15 Temmuz 2014 Salı

 Direksiyon Sınavı


Bu pazarki ehliyet direksiyon sınavım tam bir sukut-u hayal  idi. Konuya hemen gireyim (çok lazımmış gibi) zira yazmazsam, biraz daha dolucam.
Bendenizin ilk hakta kalma nedeni: Aracı park ederken stop etmek. "Kontrollü ve rahat yarım saatlik bir sürüş yaptığım" söylendikten sonra, boş alanda olması gerektiği gibi park ederken aracı stop ettirdim diye başarısız sayıldım. Ben de 13 Temmuz'dan beri bir şekilde stop etmesine denk geldiğim herkese takılıyorum, sen sınava girsen kesin kalırdın diye... Kurs hocamın dediği ise benden kaynaklı değilmiş, "Bu işlerde büyük bir rant var" dedi. Gene anlamadım. Zaten Milli Eğitim'e dair pek çok şeye anlam verebilmiş değilim.

Anladığım tek şey, yeni sistemde pek kimseyi ilk seferde geçirmek istemedikleri. Böylece tekrar özel ders al, tekrar sınav ücreti öde, denetmenlere de iş çıkar hem... Aracı yarım saat boyunca o kadar güzel ve rahat kullandım ki, son anda park ederken stop ettim diye iş bitti. İnsanların haram para kazanmak için abartılı şaklabanlık yaptığı bir yer olduk bence.


İkinci hakkımda:  Yola çıktıktan kısa süre sonra sınav caddesinde bir kaza nedeniyle yol tıkandı. Açıldığında da "Sürenizi doldurdunuz" diye başarısız sayıldım. Yani 10 dakika (yoldaki her araç gibi) olduğum yerde dururken, hız limitlerini aşarak dahi 20-25 dakikada şehrin en işlek güzergahlarından birinde, üç trafik lambasını da hesaba katarak, belirlenen uzun yolu iki kez turlamak zaten mümkün değildi. O gün bir sürü insan bu süre aşımı sebebiyle başarısız sayıldı ki park alanı girişindeki yoğun hafta sonu trafiği ile tıkanma gibi saçma sapan durumlar da oldu... Milli Eğitim Müdürlüğü'ne itiraz dilekçesi vermek istediğimdeyse "Ehliyet Direksiyon Sınavı ile ilgili itiraz kabul edilmediği" cevabını aldım. Herhalde ülkenin en dokunulmazı bu konudur, bir temyizi bile yok!

Mide sorunlarımla sınav sonrası kızgınlığım birleşince, toplamda tam üç gündür damla uyumuş değilim. Olayı ve tepkimi Facebook duvarımdan paylaştığımda bir arkadaşım şöyle dedi:

Niye kotu tarafindan bakiyorsun ki! Her onune gelen ehliyet aldi diye degilmi bunca kaza bunca aci. Iyi tarafindan bak olaya.
..........Valla ben hayatta bu kadar iyimser olamadım maalesef  :(
Evet Türkiye'de önüne gelene ehliyet verme saçmaığına bir son verilmesi gerekiyordu ve bu yeni sistem daha yapıcı oldu. Beri yandan art niyet ve para hırsına da kılıf bulundu. Sınav sırasında iki kez, kendi şeridimde ve normal hızda giderken üstüme kıran "EHLİYETLİ hıyarlar"a rağmen sakinliğimi bozmadım ve düzgünce sıyrıldım. Ama parkta stop edince kalıyorsun? Koskoca şoförlüğü alıp bir stop etmeye indirgemekle mi kazalar bitecek??
.......... Kardeşim de beni sınav öncesi rahatlatmaya çalışıyor,
"Saçmalama, stop edeni hemen bırakırlar mı! Ben bile 15 senedir kullanmama rağmen gelirken stop ettirdim gördün işte, panik yapma!" diyordu.

.......... Bırakma şekilleri ise kırıcı idi.  İlk hakkımda, arabayı stop ettirir ettirmez, yanımdaki denetmen hemen arkadaki kurs hocasına dönüp:

_"Hocam sizi alabilir miyiz direksiyona?"
Bu nasıl bir tutumdur? Kimi kandırıyoruz ki,  ehliyet hakkı kazananların hepsi direksiyonun kompedanı mı oldu yani? Hem daha ne kadar araç kullanma deneyimimiz oldu ki, yıllardır kullananların dahi yaptıklarını aşmamız bekleniyor? Ayrıca biri park etme sırasında olacak şekilde, tam iki kez yanımdaki denetmeni elini dışarı atarak sağ aynayı neredeyse tamamen kapattığı için uyarmak zorunda kaldığımı da eklemek isterim. (#Art niyet?)  Keşke sürücü adaylarının da denetmenleri değerlendirme imkanı olsa.


Fakat benim için asıl çanların çaldığı an, Ek$i Sözlük'te Direksiyon Sınavı başlığında yazılanlara göz gezdirdiğimde yaşandı. Bir de sonuçları öğrenmek için kursa gittiğimde... Ters şeride girenler, fazla hız yapanlar, vites hep 1'de iken sürmeye çalışanlar, --şerit değiştirirken ve dönüşlerde sinyalleri unutanlar: bizzat ben şahidim-- şu bu... Maaşallah ehliyetlerini almışlar.

..........Bir kez daha bazı insanların şanslı bazılarının doğuştan yıldızının düşük olduğunu idrak etmiş oldum. Çok lazımmış gibi.

Hep "geç ve güç".
Sanırım kendi milliyetimle kurabildiğim tek bağ da bu.


Son olarak:  Sakinlik ve soğukkanlılık, sınavda önemle baktıkları özellikler arasında. Okuyan ve henüz sınava girmemiş varsa aklında bulunsun, bu önemli.
-------------------



16 Ağustos 2014 Cumartesi günü:

Bugün direksiyon sınavım vardı, bu ikinci girişim. Yanlışlıkla Pazar günü demişler bana, 15 dakika kala arayıp çağırdılar  "bugündü aslında hemen şimdi gelebilir misiniz" diye, paldır küldür taksiyle ucu ucuna yetiştim.

İkidir ehliyet sınavına giriyorum ve park etme aşamasında bırakılıyorum. Sorun: Yavaş park yapmammış, gerçekten yavaşım. Fiziksel aktivitelerimde kendimi bildim bileli yavaşlık var bende.  Hayatımın geri kalanında olduğu gibi araç kullanırken de yansıtırım bunu. Hızdan arınmış ve rahat araç kullanırım ama bu park etmede "2 DAKİKALIK SÜRENİZİ DOLDURDUNUZ" deniyor dubalara girerken, ben bırakılıyorum.  (Bu arada sınavı geçenler arasında kim 2 dakikada park alanına girip çıkabilmiş, o da ayrı bir muamma! Öyle bir sıra var ki park kısmında zaten, beklemekle toplam sürenin yarıya yakını gitti gidiyor.)   Delirmek üzereyim! Özel ders de alıyorum ama illa ya park yerinde benden öncekinin çıkışını beklerken zaman kaybediyorum, illa bi gecikme oluyor.. Diğer herşey tammış, park olmuyormuş. Ne stop ettim bu kez,  ne dubalara çarpıyorum  ne arabayı yamuk bırakıyorum, sadece iki dakikayı aşıyormuşum.  Yazılı sınavdan 94 aldım, direksiyona bir daha girsem gene kesin kalıcam parkta.


Son iki yıldır ehliyet alan arkadaş ve tanıdıklarımdan kaza yapanlar oldu. Rampa kalkışında sorun yaşayanlara bile ehliyet verebiliyorlar ama park çok çok ciddi bir durum, orada sorun varsa ehliyet alamazsın yeni sistemde.  Boş alanda park ederken stop edersen kalırsın, iki dakikada dubaların arasına girip çıkamazsan kalırsın... Çarpmak ve kırmızı ışıkta geçmek gibi iki salaklığı yapmadıktan sonra yeni sistemde B sınıfı otomobil ehliyeti almada belki de en önemli nokta "PARK AŞAMASI".
Ben bu mantığı çözemedim.  Eğer ülkemizde kaza istatistiklerinde azalma varsa, bunun nedeni şehir içi ve dışı yolların genişletilmesidir, peş peşe pek çok noktaya konan kamera ve radarlardır, plakalara yazılan cezalar sebebiyle sürücülerin dikkatli ve kontrollü olmalarıdır. Yeni sistem medyada abartıldığı kadar faydalı olmayacak, zira uygulamada sakat bir mantık üzerinde gidilmekte.
Acaba sadece bizim bölgede mi böyle yoksa tüm TR'de mi?  Ben anlayamadım. Bu sistem mi trafik güvenliğini sağlayacak?

Acayip ağır konuşup küfür de ettim bu sefer, artık sinirlerim nasıl tükenmişse... Bir dahaki hakkımda da kalıcam malum, gökten yeni bir BEN inecek hali yok.
Bunu bir yere şikayet etmek istiyorum. Milli Eğitim uygulama sınavı ile ilgili itiraz dilekçesi kabul etmiyormuş, bana söylenen bu.  İtiraz edemediğin kadar tartışılmaz bir uygulamada ne terslikler yaşanabilirse payıma düşüyor. Kimse okumayacak veya kaale almayacak muhtemelen ama ben artık bu saçmalığı taşıyamıyorum.  Kaç kişi iki dakikada park edip alandan çıkabilmiş ki?  Kimsede sürülmeyen gerekçeler bende sürülüyor.
Derdim büyük, bugün sinirden saçımın telinden üzerimdeki kıyafete kadar sucuk gibi oldum ve yolun ortasında deli gibi küfür ettim! Kendimi tanıyamıyorum artık ne kadar sinirler bileylenmişse... Az kaldı Nietzsche gibi "Tanrı öldü!" diyecektim. Yeni ehliyet sınavının mantığını anlayamıyorum, ben de ehliyet almakta gecikince, artık ölene kadar muhtemelen elim direksiyona değmez. Zaten bu kadar özgüven sarsılması bu kadar saçmalık ve bu kadar lanetten de hayır çıkmaz. Belki bunda da bir hayır vardır ama ben artık bir insanı boğmadan nasıl rahatlarım onu bilemiyorum.


1 yorum:

canilecanan dedi ki...

Koçbaşı gibi hep aynı noktaya vurmak da cabası. Yarım saat şehir trafiğinde araba kullanıyorsun, ve gayet hoş övgüler aldıktan sonra her defasında parkta kalmak ve muhtemelen bir sonrakinde de böyle olacağını bilmek hiç de hoş değil. Hevesim de mecalim de kalmadı. Daha da direksiyon sınavına girmem ;)