devredilecek deniyor)
  2. Türkiye ve İsrail ilişkileri normalleşecek, geri çekilen büyükelçiler yeniden gönderilecek.
  3. Türkiye, baskını gerçekleştiren İsrail askerlerine açtığı davalardan vazgeçecek.
  4. Hamas'ın Türkiye'deki aktiviteleri sınırlandırılacak, Salih El Aruri gibi bazı önemli isimleri sınırdışı edilecek.
  5. Türkiye, İsrail'den gaz almayı ve Avrupa'ya İsrail gazının taşınması için boru hattı inşasını kabul edecek.




Kişisel Görüşüm:   Bu blog'da şahsi görüşlerime nadiren yer veriyorum. Gerçek hayatta da kendini kolay açabilen biri değilimdir. İnsanları zaman zaman deneyen bir kişi olarak, bazen kendi düşüncemin tam tersini savunarak konuya ani ve gıcık girişler yaptığım da olabiliyor.
Şimdi bu konuya dönersek:
                    Biz neden İsrail ile önce bir anda zıtlaştık ve perde önünde küstük, sonra bir anda her şeyi unuttuk ve o dakka İran'la kötü olduk? Neden önce İsrail, sonra İran ile kavga ettik ya da küsmüş gibi yaptık?   Neden adı Yavuz Sultan Selim Köprüsü?   Geçmişin ayak izleri üzerinde yürüyerek mi geleceği   "fethedeceğiz"?   “Liyakat ve zekâya kıymet vermeden, bundan nasiplenmeyi bir kaide haline getirmeden imparatorluk 'hayali' kuran bir takım adamlar var”   diyordu Erdem Abaka bir tvitinde. Az bi düşünün.


Meselesi ve vaadi olmayan bir yapılanmaya doğru evrilmeye başladı iktidar partisi. Sürekli onunla-bununla-şununla didişerek veya didişme görüntüsü vererek mağduriyet yaratma çabasında.   Hali hazırda mevcut olan ve kapı eşiğinde bekleyen ağır ülke sorunlarının "Kasımpaşa modeli bir başkanlık sistemi" ile aşılabileceği teorisi, uluslarası dizayndaki zavallı halimize ayna tutuyor.
"Özgüvenimizi fena halde kaybettik" diyor kimisi.
Özgüvenimizi biraz da   MAVİ MARMARA   gibi olaylarda kaybetmedik mi? Çok çabuk öldürülebildik,   aniden affedebildik...   (Yazık)


Görüşmeler önümüzdeki günlerde devam edecek. Ortaya koyulan anlaşma maddeleri yıkılıyor,   ancak özellikle yukarıda 3. maddede listelediğim; haddinibilmezlik ve acizliğin bileşkesi olarak ışıldamakta.
(3. Madde: Türkiye, baskını gerçekleştiren İsrail askerlerine açtığı davalardan vazgeçecek.)     Yani?

          Yanisi:
          Furkanlar öldükleri ile kaldılar.
          Etinden sütünden kanından fazlasıyla istifade edildiler.
          Meydanlarda kalabalıklara karşı oy deposu oldular.
          Üstüne "terörist" ilan edildiler İsrail tarafından, onları öldürenler de "kahraman".
          Gazze ablukası elbet kalkmayacak. Belki anlaşma sonrası kısa bir dönem göstermelik gevşeme olabilir o kadar.
          Varsa yoksa "Başkanlık" konuşursun sen artık, sihirli değnekli kurtarıcı imiş gibi.


Hiçbir siyasi partiye genel seçimlerde oy vermeyen biriyim, ancak TR siyasetini kendimce takip etmeye çalışıyorum. Görüp gözlemlediğim herşey, bu toplumun ne kadar imansız, imanın sadece suretini verip kendisine asla sahip olmayan insanlarla dolu olduğu sonucuna çıkıyor. İnsanları hedef göstermek, kendi gölgesinden bile korkmak, sürekli hainler aramak, hain bulamıyorsan hain/hainlik yaratmak, 'çapsız olmak' ama kendi bokunda muhteşem cevherler görmek...  İşte siyasi ahalinin ruh hali.

Çeşitli yorum ve alıntılarla, elden geldiğince bu İsrail ve Mavi Marmara çarkını unutturmamak adına derledim bu yazıyı.
Toplumumuz için dua edecek gücü bulamıyorum artık. Hatalar üst üste gidiyor. Ne olacaksa olacak.

Yazıda "AKP'li troller suskun!" dedim ama, aslında AKTroller suskun değil. Gazze ablukasını kaldıran lider! diye paylaşım yapıp haber sitelerinde haber (?) yapıyorlar.
"Yalakalıktan delirmek" ne güzel şey anne!



Son söz:   Koyu milliyetçiliği besleyen damarlara iyi bakmak gerekir.
Bazı çevrelerin gazıyla mezhepçiliğe, saldırgan ayrımcı söylemlere, İran'a efelenmeye gitmek ne kadar doğru?
Yaklaşan ve hatta yavaştan başladığı söylenen Suud-İran savaşında "kraldan çok kralcı" olmasak bari.
İsrail ve İran:   Orta Doğu'daki bu iki ülkenin birisi ile zıtlaşma dahi ciddi riskler taşırken, hele de ikisi ile peş peşe gerginlik yaşamak tam rezalet! Hiç "değerli yalnızlık", "yeni Osmanlıcılık" gibi afilli tanımsız ifadelerin arkasına saklanmayın.

Bir de yalan uydurma haber ve resimlerle son zamanlarda çok fazla  "İran'da öldürülen Kürt şair, Kürt lider, asılan Sünni alimler..." haberleri dönmeye başladı. Yalan haberlere prim vermeyiniz.



Sayın Erdoğan;   "İnşallah biz en kısa zamanda Şam'a gidecek, Selahaddin Eyyubi'nin kabri başında Fatiha okuyacak,
Emevi Camisi'nde namazımızı kılacağız"
  demişti 2012 Eylül'ünde.
Buna bir de Ahmet Davutoğlu'nun   "(Başkent olacak) Kudüs'te namaz" vizyonunu ekleyin (2010).


Bir yorumcu "İran, atom bombasına dur dedi. Ortadoğu'nun selameti için bunu İsrail'den de bekliyoruz!!"   demiş.
Buraya bir gülücük işareti koyalım   : )



              EDIT:   "İsrail'de saldırı düzenledikleri gerekçesiyle öldürülen ve cesetleri iade edilmeyen Filistinlilerin ailelerini ziyaret eden üç Arap kökenli İsrail milletvekilinin meclis oturumlarına katılımı geçici olarak yasaklandı"   diyor bugünki bir haberde.
Adamlar ölüleri ziyarete dahi tahammül edemiyor, bizim coğrafyaya gelince "adalet, özgürlük"...
Yorum sizin.

3 yorum:

Yaman Ogut dedi ki...

Sisi ile yakınlaşma üvertürünü hararetle bekliyorum. Elbette ki Mısır ve Türkiye kadim dostturlar

Gülden S. dedi ki...

"Dilin kemiği yok" diye boşuna dememişler!

Adsız dedi ki...

van münit, ABD İsrail & TÜRKİYE sacayağında planlanmıştır. güya van münit ile yine bir kurgu olan Mavi Marmara ile Türkiye ve İsrail arasında görüntüde bir kavga varmış gibi göstermek üzere görevli kılınmışlardır. Zahirde durumun bu olduğunu gerçekte ise ilişkilerin ABD nin planladığı üzere gittiğini azıcık aklı olan herkes tahmin etmektedir. Bu kayıkçı kavgasının amacıda BOP projesinin bir parçası olarak Türkiyenin Arap yarım adasında TRUVA ATI rolünü en iyi şekilde oynamasından başka birşey değildir.