27 Aralık 2013 Cuma

  AKP  vs  The Cemaat

17 Aralık 2013'te Cemaat bağlantılı bir yolsuzluk operasyonu başlatıldığından beri, hükümetteki bazı bakanlar ve oğulları üzerinden kirli paralar Gündem'e saçılmış durumda. "Dershanelerin kapatılması" meselesi ve zıtlaşma geldi buralara kadar... Hrant Dink öldürüldüğünde (milliyetçi) duygulara tercuman olan, o zamanın İstanbul valisi şimdinin İçişleri Bakanı Muammer Güler; Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Çevre Bakanı (TOKİ) Erdoğan Bayraktar... Halk Bankası Genel Müdürü... Ayakkabı kutuları, para sayma cihazları, tomar tomar paralar, görevden alınan savcılar...
Popüler kültür ayağı da vardı bu operasyonun tabi:
İnşaatçı, orman katili, pop görgüsüzlük figürü Ali Ağaoğlu...
Ebru Gündeş'in eşiymiş, Reza Zarrab diye bir iş adamı... (Ebru Gündeş yazık zavallı "mağdur(e)" olarak ekranlarda jüri olarak bulunduğu bir yarışma programında "gözyaşlarına boğulmuş".)


Körler sağırlar birbirini ağırlar.. Bunlar da geçer.
(Bu kadar yapmacık ağlama mı olur?)  Zerre kadar ilgimi çekmedi, bir heyecan da yaratmadı bende bu gelişmeler. Ancak muhabbetim olan çenesi iyi çalışan bir kişinin sosyal medyadaki paylaşımlarını görünce, özelden fikirlerini sordum:  "Son dönemde dillerdeki soruşturmalara karşı mısın değil misin? Ne düşünüyorsun?"
Cevabını buraya da aktarmaya karar verdim:



AKP ve Yolsuzluk Soruşturmaları
Bu yaşıma kadar hiç bir siyasi grubun içinde olmadım yada hiç bir cemaatin.. Tabi bu ilgilenmediğim anlamına da gelmiyor. Develer güreşir çimenler ezilir.. Bu kavgalar sadece çimenlere zarar verecek, develere değil.
Yiğidi öldür hakkını ver demişler. Güzele güzel, çirkine çirkin diyebilmeli; hiç bir fikri yada yanlışı kambur edinmemeli.. Taasuptan, önyargıdan kaçınılmalı.. Çünkü taassup ve önyargı insanı kör eder. Beyinlerimizi lider yada cemaat önderlerinin cebine koymamalıyız. Bunlar bize Kuran'ın telkin ettiği şeyler. Ancak din tarihin her döneminde, her toplumda sömürülmüştür.

Türkiye'nin gündemine gelince.. Açıkça söylüyorum. AKP de Cemaat de maalesef gücün verdiği hazla olacak ki ne oldum delisi havasındalar. İki tarafın da haklı ve haksız olduğu bir yığın şey var. Gelinen noktada ise kaybeden taban, yani bizler oluyoruz. Ben özellikle iki gücün savaşından nemalanmaya çalışan acizleri gördükçe daha gıcık oluyorum. 11 yıldır hiç bir nane yap(a)mamışsın kendin de cemaatin hükümete yaptıklarından prim yapmaya çalışıyosun?.. "Ohh yesinler birbirlerini!" deyip mutluluktan coşarken kendin aciz aciz oturup bu kavgadan yararlanmaya çalışacaksın?

Bu güne kadar Türkiye'de AKP problemi değil, muhalefet problemi olmuştur. AKP oyları AKP olduğu için değil; muhalefet olmadığı için, halk alternatif göremediği için almıştır. Başbakanın iki kolu var: sağ kolu ve sol kolu (Bahçeli ve Kılıçdaroğlu). O kollar kopmadıkça başbakan başbakan olmaya devam edecektir.
Yolsuzluklara gelince... Bana bunu sorman tuhafıma da gitti tabi ki. Herhalde yolsuzlukların üzerine gidilmelidir.

Benden bir siyasi veya cemaat beklentisi içinde olmamalısın. Alkol alırım. Namaz kılmıyorum.. Hoşgörünün, demokrasinin olmazsa olmazlarından olduğuna inanıyorum. Alevi değilim, Sunni de sayılmam ancak bu kesimlerden çok yakın arkadaşlarım var. Solcu değilim, AKPli değilim, ülkücü değilim, Fetullahçı değilim; ancak hepsinden çok yakın arkadaşlarım var. Bir de "sosyal demokratım Atatürkçüyüm" deyip de aslında hiç alakası olmayan entel dantel geçinen, kendini elit sanan tiplere de ayrıca bir gıcığım var. Boşuna "kıroyum" demiyorum yani.
Sevgiyle kal.

------------------------------------------------------------------------------------


Bu da konuyla ilgili Ali Bayramoğlu'nun bir yazısından alıntı:

Çatışma nasıl seyredecek sorusuna verilecek yanıt, tarafların tavrı ve genel stratejilerinden ibaret değil, atacakları adımlarla hukuk devleti düzenini ne kadar zorlayabilecekleriyle de ilgili.
...
Cemaatin devlet içindeki yeminli aktörleri ellerindeki devlet yetkisini cemaat stratejisi etrafında kullanmaya devam ettikçe, bu yaygınlaştıkça, siyasi iktidar bu çerçevede yara aldıkça, az akıllı CHP tipi siyasi partiler ve olup biteni tribünden seyretmeyi, AK Parti'ye vurarak cemaati okşamayı tercih edenler bu durumu meşrulaştırdıkça, demokrasi sorunu daha da büyür.
("Devlet krizi, demokrasi riski", Ali Bayramoğlu. 27.12.2013, Yeni Şafak)

Ve Twitter:
Osmanlıdaki kulun, Cumhuriyette dahi, İslam sosuna batırılmış sadaka ve rüşvet zihniyetini devam ettirmiş olması tarihin tekerrürüdür.
(@ShlomoHayim)


Hiç yorum yok: