Diyarbakır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyarbakır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2019 Salı

Uydurma haber değil,  "Hepsi Gerçek!" -4


Şaka gibi duran şu haberler  maalesef kurgu değilmiş.
Yani Zaytung haberi değil, gerçek!

  • MHP'den "Halı ve seccadelere gizlenmiş haç işaretleri ile Viyana kuşatmasını eleştiren subliminal figürler"e  karşı kanun teklifi  (haber)

    Bunu @Zaytung bile düşünemezdi,  tebrikler MHP! :)

.
  • Soyadından AKP'li olduğu anlaşılanları silmişler!

    Uydurma haber veya Zaytung değil,  gerçek demeç!

    "Soyadlarına bakıldığında AK Parti'ye oy verdikleri kolayca tespit edilebilen 3092 seçmenin kaydı düşürülmüş."
    Mevlüt Uysal   (İBB eski Başkanı)

    Tamam, siyaset için "yalan söyleme sanatı" filan dedik ama bu kadar da bariz sallanmaz artık. Bunların anlayışına göre, soyadı testinden tam puanla geçen  İmamoğlu  kesin "hacı" mesela!   :D

  • AKP'li vekil:  "İmamoğlu kazanırsa İstanbul'a imansızların putlarını diktirecek!"   (haber)

    Ne İmamoğlu'ymuş arkadaş!  Breh breh!

    (Bu arada sözü söyleyen milletvekilinin aşağıdaki fotosunu Twitter'da gördüğümde baştan sandım ki sosyal medyada artık çok sık karşılaştığımız yalan ve fotoşop haberlerden birisi bu... Gerçek haber olduğunu öğrendiğimdeyse koptum!
    Bildiğin  Zübük  yahu bu!   :D)


  • "Çaldılar dedim, çünkü mecburdum!"

    Binali Yıldırım:
    "Çaldılar dedim, çünkü mecburdum. Niye mecburdum? Çünkü bir algı operasyonu yapıldı. Yani orada bir hukuki tabir değil,  farkındayız.
    Ben sesimi duyuramadığım için çaldılar dedim.
    "

    Zamanınız varsa, olaya eski Yeşilçam filmlerinden "Neşeli Günler" üzerinden yapılan şu mizahi yoruma bakın derim:   YouTube video


  • Binali Yıldırım başka video,  2013'ten:
    Gazeteci:  _Efendim Belediye Başkanlığını Düşünür Müsünüz?
    Binali Yıldırım:  _Yok Almiim ehuhehe, İşi Olmayanlara İş Bulsalar Daha İyi Değil Mi?   (video)


  • YSK  seçim iptal gerekçesini fiilen iptal etti

    Sandık kurulu başkanlarının usule uygun belirlenmediğini ("devlet memuru olmadıklarını") gerekçe göstererek 31 Mart 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal eden Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) bir hafta önce verdiği karara göre  "Soruşturma geçiren İlçe Seçim Kurulu başkanları ve seçim müdürlerinin tekrar görev alabileceklerine" ilişkin açıklama yapıldı.

    Duruma  Devlet Bahçeli  dahi tepki gösterdi:
    "Bu tür davranışlar anlaşılması zor davranışlardır."   (haber)


  • (Yargı dökülüyor)
    Mehmet Yoylu adlı bir hakim, duruşma sırasında bir kadın avukata etek boyu üzerinden sözlü saldırıda bulundu, "Avukatlığa yakışmıyor" dedi.  Olay sırasında sakallı ve gömleği açık olan hakim bey,  çıkışı tepki çekince ara verip traş oldu ve kravat takıp geri geldi.

    "Faillerin güvendiği kravat ve iyi hal indirimine hakim de sırtını yaslıyor"  denmiş bir Twitter notunda.  (bkz)


    Olumlu yönde değişim ve gelişime dair içinizde "niyet" yok ise "her gün bir paket"  açıklayın... Nafile.
    Siyasi hedefiniz,  varlık maksadınız ile yapmaya çalıştığınız  "reform"  kavramı birbiriyle çelişiyor.
    "Kendinize rağmen"  olumlu bir değişim gerçekleştirebilecek misiniz?
    Erdem Abaka


  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden Okçuluk Vakfı'na aktarılan para  16.5 milyon lira!

    (İYİ Parti Genel Başkanı)  Meral Akşener:

             "Yahu,  Malazgirt  Meydan Muharebesi'nde bu kadar  ok  atılmadı?"   (Video)

    Başka söze gerek yok.


  •  a haber'in  delirme seviyesi  göz yaşarttı    ^_^



Ve son olarak:
  • "Kürdistan"  deme hakkı sadece AKP'de

    Binali Yıldırım, AK Parti Diyarbakır il binası önünde yaptığı konuşmada "Kürdistan" ifadesini kullandı. HDP'li belediye başkanları ve milletvekilleri kullandığında mahkeme sonrası hapis yollarının göründüğü; CHP'li kullandığında "emperyalistlerle işbirliği içinde" olduklarını, "Pontus", "hain", "terörist destekçisi" olduklarını anlamamıza vesile olan bu esrarengiz kelimeyi;  AKP'li kullandığında ise "Efendim ne var bunda? Gazi Mustafa Kemal Atatürk de kullanmıştı bu ifadeyi"  oluyor.

    Yani anlayacağınız,  tam sevgi pıtırcığı bu AKP'liler.  "Kürdistan" kelimesinin de patentini almışlar.

  • Abdullah Öcalan,  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için  HDP'ye  "tarafsızlık çağrısı"  yaptı.

    Evet, İstanbul için 23 Haziran tarihli ikinci denemeye saatler kala, bu kez APO'dan gelen bir çalımla gündem alt üst oldu ve kelimenin tam anlamıyla "bu kadarı da olmaz!" denen şeyler gerçek oldu. Öcalan, tarafsızlık adı altında İmamoğlu'na karşıtlık istiyor,  birileri PKK elebaşısını "yerli ve milli" ilan ediyor, Bahçeli: "Teröristbaşı, HDP'nin istismarına müdahale etmek, hatta önüne geçmek maksadıyla tarafsızlık çağrısı yaptı"  diyor...

    "Hiçbir seçim ortamı bu denli kirlenmemiş, seçmenin aklını bu kadar aşağılamamış, bu denli kerih olmamıştı. Her türlü elektronik ve basılı paylaşım ortamının, bu haftaki kadar zıvanasından çıktığına şahit olmadık. Her şey bir avuç şuursuz oyu yönlendirmek için. Hayra alamet olmayan bu rezilliğin arkasından bakalım ne çıkacak."    (Mehmet Tanju Akad,  Facebook)


Evet, yazının burasına kadar gelmeyi başarabildiyseniz; belirtmek isterim ki bundan sonrası tamamen kurgu.

Alt solda  Doğu Perinçek'in siyasi çizgisi konulu resim çalışması, sağda ise  "Beka için milli karar,  Karayip için istikrar"  diyen Johnny Depp abimiz uğurluyor sizi.  Bir de küçük bir video var kendi kanalımdan,  "siyaset  ve  insanların sorun çözme biçimi"  üzerine...


17 Ekim 2017 Salı

   Hayatları  MASKE  olan  insanlar


Artık yazmadan geçemedim.
Bir arkadaşım  Facebook paylaşımında  şöyle diyor:
"Günaydın güzel ülkemin güzel insanları  diyecektim ama  güzel ülkemin tuhaf insanları  demek daha mantıklı.
Her halta siyaset sokup  her olayda art niyet arayanlar
ve artık kötü düşünmekten beyni sulanmış olanlar
size günaydın filan yok.  Ölün de kurtulalım."

Her Türkiye karşıtı, zarar verici olayda  "Siz bunu hak ettiniz, reziller!! harrgh tüüü!"  temalı paylaşımlar yapan, siyasetle ruhları dibine kadar kirlenmiş bu insanlar;  bu güne kadar,  malum cenaha barajı geçirmek uğruna patlatılan bombalarda ölen insanlarımız için,  artta kalanların travması için tek kelime etmediler.  (Ama Muğla'da bombacıların çıplak olarak aranıp yere yatırılması  ve  bazı ajanların tutuklanması
"insan hakları"  bağlamında onlar için çok daha önemli konulardı.)
10 Ekim 2015  Ankara Garı patlamasında  ortalarda  tek bir  HDP yönetiminden insan yokmuş,   bu da mı tesadüf acaba?

Seçimler öncesi,  HDP Diyarbakır Mitingi'nde bombalı saldırı gerçekleştiğinde  "Bunu AKP yaptı! Hesabını soracağız!!!"  diye sosyal medyada höykürenler;  nedense  o gece  Can Dündar'ın attığı
kan emici vampirik tvitlere tek bir laf etmediği gibi  dört köşe oldular bir de...  O gecenin delirmişliği şöyleydi:

Bir trafo önünde bomba(lar) patlatılmış, ölen insanlar var. Can Bey'in attığı tvit:  “Geçmiş olsun Diyarbakır!  Umarım cevabın yine aynı sağduyuda ve aynı nitelikte olur:  Seni başkan yaptırmayacağız!

Oturduğu yerden  anında-saniyesinde çözmüş kanlı düğüm atılmış işi ve tetikçilik yapıyor adam.  Ruhunun kirini çamurunu ortaya boca ediyor,  ona buna sürüyor.

Ertesinde  (Dicle Haber Ajansı  idi sanırım)  bir paylaşım yapıp  bomba düzeneğinin yerleştirildiği tabla altını  "tesadüfen"  çeken kameramanlarının kaydını yayınladı.  (Sonra tesadüfenli tvitlerini silip aynı görseli farklı bir cümle ile tekrar paylaştılar.)




Kendi Facebook sayfamda görselini yayınlayıp  "Bu mu gazetecilik?"  diye sordum diye o gece bazı sert tepkiler aldım.
Ona buna  "faşist  faşist!!!"  diyen  yüksek eğitimli bir genç kadın arkadaşım,  bol iğneli ve özelime göndermeli  aşağılayıcı bir cevap yazmıştı.  (Kendisinin pek çok zor zamanında destek olan bir insanın boşluğa yolladığı tek bir soruya tahammülü yok,  ona buna faşist diye ünleyip  «özgürlük»  istiyor,  üstüne saygı dersleri veriyor bu.)
Kendisi maskeli özgürlükçü.  Patlatılarak ölen ve öldürülen Kürt kanlarının pazarlamacılığını yapıyor aslen.  Ortaya yazılmış tek bir soruya tahammülü yok  ama ona buna "faşist faşist"  diye havlaya havlaya ömür çürütüyor.
Şaka şaka lan!   'Creme de la creme'   bir hayat yaşar,  ve kariyer basamaklarını hızla tırmanırken;  ülke, "ezilenler" ve gidişat adına boyna ahlanıp vahlanıyor.   (#tiyatro)




Bakıyorsun,  "Milliyetçiliğe dur de!"  gibi  sivil toplumcu hareketler içerisinde olanların sayfaları  Kürt milliyetçiliğinin damıtılmış örnekleri ile dolu.  Yahu bu ne perhiz  bu ne lahana turşusu?

Aynı milliyetçilik karşıtları,  Hendek operasyonları başlarken,   15Temmuz darbe ve kaos girişimi olurken,  her NATO müdahalesi söylentisi yayıldığında  "Siz bunu hak ettiniz.  Haydi şimdi Orta Asya'ya!'  :))"   gibi paylaşımlarla coştukça coşuyorlar.

E hani milliyetçiliğe ve ırkçılığa karşı idin sen?  Hani bunlar kötü idi? Hani bunlara karşı ortak bir mücadelemiz vardı?  Hani nerede o "kardeşlik türküsü"  ve  ülküsü?   Acaba neden kendini gerçek kimliğinle tanıtmıyorsun da  tam tersi imiş gibi sunuyorsun?
Neden bu kadar maske taktın??  :)


Ahmet Altan,  Nazlı Ilıcak  ve  Taraf-Zaman avanesi...
"Halkımız cahil!!!"  korosunun,  basın-yayının kirli ve bulanık yüzü için  siper olması  ise tam ibretlik.  Ülkede o kadar faili meçhul varken, hapishane baskınları yapılırken,  Ergenekon davaları gitgide bir kumpasa dönüştürülürken,  Hoca Efendiciler her köşe başını tutmuşken  "Adalet yürüyüşü"  yapmamış  CHP;  tutup başta  (kendilerine göre)  tam da  faşist mi faşist,  kötü mü kötü bir adam  ve  onun baskıcı iktidarı varken  bir anda  meydanlara dökülme kararı almışlar.
Tabii ki adalet adına!   (yersen)
Bayanlar baylar!  Bedava tutarsızlık var,  siz de ister misiniz?


Bir de durmadan  "yüzleşme"  isteyenler var.
Ekim 2014  Kobani olayları   olurken,   insanlar öldürülürken,
nifak tohumlarının meyve vermesi için  zehirli sözcükler  söylenirken üç maymunu oynamış bu sansarlar;  sıcak çatışma çıkınca:
“ Barış,  hemen,  şimdi!! ”
diye ünleyerek bir anda saklandıkları delikten çıkıp gene ülkeye ve Türklere nefretlerini kusarak ortaya tükürmeye başladılar.
Önce kendisi yüzleşmeyen  yalancı sahtekar  ne kadar insan varsa
tam zıttından girip  yüzleşelim muhabbeti yaparken beri yanda sürekli sinir uçlarını dinamitleyip nifak tohumları serperek,  toplumlar arası tüm yakınlaşma ihtimallerini de sabote edip çıkıyor burada.

İnsan kanından beslenen vampirler ve ölüseviciler! Sizin gibiler, ölen çocukları-gençleri,  Berkinleri  (Eren'leri)  ancak dilinize dolamak; söylemlerinize siyasi sos, dekor olarak kullanmak üzre "elverişli ölüler" olarak seversiniz.  Varsa yoksa "kimlik siyaseti!  (Ve davanız!)
Dilinize doladığınız "yüzleşme" ise bir ilüzyon. Ne gerçek bir yüzleşme ne de gerçek bir barışmayı hedeflemektesiniz. Sadece etnik ayrımcılık ve post-modernizm akımının etkisinde fitne-fesat ile atomlarına kadar ayrışma ve  "yem iken  daha ufak yem olma"...

Herkesin dilinde bir  "faşist"  kelimesi,  önüne gelene yapıştırıyor. Üstelik "Barış Hemen Şimdi!" ile barış istemek ve savaş karşıtlığı da kirlendi.  Aynen geçmişte "insan hakları" ve "çevrecilik" örneklerinde olduğu gibi...  Kavramların da içine ettik galiba?


Yazımın sonunda,  bir yorumdan alıntı yaparak bitiriyorum. Lütfen bir düşünün:
İster sağcı ol,  ister solcu.
İster Türk milliyetçisi ol,  istersen Kürt milliyetçisi...
Önce şu soruya hiç bir tarafa kıvırmadan cevap vermek gerekiyor.
Türkiye'nin Suriyeleşmesi tehlikesine ne diyorsun? Türkiye'nin Iraklaşmasına,  Lübnanlaşmasına, Libyalaşmasına ne diyorsun...
Önce böyle bir tehlikenin varlığına inanıyor musun?
Böyle bir tehlike söz konusu ise,  bu tehlikeyi es geçmek nasıl hoş görülebilir ki.
Sence  15-16 Temmuz  ne ifade ediyor?
(Mustafa Satış  -  "FARKLI GÖRÜŞ MÜ,  FARKLI CEPHE Mİ?"
Ekim 2017 tarihli FB yorumunu linke tıklayarak okuyabilirsiniz. Görüşmek üzere.)



7 Şubat 2013 Perşembe

CHP 2013  (zaman tüneli)



"Anadilde eğitime karşıyım.. Ama Diyarbakırlıya isterse Kürt derim,  ne olacak ki?"

Kemal KILIÇDAROĞLU  (Ocak 2011)




Mecliste "Anadilde Savunma Hakkı" ile ilgili kanun tasarısının görüşülmesi sırasında:

"(...) Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eş değerde gördüremezsiniz."
Birgül Ayman GÜLER  (Ocak 2013)



-----
Bir zamanlar yeterince boş zamanım, ilgim ve azmim varmış ki   oturup CHP üzerine şöyle denemeler yazmışım:

26 Ekim 2012 Cuma

 Twitter'dan derlediklerim  (Ekim2012-I)


28 ŞUBAT
Uğur Dündar:  Ben de 28 Şubat mağduruyum.
(Yok artık, daha neler!  Bu kadar da cıvıklaşmayalım afedersin.)


Hilmi Özkök:  Bazı siyasetçilerin bizden yardım ister gibi durumları oldu.
2002-2006 yılları arası  Genelkurmay Başkanlığı yapmış Özkök'ün  Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu'ndaki  beyanları için:  tıklayınız
(alternatif link)

TBMM  Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu'na  bilgi veren  Show Tv ve Turkcell'in sahiplerinden Mehmet Emin Karamehmet, 28 Şubat döneminde Nazlı Ilıcak'ın işine son verilmesine ilişkin bir soruya şöyle cevap verdi:   "Nazlı Hanımın ayrılmasına oğlu neden oldu. O genel müdürdü, kendisi istemedi. Babamı batırdı burayı da batıracak diyerek annesinin ayrılmasını oğlu istedi.  Ama daha başka konuşuluyor."
(Kaynak:  Medyatava)

Sırrı Süreyya Önder (BDP İstanbul milletvekili, 2011 seçimlerindeki Bağımsız adaylardan) 12 Eylül döneminde Mamak Cezaevi'nde işkencecisi olan Raci Tetik ile komisyonda yüzleşti. İşkencecinin eylemleri kabulü ve rahat tavırları dikkat çekti.



BALYOZ  sanıklarına 20 yıl hapis talebi
"Aytaç Yalman'dan Darbe İtirafı" - Balyoz Darbe Planı'nın yapıldığı dönemde Kara Kuvvetleri Komutanı olan Aytaç Yalman, "Darbeyi ben önledim"  diyerek  Balyoz'u itiraf etmiş oldu.

Dönemin Gn.Krm.Bşk  ve  KKK birbirleriyle  "Darbeyi sen değil, ben önledim" yarışında.  Ama iman sahipleri hala Balyoz tümüyle sahtedir diyor.
(Ferdan Ergut - ‏@FerdanErgut)

Çetin Doğan'ın  mahkeme önünde mehmetçiğe ayakkabılarını sildirmesi darbeden beter.   (@mysticalman06)

12 Mart'ta  Deniz'leri  "teşebbüs"ten  ipe çeken darbeci teröristler,  niye ağlıyonuz lan?  Siz teşebbüsten 20 sene alınca acıttı mı 20 sene?
Asıl ve gerçek ve tek fikirleri kendi ayrıcalıklarıdır.  Sağla bir olup sola,  solla bir olup sağa saldırır ve muktedir kalırlar.
TSK kötü bir şey yapmaz. Yaptıysa da arkasında ABD vardır. Kenan Evren gibi birini bulup yaptırmıştır.  Özü itibariyle şeker gibi ordudur.
(Mehmet Ördekçi  -  ‏@mehmet_ordekci)

Darbe girisimlerinin basarisiz olmasina sevinenlerle uzulenlerin anlasmasi da gerekmiyor zaten,  dunyalarimiz ayri deyip gecelim.
(Ufuk Uras  -  ‏@UfukUras)



#KurdishHungerForFreedom
Cezaevlerinde yaklaşık 680 hükümlü açlık grevinde 46. günü tamamladı. Tepki ve talepleri: Öcalan'a tecritin sona erdirilmesi, Kürt kimliği ile ilgili temel hakların tanınması.   (Anadilde eğitim ve Anadilde savunma)

"Ölütapıcılığı"nın bu denli yaygın olduğu bir ülke olmasak  belki yaşayanları her şeye rağmen sevebilme inceliğini gösterebilirdik.   (@HektorVartanyan)

İhlas suresi Diyarbekir'de yaşayan dört halkın dilinde cami kapılarına asılmış: Türkçe, İngilizce, Almanca, Rusça..:  pic.twitter.com/m0HCFtjv
(‏@ruhavi)

On yıllardır kaç kere  "Barış çok yakın"  söylemi ara ara ortalığı kapladı,  ama hiç barış olmadı.  Bu haber ve istihbaratlar hep temelsiz çıktı.
Vakit kazanma oyunu sürekli "barış-savaş" döngüsü üretmeyi de gerektiriyor. (@alperrrrrrrrr)

Kardeşliği ve dostluğu zerre kadar iplemeyenlerin, iki lafın birinde kardeşlik ve dostluktan dem vurmaları ne kadar enteresan.
(Neslihan Acu  -  @neslihanacu)

Ümit Özdağ:  "Hz. Peygamber PKK karşısında ne yapardı?"
Allah sabır versin Kürtlere valla.  (Hayko Bağdat -‏ @haykobagdat)

Birçok köşe yazarı, tutuklu ve hükümlülerin nakledildiği F tipi cezaevlerinin '5 yıldızlı otel konforu'nda olduğunu yazdı. Onlardan bazı isimlerin şu an Silivri Cezaevi'nde tutuklu veya cezaevi koşullarını köşelerinde eleştirmekte olmaları ise, kaderin bir cilvesi olarak değerlendirilebilir.
(Oral Çalışlar,   "Ölüm oruçları ve Öcalan'a tecrit" -  24.10.2012,  Radikal)



CHP  muhalefetini çok etkili buluyorum.  Misal;
Milletvekili yaşı 18 değil 21 olsun,  seçim 27 ekim değil
4 kasım olsun..  bunlar önemli farklar   (@MuzoChe)

Türkiye'ye dışarıdan bakan biri, AKP'nin doğrularını/yanlışlarını az çok kavrayabilir ama muhalefetin bu kadar fos olmasını açıklayamaz.  (‏@resatcalislar)

Adamlar Ak Partiye muhalafet edeceğine  Ak Partiye oy verenlere küfrediyor. Sizdeki bu odun kafayla  Ak Parti 2023'ü de  2071'i de görür. (@erdemli1toplum)

Eğer entelektüel sefaletden bahsediyorsak chp li teyzelerden tutun da, akademisyenlerine kadar kemalistlerin üstüne tanımam..  (‏@sucluyorum)

Bu ulusalcılar cidden aptal ve cahil ve en kötüsü bunu bilmiyorlar. (@kuntakinteden)

"Desen ki CHP'ye;  -Gel medeni olalım,  +Hayır, modaya uyalım, diyecek.
-Batının insan hakları normlarını alalım, deseniz;  +Hayır, kıyafetlerini
(@hasoturanboga)

hem ulusalcı  hem solcu olunabiliyorsa  che tişörtlerinizi kızılaya bağışlayın, ağırlık yapmasın..   (Servet Kocakaya - ‏@servetkocakaya)

Emine Ülker Tarhan  ‏(@EUTarhan)  -  1 Temmuz
Potanın azimli perileri, Cumhuriyet kızları, Ülkemizde artık gün gün kadınların emeğinin, gücünün, saygınlığı...  http://fb.me/1rL8WxHTI
(Şaka gibiler gerçekten... Ama komik desen değil, doğal desen değil.)



CHP Kemalizmi terketmedikçe asla değişemez.
Kemalizmle demokrasi arasında kan uyuşmazlığı var.  İkisi birbirini öldürmeye mahkum ve mecbur.
---
İnsan haklarının korunmasının ülkelerin egemenlik hakkından daha önemli olduğunu tekrar hatırlayalım.
(Atilla Yayla  -  ‏@atilla_yayla)


Kemal Kılıçdaroğlu:  İkinci Oslo sürecine izin vermeyiz.
(Birkaç hafta önce olabileceğini söylemiş kendisi oysa.)

Bu Kılıçdaroğlu ne yapmak istiyor Allah aşkına adam tutarsızlık makinası gibi çalışıyo..  (@mimBAka)



Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven: "Dağda ölen teröriste ağlamıyorsanız insan değilsiniz"  dedi;  hakkında soruşturma açıldı.
Başbakan Erdoğan Diyarbakır Emniyet Müdürü'nü azarladı, müdüre destek açıklaması yapan Bülent Arınç  "şok"  oldu.  Foto

İşkence, tecavüz vb basit suçlardan ceza almış olan zevatı  (Sedat Selim Ay gibi)  kollamak ve terfi ettirmek varken  (terörden sorumlu  İstanbul Emniyet Müdür Yardımcılığı'na yükseltmek gibi),  kim n'apsın insani söylemleri dillendiren emniyetçileri?
Bu arada Sedat Selim Ay, kendisinin aldığı cezaları haberleştiren Taraf'a tepki göstermiş.

Başvekil, "müdürümüzü yedirmeyiz" kıvamında olduktan sonra,  Sedat Selim Ay tekzip de gönderir,  kalkar kendi de gelir!   (‏@zd99)

"İnsani söylem ama ülkeyi bölüyor" sözünün tercümesi "Ülke bütün olsun da, insan olmasak da olur."
Ezbercilerin farkına varmadığı gerçek: Zaten bölünmüş bir ülkede yaşıyoruz. Batı'dan bölünmüş,  Güney'den bölünmüş...
(Senai Demirci - ‏@senaidemirci)

"Dağda ölen teröriste ağlamaz onlar,  çünkü":
"Evet bir hata var!  O hata bir asırdır devam ediyor..."
Ali Akel  -  27 Ekim 2012,  Yeni Şafak Beta



İktidarın iktidar olma yöntemlerini/biçimlerini kökünden değiştirdiği bir çağda, hala aynı yöntemlerle/biçimlerle muhalefet mümkün mü?
12 Eylül Anayasası, onlar için havada aranırken yerde bulunmuş bir anayasa;  hiç vazgeçerler mi ondan?
Kurt(ce) konusu acildi ve Kilicdaroglu'nun demin siraladigi insan sevgisi/esitlik/demokrasi yapisi catir catir coktu. Kilicdaroglu iki dakikada, demin elestirdiklerinin yaninda.  Diyarbakir Emniyet Mudurunun soyledikleri uzerine,  iktidar-muhalefet tek kalp.
(Naim Dilmener  -  ‏@renemliD)


Ya polis şefine karşı oluşan  AKP-CHP-MHP ittifakı,  aynı perspektifte yeni anayasa için de oluşursa halimiz ne olur?
(Ruşen Çakır  -  ‏@cakir_rusen)

Polis Müdürü: Ölen teröriste ağlarım.
Erdoğan:  Ağlamayız.
Kılıçdaroğlu:  Bu sözler bölücü.
Bahçeli:  Haddi değil.
Sonuç:  Üçü bir polis etmedi.
(Kurtuluş Tayiz - ‏@DARKAPI)

Dün Mecliste Diyarbakır Emniyet Müdürü'nün tırnağını aradık.
(Ufuk Uras  -  ‏@UfukUras)


Mehmet Metiner:  Biz annelerin çocuklarıyla Kürtçe konuşmasına izin veren bir partiyiz,  demiş....
Allah'ın verdiğini zekat diye dağıtamazsınız.
(Nihat Doğan  -  ‏@NihatDogan_ND)

Bir emniyet müdürü hatta bir Nihat Doğan kadar bile olamayan elitler ve milletvekilleri...


Tayyip Erdoğan,  Taraf  için:
"O gazetenin benim için hiçbir kıymeti yok" demiş,  Taraf'ın yayınladığı Köşk anketini soranlara.   Demek ki bünyesinden ayrılanlara/eksilenlere vs rağmen hala dikkate değer bir yayın organı  Taraf.

Bkz:  Muhalefet  (Taraf Manşet Foto)

Sonucunu beğenmediği kamuoyu anketini yayınlayan gazeteye "parazit" diye sövgü...  Myanmar'a neden gidildiğini soran köşe yazarının işten atılmasının patronundan talep edildiği bir özgürlük anlayışı...
Çocukların neden öldüğünü soranlara "hain" ve "alçak" diyen başbakan, Bingöl'de şikeli bir şekilde kurşunlanan on askerimiz...
Neden ve nasıl düştüğü belli olmayan uçaktaki,  otopsi sonuçları açıklanmayan pilotlarımız,  sırra kadem basan Deniz feneri davası...
Bir buçuk yıl önce AKP 2011 seçim bildirgesinde bize "ileri demokrasi" vaat ediyordu,  hiç biri gerçekleşmedi.
(Mehmet Altan  - ‏ @MehmetAltanFan)


.
Erdogan  neo-Ittihatci politikalar ureten,  huzuru ve barisi saglayacak vizyona sahip olmayan bir lider oldugunu bilmemkacinci kez gosterdi  +
Gecirdigi Sayistay yasasiyla denetimsizligi iyice arttiran hukumet  ne merkezilikten, ne devletcilikten ne tekcilikten sikayetci +

(1) Paranin aktigi gunlerde yapisal cozumlere gitmeyen,  anayasa yapmayan, Kurtler'le/komsularla kopruleri atan  RTE  sikisinca zamlara basladi+
(3) Gul'e ragmen  Sayistay yasasiyla denetimsizlik getiren,  Kurtler'le savasi harlayip askeriyenin butcedeki denetimsiz yukunu iyice arttiran+
(6) RTE  TR'yi kriz ortamindan cikarmak icin gerekli vasiflara haiz midir? Basariliyken bile elestiri kaldiramayan biri basarisizken ne olur?
(Mehmet Umut Ermeç  -  Endişesiz Modern    ‏@MehmedVII) ........



AB  İlerleme(me)  Raporu ...........
AB ile ilişkilerden sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış,   AB  İlerleme  Raporu için "Önemli olan kendi raporumuz" demiş.
Yorum yapmayacağım.
(Yetvart Danzikyan - ‏@yozgatedirnetra)

Merkezin idari vesayeti devam ediyor. Yerel idarelere yetki devri konusunda hiçbir ilerleme olmadı.  Bölgesel yönetimler kurulmadı.
(Ferdan Ergut - ‏@FerdanErgut)

CHP'ye koşulsuz kredi açan ulusalcıları eleştirirken,  aynı zihniyetin AKP versiyonuna savrulanlar utanmadan demokrat olduğunu iddia ediyor.
(@mechulmuhayyil)

Başabakanımızı müslümanım diyen insanların haksızca eleştirmesi inanılır gibi değil.    (Oktar Babuna  -  ‏@OktarBabuna)


Ve Suriye...
İnsanoğlunu kendi haline bırak, dokunduğu yeri cehenneme çeviriyor. Silahlar,  savaşlar,  açgözlülük ve vahşet.  Öbür yanda da Ümit!
İnsanlık sanki binlerce yıl daha barış ve onurlu bir huzura erişemeyecek gibi.

       Halep:  Halep'i bu hale getirenlerin yeri cehennem olsun,  demiş birisi Twitter'da.   FOTO
Çatışmalar sırasında Halep Emevi Camii'nin içinde ve dışında ciddi hasar meydana gelmiş.   pic.twitter.com/X5gIkZU8
Halep Emevi Camii,  avlusunda bombalar ve enkaz değil cemaat varken:   pic.twitter.com/vgsgVnyB

Aleppo is the oldest inhabited city in the world and is being destroyed. (@hanasbahi)

Yazıklar olsun. Halep Çarşısı kül oldu.
Medieval Aleppo souks destroyed by fire as battle rages in Syria   http://gu.com/p/3an8m/tw  via  @guardian  (Yavuz Baydar - ‏@yavuzbaydar)

Halep'teki savaşta  Ermeniler tarafsızlıklarını korumaya çalışıyor  »  AGOS ‏


Hukumetin yaptigi hata sogukkanli olup Suriye'ye fevri bir reaksiyon vermemek degil;  bugune kadarki dengesiz ve tutarsiz Suriye politikasi!
(@cenksidar)

Ne Esad  ne Baas rejimi  ne de Suriye'nin demokratik olup olmadığı Batı'nın umurunda,  tüm kavga devletlerin (şirketlerin) enerji kavgası.


      Rusya,   NATO ve Türkiye'yi uyardı:   "Suriye'yi koruruz"
Türkiye birilerinin isteğiyle savaşa girecek bir ülke değildir ama kendi isteğiyle savaşa girecek bir ülke de değildir.
Türkiye'nin şu an dünyadaki imajı,  "Gücün karanlık yüzüne yakın duran ve öngörülmesi zor bir ülke"  olarak özetlenebilir galiba.
(@resatcalislar)

Savaşa, zulüme hayırmış.  Biri de çıkıp sormuyor, 30 yıldır iç savaşla kavrulan Türkiye,  Ortadoğu'yu sen mi kurtaracaksın?   (‏@mechulmuhayyil)

Ve Türk solu, "savaş" kelimesini hatırlar.  Zira memleket güllük gülistanlık... (@NadyaKomanaci_)

Bir yanda savaş karşıtları,  diğer yanda onların karşıtları.  Sorsanız kesinlikle savaş istemiyorlar.  Keşke açık konuşsalar da tartışabilsek.
(Ruşen Çakır  -  ‏@cakir_rusen)

Mehmet Ördekçi  -  ‏@mehmet_ordekci:  Savaş sadece gençlerin ölmesi değil. Savaş kalplerin nefretle,  kafaların milliyetçilik mikrobuyla dolması; generallerin tekrar iktidar olması.



MHP, Türkiye'nin Suriye ile savaştırılarak "Kürt devleti"nin kurulacağını söylüyordu. BDP tezkereye hayır dedi, MHP evet!  Kafamız karıştı.
(Kenan Çamurcu  -  ‏@KenanCamurcu)

#AKPYeterArtikDefol dan ziyade isyanınız sisteme olmalı çünkü iktidar CHP de olsa MHP de olsa  malesef aynı şeyler'i yapacaktır.  (‏@KapkaraMizah)


(İzmir'i kast ediyor)   Memlekete "sizi Ak Parti'den kurtaracağız" diye düşman girse  "hoşgeldiniz" diyecek epey bi kitle var.    (‏@aydinunal_)

ben savaşacağım  Mehmet Barlas'ın,  Nazlı Ilıcak'ın,  politikacıların züppe oğulları zevkü sefa sürecek.. yok öyle.. #savasahayir    (@sucluyorum)

Şu ana kadar Kürt sorununu bile cözememis bir ülke.  Suriye ile bir sicak catisma halinde TR'nin her yerinde bombalar patlar,  siviller ölür.
(Arthur Cravan  ‏-  @cravanart)

Suriye'den gelen ölüm haberlerini okumadan geçmeye başladığımı farkettim, tıpkı Irak gibi.  Yazık, bir ülkede daha sadece istatistik oldu ölümler.   (@ersoyakif1)



Milletvekili seçilme yaşı:  18
Paralı eğitime karşı pankart açan öğrencileri senelerce hapse tıkanlar  18 yaşa MV'lik öneriyor... Bu kadar da riyakarlık olmaz! komiksiniz!
(@eminesonnur)

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, ... seçilme ... yaşının düşürülmesi tartışmalarına tepki amacıyla 18 yaşında iki gençle basın toplantısı düzenlemiş.

Soldaki çocuğu 18 yaşında milletvekili nasıl olurun örneği olarak çağırmışlar toplantıya ama
o namaza durmuş sanırım:
(‏@FerdiCarrefour)


EKİM 2012  gündem haberleri devamı:

28 Mayıs 2012 Pazartesi

..... Uludere üzerine alıntılar

28 Aralık 2011 akşamı  saat dokuz buçuğu biraz geçe,  Türk Hava Kuvvetleri'nin Şırnak-Uludere ilçesi yakınlarındaki  Irak topraklarında  F-16 savaş uçaklarıyla yaptığı bombardıman sonucunda 34 vatandaşımızın hayatını kaybettiği  Uludere Operasyonu  üzerine yazılmış bazı köşe yazılarına  link vermek istiyorum.

İlki Yeni Şafak'tan.  Normalde okuduğum bir gazete değil,  dolayısıyla yazarlarını tanımıyorum. Ancak değişik medya siteleri kanalıyla dinci basından gelen en sert eleştirilerden biri olarak sunuldu bu yazı:

Ali AKEL  /  Yeni Şafak  -  Özür açıklanmaz, özür dilenir!
Diyorsunuz ki, "Silahlı Kuvvetlerimiz bu Ahmet mi Mehmet mi bilmez ki." Öyle bir silahlı kuvvetleriniz var işte... Uzaktan baktığında 'katırı insan, teröristi çoban, kaçakçıyı terörist' zanneden silahlı kuvvetleriniz.
İdris Naim Şahin adını taşıyan bir İçişleri Bakanınız var ki, mümkün olsa mezarlardaki parçalanmış çocukların cesetlerini çıkartıp kodese yollayacak.

Ufak anekdotlar da içeren bir başka yazı:
Mehmet Ali BİRAND  /  Posta  -  Şahin, bu defa büyük bir ağaç devirdi ve altında kalacak...
Bu kafa ile biz ne Kürt Sorunu'nu çözebilir ne de terörle demokratik kurallar çerçevesinde mücadele edebiliriz.
...
Siyasilere açık ve cesur bir özür bile fazla geliyorsa, özür ve yaptırım terör örgütünün isteği olarak yorumlanıyorsa,  en azından
Kürt meselesi açısından eski mantık,  eski düzen,
eski ideoloji yeniden ürüyor demektir.
...
Bakanın sözlerinin bir ilerisi şudur zira:
"Onlar zaten Kürt'tü..."

Siyasetçiler ve hükumeti eleştirmekten gayrı,  halk ve insanlarımızı da sorumluluk çerçevesinde eleştiren bir diğer köşe yazısı:
Ahmet ALTAN  /  Taraf  -  Ölüm bile Eşitsiz  (*)
Bu ülkedeki korkunç eşitsizliği görmüyorlar mı?
Doğal mı buluyorlar bu eşitsizliği, bu ülkenin vatandaşlarının bir kısmı çocuklarına anadilde eğitim verirken diğerlerinin çocuklarını anadillerinde eğitememeleri, bunun "yasak" olması çok mu rahat kabul edilebilecek bir durum?
...
Bu ülke zaten bölünmüş.
Yaşadığınız ülkede, "34 insanı öldürüldüğünde" hükümetin aldırmadığı, "tazminatsa tazminat kardeşim" dediği bir halkla, "her canı" ayrı ayrı kıymetli başka bir halk var. Hayatta da eşit değiller, ölümde de eşit değiller.  Bu "bölünme" değilse nedir?
...
Anlamadığım Türklerin neden içi acımıyor, neden Türkler ayağa kalkmıyor, neden Türkler hesap sormuyor?
Türk olmak böyle bir şey mi, ırkçı mıyız biz, insafsız mıyız, başkalarının dertlerine, acılarına bu kadar bigâne, bu kadar bencil miyiz?
Öldürülen bizden değilse başımızı çevirir geçer miyiz?
Böyle olduğumuz, böyle davrandığımız için mi "ne mutlu Türk'üm diyene"  diyeceğiz?
...
Uludere hepimizin gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Bu gerçeği görüp de "mutlu" olmak ayıptır.



Ölüleri anımsatarak savaşı yükseltmek mi istiyor?
Asker, polis, gerilla ölümlerine yol açan çatışmaların temelinde inkar edilen bir halk,  yok varsayılan bir kültür, tanınmayan demokratik haklar,  azgın bir sömürü ile sınırsız kibir  ve güçlünün zalimliği var.  Başbakan bunları özellikle gözden uzak tutarak güvenlik ve savaş politikalarında ısrar edeceğini söylüyor.  Yani daha çok ölüm,  acı ve yalan.
(çıkarsız - 29 Mayıs 2012,  Radikal Online)

Tasma
Kimse size gelin de bu Kürd Sorununu çözün demedi Sayın Başbakan. Siz ne hikmetse nereden zuhur ettiyse çıkıp Kürdlere ve Demokrasi Özgürlük Eşitlik Eşit Paylaşım ve Demokrasi isteyen Türkiye Halklarına çözüm üreteceğinizi söylediniz.  Bugün gelinen noktada bunların hikayeden halkların taleplerinin üzerinden İktidarı ele geçirmek için manüplasyon ve siyasi manevradan öte birşey olmadığı çıktı meydane.  AKePe ve Siyaseti İdeolojisi,  küresel kapitalizmin ve onun yerli bağlantılarının desteğinde artık duvara toslamış dağılmış eski vesayetin, paçavraya dönmüş iflas etmiş Kemalist paradigmanın yerine inşa edilen Yeni Vesayettir.  Bu toprakların Ötekilerini,  Türkiyeli Demokratları,  Demokrasi Talebinde bulunan Kitleleri kandıramadığını gördüğünde, projenin peşine takamadığını gördüğünde kasedi başa sarıp işi Türk Irkçılığına Sunni Şövenizmine dökmüştür sayın Başbakan.  Milliyetçi Cepheyi yeniden inşa etmiştir. Hepsi budur. Bugün Devlet Bahçeli de İçişleri bakanına verdiği destekle bunu teyyid etmiştir.  Başbakan tasmasını tutamadıklarından feveran etmekte, onlara kara çalmaya çalışmaktadır. Tasmasını tuttukları kendisine yetmiyor olacak herhal.  Lakin Arta Kalanların tasması yok,  kimse tutamadı,  tasma da takamadı,  tutamayacak ve tasma takamayacak.  Şimdi tasmasını tuttukları ile yürüsün bu yolları...
(blueknife)

-----
Son gelişme:   Yeni Şafak,  yukarıda alıntılamış olduğım yazısı nedeniyle Ali Akel'in işine son verdi.  Toplamda 16 yıldır ilgili gazetede muhabirlik,  haber müdürlüğü,  yazı işleri müdürlüğü ve son beş yıldır da Washington temsilciliği yapıyormuş kendisi.  Bakınız "Tasma" lafı ne kadar da çabuk yerini buldu ve böylece  Türk basın tarihinde tasması selahiyetle çekilmiş gazetecilerin -şimdilik-  en sonuncusu oldu Ali Akel.


16 Ocak 2012 Pazartesi

 "Ermeni Soykırımı"nı Tartışma Eşiğinde

Uzun zamandır yazmıyorum buraya.  Köprünün altından çok sular aktı. Kişiselde kayıplar  (üzerimde büyük etkisi olan teyzemi kaybettim), bitişler-yeni başlangıç hayalleri, korkular, ameliyatlar... Ülke gündemi derseniz her şey jet hızıyla alıp başını gidiyor.  Çocukluğumun ellerinde olduğu teyzemin yoğun bakımdan çıkamayışı  (Aralık 2011)  ve tam o günlerde Ekşi Sözlük'teki bir olay (?) beni tekrar yazmaya teşvik etti.


Mevzu:  Ermeni Soykırımı
Hukuk eğitimi aldığını söyleyen ve hukuki yaklaşımlardan pek de hazetmediğini uzata uzata örneklendiren bir sözlük hacivatı ile iletişime geçtiğimde, cevapları karşısında hayretlerimi ifade edebilmem zor.

Kendi ifadesine göre;  "çok şükür Allah korkusu olan",  "bunun aksi insanlardan olmadığından, vicdansız şerefsiz sabit fikirli ve önyargılı olmasının mümkün olmadığını"  beyan eden, "Müslümanlar katliam yapmaz" eşiğini çoktan aşmış bu sabit fikirli yazarın;  ırkçı, milliyetçi, ulusalcı ve İslam soslu entry'si  -tahmin edileceği üzre-  Ekşi Sözlük haftanın en beğenilen entryleri listesine de girmiş.

Türk milleti adına,  kendi ifadesi ile "dik duruş" sergileyen bu yazara benim gönderdiğim mesaj şu idi:
(#26717342)  hukuktan nefret ettiğinizi söylemişsiniz ama kendi eleştirdiğiniz bakış açısını fevkalade yüklendiğiniz görülebiliyor.  ekşi sözlük, hatta neredeyse tüm sözlükler milliyetçi yuvası olduklarından alkışlayanınız da boldur, şüphesiz. yalnız ben entrynizi  "ermeniler bizden özür dilesin ve tazminat ödesin" diye bitirmemenizi yadırgadım,  onu paylaşmak istedim.  böylece daha tutarlı bir dik duruş sergileyebilirdiniz oysa.

Olayın "Hukuksal" boyutu üzerinde kafa yoran, hukuk eğitimi almış yazardan gelen cevaplara karşı yaşadığım şaşkınlıkların da etkisi ile, ilgili başlığa yazdığım entry şöyle oldu:
Allah korkusu olan insanlar olarak orantısız bir katletmeyi, (müslüman halkı öldürmek veya zarar vermek gibi hiç bir eyleme karışmamış) yüzbinlerce masum insanın mallarına konmayı ve bir milleti kendi anavatınından söküp öldürüp uzaklara sürmeyi gerçekleştirebilecek kadar şerefli, yüksek fikirli ve önyargısız olanların savundukları ve akladıkları bir olay. çok şükür, ne mutlu ki milletimizin hukuk fakültelerinden osmanlı'nın dahi savunmadığı ayıplarını aklamak için seferber olacak kadar böylesi dik duruş sergileyen hukukçular fabrikasyon şekilde çıkış yapıyor.
------------------------------------------------------------------------------


Son günlerde, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde İnsan Hakları dersleri veren Prof. Anıl Çeçen'in açıklamaları da dikkat çekmekte:

"İnsan Hakları Sözleşmesi geçerliliğini yitirdi. Savaş hukuku uygulansın.... Göstericilere füze atılsın. 40-50 kişinin toplandığını uzaydan tesbit ettiğimiz anda, toplananları füze atıp imha edelim... Türklere doğum kontrolü yapılıyor ama yoksul Kürtlerin on çocuğu var. Ben araştırdım, Dünya Bankası bunlara para ödüyor.  Ortada bir plan var"  diyen bir hukukçu kendisi.

Böyle insanların hukukçu olduğu bir yer işte Türkiye.

"Halkımız cahil"  mottosundaki eğitimli  (pardon "yüksek öğrenimli")  kitlemiz, bünyesinden gerçekten öyle bir hukuk ordusu çıkarmış ki;  hele "milli meselelerimiz"  kategorisi söz konusu olduğunda o derece sırıtan bir dinci-milliyetçi jargonları var ki...  O derece "dik duruş" sergiliyorlar ve bu (t)arzın toplumda o derece talebi var ki...



  • Ekşi Sözlük başlığındaki şahsi görüşüm/entry'm  şurada.
    ("entry" demezsek sözlüğü tanımıyorsun muamelesi çekilebiliyor amman dikkat!)
  • Anıl Çeçen hakkındaki bir yorumdan alıntı:
Ulu önderine borcunu ne yapsa ödeyemeyecek bir Kemalist. Ulu önder olmasaydı kendisi gibi birinin hukuk fakültesinde insan hakları dersi verdiği bu cumhuriyet olur muydu, olabilir miydi?  Ya da ne bileyim Sabiha Gökçen gibi bir ulu pilotumuz mesela, olabilir miydi? Hepimiz çok şey borçluyuz ulu önderimize...

Savaş hukuku, Cenevre Sözleşmesi, İç savaş saptaması filan benim bildiğim kadarıyla PKK'nın kabulünü talep ettiği şeyler. Sen ben keskin olmak adına "İç savaş ulan bunun adı" deriz de bir devlet yetkilisinin ağzından böyle şey duyamazsın. Çünkü neden, çünkü bu resmîleşirse PKK "savaşan taraf" statüsü kazanır. Bunu kazanınca da misal Akdeniz'de silah yüklü gemiye PKK bayrağı çekilince uluslararası sularda o gemiye kimse ilişemez. Hiç sanmam ama, bunu mu istiyormuş? Yok, değildir. Herhalde onun istediği TC'nin tek taraflı olarak "savaşan taraf" kabul edilmesi, Diyarbakır'ı bile bombalasa insanlık adına kimselerin  "Şşşt alooo, n'apıyon bilader?"  dememesi.
(mehmet ordekci.  12/01/2012,  Ek$i)


14 Şubat 2011 Pazartesi

 Gündem  Ocak-Şubat 2011/1

Ocak  ve  içinde bulunduğumuz Şubat ayında  hem Türkiye hem de Ortadoğu'da pek çok gelişme yaşanmakta:  “Tunus ve Mısır'daki olaylar devrim mi?  Gelene demokrasi denebilir mi?  Kıbrıs'ta neler oluyor?” gibi tartışmalar devam ededursun;  şu son zamanlarda eksik kalanları not düşmek istedim sadece.


CHP'nin Kürtlere bakışı
Kürde Kürt diyebilmek: "Oylarımız yüzde 30-31 bandında"  diyen Kemal Kılıçdaroğlu: "Anadilde eğitime karşı olduğunu, ama Diyarbakırlılar isterse onlara 'Kürt' diyeceğini"  söyledi.

Son dönemlerin popüler siyasetçisi, CHP Genel Başkan Yardımcısı Hurşit Güneş'in İzmit'te parti il yönetimi ile düzenlediği toplantıda; gazetecilerin salondan ayrılmasının ertesinde şöyle bir olay yaşandığı söyleniyor:  Bir partili, Kürtlerin CHP'ye neden ilgi göstermediğini sordu. Kürtlerin şu anda kendilerine uzak durduğunu kabul eden Hurşit Güneş, bu konuyla ilgili bazı çalışmalar yaptıklarını söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:  "Kürtler sonuçta bize ilgi göstereceklerdir. Yeni politikalar geliştiriyoruz. Kürtler eninde sonunda bizim kucağımıza oturacak."


(Kişisel Görüşüm:   "Diyarbakırlıya isterse Kürt derim,  ne olacak ki?"
Şaka gibisin Sayın Kılıçdaroğlu.  Elbette ki merkez medyadaki şakşakçıların ve CMHP'liler bunu sevmez/sevmedi ama  ben gene  Ekşi Sözlük'teki en kötülenmiş entrylerimden birini not düşeyim:
Kemal Kılıçdaroğlu: Tutuşturulan dosyalar ve kasetlere ek olarak, medyanın işareti ve alkışları ile sahneye çıkmış bir siyasetçi. Bilindiği üzre siyaset deneyim ve kadro gerektiren, Türkiye gibi ani kaosların yaşandığı belirsizliklerle dolu bir ortamda adeta değirmen gibi insanı öğüten bir sistem. Ve çarklar gaz verenlerin arzuladıklarının tersinde dönmeye başladığında, ilk taş koymanın da kendilerince yapıldığını da yine defaatle gördük. Bakalım Kılıçdaroğlu bu çemberi aşabilecek mi?
Böyle demiştim. Meğerse "yükselmek, aşmak" gibi bir gayreti de yokmuş kendisinin. Sırf oylar artsın, vesayet devam etsin diye o koltuğa oturtulmuş bir memur imiş.  Üstelik en kritik dönemde ülkede muhalefet yok.  Hani yapılan zamlar filan diyoruz ama ülkenin başına kim geçerse geçsin, şu son dönemde atılan kazıkların acısı bir 50 senede bile çıkacak gibi değil. CHP ise hâlâ  "Kürt'e Kürt desek mi, demesek mi?"  bunlarla meşgul. "Örümcek kafalı"  derdi bir zamanlar birileri... Daha da geridelermiş;  söz konusu insan hakları, insanı insan yapan değerler olunca maskeler tutmuyor zaten.)



CHP tarzı muhalefet örnekleri
Devam edelim.  Aynı Hurşit Güneş AKP için:  "'İşkence gördüm'  yalanına sığınan darbe beslemeleri"  ibaresini kullanmış.
Kılıçdaroğlu:  "Yeni CHP'de liberallere de yer var"  demiş.
CHP Yalova milletvekili Muharrem İnce AKP için: "Siz darbecilerin avukatısınız"  demiş...

(Bu  "Yeni CHP"  dedikleri tam bir  "ne bulduysan kat çorbası"  mıdır nedir?
Oktay Ekşi'yi partiye al,  Silivri'de hapis yatanları milletvekilliğine al,  AKP'yle arası açılan liberallere kapılarını arala...  "Gel, ne olursan ol yine gel"  gibi... Hurşit Güneş ise gittikçe açılıyor.  Önce "Kürtler bir gün kucağımıza oturacak" dedi,  şimdi ise ona buna "darbe beslemeleri" demeye başlamış.  Bu kaba lafları eden de bir numaralı darbe şakşakçısı partinin Genel Başkan yardımcısı!  Bir partinin yönetimi;  partinin asıl amacı ve hedef kitlesini küçük düşüren,  darbe üzerinden küfür etkisi yaratan benzetmeler kullanır mı? Üstelik parti genel sekreteri Süheyl Batum'un aforizmaları ortada iken.)



CHP Türkiye'yi sivil direnişe çağırdı (27 Ocak). TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonu'na üye CHP'li milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi'nin yeniden yapılandırılması ve Yargıtay ile Danıştay'a yeni daireler kurulmasına yönelik yasa tasarılarını 'Hitler dönemi Nazi Almanyasındaki gelişmelere' benzetti ve toplumu direnişe çağırdı. CHP Grup Başkanvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ile Komisyona üye 10 parti milletvekili düzenledikleri basın toplantısında, yüksek yargı ile ilgili olarak Meclis'e sunulan yasa tasarılarını ağır ifadelerle eleştirdiler.  Söylediklerinin özeti: Yüksek yargıya el konulmak isteniyormuş, rejim  'faşist'  bir yapıya dönüşüyormuş.

Hamzaçebi:  "Endişeliyiz. Toplumu bu konuda dikkatli olmaya davet ediyoruz. Bütün unsurları anayasal ve meşru zemin içinde direnmeye ve muhalefete çağırıyoruz. Bunun yol ve yöntemleri, vurmadan kırmadan, meşru zeminlerde her zaman için demokrasilerde bulunur" demiş ve topluca komisyondan ayrılmışlar.  Bu gelişme sonrası, zaten kaynayan kazan gibi olan Barolardan bazıları da çıkıp açıklama üstüne açıklama yaptı. Yetinmeyip Anayasa Mahkemesi Başkanı'nı istifaya çağırdılar filan...


Kişisel görüşüm:   Yine birilerini göreve çağırıyor,  'yine'  suni galeyan yaratmak istiyorlar anlaşılan. CHP zaten uzun yıllardan beri Don Kişot misali yel değirmenleriyle savaşıyor.  Sorunlar ve canavarlar yaratıklandırıp onlarla orantısız mücadele içerisinde.  Tarhan Erdem bu gelişme ile ilgili olarak, "Seçilmiş bir Meclis'in herhangi bir üyesinin yayımlamayı düşünebileceği bir bildiri değildir"  diyordu.   (bkz: Gafiller)

Türkiye'de sadece taraflar  (yani çeşmenin başındakiler)  değişiyor bence. Başarısız olup geri çekilenlere de hemen Nazilere sarılmak düşmüş. Naziler de Hitler de sakız gibi olmuş bu ülkede,  anlaşılan artık sadece Yahudi düşmanlığı ile de sınırlı değiller.  Kendi tarihi ve mevcut kafa yapısının farkındalığında olan basiretli kişilerin tekerlemesi olabilecek laflar değil bunlar.
Hukukçulara gelince... Yeter artık,  "yargıçlar kararlarıyla konuşur."  Baydı artık her şeyi medya önünde tartışma eğilimleri!  Halk için, insan/birey için adalet yok;  anca kayıkçı kavgaları... Bence asıl bu ülkedeki Hukuk fakültelerinde nasıl bir nosyon ile eğitim veriliyor ona odaklanmak lazım.
Nasıl yargısal kararlar bu kadar AİHM ile çelişiyor mesela bunun bir sebebi olmalı.

CHP sıkıntı içinde, onları anlamak lazım!  Çünkü çok haklılar. Pratik olarak düşünürsek,  1946'dan beri iktidar yüzü göremediler.  Gelip geçen başkanlarının basiretsizlikleri dolayısiyle adam gibi bir muhalefet partisi olamadılar. Dolayısıyla halk onlarda hiçbir cevher görmedi.  Şimdi Baykal'dan kurtulmuşken bu fırsatı değerlendirme becerisini gösteremeyeceklerini anlamış olmalılar ki, bunun sıkıntısı içindeler.  Seçimlerden fayda yok, darbelerden fayda yok, vesayetler kalkıyor, iktidar partisinin beğenildiği, seçimi tek başına iktidar olacak şekilde kazanacakları kamuoyu yoklamalarından anlaşılıyor. Kim sıkıntıda olmaz da sağa sola saldırmaz?  Parlamentoda olan bir şahıs parlamenter demokrasiye inanmıyorsa, halkı sokağa davet ediyorsa bunda bir tuhaflık var.  Halk zaten 12 Eylül referandumu ile kararını vermiş,  sokağa falan çıkmaz.  İkincisi sizden memnun değil, dediğinizi yapmaz.  Üçüncüsü halk bu tip hareketlerden yaka silkiyor,  halktan bunun istenmesi gaflet değildir de nedir? Dördüncüsü bahsedilen ve Atatürk'e ait olmadığı bilinen Bursa Nutku doğru olsa bile devrimlerin ve rejimin tehlikede olduğuna karar verecek olan siz misiniz?
(ayhan fahri  -  28 Ocak, Radikal Online)

Az bile söylemiş Hurşit Güneş.  CeMeHaPe'de  yada  AKePe'de at koşturan kuyrukçuluk yapan armut ağacının dibinde ağzı açık bekleyen Kürdlere az bile söylemiş.  Kürdler siz AKePe'lilerin farklı mı düşündüğünü zannediyorsunuz?  Yanılıyorsunuz farkları çok akıllı bir şekilde dillerini tutuyor olmaları...  CeMeHaPe'lilerde  bu kadar bile akıl yok.
Güzel bir söz, tokat gibi...
(blueknife  -  3 Şubat, R)

Fasizm tehlikesi varmis!  eee simdi herkesin fasizm anlayisi baska baska oldu bu memlekette.. evet diyelimki basbakan ve surekasi ve akp zihniyeti fasist. hemde tek adamci!!!  peki chp ve tek parti zamaninda chp bu ulkeyi nasil yonetti!???  simdi egri oturup dogru konusalim.. evet akp'nin kendine musluman oldugu yerler var ama akp ye muhalefet olacak partilerin ondan geri kalan hali var mi?  basta chp'nin!!  (mhp yi sozkonusu bile etmiyorum zira kendileri dupeduz milliyetcilik arkasina siginip irkcilik yapiyorlar)..  neyse sen bu ulkede vatandas turkce konus demissin!  milleti zorla turkce konusturup sindirmeye milleti jurnalcilige suruklemissin, varlik vergisiyle gayrimuslimleri sindirmissin,  kursulerden yeri gelmis vekillerin turk irki, turk soyu nutuklari cekmis,  memuriyet kanunundan vatandaslik kanununa yasalar bugun 1930larin zihniyetinde devam ediyor,  turanci turkculerin ellerini kollarini sallayarak orgutlendikleri yillar 1940-45 arasi tek parti zamani, 1938 olaylarini yazmiyorum bile!! fasizmi agziniza alirken biraz kendi gecmisine baksaniz..!!!  direnme hakki ha????  o zaman soyle diyebiliriz kilicdaroglu beye,  konuyu anlamasi icin..
12 eylulde dogudaki kurtlerin uzerine inen fasist cuntanin kendilerine temel ettikleri kemalist dusunce degilmiydi???  o dusuncelerede karsi,  o fasizmede karsi kurtler daga cikmadi mi? kendilerini fasizme karsi savunmadilar mi?  niye yaninda duramiyorsunuz bugun dahi??? kck davalari hakkinda iki kelam yok ama 12 eylulun fasizt yumrugunu kurtlere indiren ergenekon orgutune savunma var!  iste bu sisin ideolojiniz..!!! islamcilar evet  tu-kaka  ama sizin geri kalir bir yaniniz var mi?
(nevzenhan)



İçki yasakları  ve  alkollü içkiler:
Rutin zamlar devam ediyor, hükumet yetkileri ise ortada bir baskı olduğunu inkâra... Devlet Bakanı Hüseyin Çelik içki yasağı iddialarını "Kuyruklu yalan" diyerek savuşturdu. Öte yandan Aralık ayı gündeminde de değindiğim gibi, benzin zamları 'yine' tam gaz devam etmekte.   (bkz)


İnternet: Türkiye, OECD (Organisation for Economic Co-operation and Development / Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü)  ölçeğinde internetin en pahalı olduğu ülkelerden biri. İnternet bağlantı ücretlerine bakıldığında ise farklı bağlantı hızlarına göre Türkiye'nin 'yine' OECD ülkelerinin birçoğundan daha pahalı bir servise sahip olduğu belirtildi.

Bugün itibari ile Türkiye'ye giren kazık, hemen şimdi adamlar tekrar dönmemecesine iktidardan düşse bile 50 yılda anca çıkar.  O yüzden bir çok şey için artık çok geç.
...
Mesela Kürtler Ermeniler ne bileyim bi azınlık meselesi falan sözkonusu olsun aslana kaplana evrilirler anında.  Tuhaftır AKPlisinden MHPlisine CHPlisinden İşçi Partilisine hepsi yekvucut olur.  Seksenlerde  'solcular olmasın'daki  o solculuk da tartışmalı ya neyse kim olursa olsun diye pompalanan dincilerin bugün önünü alamıyorsan üzgünüm dostum.
Kenanım evrenim küçük Amerikam!  Bilmem bu hikaye mikro düzeyde bir Sovyetler karşıtı Amerikanın  Afgan-Taliban muhabbetine benziyor mu?
(katil balina  -  12 Ocak 2011, Ek$i  #21598211)

İyice görünüyor ki,  aynen yardımcısı Hüseyin Çelik gibi, Başbakanın manzarası da ancak ve ancak Sunni-Emevi-Vahabi penceresinden görülenler kadardır.  Neler demişti Başbakan? "Güvenlik güçlerimiz kadın da olsa yaşlı da olsa çocuk da olsa gereğini yerine getirecektir."  "Ben kadın erkek eşitliğine inanmam. Kadın ile Erkek hiç eşit olur mu, fıtrata ters" ve daha neler neler demişti şu referandum meydanlarında  "Bir mezhebî grup yargıyı ele geçirmiş beni de onlar mahkum etmişti zaten." "Müslüman adam Laik olmaz"...
Herkesi yanıltan veya şaşırtan Ötekiler Ezilenler Yoksullar İnkar Edilmişler Faili Meçhullere uğramışlar Asimile Edilmişler  Yok Edilmişler  Dersim'i dile getirerek Soykırıma uğramışlar hakkında yapılan samimiyet gösterileri,  edilen sözler ve gözyaşları bellidir ki sadece ve sadece siyasi birer manevradır. Mevzu sözden dönme çark etme ise kıvırma ise  evet belli olmuşturki  CeHaPe  liderinden farkı yoktur.
E artık  Salih MEMECAN  bir çizi çiziktirir galiba...
(blueknife  -  13 Ocak 2011, Radikal Online)




Siyasîler mezarlığı
Namık Kemal Zeybek  adlı (yandaki linkten bazı fotolarını görebileceğiniz) badem bıyıklı gazeteci-yazar, eski kültür bakanı, milliyetçi, hukuk fakültesi mezunu,  12 Eylül öncesi eski MHP'li,  ama DYP'den Meclis'e girmiş ve çeşitli bakanlıklar yapmış mümtaz şahsiyet;  [eskiden Radikal'de yazardı.  Yiğit Bulut'la evli olan  (Aydın Doğan'ın hanımının yeğeni)  spiker Şule Zeybek'in babası]   Demokrat Parti'nin yeni başkanı.

Bir ara Tansu Çiller'in de adı geçiyordu ancak "aday olmayacağını" açıklayarak temcit pilavı popüler kültür hayatımızda en azından bir isimde "suyunun suyunun suyunu"  sahnelememiş oldu.


...
Bilgi Üniversitesi  ve  porno
Bilgi Üniversitesi'nden geçen yıl mezun olduğu belirtilen bir öğrenci, bitirme tezi olarak (ve galiba okulun stüdyosunda) porno film denemesi gibi bir çalışma yapmış. Önce Tempo dergisi, ardından siyasi magazin gazetecimiz Cüneyt Özdemir konunun üzerine ciddiyetle giderek popüler olmaya hak kazandılar. Veliler ayaklandı, hocalar derhal okuldan atıldı ve böylece bir ahlaksızlığa daha geçit verilmedi. Olayın baş tasarlayıcısı Deniz Özgün adlı öğrenciyle yapılmış bir söyleşiyi şu  linkten  okuyabilirsiniz.

("Videonun akademik sınırlar dışına taşmayacağına ve ticari amaçla kullanılmayacağına dair yazılı bir anlaşma yaptık."
"İnsanlar bunu seviyeyi kaybetmeden ve okula zarar vermeden tartışmayı başarabilecek mi? Orada başlıyor asıl sınav. Ülkede bu kadar baskı olması beni çok rahatsız ediyor. Çoğunluğun bu denli muhafazakâr olması, bizim Cihangir, Beyoğlu, Bebek istikâmetine hapsolmamız beni sıkıyor. Tüm bu muhafazakârlaşmaya 'hardcore' bir cevap olarak da görebilirsin bunu. Daha özgür bir toplumda yaşasaydık, böyle bir şey yapmak aklıma bile gelmezdi belki.")

Artan tepkiler, medyanın kudurmuş bir köpek gibi tartışmaları körüklemesi filan derken YÖK'e de ulvi görevleri hatırlatılınca;  tez hocaları okuldan atıldı. Kemalistlerin genel düşünce yapısı yazımda da değindiğim gibi, bu topraklarda birilerinin kutsalına değenler atılmaya hak kazanmıştır zaten.

İlgili öğrenci hangi bölümde okumuş,  film neymiş hiç bilmiyorum ama benim konu ile ilgili iki yorumum şöyleydi mesela:
İşte her şey böyle 'masum' tepkilerle başlıyor.  Önce üniversitede tez konusu olarak farklı bir iş çıkaranlar taşa tutulsun,  hocaları okuldan atılsın,  dün Kemalizm'i eleştiren Atilla Yayla'yı atmıştık,  bugün Başbakan ve bazı bakanlara RTÜK eliyle yayın yasağı yetkisi verdik..  Sokaktaki el ele göz göze dolaşan çiftleri polise ihbar ettik,  içki konusundaki tavrımızı belli etmek için sürekli ÖTV'ler bindirdik,  Maliye Bakanımız bu duruma açıklama olarak  "Halk sağlığını düşündük"  dedi..  Karikatürleri yasaklattık,  basını susturmak için sürekli davalar açtık.  İnternette sansürü körükledik. Şimdi de Osmanlı üzerine bir deneme mi yapılıyormuş televizyonda? Muhteşem Yüzyıl adlı diziden bahsediyorum.  Çok yanlış şeyler bunlar azizim,  biz ahlak bekçisi olduğumuz kadar Osmanlı bekçileriyiz de aynı zamanda.  Gereği derhal yapıla!

Ne kadar gerizekalı yurdum insanı olduğunu bir kez daha ortaya koymuş bir olaydır ayrıca. Azıcık bir düşününce, şu akla geliyor oysa:  İçinde bulunduğumuz zaman ve internet ortamı pornoya erişim ve porno çekim bakımından çok sınırlı imkanlar mı sunuyor ki;  neden bir üniversitede  (hele ki son yılların parlayan bir üniversitesinde)  iki öğrenci diğerlerinden farklı olarak bu alanı seçiyor?  Bunun olası nedenleri ile ilgili öğrencilerin bölümleri de göz önüne alınarak söylenebilecek onlarca ihtimal varken;  "Zina yaptınız, tü Allah belanızı, atılın!" demek ağzından salyalar akıtmaktan başka bir şey değildir, ki asıl ahlaksızlık kanımca budur.  Gerçek ahlak sahibi insan tasvip etmediği şeyleri bu tonda eleştirmez çünkü.  Üstelik sizdeki ahlak ve namus damarı zayıfsa zaten bahane ararsınız yan çizmek için.  Yoksa 1 çift yolda öpüşmüş derhal Polisi arayalım,  bir gazeteci dikkat çekmek için konuyu şişirdikçe şişiriyor bari biz de lafı koyalım diyenler;  gerçekten de hakiki SIVAZSPOR'lular olabilir ancak. İşte bu tam da "taşra ahlakı"na tekabül ediyor ki olaya böyle bakınca neden ensesti tecavüzü sıradan gördükleri de,  ikiyüzlü gösterişçi ahlak yapıları da bir kez daha gözler önüne seriliyor.  Sanki üniversitelerdeki her çirkinlik sizi pek bir ilgilendiriyor  pek ilgilisiniz de  nedense patlamak ve boşalmak için  -gene-  cinselliği seçmiş gibisiniz?

Güzel Sanatlar hocası olan bir akademisyen (Prof. Oğuz Adanır) ise şöyle demiş,  öğrencinin dergi söyleşisinde dile getirdikleri üzerine:

"Akademik özgürlüğün sınırlarını sorgulamak istiyormuş. Bir öğrenciye düşmez bu özgürlüğü sorgulamak. O, akademisyenlerin işidir.  Akademisyen olduğu zaman,  isterse o da sorgular."

Türk Akademisinin rezil durumunun en güzel örneklerinden biri  ve  şipşak resmidir.  İşte akademisyenlerin  "isminin önündeki çıkıntıya teslim oluş" tiksinç ruh halleri!

Kişisel Görüşüm:  Türk insanı ile ilgili en midemi bulandıran şey,  üstüne vazife olmayan ve dahi bilgi sahibi olmadığı konularda ahkam kesmesidir. Görüşünü belirtmek ile yargıçlık taslamak arasındaki çizgiyi haddinden fazla aşmasıdır.  Ufak bilgi kırıntıları ile  "üstad-ı azam"  pozları kesebilmesidir.
Var olan tabandaki bu özellik,  yazılı basın ve internet haberciliğinde öyle pespaye unsurlarla birleşiyor ki...

Neyse uzatmayayım.  Türkiye'de hiç bir şey olması gerektiği gibi değil. Genelleştirirsek:  Gazeteci sandığın gazeteci değil,  rektör sandığın rektör değil,  öğretmen sandığın  "öğrenmeyen ve öğretemeyen"  biri aslında  (ki "öğretmek değil,  en fazla ezberletmek"tir yaptığı.)  Üniversitelerin ne olduğu ortada.  Dün sırf görüşleri yüzünden  Atilla Yayla'yı  atan bakış açısı,  (Atilla hocayı sevdiğimden veya matah bir akademisyen olarak gördüğümden değil; fikir ve akademik özgürlükler açısından onun örneğine işaret ediyorum)  bugün porno tezi değerlendiren akademisyeni atıyor.  Ve Kemalistler ahlakçılıkta diretiyor. Rüzgarların ne yönden eseceğini kestirmek zor, yarın da Kemalistler atılabilir?  Bir sorduk mu acaba yurt dışındaki sinema ile ilgili bölümlerde durum nedir?  Üniversite ve akademi kavramı kimsenin tekelinde değil.

Bu olay vesilesi ile bir de  "ahlak bekçisi pop gazeteciler"  ile yollarımız kesişmiş oldu.  Gazeteciler popülerliklerini artırmak için, yangından mal kaçırır gibi bu konuları gündeme getirir ve bunun üzerinden tıklanma sayılarını artırma hesapları yaparsa;  evet işimiz var demektir.  Neyse ki bu olay bize kadın-erkek ne çok porno açı insanımızın olduğunu bir kez daha gösterdi. "Porno"  deyince olumlu-olumsuz ağzından salyalar saçanlara  porno teklifi yapılsa yeridir.


(tıklayınız:  ŞUBAT 2011  tag'ini içeren tüm bloglarım)
* .

Baykal,  Doğan,  TBMM,  Radikal