7 Mart 2014 Cuma

 Ülke Gündemine dair  Subjektif Yorumlar


Ergenekon Davası  zamanlarında  Kemalistler;
iktidara muhalif olanları (yani muhalefeti) eleştiren ve CHP'yi yeren herkese "Fetocu-şakirt" diye hakaretle karışık alay edenler; şimdilerde Facebook, Twitter gibi sosyal medya ortamlarında Fethullah'ın beddularını paylaşmakta!  İktidara karşı yerel seçimlerde "Yolsuzluk" videoları ile ortam dinlemelerinden medet ummakta. Dahası Cemaat ile birlikte ortak adaylara oynamakta.

Bu günleri de dördük  :)

Bu nasıl bir lanettir ki, kendi okları ile kendileri vurulmakta ancak farkında bile değiller?  (Sonra Yolsuzluk'tan vuran tarafın adayının Sarıgül olması?? AkParti'nin Ergenekoncularla dansı?)



Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı olduğunda, şahsı hakkında bazı kaygı ve düşüncelerimi yazmıştım. Türkiye gibi siyasetin bir değirmen öğütücülüğünde olduğu bir ülkede,  Uğur Dündar'ın bir ekran şovu ve bir kaset skandalı ile anında genel başkanlığa oturmuş bu kişinin; yeterince deneyim, kadro oluşturma ve hitabet gücünde olup olmadığı ilk şüphelerimdi. O dönem Ekşi Sözlüğe bunları yazdım diye saniyeler içerisinde neredeyse tüm enrty'lerim kötülenmişti.  Şimdilerde bizzat bu partinin kendi kitlesi içerisinde lider değişiminin şart olduğu konuşuluyor.

Bana ve benim gibilere yapılan hakaretlerin, söylenmiş kırıcı lafların hepsi sahiplerine döndü.  (görmesini bilene)



Ve  Erdoğan:
"Youtube  ve  Facebook'u kapatabiliriz.
Bu milleti Facebook'a, Youtube'a yedirmeyiz!
"
  buyurmuş.

Bu nasıl bir ülkedir ki, her daim bir SANSÜR ruhu canlı tutulmakta ve korku ile sindirmede ana silah olarak kullanılmaktadır. Üstelik ülkemizin pop kültüründe zeka ve inceliğin çok küçümsendiği de açıktır. Burada hepimizin bir özeleştiri yapması şart.


2010  senesi idi sanırım;   Atatürkçü Düşünce Derneği  (ADD)  Başkanı
Tansel Çölaşan,  Türkiye'de  YouTube'un ve Google'ın dahi kapatılmasına destek veriyordu!!!!  Özetle, YouTube'daki Ata'yı eleştiren yayınlardan ve Google'daki tarama sonuçlarından rahatsız olup sansüre destek vermiş. Şöyle diyordu: "Bizim için Atatürk bir demokrasi ve kadın özgürleşmesi sembolüdür. Bu ona saygı ile ilgilidir. Ben mahkemenin (Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi) verdiği karardan rahatsız değilim."
(Bu şahıs Danıştay eski Başkan vekili!)

Binali Yıldırım'ın  Ak Parti Ulaştırma Bakanı olduğu dönemde, Google ve ilişkili yayınlar TR'den yasaklanmıştı bir dönem. Güya sebep "vergi ödememesi" idi. "Bu ülkeyi Google mı yönetecek?" diye soruyordu kendisi. Blogger ve Google Earth gibi çeşitli hizmetlere de erişim engellenmişti böylece.
YouTube ise senelerce kapalıydı zaten.  Tam açıldı derken bu sefer de Deniz Baykal'ın gizli çekim görüntüleri yayınlandı diye kapatılması için dava açılmıştı.  Yani sonuç olarak:
Bizim neslin de geriye bıraktığı zihniyet aynı olacak gibi...  (#sansur)



Ve 7 Mart'ta İlker Başbuğ serbest.
Zirve yayınevi cellatları serbest.
Erhan Tuncel  ve  Reza Zarrab serbest.
Kısacası  Hrant Dink  dışında herkes tahliye oldu.
(Dağılın!)


2 yorum:

Adsız dedi ki...

Bir başbakan düşün, her türlü yolsuzluk kayıdı ortaya dökülmüş. Çıkmış tv'de kendisini aklamaya çalışıyor... Karşısına da soru sorması için danışmanını koymuş.

Asıl ucubelik bu işte.

Arzach Mills

canilecanan dedi ki...

"Şimdilerde" demişim yazıda ama...
Aradan geçen zamanda görülüyor ki gerçekten insanlar değişmiyor. Herkes görmek istediğini görüyor, duymak istediğini duyuyor.
Ve -bence- siyaset insanlığın temel sorunları hakkında hiç ümit vermiyor.