Ülke kamuoyunda şu andakinin aksine, birkaç kişi dışında kimsenin Canan Kaftancıoğlu adını duymadığı zamanlarda kendisine ait bazı tvitleri derleyip "CHP nereye koşuyor?" diye tepkisel bir soru sormuştum; hatta bazı CHP yöneticilerinin sosyal medya paylaşımlarını aynı yazımda derlemiştim. (Linke tıklayarak okuyabilirsiniz.)
O zaman bazı kemikleşmiş CHP'liler "Ne var canım bunlarda?..." demişti. Zaten ezberlerinden asla vazgeçmezler ve hep en ahlaklı onlardır. Blog yazılarımdaysa malum, sürekli CHP'yi eleştiriyoruz. Zira demokrasilerde farklı seçenekler ve gerçek bir muhalefet olmazsa, yapılan seçimler göstermelik olur; sadece sistemi legalize etmeye yarar, hayır çıkmaz. CHP ise adeta çakma muhalefet üretim merkezi gibi işleyen bir yapı. Ancak gelinen şu noktada, Kaftancıoğlu'na yapılan bu haksızlığa karşı duracak sınırlara da dayandık iyi mi!
Hani zaten muhalefetin hallerine anlam veremiyoruz ama; seversin-sevmezsin, her zararlı görüş bildiren hapse "tıkılmaz". Mücadele yolu bu olmamalı. Üstelik neredeyse on sene önce yazılmış, benzerleri bir sürü basın-yayın organında, kitapta, söyleşide, tweet'te; kimisi iktidar partisinin meşhur simaları dahil farklı kişiler tarafından söylenmiş benzer sözler nedeniyle hapis cezası veriliyor. Çifte standart (ayrı muamele) ve cezanın geriye doğru işletilmesi!
Bir arkadaşımın dediği gibi "Karar siyasi burun sürtme ve hakkaniyetli değil. Kamu vicdanında kabul edilmez." Fakat bizde karşı kamptan olduğu takdirde, bu tarz siyasi mahkumiyetlere şampanya patlatan zihniyet bir türlü bitmedi. Biteceğe de benzemiyor. Zaten bizde hukuksuzluk kendi işine yarıyorsa görmezden gelme alışkanlığı çok yaygın. Dahası ülkede her başarı itinayla cezalandırılıyor.
EDIT: Facebook'taki paylaşımlarımın altına gelenler ile birlikte bu yazı altındaki YORUMLAR oldukça zenginleşti. Okumanızı tavsiye ederim.




























