16 Mayıs 2015 Cumartesi

 Bir Ademoğlu göçtü bu dünyadan:  Kenan EVREN

Ergenekon-Balyoz soruşturmalarının gündemin en tepesinde olduğu, 12 Eylül 1980 darbesini düzenleyenlerin yargıya götürülmesinin yolunu açacak 12 Eylül Referandumu'nun kısa zaman öncesinde gördük onu. Hürriyet gazetesine bir söyleşi vermişti, (ben Gözcü/Sözcü'de denk geldim gerçi.)  Yanında Genelkurmay eski başkanlarından Hüseyin Kıvrıkoğlu  da vardı fotoğrafta,  kamera lenslerinin içine dimdik bakarak poz vermişlerdi.   Darbe soruşturması başlarsa ne yaparsınız gibi bir soruya Evren'in cevabı:  "Çok kolay. Benim için 1 el silaha bakar"  idi.

Ancak can tatlı... Başkalarının çocuklarını öldürmeye benzemiyor tabi.
Velhasıl Evren'in mahkemelerdeki o acıklı hallerine denk geldik, gene GATA'lardan alınan raporlara denk geldik, hatta mahkeme esnasında uyuklamasına dahi denk geldik; sadece 1 el silah sesine denk gelemedik.


      (EDEMEDİ)










Bu nasıl bir ülkedir ki en tepesindeki adamlar bile yalama olmuş?
Kişi, kendi özgür iradesi ile akli dengesi yerinde iken verdiği tüm sözlerden ve yaptığı hareketlerden sorumludur.  Nokta.
Kendi ağzından çıkan söze sahip olamayan bir adam Genelkurmay Başkanı olmuş, ordusu ile darbe yapmış, Cumhurbaşkanı olmuş...   Daha ne denir?


Birkaç yıl önce «Cumhurbaşkanı Eşleri» adlı şu kitabı okuyordum. (Yazarı: Ayça Atikoğlu) İyi bir çalışma değil, ancak biyografi alanına ilgiliyseniz es geçmeyin derim. O kitapta 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in eşi Sekine Evren ile ilgili sayfalar da vardı. Acıklı bulduğum -eminim çoklarının nedenini anlayamayacağı- bir hayat yaşamış, neyse ki erken ölerek "kurtulmuş". Zaten Kenan Evren de böyle diyor.
Bu nasıl sevgi fakiri bir adam ki, kendi ailesini mutlu edememiş, ülkeyi ve halkını nasıl mutlu edecek?

Zaten yeterince konuşulan bir kişi olduğundan, ben malum şeyleri tekrarlamak istemedim, burada bunları yazdım.
Söylenebilecek daha fazla şeyler de var da... Neyse.
Sonuçta  "bizim çocuklar işi başardı."  ("Our boys did it!")
Geriye kaldı bize hatırası 82 Anayasası, YÖK'ü, hadım edilmiş üniversiteleri, daha da hızla açılan İmam Hatipleri ve tabi kökleşen Fethullah'ı...   Sağol Evren Paşa!


Güzel ülkemde bir 10 Mayıs sabahı hatırası:

Amasya, selfie çeken şehzade, Kenan Evren ölmüş Zeki Alasya, anneler günü...
_Ve beyin çeker gider.
_Tuhaf bir tatmin anlayışımız var. Tuhafazakar olduk.
_Bence bu eğlenceli bir iş olmuş, hem modern zamanlarımıza bir hiciv de içeriyor. Yerel ve evrensel selfie çılgınlığının;  zerre kadar kimsenin merak edip iplemediği ancak şişinmek için Mehter'ini, şehzadesini, sultanını kullandığı Osmanlı'ya bakışımızın;  "Ben yaptım oldu"culuğumuzun...
Belki de "tuhafazakar"lığımızın heykeli bu  :)

1 yorum:

canilecanan dedi ki...

Twitter'dan derlediklerim (Ekim2012-IV) alıntı:

Aziz ÜSTEL: "Ben de bacak bacak üstüne attığım için Kenan EVREN tarafından kovulmuştum TRT'den."

Kenan EVREN: "Bu herif Devlet Başkanı izliyor mu diye düşünecek ve bacak bacak üstüne atmayacak, kovun gitsin!"

(Gerçekten kendini yeryüzünün/bölgesinin tek efendisi sanan kibirliler için Ötekileri kovmak çok kolay ve hak! + Güç nerde, Şakşakçılar orada!)