Kendini Türkler olarak tanımlayan milletin en büyük eksiklerinden biri "kültür" noktasındadır. Bunu en kolay popüler kültür hayatına dikkat kesilerek anlayabilirsiniz.
Son yıllarda "ünlüler" veya "şöhret" dediğimiz insanlarımızın, ünleri bitmesin diye her şeyi dillerine dolamış, saçma sapan konuşma alışkanlığına sahip medya maymunlarından çıkma hali kemikleşti mesela bizde.
En tepelerdeyken bile mazlum edebiyatının dibine vururlar... "Mağaradan/Varoşlardan/Gecekondudan/Fakirlikten geldim!"
(fakirlikten fucker'lığa!)
Dün çıkar AKP'ye neden oy verdiğini anlatır, kocasıyla-karısıyla-sevgilisiyle-eski sevgilisiyle ilişkisini anlatır, her konudaki fikrini daha sorulmadan anlatır, bir-iki aldığı İngilizce özel dersten sonra konuşmalarında yabancı kelimeleri kullanıp hava attığını sanır...
Bir ara hamilelik dönemindeki cinsel hayatını, doğan çocuğunun "agu" demesini ve bademcik ameliyatını dahi bizlerle paylaşan bir ünlümüz, şimdilerdeki popüler damarı da yakalamış gördüğüm kadarıyla. Biraz da Kürt açılımından bahsetsin öyleyse, eyvallah. Halk hiç şaşmayın bunu da yer, yemezse de geniş midesiyle yemiş gibi yapar. Ama asıl halktan önce medya yöneticileri mesul bundan.
Bu kadar mı vizyonsuz ve vicdansız olunur? Bu kadar mı "Medyanın gereksiz gündemi"ne tutsak edilir bir toplum?
Medya yöneticilerinin bu kadar değersiz haberi değerlileştirmesi, bir düşünün, aynı zamanda değerleri değersizleştirmiyor mu?
NOT: Bu yazı, Radikal Online'da sansüre uğrayıp yayınlanmamış bir yorumum. Hükümetten Cumhurbaşkanı'na, Askeriye ve TSK'ya, bütün muhalefet ve siyasilere, hukukçulara, rektörlere, milletler ve milliyetçiliğe dair bir dizi konuda yer yer oldukça dikkat çekici sert eleştirilerin yapıldığı bir platformda; medya konusunda bu kadar bir eleştiriye dahi izin verilmedi.
"Medya; artık siyasetin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nın, bizatihi devletin, yargının, hepsinin de üstünde egemen bir güç olduğunu ilan ediyor" sanırım.
"Ve kağıt basım gazete sayfalarından daha fazla imkân + özgürlük sunan internet haber sitelerinde bile sansürleniyoruz, iyi mi?"
Son yıllarda "ünlüler" veya "şöhret" dediğimiz insanlarımızın, ünleri bitmesin diye her şeyi dillerine dolamış, saçma sapan konuşma alışkanlığına sahip medya maymunlarından çıkma hali kemikleşti mesela bizde.
En tepelerdeyken bile mazlum edebiyatının dibine vururlar... "Mağaradan/Varoşlardan/Gecekondudan/Fakirlikten geldim!"
(fakirlikten fucker'lığa!)
Dün çıkar AKP'ye neden oy verdiğini anlatır, kocasıyla-karısıyla-sevgilisiyle-eski sevgilisiyle ilişkisini anlatır, her konudaki fikrini daha sorulmadan anlatır, bir-iki aldığı İngilizce özel dersten sonra konuşmalarında yabancı kelimeleri kullanıp hava attığını sanır...
Gündemde "Kürt açılımı" mı var? Bu fırsat kaçmaz elbette!
Bir ara hamilelik dönemindeki cinsel hayatını, doğan çocuğunun "agu" demesini ve bademcik ameliyatını dahi bizlerle paylaşan bir ünlümüz, şimdilerdeki popüler damarı da yakalamış gördüğüm kadarıyla. Biraz da Kürt açılımından bahsetsin öyleyse, eyvallah. Halk hiç şaşmayın bunu da yer, yemezse de geniş midesiyle yemiş gibi yapar. Ama asıl halktan önce medya yöneticileri mesul bundan.
Bu kadar mı vizyonsuz ve vicdansız olunur? Bu kadar mı "Medyanın gereksiz gündemi"ne tutsak edilir bir toplum?
Hepimizin, sahip olduğumuz hayat nefesinden ötürü bir borcu var; insanlığa, hayata, Tanrı'ya...
Medya yöneticilerinin bu kadar değersiz haberi değerlileştirmesi, bir düşünün, aynı zamanda değerleri değersizleştirmiyor mu?
NOT: Bu yazı, Radikal Online'da sansüre uğrayıp yayınlanmamış bir yorumum. Hükümetten Cumhurbaşkanı'na, Askeriye ve TSK'ya, bütün muhalefet ve siyasilere, hukukçulara, rektörlere, milletler ve milliyetçiliğe dair bir dizi konuda yer yer oldukça dikkat çekici sert eleştirilerin yapıldığı bir platformda; medya konusunda bu kadar bir eleştiriye dahi izin verilmedi.
Aynı Sansür karşısında Türk Medyası'ndaki İkiyüzlülük yazımda belirttiğim gibi,
"Medya; artık siyasetin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nın, bizatihi devletin, yargının, hepsinin de üstünde egemen bir güç olduğunu ilan ediyor" sanırım.
"Ve kağıt basım gazete sayfalarından daha fazla imkân + özgürlük sunan internet haber sitelerinde bile sansürleniyoruz, iyi mi?"



